#

Giriş:

Son Güncelleme:

Siyaset

Bahçeli’den ABD’ye “Ülkü Ocakları” tepkisi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD Temsilciler Meclisi’nin Ülkü Ocakları aleyhine kabul ettiği tasarıyla ilgili, “Tasarının kabulü yalnızca skandal, yalnızca skolastik bir karar değil aynı şekilde Türkiye’ye karşı takip edilen düşmanca politikaların da bir parçasıdır. Milliyetçi-ülkücü hareket önerge sahibiyle birlikte kararı ve oy verenleri lanetlemektedir. Ülkü Ocakları’nı insanlık alemi huzurunda karalama teşebbüsü terörizmin işbirlikçileri eliyle peydahladığı bir komplo, Türk-İslam medeniyetine doğrultulmuş silahtır” dedi.

MHP lideri Bahçeli, ABD Temsilciler Meclisi’nin Ülkü Ocakları aleyhine kabul ettiği tasarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, Türkiye-ABD ilişkilerinin 75 uzun yıla dayandığını, NATO bünyesindeki müttefiklik hukukunun da 69 yıllık geçmişe sahip olduğunu belirterek, “Ancak iki ülke arasında kurulan köklü münasebetlerin dengeli ve istikrarlı gelişiminden bahsetmek, ilaveten tutarlılık ve samimiyet içeren yapısından söz etmek neredeyse imkansızdır. İnişli çıkışlı bir görüntü çizen, engel ve engebelerle çivilenen Türkiye-ABD diyalogları bugüne kadar dostluğun ruhuna muarız, ittifak ahlakına mugayir, karşılıklı hak ve çıkarlarla muhataralı bir sürece hapsolmuştur. Buradaki ve bundaki başlıca kusur hiç kuşku yok ki ABD’nin sancılı diplomatik adımlarından ve sakat politik uygulamalarından kaynaklanmıştır” dedi.

‘BU AÇMAZIN SORUMLUSU BİDEN YÖNETİMİ’

Türkiye’nin müttefiklik ahlakına, stratejik ortaklık aklına titizlikle riayet etmesine rağmen ABD’nin tavrı ve tutumunun her seferinde sorun çıkaran, kriz üreten, baskı ve şantaja bel bağlayan küstah anlayış etrafında kümelendiğini kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

“Türkiye, ABD’nin 51’inci eyaleti değildir, sömürgesi değildir, uydulaşmış ve iradesi çalınmış bir ülke olarak da görülmesi söz konusu bile olamayacaktır. Dostluk ve ittifak ilişkisinden söz açılacaksa, iki devletin eşitlik temelinde, egemenlik haklarına, tarihi çıkarlarına karşılıklı ve aynı anda saygı gösterilmesi de kaçınılmaz bir zorunluluktur. Türkiye dostluğu aranan, müttefikliği güven veren bir ülkedir. Aynı hususu ABD için söylemek geldiğimiz bu aşamada mümkün görülmemektedir. ABD’nin politikalarına serpiştirdiği husumet tortularıyla ülkemizi her seferinde köşeye sıkıştırmaya, sabrını zorlamaya, siyasi ve ekonomik ablukalarla bezdirmeye çalıştığı gözlerden uzak tutulamayacak bir vakıadır. Türkiye tam bağımsızdır. Aziz Atatürk’ün en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel hüviyeti ve kaderinin yol haritası onurlu bağımsızlıkla çerçevelenmiştir. Dünya üzerinde hiçbir güç merkezi, hiçbir mütehakkim veya muhasım ülke bu gerçeği değiştiremeyecektir. Türkiye-ABD arasında kurulun diyalogların soğuması, hatta gerilim hattına havale edilmesi ciddi bir mesele olarak karşımızdadır. Bu açmazın sorumlusu da Biden yönetimidir. Mevcut ABD yönetimi; terör örgütleriyle içlidışlı, canciğer kuzu sarması, al takke ver külah içindeyken, Türkiye’ye mesafe koyup taciz ve tahrik kampanyasına hız vermesi öncelikle müttefiklik mimarisine en ağır darbedir.”

