#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Aşırı kahve ve çay kemik erimesi riskini artırıyor

Yaşın ilerlemesiyle birlikte kemik yapısının bozulduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, aşırı çay ve kahve tüketiminin zararlarına dikkat çekti. Çapar, “Kafein, sindirim sisteminden kalsiyum emilimini azaltıyor ve böbreklerden kalsiyum atılımını artırıyor. Vücutta kalsiyum miktarı azalınca kemik yapımı gerçekleşmiyor. Bu nedenle kahve ve çay tüketimini kısıtlayın” dedi.

Türkiye’de toplumun giderek yaşlandığını ve bu nedenle kemik erimesinin (osteoporoz) önemli bir sağlık sorunu olarak ön plana çıktığını belirten Medicana Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Dr. Ahmet Çapar, hastalık ve alınması gereken önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kemik erimesinin sessiz bir hastalık olduğunu ifade eden Uzman Dr. Ahmet Çapar, “Bir kırık oluşuncaya kadar sessiz bir şekilde ilerler. Kırıklar, minimal travmalar veya bazen travmasız oluşur, özellikle yaşlılarda sıktır. Osteoporoz, kırıklar oluşmadan da tanısı konabilen, gerekli önlemlerle ve tedavilerle, kırıkların yaratacağı sağlık sorunlarının önlenebildiği bir hastalıktır” diye konuştu.

 

KEMİK KAYBI 30’LU YAŞLARDA BAŞLAR

Osteoporozun kesin nedeninin bilinmediğini ifade eden Uzm. Dr. Ahmet Çapar, “Kemiğin gözenekli hale geldiği süreç iyi anlaşılmıştır. Yaşamın erken dönemlerinde, kemik parçalanır ve sürekli olarak yenilenir, bu kemiğin yeniden şekillenmesi olarak bilinen bir süreçtir. Kemik yoğunluğu genellikle bir insanda 20’li yaşların sonlarında doruğa ulaşır. Kemik kaybı genellikle 30’lu yaşların ortasında başlar. Kemikler, kalsiyumun yerini değiştirebildiğinden daha hızlı kaybetmeye başlar. Kemiklerde şekillenme daha az gerçekleşir ve kemikler incelmeye başlar’’ diye kaydetti.

KEMİK KAYBI MENOPOZ SONRASI HIZLANIR

Kadınlar için, kemik yoğunluğu kaybının menopozdan sonraki ilk 5 ila 7 yıl içinde hızlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmet Çapar, şunları söyledi:

“Kemik kaybındaki bu hızlı postmenopozal artış, vücudun kemiklerdeki kalsiyumu korumaya yardımcı olan estrojen üretimindeki keskin bir düşüşten kaynaklanmaktadır. Bazı kemik yoğunluğu kaybı yaşlanmanın doğal bir parçası olmasına rağmen, bazı kadınlar kemik erimesi ile ilişkili kemik kırıkları için daha yüksek risk altındadır. İnce veya küçük bir iskelet sistemine sahip olan kadınlar, sigara içenler, orta dereceden fazla içenler veya hareketsiz bir yaşam tarzı yaşayanlar gibi daha yüksek risk altındadır. Ailede kalça kırığı öyküsü olan ve özellikle de 40 yaşından önce yumurtalıklarının çıkarıldığı kadınlar da bu duruma daha yatkındır. Kırık riskini sıfıra indirmeyi tamamen sağlayacak bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak, osteoporozu hayat tarzınızda değişikliklerle önleyebilirsiniz. Düzenli ve yeterli düzeydeki egzersiz programları bütün yaşlarda çok faydalıdır. Büyüme çağında ve 60 yaşından sonra diyetteki kalsiyum miktarına önem verilmelidir.”

“MİNERAL EN ÖNEMLİ KALSİYUMDUR”

Kemik sağlığı için en önemli mineralin kalsiyum olduğunu vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, kafeinin kemik sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi üzerine şunları söyledi:

“Kemik erimesinden koruyan en önemli besinler süt ve süt ürünleridir. Peynir ve diğer süt ürünleri kalsiyum bakımından zengin içeriğe sahiptir. Bunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuruyemiş, D vitamini içeren gıdalar ve tahıl bakımından zengin besinler de kemik erimesini korumak için tüketilmesi gereken besinlerdir. D vitamini de kemiklerin güçlenmesinde oldukça fayda sağlar. D vitamini sindirim sisteminde kalsiyum emilimini artırarak kemik yapımını artırır. Gün ışığına çıkma ve günde ortalama 15 dakika güneş ışığına maruz kalma halinde günlük D vitamini ihtiyacı cildimiz tarafından üretilir. Kemik erimesinden korunmak için kafein içeren kahve ile çay tüketimini kısıtlanmalıdır. Kafein de sigara ve alkol gibi sindirim sisteminden kalsiyum emilimini azaltıyor ve böbreklerden kalsiyum atılımını artırıyor. Vücutta kalsiyum miktarı azalınca da kemik yapımı gerçekleşmiyor. Günde 3-4 fincandan fazla kahve tüketmeyin. Kafeinsiz kahveyi tercih edin. Kahve alışkanlığınız varsa, ek kalsiyum desteği alarak açığınızı kapatmaya yardımcı olun.”

