#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Bal ne kadar sağlıklı?

Bir Ankete göre, ortalama bir Amerikalı (140 kiloluk rafine şekerden fazla yemek yiyen) ve her yıl ek olarak 60 kiloluk bir fruktoz mısır şurubu yiyor. Yeni araştırmalara göre, rafine şeker alımımızı değiştirip saf çiğ bal kullanabiliyorsak, sağlık yararları kesinlikle muazzam olacaktır.

Bir Ankete göre, ortalama bir Amerikalı (140 kiloluk rafine şekerden fazla yemek yiyen) ve her yıl ek olarak 60 kiloluk bir fruktoz mısır şurubu yiyor. Yeni araştırmalara göre, rafine şeker alımımızı değiştirip saf çiğ bal kullanabiliyorsak, sağlık yararları kesinlikle muazzam olacaktır.

Ham bal , çiçek nektarından arılar tarafından hazırlanan, süzülmemiş ve pastörize edilmemiş bir tatlandırıcıdır. Bugün tüketilen balın çoğu işlenmiş baldır. Balbesin değeri ve sağlık gücü ile doludur. Kilo kaybı, mevsimsel alerjilere uyku problemleri gibi birçok konuda yardımcı olabilir.

Balın Bazı Sağlık Faydaları:.

Doğal Enerji Kaynağı:

Aynı zamanda “mükemmel çalışan yakıt” olarak da bilinir. % 80 doğal şeker,% 18 şeker, mineral, vitamin, polen ve protein içerir (yüzde 2). Beslenme laboratuvarı, egzersiz yapmadan hemen önce tüketmesi için en iyi karbonhidrat alternatiflerinden birini göstermiştir. Hem yakıt ikmali hem de geri kazanım için şiddetle tavsiye edilir. Sebep, antrenman öncesi atıştırmalıkların ve antrenman sonrası atıştırmalıkların bir kısmına eklendi.

Antioksidanlarla Dolu:

Çalışma ayrıca günlük ham bal dozunun, vücuttaki sağlığı teşvik eden antioksidanların seviyesini yükselttiğini göstermektedir. vücutta serbest radikallerin tıkanmasına neden olur ve hastalığa neden olur. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir.

Uyku Yardımı:

Restoratif uyku, çiğ bal tarafından iki şekilde desteklenir. Yatmadan önce bal tüketirsek, glikojen arzı yenilenir ve beynin bizi uyandırabilecek yakıt arayışı tetiklemesi önlenir.

Melatonin ayrıca bağışıklığı arttırır ve dinlenme döneminde dokuyu yeniden oluşturmaya yardımcı olur. Kötü uyku, hipertansiyon, obezite, kalp hastalığı, artrit, inme ve tip 2 diyabet için bir risk faktörü olarak gösterilmiştir. Doğal olarak birçok sağlık problemi riskini azaltır.

Diyabet Yardımı:

Ham bal ve tarçın kombinasyonu, sağlıklı kan şekeri yönetimine özellikle faydalı olabilir. Ham bal, insülini arttırır ve hiperglisemiyi azaltır.

Sağlıklı Kilo Yönetimi:

Yapılan çalışmalardan şekerin bal ile değiştirilmesinin fazla kilolarda paketlenmeyi önlemeye yardımcı olabileceği ve ayrıca kan şekeri düşürdüğü bulunmuştur.

Balın bu denli faydaları varken Hakiki kestane balının faydaları nı duyunca çok şaşıracaksınız.

Bursa

İl Sağlık Müdürü’nden Covid hastalarına ilaç uyarısı

Haber Giriş:

on

Bursa Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarına, sosyal medyadaki asılsız yazılara itibar etmemeleri ve verilen ilaçları zamanında kullanmaları konusunda uyarıda bulundu.

Yavuzyılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, koronavirüs hastalarının öncelikle kurallara uyması ve doktorlarının önerdiği tedaviyi aksatmamaları gerektiğine dikkati çekti.

Bazı sosyal medya platformlarında aşıda olduğu gibi ilaçlarda da bir güvensizlik izlenimi üretilmeye çalışılmasının son derece yanlış olduğunu vurgulayan Yavuzyılmaz, verilen ilacın, virüslere etkili anti-viral ilaç olduğunu aktardı.

Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, şunları kaydetti:

“Hastalığın şiddetini de azaltabiliyor ancak hastalar bunu uygun dozda ve doğru kullanmalı. Evde tedavisine devam edenler için filyasyon ekibimizce ilaçlar hastalarımıza verilerek kullanım dozları da anlatılmaktadır. Virüsün bulaş riskini azaltan, virüse karşı vücudun başarı elde etmesinde kritik öneme sahip bir ilaç. Karaciğer enzimlerinde uzun kullanımlarda birtakım yükselmeler olsa da ilacın bırakılmasıyla bu değerler hemen geri dönüyor. Bu ilaca karşı özellikle sosyal medyadaki yanlış yönlendirmelere vatandaşlarımızın itibar etmemesini, ilaçlarımızı zamanında eksiksiz olarak kullanmalarını istiyoruz.”