‘TÜRK-İSLAM MEDENİYETİNE DOĞRULTULMUŞ SİLAH’

Biden yönetiminin, terör örgütlerini Türkiye’nin önüne geçirdiğini, kanlı ve kahredici ittifak çemberi oluşturduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Suriye ve Irak’ın kuzeyinde yaşanan zincirleme rezaletler, PKK/YPG/PYD’ye göz göre göre verilen mali, mühimmat, silah ve askeri destekler bunun en açık ispatı niteliğindedir. ABD yönetimi bir yanda suç işlerken, diğer yanda insanlık vicdanına ve uluslararası hukuka tamamıyla kast eden bir ilkelliğin ve iradesizliğin pençesindedir. Türk milletinin ve Türk devletinin böylesi bir vandallığı kabulü eşyanın tabiatına, insanlığın ortak mirasına aykırıdır. Terör örgütleriyle düşüp kalkan bu ülkenin Ülkü Ocakları bağlamında köksüz ve mesnetsiz iftira yığınağına tevessül etmesi korkunç bir yanlış, korkak bir saptırmadır. Yunan kökenli bir Demokrat Parti milletvekili tarafından 24 Eylül 2021 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi’ne verilen ‘Ülkü Ocaklarının terörist bir organizasyon olup olmadığının’ araştırılmasıyla ilişkili tasarının kabulü yalnızca skandal, yalnızca skolastik bir karar değil, aynı şekilde Türkiye’ye karşı takip edilen düşmanca politikaların da bir parçasıdır. Temsilciler Meclisi’ne söz konusu tasarıyı hazırlayıp vermek, ardından utanç verici şekilde kabul etmek insan haklarına; fikir, düşünce, ifade ve siyasi hürriyetlere dehşet verici bir suikasttır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket önerge sahibiyle birlikte kararı ve oy verenleri lanetlemektedir. PKK/YPG/PYD’nin görüş ve kavrayış açısıyla Ülkü Ocaklarına yaklaşanlar, terörist organizasyonun bizatihi failleri, fanatik mensuplarıdır. Çünkü terörizme destek verenler, en az teröristler kadar mesul, melun ve mendeburdur. Ülkü Ocaklarını insanlık alemi huzurunda karalama teşebbüsü terörizmin işbirlikçileri eliyle peydahladığı bir komplo, Türk-İslam medeniyetine doğrultulmuş silahtır.”

‘TÜRKİYE ABD’YE MAHKUM OLMAYACAKTIR’

Çarpıklığın başka örneğinin Almanya’da Sol Parti kanalıyla körüklenmek istenmesinin, ‘milliyetçi-ülkücü hareket’i yıldıramayacağını, diz çöktüremeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Türkiye ABD’ye mahkum olamayacaktır. Uyanan dev ayağa kalkmakla kalmamış ön almaya, öncü olmaya, inisiyatif üstlenmeye, sürekli ilerlemeye, ilerledikçe de onu bunu rahatsız etmeye başlamıştır. ABD ne yaparsa yapsın, Türk milletinin çelikten yumruğu, teslim olmayacak kalesi Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i sindiremeyecek, boyun eğdiremeyecektir. Asıl terörist organizasyonun terör örgütlerine destek verenler olduğunu artık görmeyen, duymayan, bilmeyen de kalmamıştır. Türkiye-ABD ilişkileri çetin bir yol ayrımındadır. Aynı şeyi NATO ittifakı için de ileri sürmek doğru bir tespittir. Biden yönetiminin Türkiye ve Cumhur İttifakı alerjisi tedavi edilemez boyutlardadır. ABD’nin politikaları yapıcı, iyi niyetli, dostane olmadığı gibi, müttefiklik ilkelerine de terstir. Birleşmiş Milletler binasına çok yakın bir yerde, Newyork’un en işlek caddesinin kavşak noktasında 36 katıyla yükselen ve muazzam bir başyapıt olan Türkevi’nin açılışına Biden’ın katılmayışı hem bir nezaketsizlik hem de gerilen ilişkilerin hazin bir sonucudur. Türkiye seçeneksiz değildir. Çaresiz hiç değildir. Türkevi vasıtasıyla, 193 üyeli Birleşmiş Milletler’e ve ABD’ye aynı anda komşu olduğumuz ortadadır. Biden yönetiminin şaşı bakışı, bölgesel ve küresel planda ülkemiz üzerinde oyun kurma telaşı elbette beyhude bir çabadır. Türkiye’nin gerçek komşuları vardır, dünya ABD’den ibaret, ABD’yle ihata edilmiş de sayılamayacaktır. ABD Başkanı Biden, Türkiye’yi hafife almasının, hakir görmesinin ciddi sonuçlarına günü saati geldiğinde mutlaka katlanmak durumunda kalacaktır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket beklenen günün özlemini duyarak, sertleşen kuşatmayı insanüstü bir mücadele ve imanlı duruşuyla yarmak için devletiyle, milletiyle, mukaddesatıyla kenetlenerek varlığını devam ettirecektir.”

