#

Giriş:

Son Güncelleme:

Kültür Sanat

“Avatar 2” ve “Yıldız Savaşları”nın vizyona giriş tarihleri ertelendi

Walt Disney, izleyicilerin merakla beklediği “Avatar 2” ve “Yıldız Savaşları” filmlerinin vizyona giriş tarihlerini erteledi, “Mulan” filmini ise vizyon programından kaldırdı.

BBC’nin haberine göre, Walt Disney’in kararı Kovid-19 salgını nedeniyle zor günler geçiren sinema işletmecilere yeni bir darbe vurdu.

Walt Disney’den yapılan açıklamada, “Avatar 2″nin 17 Aralık 2021 yerine 2022’de, yeni “Yıldız Savaşları”nın da 2023’te izleyiciyle buluşacağı ifade edildi.

Ağustos ayında vizyona girmesi planlanan “Mulan”ın ise programdan tamamen kaldırıldığı belirtildi.

Şirketin sözcüsü, “Küresel sağlık krizinde iş, filmleri nasıl piyasaya sunacağımıza geldiğinde hiçbir şeyin değiştirilemez olamayacağı aşikar hale geldi. Bugün bu filmi dünyanın dört bir yanındaki izleyicilere en etkili şekilde nasıl sunabileceğimizi değerlendirirken Mulan için vizyon planlarımızı durdurduk.” dedi.

ABD’de en büyük iki pazar olan New York ve Los Angeles, sinemaları yeniden açmak için somut bir plana sahip değilken, İngiltere’de sosyal mesafe kurallarına riayet edildiği sürece sinemaların 4 Temmuz’dan itibaren yeniden açılmasına izin verilmişti.

Dünyanın en büyük ikinci film pazarı Çin’de de salgın nedeniyle 6 ay boyunca kapalı sinema salonları bu hafta yeniden açılmaya başlamıştı.

Gösterimi ertelenen bir diğer film de Ben Affleck ve Matt Damon’ın rol aldığı tarihi gerilim filmi “Son Düello” oldu. Film, Ekim 2021’de vizyona girecek.

Antalya

Kültür mirası: “Likya tahıl ambarları”

Haber Giriş:

on

Antalya’da Likya mimarisiyle yapılmış tahıl ambarları, binlerce yıldan bugüne kalan en önemli kültürel miraslardan biri olarak biliniyor. Antalya bölgesinin tarım kültürü ve sivil mimari açısından önemli mirası olan tarihi ahşap tahıl ambarları, tez konusu da oldu.

Antalya’nın batı ilçelerindeki tarımsal üretim alanlarında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, binlerce yıllık sivil mimari geleneğinin bugüne kadar gelen en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Ancak çoğu kullanılmayan bu mimari şaheserlerin yok olma tehlikesi olduğu belirtiliyor. Bu ambarların en güzel örnekleri Kaş, Finike, Elmalı ve Konyaaltı ilçelerinde zamana direniyor.

Ambarlar hakkında detaylı araştırma yapıp, tez hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Naciye Küçük, metal çivi kullanılmadan sedir ve çam ağacından inşa edilen yapıların korunması gerektiğine işaret etti. Küçük, “Tarihi ahşap yapıların planları ve mimarisi çok eskilere, Likya anıt mezarlarına ve Likya evlerine uzanıyor. Likya mezar odaları gibi semer damlı ve kırma çatılı olarak, kare planlı, tek giriş olarak şekillenen ambarların, tıpkı mezar odalarındaki defin mekanları gibi dikdörtgen şeklinde gübse olarak adlandırılan bölümleri bulunuyor. Tarladan sofraya, buğdaydan ekmeğe insan yaşamı için önemli olan gıda ve beslenme kültürünün binlerce yıllık evrimine tanıklık eden tahıl ambarları, insanın coğrafya ile kurduğu ilişkinin öyküsünü anlatıyor. Bu öykü hepimizin ortak kimliği ve geçmişini oluşturan kesittir. Coğrafyayla insan gelecekte geçmişteki kadar aynı dili konuşmayacaktır” dedi.