Haberin Devamı

Sağlık

Meme kanserinin belirtileri nelerdir? İşte meme kanserinin 7 sinyali

Haber Giriş:

on

Meme kanseri hiçbir kadının aklına bile getirmek istemediği bir sağlık sorunu. Birçok kadın da bu nedenle belirtileri gözden kaçırabiliyor. Aslında meme kanseri bazı sinyaller vererek geliyor. Bunları göz ardı etmek ise hayatı tehlikeye atmak dışında bir işe yaramıyor.
Tüm kanser türlerine bağlı ölümler arasında, meme kanserine bağlı ölümlerin akciğer kanserinden hemen sonra geldiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras erken tanı ve tedavi yöntemlerinin hayat kurtardığına bir kez daha vurgu yapıyor.
Prof. Uras, “Meme kanserinin erken tanısı için rutin kontroller asla ihmal edilmemeli. Ayrıca erken tanı için 20 yaşından sonra her kadın ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmalı. Böylelikle meme kanseri ileri aşamalara ulaşmadan fark edilebiliyor” diyor.

Prof. Uras, meme kanserinin 7 sinyalini şöyle özetliyor:

Memede kitle varlığı

Meme kanserinin en büyük sinyali; memede veya koltukaltında ele kitle gelmesi. Kanserli kitleler, diğer şişliklerden sert yapılı, düzensiz kenarlı ve pürtüklü yüzeyi ile ayırt edilebiliyor. Bunun için en etkili yöntem ise; yatağa uzanarak elle muayenenin gerçekleştirilmesi. Bir elinizi başınızın altına yerleştirin. Ardından öteki elinizin işaret ve orta parmağıyla diğer göğsünüze dokunun. Aynı işlemi diğer taraf için de yapın. Meme başından çevresine doğru dairesel hareketler uygulayın. Ardından koltukaltlarına da aynı işlemi tekrarlayın.

Meme başı akıntısı

Sıkmadığınız halde, tek memeden veya tek kanaldan kanlı ya da şeffaf renkli akıntılar geliyorsa, nedeninin mutlaka araştırılması gerekiyor. Bu tür meme başı akıntılarına, meme kanseri veya meme kanseri riskini artıran bir lezyon olan ‘intraduktal papillom neden oluyor.

Meme başındaki şekil bozuklukları

Aynanın karşısına geçip kendinizi incelediğinizde meme başlarınızda içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu fark ediyorsanız, hemen bir doktora görünmenizde fayda var.

Meme başı derisinde değişiklikler

Genel Cerrah Prof. Dr. Cihan Uras, aynı şekilde aynanın karşısında kendinize bakarken meme başı derisinde soyulma ve kabuklanma gibi belirtiler gördüyseniz, bunların da bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Memede büyüme ya da şekil bozukluğu

Memede büyüme ya da şekil bozukluğunu en iyi aynanın karşısına geçerek görebilirsiniz. Ellerinizi belinize koyun ve bakın bakalım her iki memeniz simetrik mi? Memelerde bir büyüme var mı?

Meme cildinde yara veya kızarıklık

Eğer bir yere çarpıp yaralanmadıysanız, meme cildinde aniden ortaya çıkan kızarıklık ve yaralar ciddiye alınması gereken belirtilerin başında geliyor.

Memede ödem, şişlik ve içe doğru çekinti

“Elbette her ödem ve şişlik, meme kanserinin belirtisi değil. Bunlar regl ve hamilelik dönemlerinde de kadınların sıkça yaşadıkları sıkıntıların başında geliyor“ diyen Prof. Uras, “Ancak tabloya meme cildinde içe doğru çekintiler, portakal kabuğu gibi pürüzlü bir görünüm eşlik ediyorsa, hiç zaman kaybetmeden bir doktora başvurun” uyarısında bulunuyor.

ELLE MEME MUAYENESİNİ ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİN!

Mamografik ve ultrasonografik tarama yöntemleri sayesinde meme kanseri erken teşhis ediliyor ve kişiye özel yaklaşımlar sayesinde tedavideki başarı oranları artıyor. Kadınların özellikle 40 yaşından sonra tarama periyodlarını sıklaştırmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Cihan Uras, erken tanı için elle muayenenin alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini vurgulayarak “20 yaşından sonra her kadın ayda bir kez kendini kontrol etmeli ve bu alışkanlık her genç kadına kazandırılmalı” diyor.

