#

Giriş:

Son Güncelleme:

Antalya

Antalya Havalimanı’nda 3100 kişi Covid-19 testi yaptırdı

Antalya İl Sağlık Müdürü Dr. Ünal Hülür, bakanlığın talimatıyla koronavirüs (Covid-19) süreci kapsamında Antalya Havalimanı’na kurulan laboratuvarda 3100 kişinin test yaptırdığını açıkladı.

İl Sağlık Müdürü Dr. Hülür, bakanlığın talimatıyla pandemi sürecinde yurt dışı uçuşların başlaması ile yolcuların sağlığını korumak ve olası bulaşma riskini önlemek için havayolu ile yurt dışına gidecek olan ve yurt dışından gelenlerin kendi istekleri doğrultusunda tahlil amacıyla 30 Haziran’da terminal binasına laboratuvar kurulduğunu hatırlattı.

RAPOR SONUÇLARI İNGİLİZCE DE VERİLİYOR

Dr. Hülür, “Bu laboratuvarda 30 Haziran’dan bu yana yurt dışı seyahatleri kapsamında 3100 kişiden PCR testi için numune alarak laboratuvarda çalıştık. Yine Sağlık Bakanlığı’nın sistemi üzerinden elde edilen sonuçları, kişilere hem Türkçe hem de İngilizce olarak veriyoruz. Ayrıca Almanya’nın bazı bölgelerinden istendiği gibi farklı formlar da talep edilirse bunlar da tarafımızca onaylanarak kişilere veriliyor” dedi.

Antalya Havalimanı Sağlık Birimi’nde yeterli teknik donanım, tıbbi malzeme ve sağlık ekibinin bulunduğunu, kentte PCR testi yapılabilen laboratuvar sayısının yeterli olduğunu belirten Antalya İl Sağlık Müdürü Dr. Ünal Hülür, “Kimsenin mağdur olmaması için yoğun çaba gösteriyoruz” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurulan Antalya Havalimanı laboratuvarında, yolcu yurtdışına uçuş öncesi veya limana gelişte isteğine bağlı olarak 110 lira ödeyerek Covid-19 testi yaptırabiliyor.

Antalya

7 gündür aranan kıraathaneci: Kaybolmadım, kafamı dinliyordum

Haber Giriş:

on

Antalya’nın Kemer ilçesinde 7 gün önce bıraktığı notla helallik istedikten sonra ortadan kaybolan Tuncay Ö. (40), bugün İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek arandığı süreçte kent merkezinde kafa dinlediğini söyledi. Tuncay Ö., evinde bulunan nottan ise haberi olmadığını öne sürdü.

Kemer ilçe merkezinde kıraathane işletmecisi Tuncay Ö., 29 Temmuz Çarşamba günü Merkez Mahallesi’nde bulunan evinden ayrıldı. Kendisinden haber alamayan arkadaşları, 1 Ağustos Cumartesi günü Tuncay Ö.’nün yalnız yaşadığı eve gitti. İçeri girdiklerinde Tuncay Ö.’nün şarja takılı cep telefonunu ve yakınları için bıraktığı notu buldu. İhbar üzerine eve gelip, inceleme yapan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Tuncay Ö. için arama çalışması başlattı.

Yanına kişisel hiçbir eşya almadan evden çıkan Tuncay Ö.’nün, yakınlarına bıraktığı notta ise borçlarının, dükkanının devredilerek ödenmesini isteyip, ‘Allah hepinizden gani gani razı olsun. Hakkınızı helal edin. Benim hakkım helal olsun. Hoşça kalın, dostça kalın, saygı ve sevgiyle’ diye yazdığı belirtildi.

Tuncay Ö.’nün bulunması için polis ekipleri çalışmalarını sürdürürken, çevredeki kamera kayıtları da incelendi. Arama çalışmaları devam ederken, Tuncay Ö. bugün sabah saatlerinde İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis merkezine geldi. Tuncay Ö. kayıp olarak arandığı süreçte Antalya’da olduğunu, canı sıkıldığı için kafa dinlemeye gittiğini belirtirken, evinde bulunan nottan ise haberinin olmadığını söylediği öğrenildi.

