#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

“Bilim Kurulu, risklidir dediği sürece okulları açamayız”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Okulların açılması için bilimsel veriler neyi işaret ediyorsa, onu yapacağız. Bilim Kurulu, ‘risklidir’ dediği sürece okulları açamayız” dedi.

Koronavirüs salgını nedeniyle internet ortamına taşınan ‘Ziya Öğretmen ile Eğitim Buluşmaları’, Rize, Sakarya, Mersin, Hakkâri, Çorum, Bartın ve Edirne’den sonra Muş’taydı. Meslektaşlarıyla video konferans aracılığıyla buluşan Bakan Selçuk, Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlerin aynı heves ve sorumlulukla, uzaktan eğitim gibi yepyeni bir uygulamayı fedakârca omuzladığını dile getirdi. Öğretmenlere teşekkür eden Selçuk, “Bu ülkenin çocuklarına hep beraber hizmet ediyoruz. Bir milletin, insanlığın geleceğine hizmet ediyoruz. Öğretmenlerin böyle bir kara günde nasıl bir rol üstlendiğini, öğretmenlerin verdiği destansı mücadeleyi bütün ülkenin konuşmasını istiyorum” dedi.

‘BİLİM KURULU, ‘RİSKLİDİR’ DERSE OKULLARI AÇAMAYIZ’

Bakan Selçuk, video konferansa anne- babalarıyla katılan çocukların okulların bir an önce açılmasını istemesi üzerine de “Okulların açılması için bilimsel veriler neyi işaret ediyorsa, onu yapacağız. Bilim Kurulu risklidir dediği sürece okulları açamayız” dedi.

‘EBA’YI GEÇİCİ DEĞİL, KALICI OLARAK DEĞERLENDİRECEĞİZ’

Toplantıda daha sonra uzaktan eğitim sürecinde çocukların derse ilgisinin arttığı tespiti gündeme geldi. Bunun üzerine Bilişim Teknolojileri öğretmeni Salih Kan, uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimin bir arada kullanıldığı karma bir modele geçiş yapılıp yapılamayacağını sordu. Bakan Selçuk ise virüs sürecinin hayatımıza dâhil ettiği birçok şeyin kalıcı olabileceğini kaydederek, “Artık her şeyi yüz yüze yapmak ve çok yoğun ders saatleriyle çocukları bunaltmak doğru olmayabilir. Biz de bu paradigma dönüşümüne ayak uydurmak için koronavirüs salgını döneminde eğitimi yürüttüğümüz EBA’yı geçici değil, kalıcı bir çözüm olarak değerlendireceğiz. Bundan sonra da takviye için, ders dışı etkinlikler için EBA’yı kullanacağız” diye konuştu.

‘MUHAKKAK GELECEĞİZ’ SÖZÜ

Toplantının devamında Bulanık ilçesine bağlı bir köyde öğretmenlik yapan Betül Özçelik Dayı, öğrencilerinin ‘Bir bakanın okullarına gelmesini imkansız bulduğunu’ söyledi. Bunun üzerine Bakan Selçuk, “Muhakkak geleceğiz” diyerek öğretmen Dayı’ya söz verdi. Kendisi gibi öğretmen olan kızı Muş’a atanınca tayinini bu kente istediğini anlatan 36 yıllık öğretmen Mustafa Ergen de Ankara’dan sonra öğretmenlik yaptığı Muş’un kendisi için çok özel bir deneyim olduğunu ve çok mutlu çalıştığını dile getirdi.

Gündem

İllere göre haftalık vaka sayıları açıklandı

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illere göre haftalık vaka sayısının yer aldığı haritayı paylaştı. 1-7 Mayıs tarihleri arasında illere göre haftalık Covid-19 vaka sayısı, her 100 bin kişide İstanbul’da 359,99, Ankara’da 247,68, Bursa’da 207,97, İzmir’de 161,92 oldu. 24-30 Nisan tarihleri arasında Bursa’da haftalık vaka sayısı 327,35 olarak açıklanmıştı.

Açıklanan tabloya göre Bursa’da 1 haftada 6 bin 449 pozitif vaka tespit edildi. 24-30 Nisan tarihleri arasında bu sayısı 10 bin 151 pozitif vaka sayısına denk geliyordu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

İllerimizde 100.000 nüfusa karşılık gelen haftalık vaka sayısını gösteren insidans haritasını aşağıda bulabilirsiniz. Kararlılığımız vaka sayılarını düşürmeye devam edecek.

24-30 NİSAN TARİHLERİ ARASINDA AÇIKLANAN VAKA SAYILARI

Haftalık verilere göre İstanbul, Kastamonu, Tekirdağ, Zonguldak ve Erzurum 100 bin kişide en çok Kovid-19 vakası görülen iller oldu.

Haftalık verilere göre her 100 bin kişide en az Kovid-19 vakası Şırnak, Adana, Mardin, Şanlıurfa ve Van’da görüldü.

Devam Et

Gündem

Ekonomik şiddet boşanma ve tazminat sebebi

Haber Giriş:

on

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; engelli çocuğunun masraflarını karşılamayan adamın, ekonomik şiddet uyguladığı gerekçesiyle eşinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğuna hükmetti. Yüksek Mahkeme; kadına manevi tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi.

Bir süredir geçimsizlik yaşayan karı koca karşılıklı boşanma davası açtı. 6,. Aile Mahkemesi, davacı-karşı davalı erkek ile davalı-karşı davacı kadının ifadelerine başvurdu. Tarafları dinleyen Mahkeme; davalı-karşı davacı kadının asgari yaşam giderlerini karşılamaya yeterli ve düzenli gelirinin bulunduğu, bağımsız bölüm niteliğinde üç adet taşınmaza sahip olmasına rağmen kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmetti. Kararı taraf avukatları temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi.