Devam Et

Gündem

Koca açıkladı: Türkiye’de aşı ilk kimlere yapılacak?

Haber Giriş:

on

Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başkanlığında “aşı” gündemiyle toplandı. Toplantı sonrası Bakan Koca’nın yaptığı yazılı açıklamada aşılanmanın 4 aşamada yapılacağını belirtildi. 11 Aralık’tan sonra gelecek aşı ilk aşamada sağlık çalışanları ve 65 yaş üstü vatandaşlar ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinlere yapılacak.

Türkiye’nin seçkin bilim insanlarından oluşan Bilim Kurulu üyelerinin hiçbir karşılık beklemeksizin yaptığı yoğun çalışmaların, koronavirüs sürecinin yönetilmesinde önemli katkı sağladığını bildiren Bakan Koca, “Kurulumuz düzenli olarak toplanmakta, bilimsel gelişmeleri ve ortaya çıkan yeni durumları değerlendirmektedir. Bilim insanlarımız korunma, tanı, takip ve tedavi konularında görüşlerini paylaşmakta; rehberler, kılavuzlar ve algoritmalar hazırlayarak mücadeleye yol göstermektedir. Ülkemizin de içinde olduğu birçok ülke, aşı geliştirme çalışmaları için tüm bilimsel birikimlerini ve maddi kaynaklarını seferber etmiştir ve salgına karşı daha etkili bir korunma sağlayabilmek için çaba göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Daha önce kamuoyu ile paylaşıldığı gibi farklı aşı çalışmalarının yakından takip edilerek, olabilecek en erken dönemde, etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış aşılara ulaşmak için çalışmaların sürdürüldüğünü kaydeden Koca, bir inaktif virüs aşısının temini için sözleşme imzalandığı, bir mRNA aşısı için de görüşmelerin devam ettiğini açıkladı.

‘SÖZLEŞME İMZALADIĞIMIZ AŞI ‘İNAKTİF’ DİYE BİLİNEN AŞILARDIR’

Koca, aşıların uygulanmaya başlamasıyla salgına karşı daha başarılı sonuçlar almanın mümkün olacağını belirterek, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Aşılar konusunda bilimsel gerçeklikten uzak tartışmalar, kazanmayı umduğumuz mücadelede gücümüzün kırılmasından başka fayda sağlamamaktadır. Gerek bilim insanlarımız, gerek Bakanlığımız aşının menşei ile değil, güvenliliği ve etkililiği ile ilgilenmektedir. Bu nedenle, aşılar konusunda verilecek kararları ve atılacak somut adımları, geliştirilen aşıların kısa ve uzun dönem güvenliliği ile etkililiği belirleyecektir. Şu anda teminine en yakın olduğumuz üç aşıdan birisi olan, sözleşme imzaladığımız aşı ile ülkemizde geliştirilen aşılardan ilk klinik çalışmalara ulaşan aşı ‘inaktif’ diye bilinen aşılardır. İnaktif aşılar, farklı hastalıklar için uzun yıllardır ülkemizde uygulanmakta olan ve uzun dönem güvenlilikleri bilinen aşılardır. Aşıların temini sonrasında uygulanmasına yönelik olarak lojistik imkanlarımız ve alt yapımız hazır durumdadır. Temin etmek üzere olduğumuz diğer aşı ise mRNA aşısıdır ve genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşıdır. mRNA aşıları, insanlarda yeni uygulanan bir teknoloji ile hazırlanmaktadır. Çalışmalarda kısa dönem başarılı sonuçlar alınmıştır. Türkiye’nin standartlarına uygun olabilecek diğer alternatif aşılar için de görüşmelerimiz devam etmektedir.”

‘BİLİM KURULUMUZ AŞILAMA STRATEJİSİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARINI YÜRÜTMEKTEDİR’

