#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Bahçeli’den erken seçim açıklaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yüzde 50+1 açıklamasına yanıt verdi. Ekonomiye ilişkin açıklamalarda da bulunan Bahçeli, “Türkiye faiz kamburundan kurtulmalıdır, faiz uzun vadede üretim sistemine büyük hasarlar vermektedir. Bize göre hükümetin ekonomi politikası doğrudur” diye konuştu. Öte yandan Bahçeli, “Erken seçim falan yoktur” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarına tepki gösteren Devlet Bahçeli, ekonomiyle ilgili olarak “Bize göre hükümetin ekonomi politikası doğrudur” diye konuştu.

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:

Tarihi misyonumuzla vizyon enginliğinin takipçisi olduk. Neyi hedeflediysek ülkemiz için istedik. Mevzu bahis Türk milleti olursa ilerlememizin sınırı olamaz. Bir millete mensup olmak başkadır, yürekli bir şekilde savunmak başkadır.

55 ilimizi ziyaret ettik. Gittiğimiz her ilde coşku ile karşılandık. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümüne kadar hızımızı arttıracağız.

Kim Türk millerimizin hasmı ise bizimde hasmımızdır. Partimiz bir gönül çemberidir. Cumhur İttifakı’na sahip çıkacak Türkiye sevdalıları hep var olacaktır.

“ATANAMAYAN ÖĞRETMEN SORUNUNA NEŞTER VURULMALI BU SORUN ORTADAN KALDIRILMALIDIR”

Yarın 24 Kasım öğretmenler günün kutlayacağız, muhterem hizmetlerini anacağız. Beklentilerini sırasıyla karşılamak durumundayız. Eğitimin amacı bireyin kendini gerçekleştirmesi, kendine ve topluma faydalı olmasıdır. Öğretmenler bir ülkenin kalkınmasında baş roldedir. Sorunsuz öğretmen sorunsuz eğitim demektir. Atanamayan öğretmen sorununa neşter vurulmalı bu sorun ortadan kaldırılmalıdır.

KILIÇDAROĞLU’NUN “BARIŞ TEŞKİLATI” SÖZLERİ

Kılıçdaroğlu geçen hafta bir Yunan gazetesine demeç vermiş yine çuvallamıştır. Demiş ki, iktidara geldiğimizde Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı kuracağız, neden savaşıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, savaş nerededir, savaşan kimdir? Türkiye düşmanlarıyla kucaklaşmak maksadıyla helalleşme sayfası açan Kılıçdaroğlu’nun dilinin altındaki bakla nedir? Yunanistan’ın artan tahriklerine tepki göstermeyen CHP Genel Başkanı, bir kez daha yanlışa gömülmüş, gayri milli siyasetini deşifre etmiştir. Bu partinin bir grup başkanvekili, HDP’nin PKK ile ilişkisi olduğunu görmedim diyecek kadar milli gerçeklerden kopmuştur. Görüyor ama itiraf edemiyorsun. PKK ile HDP’nin kanlı madalyonun iki yüzü olduğunu cümle alem gördü de bir tek siz mi görmediniz?

AKŞENER’E YÜZDE 50+1 YANITI

Siz başörtülü bakanı konuşmaktan önce ikna odalarında eziyet ettiğiniz gencecik kızlarımızın hesabını verin de görelim. Genel başkanlar düzeyinde asık ve mutsuz yüz hatları ile kamuoyuna çıkmışlardır. İP’in başkanı Türkiye’nin farklı farklı mahallelerine bölündüğünü söylüyor. Bu dil bölücüdür, zararlıdır. İP başkanı yüzde 50+1’in şahsıma sorulmasını istemiş. Ekranlarda hala 50+1 tartışması devam etmektedir. Bilen de bilmeyen de atıp tutmaktadır. Şimdi beni iyi dinlesinler.