Gündem

Kılıçdaroğlu’ndan market sahiplerine mektup

Haber Giriş:

on

CHP lideri Kılıçdaroğlu, market sahibi ve yöneticilerine gönderdiği mektupta, 10 temel ürüne zam yapılmamasını istedi. Kılıçdaroğlu, “Sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, market sahibi ve yöneticilerine gönderdiği mektubu Twitter’daki hesabından paylaştı.

Türkiye’nin ekonomik buhran içinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 20 Kasım’da gıda sektörünün paydaşları ile video konferans toplantısı gerçekleştirdiğini anımsatarak, mektubunda şunları kaydetti:

“Bu toplantıda, ekonomik buhran sürecinde hem sektörümüzü hem de halkımızı koruyacak tedbirler üzerinde konuştuk. Ardından gerçekleştirdiğim basın açıklamasında da hükumetin acilen atması gereken 6 adımı açıkladım. Değerli sektör yöneticisi; söz konusu basın açıklamasında, halkımızı korumak adına, büyük marketlerden de bir talebim olduğunu ifade etmiş ’10 hayatta kalma ürünü’ için, kış aylarında zam yapılmamasını istemiştim.

Bu ürünler; un, yağ, süt, bulgur, makarna, mercimek, yumurta, peynir, tuz ve her ay bir çeşit sebzedir. Bu talebin, sizden, bu ürünlerde açıkça zarar etmenizi istemek olduğunun farkındayım. Ancak bunu halkımız adına yapmak zorundayız. Ve bu mektup vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız. Kara kışı atlatabilmek adına, halkımız için bu adımı atacağınıza inanıyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.”

Devam Et

Gündem

Grup toplantısında önemli ekonomi mesajları

Haber Giriş:

on

AK Parti grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi başlığında önemli mesajlar verdi. “Yüksek faize karşı olduğumu cümle alem bilir” diyen Erdoğan, bu yoldan geri dönmeyeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı döviz kurlarındaki hareketlilik için ise “Kur dediğin bugün artar yarın düşer” ifadelerini kullandı. Merkez Banrası’nın dövize müdahalesini değerlendiren Erdoğan, “Merkez Bankası’nın yasasında var. Böyle müdahale etmesi gerekiyorsa yapar” dedi. Asgari ücretle konuşan Erdoğan, “Şu ana kadar olmuşun fevkinde bir artış yapacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Yatırım, istihdam ve üretim odaklı büyüme stratejisiyle yolumuza devam edeceğiz. IMF ile ilk anlaşmanın yapıldığı 1947’den itibaren ekonomi politikalarımız küresel sistemin kontrolü altına girdi. Karşımıza vesayeti çıkardılar, önümüze terör örgütlerini sürdürdüler, FETÖ’cü hainlerle saldırıya geçtiler. Her mücadeleyi kazandık.

Utanmadan sıkılmadan bir taraftan yüzde 1’e indirin diyorlar. Burada Tayyip Erdoğan dün ne dediyse bugün de aynısını söylüyor. Yüksek faize karşı olduğumu cümle alem bilir. Bugün de yarın da faizi savunmayacağım.

İstiyorlar ki ülke batsın mahvolsun. İstiyorlar ki Türkiye ‘ver eline al ekmeğini’ günlerine geri dönsün. Biz bu mankurtlara hadi oradan diyoruz. Dün vesayete, terör örgütlerine, para baronlarına karşı hangi mücadeleyi verdiysek, faiz lobisine karşı da aynı mücadeleyi veriyoruz. Bu yoldan geri dönmeyeceğiz.

Kurla ilgili beklentinin rakamın seviyesinin değil istikrarın sağlanmasının olduğunu biliyoruz. Türkiye pek çok gelişmekte olan ülkenin yerinde saymasına neden olan yüksek faiz para politikasını terk etti. Bunu yerine, yatırım, istihdam ve üretimi esas alan büyüme stratejisine geçmiş bulunuyoruz.