Sözleşme yapılan aşının ilk kısmının Türkiye’ye 11 Aralık’tan sonra gelmesinin beklendiğini aktaran Koca, “Aşılar geldiğinde öncelikle uluslararası akredite Halk Sağlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Laboratuvarları tarafından, ülkemize ithal edilen tüm aşılarda da uygulanmakta olan incelemeler yapılacaktır. Bu incelemelerde aşının güvenlilik testlerinin olumlu çıkması ve sonuçlanmakta olan Faz 3 çalışmalarının erken sonuçlarının açıklanmasını takiben veriler, TİTCK tarafından değerlendirilecek ve ülkemiz standartlarına uygun bulunduğu takdirde erken kullanım izni verilecektir. Aşıların uygulanmasına bu aşamadan sonra geçilecektir. Ülke olarak önceden hazırlıklı olmanın gayreti içindeyiz. Bilim Kurulumuz aşılama stratejisi üzerindeki çalışmalarını yürütmektedir. Riskli grupların tespiti ve önceliklendirilmesi, yoğun hasta yükü altında tüm enerjisini harcamakta olan sağlık personelimizin aşılama kampanyasında yeniden organizasyonu, lojistik yönetimi dahil detaylı bir planlama yapılmaktadır. Aşı dağıtım planlamasında DSÖ tarafından dikkat çekilen insan hakları, eşitlik, adalet ve meşruiyet çerçevesinde bir dağıtım çerçevesinin oluşturulmasına çalışılmaktadır. Bu çerçevenin temelini oluşturan etik ilkeler arasında maksimum fayda sağlanması, sağlık eşitsizliklerinin azaltılması, aşının adil, şeffaf ve kanıta dayalı dağıtılmasının sağlanması bulunmaktadır” ifadelerini kaydetti.

‘AŞILAMA ÇALIŞMASI DÖRT AŞAMADA YÜRÜTÜLECEK’

Bilim Kurulu tarafından, çeşitli nüfus grupları arasında enfeksiyon kapma, ölüm oranı, olumsuz toplumsal etki riski gibi unsurlar göz önüne alınarak genel önceliklerin belirlendiğine işaret eden Bakan Koca, önceliklere göre aşılama çalışmalarının 4 aşamada yürütüleceğini belirterek, planlanan aşılama takvimini şöyle sıraladı:

“İlk aşamada sağlık çalışanları, 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinler aşılanacaktır.

İkinci aşamada toplumun işleyişi için gerekli sektörlerde ve yüksek riskli ortamlarda bulunan ve kritik işlerde çalışan kişiler ile 50 yaş ve üzeri en az bir kronik hastalığı bulunan kişiler aşılanacaktır.

Üçününcü aşama, 50 yaş altı en az bir kronik hastalığı bulunan vatandaşları, genç yetişkinleri, ilk 2 grupta yer almayan sektör ve mesleklerde çalışanları kapsamaktadır.

Dördüncü ve son aşamada ise ilk üç grubun dışında kalan tüm bireyler aşılanacaktır.”

Bakan Koca, yapılan planlamaların olumlu seyretmesi durumunda Türkiye’nin, dünyada aşılama çalışmalarına erken dönemde başlayan ilk ülkelerden olacağını kaydetti. Koca ayrıca, “Ancak aşının mücadele gücümüzü artıracağını; kısıtlamalara ve mevcut tedbirlere hassasiyetle uymamız, en küçük bir ihmale fırsat vermememiz gerektiğini hatırlatmak isteriz. Normal hayatımıza dönebilmenin anahtarı ülke olarak birlikte davranmamıza, bütün tedbirleri hep birlikte titizlikle uygulamamıza bağlıdır” dedi.

Devam Et

Sağlık

Türkiye’de huzursuz bağırsak sendromu tedavisinde yüzde 78 başarı

Haber Giriş:

on

Türkiye’de yaşayan insanların yaklaşık yüzde 15’inin muzdarip olduğu Hassas Bağırsak Sendromu’un tedavi desteğine yönelik yapılan klinik çalışmada önemli bir başarıya imza atıldığı duyuruldu. İnsan bağırsağındaki bakterileri mikrobiyom testleriyle analiz ederek kişisel beslenme programları geliştiren yerli biyoteknoloji girişimi ENBIOSIS’in yürüttüğü klinik çalışmada Huzursuz Bağırsak Sendromu hastalarının yüzde 78’inde semptomlarda iyileşme gözlemlendi.

Bağırsakta yer alan ve mikrobiyom elamanları olarak adlandırılan bakterilerin insan sağlığıyla ilişkisine yönelik araştırmalar tüm dünyada hız kazanarak devam ediyor. Bu alanda yürütülen araştırmaların içerisinde yer alarak insan bağırsağındaki bakteriler üzerinden obezite, diyabet ve egzama gibi pek çok sağlık sorununun tedavisi için kişiye özel sağlık çözümleri geliştirmeyi hedefleyen yerli biyoteknoloji girişimi ENBIOSIS, halk arasında Huzursuz Bağırsak Sendromu olarak bilinen IBS üzerine yaptığı klinik çalışmayla önemli bir başarıya imza attığını duyurdu. ENBIOSIS tarafından yapılan açıklamada kişiye özel diyetlerin uygulandığı IBS hastalarının yüzde 78’inin semptomlarında iyileşme gözlendiği bildirildi. Bu sonuç, mikrobiyom temelli diyet uygulamasının IBS tedavisi üzerinde umut vadedebileceğine dair önemli bir bilimsel çıktı olarak değerlendirildi.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN ETİK KURUL ONAYI ALINDI

