#

Giriş:

Son Güncelleme:

Eğitim

Acı tablo: Her iki gençten biri mutlu değil

18-29 yaş grubu arasında yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin yüzde 76’sı daha iyi bir gelecek için yurt dışında yaşamak istiyor. Her iki gençten biri mutlu olmadığını ifade ederken, yüzde 77’si torpilin yetenekten daha etkili olduğuna inanıyor.

Yeditepe Üniversitesi ve MAK Danışmanlık iş birliği ile gerçekleştirilen en kapsamlı ‘Gençlik Araştırması’nda sonuçları açıklandı.

13 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında 18-29 yaş grubu gençlerle gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları, TV5’de yayınlanan Kulis Ankara programında ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.

Gençlerin, din, siyaset, aile, toplum ile ilişkilerinin yanı sıra internet alışkanlıklarının sorulduğu araştırmada gençlerin borçlu, mutsuz ve gelecek kaygısı içinde oldukları görüldü.

Araştırmanın saha çalışmasını yürüten MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, yapılan çalışmanın sadece bugünü anlama noktasında değil geleceğe ışık tutma konusunda da çarpıcı veriler ortaya koyduğunu vurguladı.

Gençlerin yüzde 50,5’i mutlu değil

Yapılan araştırmaya göre, “Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz?” şeklinde soruya gençlerin yalnızca yüzde 18,2’si ‘mutluyum’ cevabını verirken, yüzde 23’ü ‘hiç mutlu değilim’, yüzde 27,5’i ise ‘mutlu değilim’ cevabını verdi.

Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 23,5’i ‘ne mutlu ne mutsuz sayılırım’ cevabını verirken, yüzde 7,8’i ise ‘çok mutluyum’ cevabını verdi.

Gençlerin yüzde 26,2’si mutluluğu parada arıyor

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından diğeri ise gençlerin ‘Mutlu olmak için öncelikli neye sahip olmak gerekir?’ sorusuna verilen cevaplar oldu.

Gençlerin yüzde 26,2’si mutlu olmak için öncelikle paraya sahip olunması gerektiğini belirtirken, yüzde 16,6’sı statü/kariyer cevabını verdi. Gençlerin sadece yüzde 12,4’ü maneviyat ve yüzde 11,3’ünün ise aile yanıtını vermesi dikkat çekti.

Gençlerin yüzde 90’nına yakını büyüklerin kendilerini anlamadığını düşünüyor

Yetişkinlerin kendilerini anlayıp anlamadığı konusunda düşüncesi sorulan gençlerin yüze 42,5’i anlamıyorlar cevabını verirken, yüzde 38,8’i ise az anlıyorlar cevabını verdi. Gençlerin sadece yüzde 9,4’ü yetişkinlerin kendilerini anladığını söylüyor.

Arkadaş ortamı kötü alışkanlığa sevk ediyor

“Size göre gençler arasında sigara, alkol ve uyuşturucu vb. alışkanlıkların artmasında en önemli etkenler nelerdir?” şeklindeki soruya araştırmaya katılan gençlerin yüzde 62,3’ü ‘arkadaş ortamı’ cevabını verirken, yüzde 13,9’u ‘merak’ yüzde 10,4’ü ise ‘aile ortamı’ cevabını verdi.

Yüzde 82’si kendini bir dini inanca sahip olarak tanımlıyor

Araştırmada 18-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 82’lik kısmı kendini bir dini inanca sahip olduğunu söylerken, yüzde 7,7’si ise hiçbir dine mensup olmadığını ifade ediyor.

“Sahip olduğunuz dini inancınız; Davranış/tutumlarınızı etkiliyor mu?” şeklinde soruya ise gençlerin yüzde 69,5’i ‘bazen/ara sıra’ cevabını verirken, yüzde 15,4’ü ise ‘her zaman’ yanıtı verdi.

Sahip olduğu dini inancın davranış ve tutumları üzerinde etkili olmadığını belirten gençlerin oranı ise yüzde 15,1 olarak öne çıkıyor.

Arkadaş tercihinde din ya da mezhebin etkili olup olmadığı ile ilgili soruya gençlerin yüzde 88,7’si ‘Hayır, arkadaş tercihimde bunlar asla önemli değil’ cevabını verirken, tercihlerinde etkili olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 5,2 oldu.

Yüzde 11,7’sinde Ahiret inancı yok

Araştırmada, ahiretin varlığına ve yapılan her şeyden hesaba çekileceğine inanan gençlerin oranı yüzde 72,2 olarak karşımıza çıkarken, yüzde 11,7’lik bir kısım ise ahiretin varlığına inanmıyor.