“YÜKSEK FAİZ İLE BU KADAR BÜYÜYEMEZDİK”

Dün 2021’in üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 7,4 olarak açıklandı. Bu oranla G-20 içinde ilk sırada yer alıyoruz. Bu yıl elde ettiğimiz büyümenin büyük bir bölümü ihracat kaynaklıdır. Ülkemizin ihracatı sadece rakam olarak değil yapısal olarak da güçlü bir konuma yükseliyor. 2021 yılını inşallah çift haneli rakamla kapatacağız. Yüksek faizle devam etseydik bu büyüme rakamlarını göremeyecektik.

“FAKİRİ DAHA FAKİR YAPAN BİR MELANET”

Faizleri artırarak paradan para kazananları sevindirmek yerine faizi düşürüp yatırımı teşvik ediyoruz. Faiz zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan bir melanettir. Biz ülkemizi sıcak paranın cenneti yapmak yerine kalıcı yatırımlara kavuşturmanın mücadelesini veriyoruz. Kur ve fiyat artışını dikkatle takip ediyoruz.

Düşük faizle bu kısır döngüden kurtardığımız para tümüyle yatırıma, istihdama, üretime akacaktır. Düşük kurla ülkemizi ithalat cenneti haline çevirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Kur dediğin bugün artar yarın düşer. Artık faiz oranlarını dayatmalara göre değil ülkemizin ihtiyaçlarına göre belirleyeceğiz. Kurdaki yükselişin makul sınırları aşması ekonomi politikamızın sonucu değildir.

“SONLARI HÜSRAN OLACAK”

Tüm Avrupa ülkelerinde sıfır veya eksi olan enflasyon yüzde 5’leri 6’ları geride bıraktı. Sadece enflasyona bakara Türk ekonomisini okumak yanlış olur. Biz köklü bir değişimi hayata geçirmenin mücadelesini veriyoruz. Biz ülkemizi hedeflerine ulaştırmaya çalıştığımızda kıyamet kopmuş gibi ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Biz bu mücadeleyi verirken yüksek kurdan döviz alıp daha yükselmesini bekleyenlerin sonu hüsran olacak.

“STOKÇULARA ÜLKEYİ MEZAR EDECEĞİZ”

Stokçulara bu ülkeyi mezar edeceğiz. Stokçuluk bizim dinimizde haramdır, bunu yapamazsınız. Yapanlar varsa, bunun bedelini ödeyecekler. Bunun için de birinci derecede Ticaret Bakanlığımız olmak üzere bunların üzerine gideceğiz. Vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum, döviz alırken alışveriş yaparken sağduyudan ayrılmayın. Hala yüksek faiz dayatmasında bulunanlar, evlatlarının geleceklerine kastettiklerini bilmelidir.

Yüksek faiz ve düşük kur üzerine kurulu sömürü düzeni ülkemize bir daha giremeyecek. Cari fazla ile elde edilen kaynaklarla büyüme desteklenecek. Türkiye, siyasi ve ekonomik istikbalini CHP gibi IMF ve benzer kurumlara teslim etmeyecektir.”

“MERKEZ MÜDAHALE ETMESİ GEREKİYORSA YAPAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrası gazetecilere Merkez Bankası’nın döviz müdahalesine ilişkin açkılama yaptı.

Erdoğan, “Merkez Bankası’nın yasasında var. Böyle müdahale etmesi gerekiyorsa yapar” dedi.

ASGARİ ÜCRET İÇİN ‘FEVKİNDE’ ARTIŞ MESAJI

Asgari ücretle ilgili konuşan Erdoğan, “Asgari ücretle ilgili çalışmalarımız sürüyor. En kısa zamanda açıklanacak. Asgari ücrete şu ana kadar olmuşun fevkinde bir artış yapacağız” diye konuştu.

HEKİMLERE ZAM GELİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzman ve pratisyen hekimlere de 5 bin, 2 bin 500 lira tutarında zamlar yapılacağını duyurdu.

Devam Et

Gündem

Akşener asgari ücret önerisini açıkladı

Haber Giriş:

on

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada ekonomiyi eleştirdi ve partisinin asgari ücret önerisini “En az 4 bin lira olmalıdır” diyerek açıkladı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin Meclisteki grup toplantısında konuştu.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Dünyada, “düz dünya” teorisini bile ciddiye alıp tartışanlar var ama sayın Erdoğan’ın, “düz ekonomi” tezini tartışan bir kişi bile yok. Ama buna rağmen, maalesef bu cahillik, koca bir ülkeyi, bu teze mahkum etmeye devam ediyor. Gerçekten ibretlik.

