#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

AK Partili Ünal’dan ‘sosyal medya’ açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “Twitter, Facebook, lnstagram gibi sosyal ağ sahipleri benim ülkemle bir hukuki ve mali muhataplık oluşturmadığı zaman 55 milyon vatandaşımın hakkını kim koruyacak?” değerlendirmesinde bulundu.

Ünal, sosyal medya düzenlemesine yönelik olarak Avrupa Birliğinin sosyal ağları, bilgi toplumunun hizmet sağlayıcısı olarak tanımladığını hatırlattı.

“Sosyal ağları bilgi toplumunun hizmet sağlayıcısı olarak tanımladığınız zaman bu hizmet sağlayıcılarını iki şeyden korumanız gerekiyor.” diyen Ünal, Avrupa Birliğinin internet ortamına ilişkin kırmızı çizgilerinin dezenformasyon ve terörle mücadele olduğunu söyledi.

Sosyal medyanın yalan, iftira, hakaret özel hayatın dokunulmazlığı kişisel verilerinin ifşası alanı olmaması gerektiğinin altını çizen Ünal, şöyle konuştu:

“Bu konuda düzenleme yapmayan ülkelerde sosyal ağlar adeta bir operasyon aparatına dönüşmüş durumda. Buralarda hukuksuz bir şekilde her önüne gelen, klavyenin arkasına saklanan ve istediği şekilde hareket ediyor. Bunun sonuçlarında da ortaya dezenformasyonun insan zihnini, insan ilişkilerini zehirlediği bir süreç ortaya çıkıyor.”

Sosyal ağlarda Türkiye’ye yönelik operasyonların Türkiye’nin içinden yapılmadığını vurgulayan Mahir Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’ye yönelik operasyonlar çoğunlukla FETÖ’cü ve PKK’lı hesaplar tarafından Almanya, İngiltere, Fransa ABD üzerinden yapılıyor. Çünkü siber dünyada fiziki coğrafya yok ki. Biz bunlara dönüp diyoruz ki, 2019 yılında biz Twitter’dan belli konularda bilgiler istemişiz. Bunlarla ilgili hiçbir karşılık bulamamışız. Sen benim ülkemde 55 milyon insanı kullanıcı olarak kendi ağlarına katacaksın. Ben de bu konuda vatandaşlarımızı haklarını ‘kim koruyacak?’ diye sorduğumda, ‘hukuki ve mali muhataplık oluşturmamız gerek dediğimde’ sen kapı duvar olacaksın…”

Gündem

Cumhurbaşkanı açıkladı: Yerli aşının adı belli oldu

Haber Giriş:

on

Yerli Kovid-19 aşısının Faz-3 çalışması kapsamında gönüllülerle yürütülen aşılama programı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çevrimiçi katılımıyla Ankara Şehir Hastanesi’nde başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli koronavirüs aşısının adının ‘TURKOVAC’ olduğu açıklandı.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları:

Ülkemizde geliştirilen yerli aşılardan üçüncü faza geçen bu ilk çalışmanın hayırlı olmasını diliyorum.

Üçüncü fazının ilk uygulaması biraz sonra gerçekleştirilecek bu aşımızla birlikte Türkiye artık yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır.

Salgınla mücadelede dünyada bilinen en etkili ve yaygın araç aşılar. Türkiye Çin ve Almanya başta olmak üzere somut neticeye ulaşan tüm aşıların tedariki ve uygulamasında oldukça ileri bir düzeydedir.

“KISITLAMALARI DA BİRER BİRER KALDIRIYOR VEYA AZALTIYORUZ”

İnşallah birkaç hafta içinde ülkemizdeki 18 yaş üzeri nüfusun tamamını aşılama kapsamına almış olacağız. Salgınla mücadelede ve aşılamada mesafe kat ettikçe kısıtlamaları da birer birer kaldırıyor veya azaltıyoruz.

Haziran ayı başıyla birlikte pek çok alanda milletimize rahat nefes aldıracak açılımları zaten başlatmıştık. Dün de Temmuz ayıyla birlikte sokağa çıkma kısıtlamaları başta olmak üzere pek çok konuya ilişkin mücadelelerimizi ve müjdelerimizi milletimizle paylaştık.

Bu salgının ne kadar süreceği belirsizdir. Ülkemizi salgın cenderesinden bir an önce kurtarmak, milletimizin sağlığını güvence altına almak için kendi aşımıza sahip olmamız kritik öneme sahiptir. Artık kendi aşımıza sahip olma konusunda son dönemece girmiş bulunuyoruz.