“Namaz kılıyor musunuz?” sorusuna gençlerin yüzde 39’u ‘haftada bir kere Cuma Namazı’ cevabını verirken, yüzde 26,7’si ise ‘Bayram Namazı veya başka çok özel günlerde yılda birkaç kere’ cevabını verdi.

‘Hayır, hiç namaz kılmıyorum’ cevabını verenlerin oranı yüzde 17,8 olurken, ‘5 Vakit namaz kılıyorum’ diyenlerin oranı ise yüzde 14’de kaldı.

Gençlerin yüzde 74’ü siyasetle ilgili

“Türkiye’deki siyasi partilerden herhangi birinin gençlerin sorunlarını çözme konusunda yeterli politikalar üretebildiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna gençlerin yüzde 77,9’u’Hayır hiçbir parti yeterli politika üretmiyor sadece üretiyormuş gibi görünüyor’ cevabını verdi.

Siyasetle ilgisi sorulan gençlerin sadece yüzde 19’u ilgisiz olduğunu belirtirken, yüzde 60,6’sı ara sıra yüzde 14,1’i ise her zaman ilgili olduğunu ifade ediyor.

Gençlerin yüzde 76’sı ‘başka ülkede yaşarım’ diyor

“Bu ülkeyi yönetiyor olsanız öncelikle çözeceğiniz sorun ne olurdu?” sorusuna gençlerin 46,7’si gibi büyük bir oran işsizlik/istihdam sorunu cevabını verirken, yüzde 8,8 hayat pahalılığı yüzde 7,6’sı ise adalet cevabını verdi.

“Eğitim veya iş amaçlı bir başka ülkede geçici süreli yaşama fırsatı tanınsa yurt dışına gitmek ister misiniz?” sorusuna gençlerin yüzde 76,2’si ‘evet kesinlikle giderim’ cevabını verirken, yüzde 14’ü ise ‘Evet ama ülkemde aynı şartları bulursam gitmem’ cevabını verdi.

Kalıcı olarak bir başka ülkenin vatandaşlığı verildiğinde ‘evet terk eder giderim’ diyenlerin oranı yüzde 64 olurken, sadece yüzde 14’ü ‘ülkemde kalırım’ cevabını verdi.

Daha iyi bir gelecek için yurtdışını istiyorlar

“Hangi ülkede yaşamak istersiniz?” sorusuna yüzde 43 ile Avrupa ülkeleri başı çekerken, yüzde 39,8 ile ABD/Kanada yüzde 14,8 ile de İskandinav ülkeleri takip ediyor.

“Neden başka bir ülkede yaşarsınız” sorusuna ise gençlerin yüzde 59’ü ‘daha iyi bir gelecek’ cevabını verirken, yüzde 14,6’sı ‘Daha huzurlu hayat’ yüzde 6’sı ‘adalet/eşitlik’ ve yüzde 20,4’ü ise ‘diğerleri’ cevabını verdi.

En çok İnstagram kullanıyorlar

Yapılan araştırmaya göre gençler yüzde 34 ile en çok instagram kullanıyor. İnstagramı yüzde 30 ile twitter, yüzde 15 ile facebook takip ediyor.

Gençlerin yüzde 58.6’sı haberi sosyal medyadan takip ederken, bunu yüzde 21 ile TV kanalları, yüzde 15 ile basılı gazeteler takip ediyor.

Yüzde 77.6’sı torpilin yetenekten daha etkili olduğunu düşünüyor

Araştırma kapsamında sorulan “sizce Türkiye’de işe girebilmek için liyakat mi daha etkili yoksa torpil mi?” sorusuna yüzde 77.6’sı torpilin liyakatten daha etkili olduğu yönünde cevap verdi.

Gençliğin yüzde 86’sı borçlu

En çarpıcı sonuçlardan birisi de, “şu an itibariyle borcunuz var mı?” sorusu oldu. Gençlerin yüzde 86’sı bu soruya ‘evet, var’ cevabı verdi. 5 bin ile 10 bin TL arası borçlu olanların oranı yüzde 27 ile ilk sırada yer aldı.

Eğitim

YDS sınav giriş belgeleri erişime açıldı

Haber Giriş:

on

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2020-YDS) giriş belgelerini eşirime açtı.

ÖSYM’den yapılan açıklamada, 27 Eylül’de yapılacak 2020-YDS adaylarının, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemlerinin tamamlandığı bildirildi.

Açıklamada, “Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesini, ÖSYM’nin ‘https://ais.osym.gov.tr’ internet adresinden 17 Eylül 2020 tarihinde saat 14.00’ten itibaren T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleri ile edinebileceklerdir.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca 2020-YDS için adayların saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacağı hatırlatıldı.

Devam Et

Eğitim

YKS ek tercih işlemleri bugün başladı

Haber Giriş:

on

YKS ek yerleştirme kılavuzu Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin internet sitesinde yayımlandı.