Dünyada parası değer kaybederken, milleti zenginleşen hiçbir ülke yoktur. Dolar 13 lirayı aşmış, 14’e dayanmış. Ticaret durmuş. Sırtını saraya dayayanlar dışında, milletimizin her bir ferdi, kan ağlıyor. Peki bunlar ne yapıyor? Saçmalamaya devam ediyor.

Biliyorsunuz, kasım ayında, Plan Bütçe Komisyonu’nda, bütçe görüşmeleri vardı. İYİ Parti Grubu olarak, görüşmelere aktif katkı verdik. Milletin sesini, bütçe görüşmelerine taşıdık. Çözümlerimizi, önerilerimizi sunduk. Bu vesileyle, komisyonda bizi başarıyla temsil eden arkadaşlarıma, gayretlerinden ötürü, teşekkür ediyorum.

Arkadaşlarımız, milletimizin sorunlarına, ve beklentilerine, çözüm olması amacıyla, toplam 19 önerge verdiler. Ama ne oldu? 19 önergemizin tamamı, Cumhur İttifakı tarafından reddedildi.

Mesela, Yükseköğretimde öğrenim gören öğrencilerimizden, yalnızca 414 bini burs alabiliyor.

O da, ayda 650 lira. Yani, günde 20 lira. Peki biz ne dedik? Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine, 8 milyar 500 milyon lira ilave ödenek verilsin. Böylece 1 milyon öğrencimize, ayda 1000 lira burs verelim dedik. Onlar ne yaptı? “Öğrencilere burs murs yok” dediler.

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim seviyelerinde, öğretmen açığımız var. Biz ne dedik? Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine, 50 bin ilave öğretmen ataması için, 6 milyar 250 milyon lira, ek ödenek verelim. dedik. Onlar ne yaptı? “Atanamayan öğretmenler, markette çalışmaya devam etsin” dediler.

KOBİ’lerin, elektrik ve doğal gaz maliyetlerindeki artışın, bir bölümünü, sübvanse edelim. KOSGEB bütçe ödeneklerini, 10 milyar lira arttıralım. Onlar ne yaptı? “KOBİ’ler borç içinde boğulmaya devam etsin, bizim umurumuzda değil” dediler.

3600 ek göstergeyi verelim. Bunun için, Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı bütçesine, 7 milyar 250 milyon lira ekleyelim. Onlar ne yaptı? “Biz 3600 sözümüzden döndük, haydi başka kapıya” dediler.

Gelin, EYT’li kardeşlerimiz için adım atalım. Bunun için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesine, 45 milyar lira ekleyelim. Onlar ne yaptı? “EYT’lilerin ne hali varsa görsün” dediler.

MİLLETVEKİLLERİNİN AÇIKLAMALARINA TEPKİ

Benzin istasyonlarında, araç kuyrukları oluşuyor. Vatandaş, zamdan önce deposunu doldurma derdine düşmüş. Ama empati yoksunu bir vekil çıkıp, “Araç kuyrukları, zamdan dolayı değil, araç bolluğundan yaşanıyor” diyor.

Simit 3 buçuk lira olmuş, artık yarım simit satışları başlamış ama milletimize beslediği engin sevgisiyle bildiğimiz, bir AK Parti yöneticisi; “Bizden önce, dağlarda yaşayan, aç insanlar vardı” diyor.

Asgari ücretli anne babalar, bebeklerine mama bile alamazken, ayda 25 bin lira maaş alan, tuzu kuru bir vekil, çıkıp milletimize, soğan ekmek edebiyatı yapıyor.

Geçmediği yolun bile parasını millete ödetirken, Bir başka vekil, çıkıp “cebinde parası olmayan, eski yolu kullanır” diyor.

Mesela, Ekonomideki yangın, bırakın mutfağı, tüm haneyi yakarken, Herhalde, vekillerinden geri kalmak istememiş olacak, sayın Erdoğan, “Afganistan ekonomisini, ayağa kaldırmamız lazım” diyor.