YERLİ AŞININ ADI ‘TURKOVAC’ OLDU

Bu konuda benim şahsen gönlümden geçen şu olabilir; hem ülkemizin tamamında dil noktasında kolaylık açısından; TURKOVAC.

Devam Et

Gündem

Deniz Çakır’ın bisikletini çalan hemşire hakkındaki davada karar

Haber Giriş:

on

Oyuncu Deniz Çakır’ın bisikletini çaldığı gerekçesiyle ‘nitelikli hırsızlık’ suçundan yargılanan hemşire Uygar K. hakkındaki dava, Çakır’ın şikayetinden vazgeçmesi üzerine düşürüldü.

İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya, tutuksuz sanık Uygar K. ve avukatı katıldı. Şikayetçi Deniz Çakır’ı ise avukatı temsil etti.

İddianamenin okunmasının ardından söz alan Çakır’ın avukatı Şaban Doğan, sanığın sağlık çalışanı olması, soruşturma aşamasındaki savunmasında, Kovid-19 hastalarına yardım etmek için aldığını söylediği bisikletin bedelini de SMA Tip 1 hastası Deniz Elmas’ın yardım hesabına yatırması nedeniyle şikayetten vazgeçtiklerini bildirdi.

Sanık Uygar K. savunmasında, üzerinde anahtarı olan bisikleti yol kenarında görüp aldığını belirterek, “Olayla ilgili nasıl savunma yapılır bilmiyorum. Bisikleti almamdaki amaç pandemi nedeniyle evinde yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmekti. Bu amaçla bisikleti Sakarya’da 10 gün kadar kullandım. Olay nedeniyle daha sonra rahatsız oldum. Bisikleti geri getirdim ancak sahibini bulamadım. Emniyetten aranınca bisikletle giderek teslim ettim. Cerrahi ameliyat hemşiresiyim. Bisikleti almamın sebebi pandemi nedeniyle hasta olan insanlara yardım etmektir” ifadelerini kullandı.

Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, olayın ‘basit hırsızlık’ olduğunu belirterek, şikayetten vazgeçildiği için sanık hakkındaki suç yönünden düşme kararı verilmesini istedi.

Mahkeme, sanık hakkında ‘bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık’ suçundan dava açılsa da eylemin basit hırsızlık kapsamında kalmasını ve Çakır’ın şikayetçi olmamasını dikkate alarak, davanın düşürülmesine karar verdi.

Ne olmuştu?

Oyuncu Deniz Çakır, Beşiktaş’ta evinin girişine park ettiği 8 bin 350 lira değerindeki elektrikli bisikletin çalınması üzerine emniyete şikayette bulunmuştu.

Güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu kimliği tespit edilen ve hemşire olduğu belirlenen Uygar K.’nin ifadesi alınmıştı. Bisikleti emniyete teslim eden Uygar K., savcılığın talimatıyla serbest bırakılmıştı.

İddianamede, Uygar K.’nin nitelikli hırsızlık suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Devam Et

Gündem

Kılıçdaroğlu: Siyasi partileri kapatmak doğru değil

Haber Giriş:

on

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyasi partileri kapatmak, onları farklı şekillerde topluma tanıtmak ya da terör örgütleriyle onları bağlantılaştırmak asla doğru değil. Varsa böyle bir şey devletin savcısı, hakimi devreye girer; ama bu iş, bir siyasi talimatla yapılırsa o doğru değil” dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin kapatılmasını doğru bulmadıklarını vurgulayarak, “Siyasi partileri kapatmak, onları farklı şekillerde topluma tanıtmak ya da terör örgütleriyle onları bağlantılaştırmak asla doğru değil. Varsa böyle bir şey devletin savcısı, hakimi devreye girer; ama bu iş bir siyasi talimatla yapılırsa o doğru değil. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, kimin için olursa olsun; haksızlığa karşı çıkmak, insan olarak bizim görevimizdir. Demokrasilerde en büyük hakem halktır, millettir” dedi.