Cumhurbaşkanının iki turlu seçimle, halk tarafından, salt çoğunlukla yani 50+1 seçilme kuralı 21 Ekim 2007 tarihli anayasa değişikliği ile getirilmiştir. 16 Nisan 2017 tarihli halk oylaması ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçilmiş, seçim usulü değiştirilmemiştir. Dünyada cumhurbaşkanı veya devlet başkanını halkın seçtiği 99 ülkede 50+1 alan adayın seçilmesi anayasal norm olarak kabul edilmiştir. 103 ülkede halk seçerken bunlardan 99’unda salt çoğunluk uygulanmaktadır. Halk tarafından seçilmesinde uygulanan ikinci usul, yüzde 40+10 sistemidir. Bu sistem sadece Bolivya, Arjantin, Ekvator ve Kosta Rika’da geçerlidir. İlk turda yüzde 40 alıp yakın rakibine yüzde 10 fark atanın seçilmesi esastır. Bu ülkelerde aslında geçerli oyların salt çoğunluğu, kısaca 50+1 şartı aranmakta. Tek turda yüzde 40’la seçilmeyi öngören ülke örneği dünya üzerinde yoktur. Böylesi bir tercih olması halinde yürütmenin demokratik meşruiyet sorunu doğacaktır. Cumhurbaşkanını halkın seçtiği tüm sistemlerde geçerli oyların salt çoğunluğu ile seçilmesi temel kaidedir. Değiştirmeye kalkmak, bu konuyu tartışmaya açmak yönetim sistemine güvensizliği körükleyecektir. Bu masum bir talep değildir. Bize göre Cumhurbaşkanlığı Sistemi lehine en güçlü argümanlardan biri 50+1 oyla iktidara gelmek için partiler arası uzlaşı ve kutuplaşmanın azalmasıdır.

EKONOMİ POLİTİKASI

Küresel enflasyon hızlı tırmanış halindedir. Mal ve hizmet arzının cevap verememesi durumunda ortaya çıkan talep yönlü enflasyon, diğeri de arz yönlü enflasyondur. Enflasyonla mücadele politikalarının geliştirilmesi, enflasyon kaynağının doğru tespit edilmesi ile yakından ilişkilidir. Kısa vadeli faiz oranını enflasyon oranındaki artış ve azalış kadar artırmak veya azaltmaktır. Enflasyon hedeflemesi özünde talep yönünden yaklaşmakta ve faiz yükselişlerinin toplam talebi azaltacağını öngörmektedir. Yüksek enflasyonu aslında mal piyasası aksaklıklarının ortaya çıkardığı sorun olarak tanımlamak en doğrusudur. Bu da bir ülkenin üretim yapısının sonucudur. Türkiye gibi üretim yapısının temelinde yatan ana sorun ham madde ve girdi ile birlikte makine ve enerjide ithal bağımlılıktır. Esnek kur sisteminde döviz kurunun değeri piyasa şartlarından belirlenmektedir. Yüksek yurt içi enflasyonunun uzun vadede milli paranın değer kaybına yol açması doğal olarak beklenmektedir. Yüksek enflasyon, faiz ve kur açmazı devamlı karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin üretim ve dış ticaret yapısı, enflasyonla mücadeleye sadece talepten değil, arz zaviyesinden de yaklaşmayı gerektirir. Yüksek faiz politikası uygulamak, daha sıkı para politikası sadece ekonomi üzerindeki daraltıcı etkiyi şiddetlendirirken bize göre yangına körükle gitmeyi destekler. Türkiye bir karar vermek ve uygulamak için bir irade ortaya koymak durumuyla karşı karşıyadır. Ya enflasyon artışına faizi artırarak, döngüyü kabul edeceğiz ya da yüksek faiz politikasından kademeli vazgeçerek enflasyonla mücadeleyi yeniden tanımlayarak üretimi esas alan politika anlayışına geçeceğiz.