‘YALNIZCA TARİHİ MİRAS DEĞİL’

Ambarların mimari miras olmadığını, yaşamın bütününe dokunduğunu vurgulayan Naciye Küçük, “Bu ambarlar kentteki kültürel mirasa göre daha az korunabiliyor. Yaklaşık 10 yıldır yaptığım araştırma ve gözlemlerde, tahıl ambarlarının giderek yok olduğunu gördüm. Bu nedenle bu konuda çalışmayı seçtim. Bu çalışmaya, ambarların toplu olarak bir arada olduğu Kaş ilçesine bağlı Bezirgan Mahallesi’nde başladım. Daha sonra Antalya geneline yaydım. Ortaya 150 sayfalık bir tahıl ambarları tezi çıktı. Tahıl ambarları yalnızca tarihi bir miras değil, gerisinde insanın bütün yaşamını kapsayan bir tarih barındırıyor. Bu nedenle korunmalı, restore edilmeli ve gelecek kuşaklara taşınmalıdır” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK AMBAR ÖRNEKLERİ ELMALI’DA’

Antalya çevresinde, biri konut içinde diğeri konut dışında olmak üzere iki tür ambar olduğunu aktaran Küçük, şöyle konuştu:

“Antalya’nın batı ilçelerinde özellikle Elmalı ilçesine bağlı Karamık ve Beyler mahallelerinde 100 tondan fazla kapasitesi bulunan ambarlar var. Bu da bölgedeki geçmişteki yığınsal üretimin bir göstergesi. Yine Elmalı’nın diğer mahallelerinde konut içinde ve dışında küçük ambarlarda vardır. Ambarlar konusunda yaptığım araştırmalarda, üçüncü gruptaki ambarların köylerin belli bölgesinde, harman yeri olarak kullanılan alanın yanında toplu olarak inşa edilmiş olduğunu gördüm. Bunları bir bekçi bekliyor. Bunlar Konyaaltı ilçesindeki Sinan Değirmeni’nden başlıyor. Kaş’a bağlı Gökçeören ve Bezirgan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Bu üç yerleşim yerindeki ambarlar, konut yanında değil, toplu olarak bir arada bulunuyor. Bunlar bölgenin üretim geçmişinin önemli tanıkları. Bunların toplu olarak inşa edilmeleri, sürekli bir bekçinin beklemesi yayla ile sahil arasındaki göç yaşamı. Bunlar yayladan sahile göç ederken ürünlerini ve bazı eşyalarını sakladığı birer kasadır. Ancak Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’nde 250 olan ambar sayısı bugün 100’e düşmüş durumda. Kalanlar da bir bir yok olmaya yüz tutmuş durumda. Hazırlanacak bir restorasyon projesiyle gelecek kuşaklara taşınmalıdır.”

‘BU KÖKLÜ GELENEK YAŞATILMALI’

Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’ndeki ambarların 2012 yılında, Kaş’ın Gökçeören ile Konyaaltı’ndaki Sinan Değirmeni’ndeki ambarların ise 2013 yılında ‘kültür varlığı’ olarak tescil edildiğini; ancak korumaya yetmediğini kaydeden Naciye Küçük, “Ambar sahipleri basit onarımları dahi yapamadığından ambarların yok oluşu hızlandı. Finike’nin Yazır Mahallesi’nde geçmişte sayısı 300 olan ancak bugün 150’ye düşen ambarların ve sivil mimari örneği olan köy evlerinin tespiti ve tescili yapılmalı. Bir Türkmen yerleşkesi olan Yazır Mahallesi tarihi, doğası ve insanı ile birlikte koruma altına alınmalıdır. Likya coğrafyasıyla kesişen bölgedeki ambarlar, geçmişin mimari kültüründen izler barındırıyor. Bölgedeki ambarların formu, geçmişin konut mimarisi ve kaya mezarlarında ya da lahitlerde görülen özgün formlardan izler taşımaktadır. Bu köklü geleneği yaşatmak, yok olmasının önüne geçmek, gelecek kuşaklara taşımak için yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının öncülük yapması gerekiyor” dedi.

Devam Et

Kültür Sanat

77. Venedik Film Festivali gün sayıyor

Haber Giriş:

on

İtalya’da bu yıl 77’ncisi düzenlenecek Uluslararası Venedik Film Festivali’nde gösterilecek filmler belli oldu.

Venedik’in Lido Yarımadası’nda her yıl geleneksel olarak eylül başında düzenlenen dünyanın en eski film festivalinin 77’ncisinin tanıtımı internet üzerinden gerçekleştirilen basın toplantısıyla yapıldı.

Festivalin büyük ödülü “Altın Aslan” için Azerbaycan-ABD orta yapımı Hilal Baydarov’un yönettiği “In Between Dying”, Emma Dante’nin “Le Sorelle Macaluso”, Mona Fastvold’un “The World To Come”, Michel Franco’nun “Nuevo Orden”, Nicole Garcia’nın “Amants”, Amos Gitai’nin “Laila in Haifa”, Julia von Heinz’ın “Und Morgen Die Ganze Welt”, Andrei Konchalovsky’nin “Dorogie Tovarischi”, Kiyoshi Kuroawa’nın “Spy No Tsuma”, Majid Majidi’nin “Khorshid”, Kornel Mundruczo’nun “Pieces of Woman”, Susanna Nicchiarelli’nin “Miss Marx”, Claudio Noce’nin “Padrenostro”, Gianfranco Rosi’nin “Notturno”, Malgorzata Szumowska ile Michal Englert’in “Sniegu Juz Nigdy Nie Bedzie”, Chaitanya Tamhane’nin “The Disciple”, Jasmila Zbanic’in “Quo vadis, Aida” ve Chloe Zhao’nun “Nomadland” filmi dahil 18 yapım yarışacak.