‘SİYASİ OTORİTE YARGIYA TALİMAT VERMEMELİ’

HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan saldırıya tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Psikolojik sorunları olan birisinin eline nasıl silah veriyorsunuz, nasıl sıkıştırıyorsunuz? Bu kişi 2016 yılından beri tedavi görüyor. Buna ‘sağlam’ raporunu kim verdi? Psikolojik tedavi gören kişiye ‘sağlam’ raporunu nasıl veriyorsunuz? Öfkenin, intikam duygusunun olmadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Haksızlık kimden gelirse gelsin karşı çıkacağız. Yargının bağımsız olması lazım. Siyasi otorite yargıya talimat vermemeli. O zaman yargı bağımsız olmaz. Demokrasi konusunda hepimizin duyarlı olması lazım. Bizim gibi düşünmeyenler için de demokrasi istemeliyiz. Belediye başkanı arkadaşlarıma da söyledim, İzmir benzeri provokasyonlar olabilir. Sizin göreviniz halkı sükunete davet etmektir. İzmir’deki kişi silahlı saldırı düzenliyor. Psikolojik sorunları olan birisinin eline nasıl silah veriyorsunuz? Herhalde savcılar bunu da inceleyecektir” diye konuştu.

‘MKE’Yİ SATMAYA KALKACAKLAR’

AK Partili milletvekillerinin imzasını taşıyan, Makine Kimya Endüstri Kurumu’nun (MKEK) anonim şirketi olmasını düzenleyen teklife karşı çıktıklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Makine Kimya hangi gerekçe ile anonim şirketi oluyor? Her şeyi satarak bugüne geldiler. Şimdi satacak çok az şey kaldı. MKE’yi satmaya kalkacaklar. Tank paleti Katar ordusuna peşkeş çektiler. Anadolu’nun ortasında kurulan ilk entegre silah fabrikasıdır. Silah ve mühimmat üretiyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan ve gelişmesini sağlayan bir kurumdur. Hangi gerekçeyle anonim şirkete çeviriyorsun? Kırıkkale’de bu fabrikalar kurulurken burası 12 hanelik köydü, şimdi il oldu. Bu Erdoğan tayfası cumhuriyetten intikam almak istiyor. Silah fabrikalarını birilerine pazarlamak istiyorlar. Paraya doymadınız mı, dolarlara doymadınız mı? Her seçimde gittiniz, oylarınızı verdiniz eğer anonim şirkete dönmesin, diyorsan bir tek adresin var; CHP. MKE Genel Müdürlüğü’nü de Kırıkkale’ye taşıyacağız” dedi.

‘ERDOĞAN’I GENÇLERE TESLİM EDİYORUM’

Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin sorunlarına da değinen Kılıçdaroğlu, “19 yıldır Türkiye’yi bu noktaya getirdiler. Allah’ın izni, milletin izni ile iktidar olduğumuz zaman ilk yapacağımız iş, Suriyelileri Suriye’ye kardeşçe göndermek olacaktır. Irkçılık yapmıyorum. Onların evlerini, köprülerini, yollarını, hastanelerini hepsini yapacağız. Avrupa Birliği finanse edecek. Davulla zurnayla ülkelerine gönderip, bütün Orta Doğu’da barışı sağlayacağız. Herkes bir yere not yazsın, görecekler bunu” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalara değinerek, “10 bin dolar alan siyasetçi var, bundan rahatsız olmuyorsun, müzikten rahatsız oluyorsun. Baba- oğul işsizlikten yüz yüze bakamıyor, müzikten rahatsız oluyorsun. Sanattan, sanatçıdan ve müzikten rahatsız olan Erdoğan’ı gençlere teslim ediyorum. Önümüze sandık gelecek, gençler gereğini yapacaklar” dedi.

‘KİM BÖLÜCÜ, KİM MİLLİYETÇİ’

CHP lideri Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşmasına da cevap vererek, “‘Kılıçdaroğlu elini vicdanına koysun, söylesin; kimin yanındadır, bölücülüğü mü destekliyor yoksa Türkiye’nin yanında mı yer alıyor?’ diye sormuş. Önemli bir soru. Ben ve arkadaşlarımız ve bütün dostlarımız Türkiye’nin birliğinden ve bütünlüğünden yanayız. Biz, şanlı ordumuzun tank-palet fabrikası Katar ordusuna peşkeş çekilirken itiraz eden, sen alkışlayan kişiydin. Biz kendi vatan topraklarını ve Süleyman Şah Türbesi’ni ve Türkiye Cumhuriyeti bayrağını kaçırıp, toprağı düşmana teslim edenlerden yana değiliz. Biz şanlı bayrağımızı 1 hafta içinde yerine dikmekten yanayız. Peki sen? Kaçanları, bayrağı indirenleri alkışladın. Kim bölücü, kim milliyetçi, kim ülkücü?” diye konuştu.

Devam Et

Trend