Klinik çalışmanın detaylarını aktaran ENBIOSIS CTO’su Özkan Ufuk Nalbantoğlu, “Gazi Üniversitesi’nden alınan etik kurul onayı ile yürüttüğümüz çalışmamamızın ilk aşamasında, Huzursuz Bağırsak Sendromu tanılı çalışmaya katılım kriterlerini sağlayan hastalardan dışkı örnekleri toplandı ve mikrobiyom analizleri gerçekleştirildi. Daha sonra hastalar iki gruba ayırıldı ve ilk grup ENBIOSIS’in geliştirdiği mikrobiyoma dayalı kişiselleştirilmiş diyet ile diyetisyenler tarafından 6 hafta boyunca takip edildi. İkinci grup, yani kontrol grubu ise 6 hafta boyunca standart beslenme programıyla takip edildi. Özellikle belirtmek isterim ki, ENBIOSIS diyet grubunda beslenme programları IBS tedavilerinde genel kabul gören eliminasyon diyetlerine göre değil, mikrobiyoma dayalı bireysel bazda ve alternatifli bir şekilde oluşturuldu. Bu ihtiyaçlar kiminde ağırlıklı olarak glüten içeren tahıl kaynakları yönünde olabilirken kiminde sebze ağırlıklı, kiminde ise belli yağ kaynakları veya protein kaynakları üzerinden ilerledi. Altı hafta sonunda yine her iki gruptan dışkı örnekleri toplandı ve ilk örneklerle karşılaştırmalı olarak mikrobiyom analizlerini gerçekleştirildi” dedi.

ÇALIŞMA ULUSLARASI BİR KONGREDE SUNULACAK

Ufuk Nalbantoğlu, çalışmanın sonuçlarına ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı: “Çalışmanın sonuçlarına eş zamanlı olarak, çalışmada yer alan Gastroenteroloji uzmanları tarafından hastaların klinik durumları 6 hafta boyunca takip edildi ve diyet öncesi sonrası olacak şekilde skorlandı (IBS-SSS). Çalışma sonunda hem mikrobiyom profili hem de klinik bulgular bazında ENBIOSIS diyet grubunda standart diyet grubuna göre istatistiki olarak anlamlı oranda iyileşmeler gözlemledik. Çalışma başlangıcında tüm hastalarda şiddetli semptomlar varken ENBIOSIS diyet grubunun yüzde 78’inde semptomların ağırdan ortaya gerilediği Gastroenteroloji uzmanları tarafından raporlandı. Benzer şekilde, ENBISOS diyet grubunda yer alan hastaların mikrobiyom profilinde IBS ile karekterize belli bakteri gruplarında diğer gruba göre anlamlı değişimler olduğu tespit edildi. Bu sonuçları en kısa zamanda bilimsel alanda duyurmak istiyoruz. Ekip olarak makale yazımına başladık, yayından önce sonuçlarımızı bir uluslararası kongrede sunma planımız var.”

KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK ÇÖZÜMLERİNİN GÜCÜ KANITLANDI

Bağırsak mikrobiyomu üzerinden hastalıklardan korunma ve tedavi desteği yaklaşımlarını yaygınlaştırmayı amaçladıklarını vurgulayan Nalbantoğlu, “Son yıllarda artan sayıda bilimsel çalışmalar bağırsaklarda yer alan bakteri dengesinin birçok hastalıkla ilişkili olduğuna işaret ediyor. ENBIOSIS olarak literatür verilerinden ve güncel çalışmalardan hareketle crohn, ülseratif kolit, huzursuz bağırsak sendromu, obezite, egzama gibi hastalıkların tedavi süreçlerine kişiselleştirilmiş diyetler ile destek olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda ilk aşamada bağırsaktaki bakterileri analiz ederek mevcut durumu haritalıyoruz ve sonrasında sağlıklı olana ulaşmak ya da bakteriyel denge sağlamak için kişisel bazda ihtiyaç duyulan besin öğelerini saptıyoruz. IBS üzerine yaptığımız klinik çalışmada ile literatür için önemli bir gelişmeye imza attığımızı düşünüyoruz. Bu çalışma özellikle mikrobiyoma dayalı kişiye özel sağlık çözümlerinin gücünü kanıtlar nitelikte olması bakımından gurur verici. ENBIOSIS’in başarıları global arenada da yakından takip ediliyor. Son olarak NN sigortanın düzenlediği “When Healthtech Meets Insurance” etkinliğinde 114 global start-up arasından 1. seçildik” şeklinde konuştu.

Devam Et

Trend