Devam Et

Antalya

Kız arkadaşını döverek öldürmeden önce ablasını da dövmüş

Haber Giriş:

on

Antalya’da, polislere ağlayarak, “Düştü” dediği sevgilisi Hatice Şimşek’i (30) döverek öldürdüğü ortaya çıkan Gökhan Çınar’ın (31), aynı gece ablası Ümran Çınar’ı da alkollü halde otomobiliyle evine gitmek istediği için dövdüğü ortaya çıktı. Kardeşiyle birlikte tutuklanan Ümran Çınar’ın cinayete karışıp karışmadığı araştırılıyor.

Muratpaşa ilçesine bağlı Konuksever Mahallesi 798 Sokak’ta geçen pazar günü yaşanan olayda, Gökhan Çınar, saat 15.30 sıralarında polisi arayarak, sevgilisi Hatice Şimşek’in evde hareketsiz yattığını bildirdi. İhbar üzerine adrese gelen polis ve sağlık ekipleri, Hatice Şimşek’in yaşamını yitirdiğini belirledi. Yapılan incelemede vücudunda morluklar olduğu tespit edilen Şimşek’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Gökhan Çınar ise Şimşek ile birlikte yaşadığı evin balkonunda gözyaşı döktü. Şüphe üzerine gözaltına alınan Gökhan Çınar polise, “Alkollüydük, düştü” dedi.

SORGUDA İTİRAF ETTİ

Poliste 11 suçtan kaydı olduğu ortaya çıkan Gökhan Çınar, ifadesinde cinayeti itiraf ederek, “Alkollüydük. Gece kavga ettik, dövdüm. Uyandığımda hareketsiz yattığını ve öldüğünü fark ettim. Bir yakınımı aradım. Ondan sonra da polisi aradım” dedi. Olaydan bir gün önce de Şimşek’e şiddet uyguladığını kabul eden Gökhan Çınar, sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

TUTUKLANAN ABLASINI DA DÖVMÜŞ

Gökhan Çınar’ın olay gecesi aynı evde olan ablası Ümran Çınar’ı da dövdüğü ortaya çıktı. Polis tarafından dün gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ablanın, kardeşi ve öldürülen Hatice Şimşek ile alkol aldığı, ardından da otomobiliyle eve gitmek istediği, bu nedenle çıkan kavgada katil zanlısı Gökhan Çınar tarafından dövüldüğü saptandı. Ertesi gün öğle saatlerinde evden ayrılan ablanın, Hatice Şimşek’in öldüğünün ortaya çıkması üzerine kardeşiyle telefonda konuştuğu tespit edildi. Abla Çınar’ın, cinayete karışıp, karışmadığı araştırılıyor.

Devam Et

Antalya

Kültür mirası: “Likya tahıl ambarları”

Haber Giriş:

on

Antalya’da Likya mimarisiyle yapılmış tahıl ambarları, binlerce yıldan bugüne kalan en önemli kültürel miraslardan biri olarak biliniyor. Antalya bölgesinin tarım kültürü ve sivil mimari açısından önemli mirası olan tarihi ahşap tahıl ambarları, tez konusu da oldu.

Antalya’nın batı ilçelerindeki tarımsal üretim alanlarında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, binlerce yıllık sivil mimari geleneğinin bugüne kadar gelen en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Ancak çoğu kullanılmayan bu mimari şaheserlerin yok olma tehlikesi olduğu belirtiliyor. Bu ambarların en güzel örnekleri Kaş, Finike, Elmalı ve Konyaaltı ilçelerinde zamana direniyor.

Ambarlar hakkında detaylı araştırma yapıp, tez hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Naciye Küçük, metal çivi kullanılmadan sedir ve çam ağacından inşa edilen yapıların korunması gerektiğine işaret etti. Küçük, “Tarihi ahşap yapıların planları ve mimarisi çok eskilere, Likya anıt mezarlarına ve Likya evlerine uzanıyor. Likya mezar odaları gibi semer damlı ve kırma çatılı olarak, kare planlı, tek giriş olarak şekillenen ambarların, tıpkı mezar odalarındaki defin mekanları gibi dikdörtgen şeklinde gübse olarak adlandırılan bölümleri bulunuyor. Tarladan sofraya, buğdaydan ekmeğe insan yaşamı için önemli olan gıda ve beslenme kültürünün binlerce yıllık evrimine tanıklık eden tahıl ambarları, insanın coğrafya ile kurduğu ilişkinin öyküsünü anlatıyor. Bu öykü hepimizin ortak kimliği ve geçmişini oluşturan kesittir. Coğrafyayla insan gelecekte geçmişteki kadar aynı dili konuşmayacaktır” dedi.