Adayların tercihlerini 17-23 Eylül tarihlerinde “http://ais.osym.gov.tr” adresi ve “ÖSYM AİS Mobil” uygulamasından yapabilecek.

24 TERCİH HAKKI VAR 

Ek Yerleştirmede adayların 24 tercih hakkı bulunuyor.  Ek yerleştirme ücreti 20,00 TL.

Ek yerleştirme ücreti, 24 Eylül 2020 tarihi saat 23.59’a kadar yatırılabilecektir. Ek yerleştirme ücretiniyatırmayan adayların ek yerleştirme için yapmış oldukları yükseköğretim programları tercihleri geçersiz sayılacak.

KAYITLAR 5-7 EKİM’DE

Bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri üniversiteler tarafından 5-9 Ekim 2020 tarihleri arasında yapılacak.

Elektronik kayıtlar ise 5-7 Ekim 2020 tarihleri arasında yapılacak.

Devam Et

Eğitim

Acı gerçek: 1 milyon çocuk tarikatların elinde

Haber Giriş:

on

Tarikat araştırması nedeniyle hakkında inceleme başlatılan Prof. Balcı, Cumhuriyet’ten İpek Özbey’e konuştu.

Prof. Dr. Esergül Balcı’nın dikkat çektiği noktalar ve çarpıcı analizlerinden öne çıkanlar şöyle;

  • Taşrada devlet eğitimden kademe kademe çekilmiş. Bazı bölgelerde okullar kapatılmış. Yoksulluk ve sahipsizlik nedeniyle aileler çocuklarını tarikatlara teslim etmiş. Yarın bu çocukların hangi amaç için nasıl kullanılacağı meçhul.
  • Bu durum terör kadar ciddi bir ulusal güvenlik sorunudur. IŞİD’e katılanların çoğunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden olduğunu mahkeme kayıtlarından biliyoruz. Biz bunun için AB’nin programından esinlenerek “Tarikat Erasmus”u ifadesini kullandık.
  • Afrin’de, İdlib’de evlatlarımız terör örgütü PYD/YPG ile yani PKK’nin Suriye koluyla savaşıyor. Bunların lideri Salih Müslim’in kardeşi de Gaziantep’te Zehra adında bir medrese açtı. Mehmetçik, Suriyeli teröristlerin aileleri Türkiye’de medrese açsın diye mi şehit oluyor?
  • Yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye’de bir milyon civarında çocuk tarikatların elinde. Çoğunluğu yoksul ailelerden geliyor. Çaresizler. Kalabalık ailesinin karnını zar zor doyuran ebeveynler çocuklarını tarikata verince, bir boğaz eksiltmiş oluyor.
  • Siz bakmayın tarikatların İstanbul Sözleşmesi konusunda yaygara kopardıklarına. Karşı cinsle neredeyse hiçbir temasları yok. Battaniyeden tahrik olan ve bu konuda fetva veren şeyhler var.
  • İstanbul’da bir Kuran kursunda çocuklara, ardından Sakarya’da 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz edildi gibi pek çok haber ve bunlara ilişkin tutuklamalar oluyor. Bunlar buzdağının görünen yüzü. Tarikat yurtları, okulları, kursları ve evleri her türlü istismara açık.

Türkiye’deki tarikatlar aslında Soğuk Savaş artığı yapılar. Komünizmle mücadele için desteklenmiş, daha sonra para ve menfaat ilişkileriyle palazlanmış karanlık organizasyonlar.

– Onca paranın kaynağı?

Önceleri hac, umre, bağış, fitre, zekât ve kurban derisi gibi gelirleri varken, artık kamudan beslenen devasa holdinglere dönüştüler. Özellikle herkesin bildiği gibi eğitim ve sağlık alanını tercih etmiş durumdalar.

– Ya kamuya nasıl sızdılar?

Yoksul öğrencileri ve gençleri ağlarına düşürdüler. Özellikle büyük şehirlerde okumak zorunda olan ancak parası olmayan gençleri topladılar. Yurt ve burs olanakları sağladılar. Mezun olanları da siyasi ilişkilerini kullanarak kamuya monte ettiler.

TARİKATLARIN ELİNDE 1 MİLYON ÇOCUK VAR!

– Türkiye’de aşağı yukarı kaç çocuk tarikatların elinde?

Yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye’de bir milyon civarında çocuğun tarikatların elinde olduğu sonucuna ulaştık. Çoğunluğu yoksul ailelerden geliyor. Çaresizler. Özellikle büyük şehirlerin varoşlarında yaşayan, kırsaldan gelen, dinsel ve geleneksel değerlerle çocuklarını koruyabileceğini zanneden ailelerin çocukları.