Altın Aslan ödülü için yarışma dalındaki filmleri değerlendirecek jürinin başkanlığını ise Avustralyalı aktris ve yapımcı Cate Blanchett üstlenecek.

Perdelerini 2 Eylül’de yarışma dışı kategoriden Daniele Luchetti’nin yönettiği “Lacci” filmiyle açacak olan festival, 12 Eylül’deki ödül töreniyle son bulacak.

Ayrıca festivalin yarışma dışı bölümünde de 17 ve “Ufuklar” kategorisinde ise 19 uzun metraj film sinemaseverlerle buluşacak.

Kovid-19 salgınıyla sarsılan İtalya’da her şeyin yolunda gitmesi durumunda Venedik Film Festivali, kısıtlı şartlarla da olsa ülkede fiziki olarak yapılacak ilk büyük etkinlik olacak.

Devam Et

Kültür Sanat

8. Boğaziçi Film Festivali 23 Ekim’de başlayacak

Haber Giriş:

on

Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenecek Boğaziçi Film Festivali 23-30 Ekim’de gerçekleştirilecek.

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ile düzenlenen festivalin ulusal uzun metraj, ulusal kısa kurmaca ve belgesel yarışmalarıyla festivalin film geliştirme platformu Bosphorus Film Lab’e başvurular başladı.

“Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”, “Ulusal Kısa Film Yarışması” ve “Bosphorus Film Lab” için “www.bogazicifilmfestivali.com” üzerinden yapılacak başvurular için son tarih ise 4 Eylül olarak belirlendi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Boğaziçi Film Festivali Artistik Direktörü Emrah Kılıç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bu sene birçok festivalin ertelendiğini ya da çevrim içi düzenlendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Boğaziçi Film Festivali’ni festival ruhuna uygun şekilde fiziksel olarak gerçekleştirmeyi arzu ediyor, ekim sonu itibariyle gerekli hijyen kurallarını sağlayıp, alınan tedbirleri uygulayarak sinema salonlarında film gösterebileceğimizi düşünüyoruz. Özellikle festivalin endüstri bölümü olan ‘Bosphorus Film Lab’ kapsamında online imkanları kullanırken aynı zamanda fiziksel olarak da etkinlikler gerçekleştirmek istiyoruz. Festivalde sanat ve sinema konuşmak, salonlarda film izlemek ve kendimizi daha iyi hissedebileceğimiz bir festival yapmak özellikle bu dönemde hepimiz için çok önemli.”

En İyi Ulusal Filme 100 bin TL ödül verilecek

8. Boğaziçi Film Festivali’nin “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”nın kazananı, 100 bin liralık “En İyi Ulusal Uzun Metraj Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Yarışmada ayrıca “En İyi Yönetmen”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Sinematografi” ve “En İyi Kurgu” dallarında da ödüller dağıtılacak.

Kategori ödüllerinin yanı sıra ulusal yarışmada Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından ilk veya ikinci filminin tüm süreçlerini başarıyla yürüten yapımcıları ve bağımsız sinemayı desteklemek amacıyla 10 bin liralık “FİYAB En İyi Yapımcı Ödülü” verilecek.

Festivalin ilk yılından itibaren kısa filme olan desteği, “Ulusal Kısa Kurmaca Film” ve “Ulusal Kısa Belgesel Film” olmak üzere yarışmalı iki farklı kategoride devam edecek.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı “Ulusal Kısa Film Yarışması”nda ve “Ulusal Kısa Belgesel Film Yarışması”nda en iyi filme 10’ar bin lira ödül verilecek. Festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin liralık “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

“Bosphorus Film Lab” ile yerli sinemaya destek devam ediyor

TRT’nin kurumsal iş ortaklığıyla düzenlenen ve Türkiye sinemasında filmlerin gelişmesine katkı sağlamak, genç yapımcı ve yönetmenlerin yeni filmler üretmesine maddi ve manevi destek oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen “Bosphorus Film Lab”e yapım ya da fikir aşamasındaki film projeleri katılabilecek.

“Pitching Platformu”nda yarışan bir proje “TRT Ortak Yapım Ödülü”nü alırken bir proje de “Postbıyık Renk Düzenleme Ödülü”nün sahibi olacak. “Work in Progress” kapsamında yer alan projeler de 25 bin liralık “Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü” ile “CGV Mars Dağıtım Ödülü” için sunumlarını gerçekleştirecek.

Devam Et

Trend