BAHÇELİ’YE ‘MANSUR YAVAŞ’ TEPKİSİ

Sayın Bahçeli, dünkü grup toplantısından sonra, çıktı, hem de gazi meclisimizin çatısı altında, Sayın Mansur Yavaş’ı tehdit etti. Neymiş, bundan sonra Mansur Bey, bu arkadaşların nefesini, ensesinde hissedecekmiş.

Yok öyle yağma, Sayın Bahçeli. Yok öyle yağma. Mansur Yavaş’ın arkasında biz varız, Ankaralılar var.

Yalana, talana, yoksulluğa, ses çıkarmayacaksın, sonra da çıkıp, tek derdi Ankara’ya hizmet olan, belediye başkanımızı tehdit edeceksin. Ayıptır, ayıp.

KOTALI SATIŞLAR, KUYRUKLAR

Bu iktidar, paramızı pul etti. Bu iktidar, güvenimizi istismar etti. Bu iktidar, kınadığı ne varsa, daha beterine dönüştü. Biliyorsunuz, sayın Erdoğan, ne zaman sıkışsa, eskinin akaryakıt kuyruklarından bahseder. Kotalı satışlardan bahseder. Önlenemeyen fiyat artışlarından bahseder.

Peki kendisinin devri iktidarında, 2021’in Türkiye’sinde, durumlar nasıl? Mesela, akaryakıt kuyrukları var mı? Var. Hem de sadece akaryakıt değil, ekmek kuyruğu da var. Yağ kuyruğu da var.

Mesela, kotalı satışlar var mı? Var. Artık bazı marketlerde, şeker ve yağ satışları, 1 adet ile sınırlı tutuluyor. Peki önlenemeyen fiyat artışları var mı? Evet, maalesef o da var. Çünkü, milletimiz maaşını dolarla almıyor ama ithalata mahkûm edilen ekonomimizde, maalesef her şeyi, dolarla alıyor.

ASGARİ ÜCRET AÇIKLAMASI

Biliyorsunuz, her yıl, kasım ve aralık aylarında, asgari ücret gündeme geliyor. Ancak ortada vahim bir durum var. Asgari ücret tartışması, her yıl, siyasi bir malzeme hâline getiriliyor. Asgari ücreti, siyasi tartışmaların gündeminden, acilen çıkarmamız lazım. Bunu, iktidara talip bir siyasi partinin, Genel Başkanı olarak söylüyorum. Bu nedenle, yetkiyi aldığımızda, asgari ücreti belirlerken, aynı Malezya’da, Brezilya’da, Fransa’da olduğu gibi, çeşitli makro ekonomik göstergeleri temel alan, sağlıklı bir model benimseyeceğiz. Yani asgari ücreti, yoksulluk sınırı, verimlilik artışı, millî gelir, işsizlik oranı, toplu iş sözleşmeleriyle karara bağlanan, ücret düzeyleri, enflasyon beklentisi gibi, objektif parametreleri kullanan bir modelle, şeffaf bir biçimde belirleyeceğiz.

“ASGARİ ÜCRET EN AZ 4000 LİRA OLMALI”

Peki bu sene için ne öneriyoruz? TÜİK’in, Hanehalkı İşgücü Anketi’nin, 2020 verilerine göre; hanesine, sadece 1 asgari ücret giren, 3 milyon 125 bin işçimiz var. Bu durum, 3 milyon 125 bin işçimiz ve aileleri, açlık sınırının altında yaşıyor demek. İşte bu farkındalıkla, biz diyoruz ki; asgari ücret, en az 4000 lira olmalıdır. Yani ele geçen 4000 lira olmalıdır.

Ancak mevcut uygulamayla, bekar bir asgari ücretlinin eline, 4000 lira geçmesi durumunda, bunun işverene maliyeti, en az 6574 lira olacak. İktidarın beceriksizliği nedeniyle, zaten iflasın eşiğinde olan işverenimiz için, bu maliyet, maalesef karşılanabilir değil. Bu durumda, ne istihdamı arttırabiliriz,
ne de, güvencesiz çalışmanın önüne geçebiliriz.

Bizim asgari ücret önerimiz, brüt ücretin, yüzde 22 artırılıp, 4360 liraya çıkartıldıktan sonra, çalışanlarımıza, devlet tarafından, 555 lira ek bir ödeme yapılarak, ellerine geçen net ücretin, 4000 lira olmasıdır.

Devam Et

Trend