– Hangi nedenlerle tarikatlara veriliyorlar?

Öncelik ekonomi. Kalabalık ailesinin karnını zar zor doyuran ebeveynler çocuklarını tarikata verince, bir boğaz eksiltmiş oluyor. Sonra “Oğlum-kızım büyükşehirde kapılıp gider, kötü yola düşer, dininde imanında büyüsün” diye düşünenler var. Bir de geldikleri çevredeki hemşerilerinin yönlendirmesi söz konusu. Bu insanlar kentte tutunamamanın ezikliğini ve ekonomik yetersizliklerinin sıkıntısını “hiç değilse çocuğumuz parasız eğitiliyor” düşüncesiyle azaltmaktadırlar. Bu durum bir yerde “çaresizliğin çaresi” halini almıştır.

– Aldıkları eğitim ne?

Eğitimlerin çoğu Arapça ve Kürtçe. Tavizsiz bir itaat ve metafizik bir hayal âlemiyle soslanmış eğitim veriliyor. Hiçbir bilimsel ve rasyonel öğenin bu eğitimde yeri yok. Hiçbir şey sorgulanamaz. Peygamberlere özgü mucizeleri olduğunu iddia ediyorlar. Sohbetlerde çocuklara anlatılan ya da izlettirilen propagandalarla bu durum perçinleniyor. Dinimiz gerçekleri ile ilgisiz bir eğitim.

Son yıllarda taciz ve tecavüz olaylarıyla sıkça gündeme geliyor tarikatlar. Daha geçenlerde Uşşaki tarikatının lideri Fatih Nurullah, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı. Nasıl bir sosyoloji ve psikoloji yatıyor bu taciz olaylarının altında?

Medrese öğrencileri yatılı olarak kalıyor. Kapalı ortam, beyin yıkama, korku ve güvensizlik nedeniyle her türlü istismara açık durumdalar. Siz bakmayın tarikatların İstanbul Sözleşmesi konusunda yaygara kopardıklarına. Karşı cinsle neredeyse hiçbir temasları yok. Battaniyeden tahrik olan ve bu konuda fetva veren şeyhler var. Küçük yaştan itibaren kendilerinden büyüklerle birlikte yaşamak ve onlara tam anlamıyla itaat etmek üzerine kurulu kapalı bir yapının içinde yetişiyorlar. Biz, tarikat yurtlarında ve okullarında yaşanan tecavüzleri ve istismarları iletişimin olanaklarının artmasıyla öğrenebildik. Oysa bu geçmişten beri olagelen bir durumdu. İstanbul’da bir Kuran kursunda çocuklara, ardından Sakarya’da 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz edildi gibi pek çok haber ve bunlara ilişkin tutuklamalar oluyor. Bunlar buzdağının görünen yüzü. Tarikat yurtları, okulları, kursları ve evleri her türlü istismara açık. Buralarda kalan çocuklar evlerine döndüklerinde kendi psikolojik durumlarını ailelerine, varsa kardeşlerine de yansıtabiliyorlar.

– Kadınlara ne öğretiliyor?

Kadının görevi olarak erkeğe itaat en önemli öğreti ne yazık ki! Bir kadın olarak bunu içim acıyarak söylüyorum. Onların düşüncesine göre kadın, zaten erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış ikinci sınıf bir varlık ve erkeğin kölesi durumunda.

– Tarikat ve cemaatler kapatılmalı

Tarikat ve cemaatler, kapatılsın demek en kolayı ancak “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması” yasası halen yürürlükte, yani zaten kapalı olmaları gerekiyor. Sorun Türkiye’deki pek çok konuda olduğu gibi uygulamada. Devlet görüp de görmezden geliyor, çoğu dernek ve vakıf çatısı altında olduğu için. Üstelik şeyhlerin çoğu röportaj veriyor, devlet adamları ile görüşüyor. Öncelikle yasaların uygulama sorunu giderilmelidir. Tarikat ve cemaatler, özellikle devletin yetersiz kaldığı alanlarda ortaya çıkıyorlar. Doğa boşluk kaldırmaz, hemen başkaları tarafından doldurulur. Ortaya çıkan boşluğu devlet, doldurmalıdır. Eğitim politikaları savrulmalardan kurtarılarak herkese eğitim hakkı, yurt, burs olanağı sağlamalı; laik, çağdaş, bilimsel, sorgulayıcı, özgür düşünceye sahip insan yetiştirilmelidir. Kısaca, anayasamızın 42. maddesi ile 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu gerçek anlamda uygulanmalıdır. Tabii her şeyden önemlisi, din-siyaset-eğitim ilişkisine son verilmelidir.

 

Devam Et

Trend