Devam Et

Sağlık

Göz ağrısının nedenleri nelerdir? Göz ağrısı nasıl tedavi edilir?

Haber Giriş:

on

Göz yüzeyinde gözlenen ağrılar, çizilme, yanma veya kaşıntı şeklinde hissedilebilir. Oküler ağrılar genellikle yabancı bir cisim, enfeksiyon veya travmadan kaynaklanan tahriş nedeniyle oluşur. Bu tür göz ağrıları çoğu zaman, göz damlası veya dinlenme ile kolayca tedavi edilir.

Gözün derinliklerinde ortaya çıkan göz ağrıları (orbital ağrılar) ise bıçaklama veya zonklama şeklinde hissedilir. Bu tür göz ağrıları, sebebine bağlı olarak daha derinlemesine tedavi gerektirebilir.

Göz ağrısı, görme kaybı ile birlikte gözlenirse acil bir tıbbi sorunun belirtisi olabilir. Göz ağrısı yaşarken görüşünüzü kaybetmeye başlarsanız, göz doktorunuzu hemen aramanız gerekmektedir.

GÖZ AĞRISININ NEDENLERİ NELERDİR?

Yabancı nesne kaçması: Göz ağrısının en sık gözlenen nedeni, göze yabancı bir nesne kaçmasıdır. Kirpik, toz veya makyaj kalıntıları gibi yabancı maddeler gözde tahrişe, kızarıklığa, acıya ve ağrıya neden olabilir.

Konjonktivit: Konjonktiva, gözün önünü ve göz kapağının altını kaplayan dokudur. Bu dokuda alerji ya da bir bakteri veya virüs kaynaklı enfeksiyon gözlenebilir. Ağrı genellikle hafif olsa da, iltihap gözde kaşıntı, kızarıklık ve akıntıya neden olur.

Kontakt lens tahrişi: Gece boyunca kontakt lens kullanan veya lenslerini düzgün şekilde dezenfekte etmeyen kişiler, tahriş veya enfeksiyonun neden olduğu göz ağrısına daha duyarlıdır.

Korneal aşınma: Gözü kaplayan şeffaf yüzey olan kornea, yaralanmalara karşı hassastır. Kornea aşınması olduğunda, gözünüzde bir şey varmış gibi hissedersiniz fakat gözünüzdeki yabancı maddeyi çıkartmak için suyla yıkamak gibi tedaviler işe yaramaz ve ağrıyı gidermez.

Hasar: Kimyasal yanıklar ya da kıvılcım sıçraması gibi parlama yanıkları, gözde ciddi ağrılara neden olabilir. Bu yanıklar genellikle çamaşır suyu gibi tahriş edici madde kullanımı, güneşte ya da bronzlaşma kabinlerinde aşırı kalma veya kaynak makineleri kullanımı sonrasında gerçekleşebilir.

Blefarit veya arpacık: Blefarit, göz kapağının kenarındaki yağ bezlerinin enfeksiyonu veya iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Blefarit enfeksiyonu, göz kapağı üzerinde bir nodül ya da kabarıklık yaratırsa arpacık olarak adlandırılır. Arpacık çok acı verici olabilir. Ayrıca, çevresindeki doku genellikle hassas ve dokunmaya duyarlıdır.
Gözün içinde hissedilen orbital ağrılara aşağıdaki koşullar neden olabilir:

Göz bozukluğu: Miyop ya da hipermetrop olan kişilerde sıklıkla göz ağrısı şikayeti bulunur. Bu tip görme kusurlarında, göz muayenesi sonrasında belirlenen uygun bir gözlük, ağrılarınızı giderecektir.

Glokom: Glokom, göz içi basıncı yüksekliği ile seyreden bir hastalıktır. Glokomun neden olduğu ek semptomlar arasında mide bulantısı, baş ağrısı ve görme kaybı bulunur. Akut açı kapanması glokomu adı verilen göz içi basıncındaki ani yükseliş ciddi bir durumdur ve kalıcı görme kaybını önlemek için acil tedavi gerektirir.

Optik nörit: Göz küresinin arkasının beyinle bağlantısı olan optik sinir iltihaplanırsa, görme kaybı eşliğinde göz ağrısı yaşayabilirsiniz. Otoimmün bir hastalık veya viral ya da bakteriyel bir enfeksiyon burada iltihaplanmaya neden olabilir.

Sinüzit: Sinüslerin enfeksiyonu, gözlerin arkasındaki basıncın artmasına neden olabilir. Bu ağrı bazen tek taraflı hissedilebileceği gibi bazen iki gözde de hissedilir.