“TÜRKİYE FAİZ KAMBURUNDAN KURTULMALIDIR”

Bize göre başka alternatif kalmamıştır. İkisinin de risk ve maliyetleri vardır. Birincinin maliyeti ödenmesi ve devam etmektedir, ikincisi ise yapısal adımları şart koşmaktadır. Yüksek faiz politikasından kademeli vazgeçmek, üretim ve dış ticarette ithal bağımlılığını yapısal sorun olarak gündeme almayı ve kıran kırana mücadeleyi işaret etmektedir. Ekonomik güvenliğimiz için başka bir yol kalmamıştır. Yalnızca enflasyon ile mücadele değil, ekonominin tümü için öncelikli konu politika uygulamasındaki belirsizliği ortadan kaldırılmasıdır. Para politikası ve Merkez Bankası’nı baz alan, enflasyon ile mücadeleyi yalnızca faize bağlayan politikanın çözümde yetersiz kaldığı deneyimlerimizde sabittir. Kamu maliyesi yaklaşımına da ihtiyaç duyduğumuz gerçektir. Türkiye faiz kamburundan kurtulmalıdır, faiz uzun vadede üretim sistemine büyük hasarlar vermektedir. Bize göre hükümetin ekonomi politikası doğrudur.

MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI TARTIŞMASI

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunu tartışmaya açmak, demokrasi ve milli iradenin gereğidir. IMF ve faiz lobisi oyunu ile mesafe alamayacağımız ortadadır. Bağımsız kurumlar milli iradenin üzerinde olamaz. Hesabını veren siyasettir, kararını veren de siyaset olmalıdır.

“ERKEN SEÇİM FALAN YOKTUR”

Tekraren söylüyorum, erken seçim falan yoktur. Seçim 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır.

Gündem

Vergi, harç ve cezalara zam

Haber Giriş:

on

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın (Gelir İdaresi Başkanlığı), Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu yıl için yeniden değerleme oranı yüzde 36,2 olarak tespit edildi. Buna göre, vergi, harç ve ceza tutarları belirlenen oranda artacak.

Tebliğde Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddesinde yeniden değerleme oranının, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun yurt içi üretici fiyat endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olduğu belirtilerek, bu oranın Bakanlıkça Resmi Gazete ile ilan edileceği hükmünün yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda yeniden değerleme oranının 2021 için yüzde 36,2 olarak tespit edildiği aktarılan tebliğde söz konusu oranın 2021 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacağı kaydedildi.

YÜZDE 36,2 ZAM YAPILDI

Çeşitli vergi ve harçlarla ilgili kanunlarda yer alan vergi, harç ve ceza tutarları belirlenen yüzde 36,2 oranında artacak.

Öte yandan bu konuda daha önce yayımlanan tebliğlerin yürürlükte kalacağı da belirtildi.

Devam Et

Dünya

Tarihi fotoğraf! Sınırlar yeniden belirlenecek

Haber Giriş:

on

Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan tarafından yayınlanan ortak bildiride, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sınırların tekrar belirlenmesi için komisyon kurulacağı belirtildi.

Rusya’nın Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında Dağlık Karabağ’daki gelişmelerin ele alındığı üçlü zirve yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Zirvenin ardından Rusya, Azerbaycan ve Ermensitan ortak bildiri yayınladı. Putin, Aliyev ve Paşinyan kameralar karşısına geçerek ortak bildiriyi okudu.

SINIRLAR TEKRAR BELİRLENECEK

Bildiriye göre, liderlerin Azerbaycan ve Ermenistan arasında sınırların tekrar belirlenmesi konusunda ikili bir komisyon oluşturulmasına karar verdiği aktarılırken, Rusya’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için gerekli olan tüm yardımları sağlayacağı ifade edildi.

Dağlık Karabağ’ın ekonomik potansiyelinin gün yüzüne çıkarılması için mümkün olan en kısa sürede projeler başlatılacağı aktarılan bildiride, Azerbaycan ve Ermenistan sınırlarında istikrar ve güvenliğin sağlanması konusunda adımlar atılacağı açıklandı.

“KAPSAMLI, SAMİMİ BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK”

Üçlü görüşmede alınan yeni kararların Güney Kafkasya’da güvenliğe katkı sağlayacağını vurgulayan Aliyev, “Soçi’deki üçlü toplantıda alınan kararlar, Güney Kafkasya’da daha güvenli ve daha öngörülebilir bir durumun oluşmasına katkıda bulunacaktır. Putin ve Paşinyan ile kapsamlı ve samimi bir görüşme gerçekleştirdik” dedi.