‘YALNIZCA TARİHİ MİRAS DEĞİL’

Ambarların mimari miras olmadığını, yaşamın bütününe dokunduğunu vurgulayan Naciye Küçük, “Bu ambarlar kentteki kültürel mirasa göre daha az korunabiliyor. Yaklaşık 10 yıldır yaptığım araştırma ve gözlemlerde, tahıl ambarlarının giderek yok olduğunu gördüm. Bu nedenle bu konuda çalışmayı seçtim. Bu çalışmaya, ambarların toplu olarak bir arada olduğu Kaş ilçesine bağlı Bezirgan Mahallesi’nde başladım. Daha sonra Antalya geneline yaydım. Ortaya 150 sayfalık bir tahıl ambarları tezi çıktı. Tahıl ambarları yalnızca tarihi bir miras değil, gerisinde insanın bütün yaşamını kapsayan bir tarih barındırıyor. Bu nedenle korunmalı, restore edilmeli ve gelecek kuşaklara taşınmalıdır” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK AMBAR ÖRNEKLERİ ELMALI’DA’

Antalya çevresinde, biri konut içinde diğeri konut dışında olmak üzere iki tür ambar olduğunu aktaran Küçük, şöyle konuştu:

“Antalya’nın batı ilçelerinde özellikle Elmalı ilçesine bağlı Karamık ve Beyler mahallelerinde 100 tondan fazla kapasitesi bulunan ambarlar var. Bu da bölgedeki geçmişteki yığınsal üretimin bir göstergesi. Yine Elmalı’nın diğer mahallelerinde konut içinde ve dışında küçük ambarlarda vardır. Ambarlar konusunda yaptığım araştırmalarda, üçüncü gruptaki ambarların köylerin belli bölgesinde, harman yeri olarak kullanılan alanın yanında toplu olarak inşa edilmiş olduğunu gördüm. Bunları bir bekçi bekliyor. Bunlar Konyaaltı ilçesindeki Sinan Değirmeni’nden başlıyor. Kaş’a bağlı Gökçeören ve Bezirgan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Bu üç yerleşim yerindeki ambarlar, konut yanında değil, toplu olarak bir arada bulunuyor. Bunlar bölgenin üretim geçmişinin önemli tanıkları. Bunların toplu olarak inşa edilmeleri, sürekli bir bekçinin beklemesi yayla ile sahil arasındaki göç yaşamı. Bunlar yayladan sahile göç ederken ürünlerini ve bazı eşyalarını sakladığı birer kasadır. Ancak Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’nde 250 olan ambar sayısı bugün 100’e düşmüş durumda. Kalanlar da bir bir yok olmaya yüz tutmuş durumda. Hazırlanacak bir restorasyon projesiyle gelecek kuşaklara taşınmalıdır.”

‘BU KÖKLÜ GELENEK YAŞATILMALI’

Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’ndeki ambarların 2012 yılında, Kaş’ın Gökçeören ile Konyaaltı’ndaki Sinan Değirmeni’ndeki ambarların ise 2013 yılında ‘kültür varlığı’ olarak tescil edildiğini; ancak korumaya yetmediğini kaydeden Naciye Küçük, “Ambar sahipleri basit onarımları dahi yapamadığından ambarların yok oluşu hızlandı. Finike’nin Yazır Mahallesi’nde geçmişte sayısı 300 olan ancak bugün 150’ye düşen ambarların ve sivil mimari örneği olan köy evlerinin tespiti ve tescili yapılmalı. Bir Türkmen yerleşkesi olan Yazır Mahallesi tarihi, doğası ve insanı ile birlikte koruma altına alınmalıdır. Likya coğrafyasıyla kesişen bölgedeki ambarlar, geçmişin mimari kültüründen izler barındırıyor. Bölgedeki ambarların formu, geçmişin konut mimarisi ve kaya mezarlarında ya da lahitlerde görülen özgün formlardan izler taşımaktadır. Bu köklü geleneği yaşatmak, yok olmasının önüne geçmek, gelecek kuşaklara taşımak için yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının öncülük yapması gerekiyor” dedi.

Devam Et

Trend