Migren: Göz ağrısı, migren tipi baş ağrılarının sık görülen bir yan etkisidir. Bu hastalık da, sinüzit gibi tek taraflı ağrılara yol açabilir.

İritis: Nadir gözlenen bu durum, irisin iltihaplanması sonucunda gözde ağrıya neden olur.

GÖZ AĞRISI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Evde bakım: Göz ağrısına neden olan birçok durumu tedavi etmenin en iyi yolu, gözlerinizin dinlenmesini sağlamaktır. Bir bilgisayar ekranına veya televizyona bakmak göz yorgunluğuna neden olabilir. Bu nedenle doktorunuz bir gün veya daha uzun süre kapalı gözlerle dinlenmenizi isteyebilir.

Gözlük: Sık sık kontakt lens takıyorsanız, ara sıra gözlük kullanıp kornealarınızın dinlenmesini sağlamalısınız.

Sıcak kompres: Doktorlar blefarit veya arpacık olan insanlara, gözlerine ılık ve nemli havlular koyma tavsiyesi verebilir. Bu uygulama tıkanmış yağ bezlerini temizlemeye yardımcı olacaktır.

Göz banyosu yapmak: Yabancı bir cisim veya kimyasal bir madde gözünüze temas ederse, tahriş eden maddeyi gözünüzden uzaklaştırmak için suyla veya serum fizyolojik çözeltisiyle yıkamalısınız.

Antibiyotikler: Antibakteriyel damlalar ve oral antibiyotikler, konjonktivit ve kornea sıyrıkları dahil olmak üzere, ağrıya neden olan göz enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılabilir.

Antihistaminikler: Göz damlaları ve oral ilaçlar, gözlerdeki alerjilerle ilişkili ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.

Göz damlaları: Glokomu olan insanlar gözlerindeki basınç oluşumunu azaltmak için ilaçlı damlalar kullanabilir.

Kortikosteroidler: Optik nörit ve iritis gibi daha ciddi enfeksiyonlar için doktorunuz size kortikosteroid reçeteleyebilir.

Ağrı kesici ilaçlar: Ağrı şiddetliyse ve günlük yaşamınıza engelliyorsa, doktorunuz altta yatan durum tedavi edilinceye kadar ağrıyı hafifletmek için bir ağrı kesici ilaç tavsiye edebilir.

Cerrahi müdahale: Yabancı bir cisim veya yanık nedeniyle oluşan hasarı onarmak için nadiren ameliyat gerekir.

Devam Et

Dünya

ABD’den korkutan Covid-19 aşısı açıklaması

Haber Giriş:

on

ABD’de faaliyet gösteren ‘Shark Allies’ sivil toplum örgütü koronavirüs aşısı çalışmalarında yarım milyon köpek balığının katledilebileceğini açıkladı.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgını için bir çok ülke aşı çalışması için çaba sarfediyor. ABD’de faaliyet gösteren ve köpek balıklarının neslini korumak için kurulan ‘Shark Allies’ sivil toplum örgütü koronavirüs aşısı çalışmalarında yarım milyon köpek balığının katledilebileceğini açıkladı. Sivil toplum kuruluşu, köpek balıklarının karaciğerinden yapılan “Squalene” adlı doğal yağın yardımcı etken madde olarak koronavirüs aşılarında kullandığını belirtti.

KORONAVİRÜS AŞISI İÇİN ETKEN MADDE KÖPEK BALIĞINDA

Shark Allies yöneticisi Stefanie Brendl yaptığı açıklamada, köpek balıklarının karaciğerinde bulunan ve mevcut grip aşıları da dahil olmak üzere birçok ilacın yapımında kullanılan doğal yağ “Squalene” için yüzbinlerce köpek balığının katledilebileceğini vurguladı. Yağın bileşenindeki güçlü yağlar aşıdaki bağışıklık etkisini arttırdığını ifade eden Brendl, mevcut bazı koronavirüs aşısı adaylarında bu yağın kullanıldığını ifade etti.

BİR DOZ AŞI İÇİN 250 BİN KÖPEK BALIĞI GEREKİYOR

Squalene maddesinin kullanılan bir koronavirüs aşı adayının piyasaya sürülmesi halinde tek bir kişi için kullanılacak bir doz aşı üretimi için yaklaşık 250 bin köpe balığının katledilmesi gerektiği kaydedildi. Bir kişinin koronavirüse karşı bağışıklık kazanması için iki doz aşının gerektiğini belirten Brendl, bunun yaklaşık yarım milyon köpek balığının katledilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Stefanie Brendl, “Aşı çalışmalarını yavaşlatmak veya engellemek niyetinde değiliz. Ancak, Köpek balıkları bu sebeple verimli bir tedarik zinciri değil” dedi.

Devam Et

Trend