Rusya’nın Azerbaycan’ın stratejik ortağından daha fazlası olduğunu kaydeden Aliyev, 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra Azerbaycan’ın 100’den fazla savaş esirini Ermenistan’a teslim ettiğini de sözlerine ekledi.

Devam Et

Gündem

Mehmet Ceyhan’dan yerli aşı hakkında açıklama

Haber Giriş:

on

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, acil kullanım onayı başvurusu yapılan yerli Covid-19 aşısı TURKOVAC’ın henüz yeterli sayıda kişiye uygulanmadığını söyledi. Ceyhan, “Böyle bir aşının Faz-3 çalışmasının minimum 30-40 bin vaka üzerinde yapılması gerekir. Oysa bakanlığın açıklamalarından 2 bin vakayı daha yeni bulduğumuzu öğrendik. Henüz bilimsel bir açıklama yok, sonuç açıklanmadı. Sadece beyanlar var, ‘biz etkili gördük’ şeklinde beyanlar. Bunlar bilimsel anlamda yeterli değil” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, TURKOVAC aşısının acil kullanım onayı başvurusuna ilişkin, Türkiye’nin de dünyanın da yeni aşılara ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Türkiye’nin kendi ürettiği aşının elinde olması bir güvencedir, aşı yapılmasını kolaylaştırır, destek olur. ‘Milli aşı olursa yaptıracağım’ diyen, başta sayılarının çok olduğu söylenen; ama geldiğimiz noktada öyle olmadığı görülen bir grup insan var. Belki onların da aşı olmasına yardımcı olabilir. Bu yüzden bu çok önemli bir gelişmedir” dedi.

‘HENÜZ BİLİMSEL AÇIKLAMA YOK’

Prof. Dr. Ceyhan, aşının Faz-3 çalışmasındaki vaka sayısının az olduğuna dikkat çekerek, “Ancak diğer taraftan böyle bir aşının Faz-3 çalışmasının minimum 30- 40 bin vaka üzerinde yapılması gerekir. Oysa bakanlığın açıklamalarından 2 bin vakayı daha yeni bulduğumuzu öğrendik. 2 farklı Faz-3 çalışması yürütülüyor. Biri direkt başlangıçta aşılamada kullanılıyor, diğeri daha önce 2 doz Sinovac yaptıranlara 3’üncü doz TURKOVAC yapılıyor. Bu her ikisinde de bizim anladığımız kadarıyla henüz bilimsel bir açıklama yok, sonuç açıklanmadı, bunun yayın haline getirilip bir yerde yayımlanması lazım. Sadece beyanlar var, ‘biz etkili gördük’ şeklinde beyanlar. Bunlar bilimsel anlamda yeterli değil” diye konuştu.

‘BİLİMSEL ANLAMDA PROBLEM OLUR’

Prof. Dr. Ceyhan, bilim dünyasında güvenirliğin kaybedilmemesi için çok dikkatli olunması gerektiğini belirterek, “Yarın geniş çaplı çalışmalarda söylediğiniz gibi bir etki çıkmazsa o zaman bilimsel anlamda büyük bir problem olur o. Çünkü bilimin uluslararası kuralları vardır. Bu ruhsatlandırmalar, acil kullanım onayları bu kurallar ile yapılır, her ülkede değişmez kurallardır bunlar. Bunu Rusya birkaç defa yapmaya çalıştı, bütün dünya tepki gösterdi, geri adım atmak zorunda kaldılar. Türkiye’de bizim gördüğümüz kadarıyla yeterli sayıda kişiye uygulanmadı aşı. Bu veri ile acil kullanım onayı alıp yaparsanız kanun açısından bir engeli yok; ama bilimsel kurallar açısından bu ciddi sakıncalı bir durumdur. Bilim dünyasında güvenirliğimizi kaybederiz, ürettiğimiz diğer ürünlere bakış da değişebilir. Bu yüzden bu konuda çok dikkatli olmamız lazım” ifadesini kullandı.

Devam Et

Trend