Evi olan kadına yoksulluk nafakası verilmesinin yasaya aykırı olduğuna dikkat çeken Yüksek Mahkeme; davacı-karşı davalı erkeğin, mahkemece kabul edilen “Eşine ekonomik şiddet uyguladığı, özürlü olan ortak çocuğun bakım ve ihtiyaçlarını göz ardı ederek eşine tek başına bu sorumluluğu yüklediği’’ şeklindeki kusurlu davranışları aynı zamanda davalı-karşı davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğuna hükmetti. Kararda şöyle denildi: “Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu yön dikkate alınmadan, ‘Kadının kişilik haklarına saldırı olmadığı’ gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Mahkeme hükmünün oy birliği ile bozulmasına karar verilmiştir.”

Devam Et

Gündem

CHP’den elektrikte 3’lü indirim teklifi

Haber Giriş:

on

CHP’nin hazırladığı kanun teklifine göre elektrikte KDV yüzde 18’den yüzde 1’e düşürülecek, TRT payı kaldırılacak, kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedelleri faturaya yansıtılamayacak.

CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’ TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Toplam 5 maddeden oluşan kanun teklifi ile KDV’nin indirilmesi ve vatandaşın elektrik faturalarındaki ek yüklerin hafifletilmesi amaçlanıyor.

Konutlarda kullanılan elektrik dikkate alındığında, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında elektriği en pahalıya kullanan ülke olduğuna dikkat çekilen gerekçede şu değerlendirmelere yer verildi:

“7 yılda yüzde 120 zam: Türkiye’de elektrik tüketim bedeline ek olarak, TRT Payı, Enerji Fonu, Elektrik Tüketim Vergisi ve KDV ödenmektedir. Fiili Tek Adam Rejimi’nin başladığı 2014 yılından 2021 yılına dek, son 7 yılda, hanelerde kullanılan elektrik yüzde 120 zamlanmış, 2014’te ortalama 100 TL ödenen bir fatura 2021 başında yaklaşık 220’TL’ye yükselmiştir. Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin aylık gelirinin yaklaşık yüzde 20’si elektrik ve doğalgaza ayrılmakta iken, iktidardakilerin ‘Ülkemizde Euro/kWh cinsinden elektrik fiyatlarının Avrupa ortalamasının altında ve ucuz olduğunu, Avrupa’nın birçok ülkesinde enerji fiyatları üzerindeki vergilerin daha yüksek olduğunu’ iddia etmeleri, yaşam koşullarını ve hane bütçesi içinde enerji harcamalarının payını hiçe saymaları anlamına gelmektedir.

Sosyal devlet yükleri hafifletmeli: Elektrik tüketimine dağıtım, iletim, teknik ve teknik olmayan kayıp (kayıp/kaçak), sayaç okuma bedelleri de dahil edilmekte, abone kullandığı elektriğe ek olarak birçok masrafı, vergi ve fonu da ödemektedir. Bu yüksek enflasyon, işsizlik ve TL’nin düşen değeri ortamında sosyal devletin görevi, elektrik gibi en temel harcamalar üzerindeki yükün azaltılmasıdır. Toplum eve kapanıyorsa, sosyal devlet kaynaklarını açmalıdır. Bugüne dek karar verilen kısmi ve tam kapanma kararları, beraberinde tatmin edici ve zararları telafi edici mali düzenlemeleri içermemiş, toplumun farklı kesimlerinin geleceğe dönük kaygılarını, hane borçluluk oranını artırmıştır. Elektrik dağıtım şirketlerine salgın dönemlerinde de sağlanan kolaylıklar ve desteklemeler, alımgücü düşen hanehalklarından esirgenmiş, ülkemiz OECD ülkeleri arasında Kovid-19 salgını sürecinde milli gelirinden nakit desteği ayıran ülkeler arasında son sıralarda yer almıştır.

TRT parti organı gibi: Elektrik dağıtım özelleştirmesinin hedeflenen sonuçları getirmediği, kayıp-kaçak elektrik oranında hedeflerin tutturulamadığı ortadadır. ‘Kaçak’ elektriğin tüm abonelere ödetilmesinin hukuksuzluğu karşısında abonelerin lehine verilmeye başlanan mahkeme kararlarının önü kanun düzenlemeleriyle tıkanmıştır. Ayrıca fatura dökümlerindeki bazı detaylar, toplumdan gelen tepkiler üzerine artık görünmez kılınmıştır. Yönetilemeyen Kovid-19 salgın sürecinin ve derinleşen ekonomik krizin yükü, topluma daha fazla fatura edilemez. Elektrik faturalarındaki bazı vergi ve fonların düşürülmesi, sosyal devletin gereğidir. Teklifle, parti devletinin bir yayın organına dönüşen ve israfla anılan, kamu yayıncılığının evrensel ilkelerinden uzaklaşan, liyakatli kadroları atıl durumda bırakan TRT’nin gelirlerinden olan elektrik faturalarındaki TRT Payı kaldırılarak elektrik faturalarında bir kalem azaltılmakta, Enerji Fonu sıfırlanmakta, KDV oranı elektrikte yüzde 18’den yüzde 1’e indirilerek harcanabilir gelirde kısmi iyileştirmeye gidilmektedir.”

Devam Et

Trend