#

Bursa

Bursa’da sağlıkçılar isyan etti: Artık sabrımız kalmadı, tükendik, ölüyoruz!

Bursa Tabip Odası, Bursa Diş Hekimleri Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, COVID-19 nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını andı.

Bursa Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan, yaptığı açıklamada 30 Aralık itibarıyla 310 sağlık çalışanını hayatını kaybettiğini belirterek, salgının yönetilemediğini belirtti.

Ortaklaşa yapılan açıklama şöyle:

“Ülkemizde ilk vakanın görüldüğü tarihten çok önce, sağlık emek ve meslek örgütleri olarak halkımızın sağlığı için, sağlık çalışanlarının sağlığı için salgını yöneten otoritelere uyarılarda bulunduk. Bu uyarılar, bilimin, aklın yolunu gösteren, alınması gereken acil önlemleri içeriyordu. Ama bu önerilerimiz dinlemedi; sonuç olarak geldiğimiz noktada hem halkımızın hem de sağlık çalışanlarının hayatı tehlikeye atıldı. Siyasi ve ekonomik kaygılarla alındığını düşündüğümüz yanlış kararlar ve göze alınamayan doğru kararlar yüzünden binlerce insanımızı, yüzlerce sağlık çalışanımızı kaybettik. Kaybetmeye de devam ediyoruz.

Sağlık Bakanı’nın ekranlarda her gün açıkladığı sayıların her biri bir candı; anneydi, babaydı, çocuktu, eşti, dosttu. Bu canlarımızı maalesef yanlış pandemi yönetimi nedeniyle kaybettik. Oysa bu ölümlerin önemli bir bölümü önlenebilir ölümlerdi. Yurttaşların en temel anayasal hakkı olan ve devletlerin korumakla yükümlü olduğu “yaşam hakkı” göz göre göre ihlal edildi.

Meslek örgütleri olarak salgının en başından beri sürekli şeffaflık istedik ama hiçbir bilgi bizlerle ve yurttaşlarla paylaşılmadı. Halkın sağlığından ziyade ekonomik çıkarların ön planda tutulduğuna şahit olduk. Bilim insanlarının önerilerine ve kararlarına kulak tıkayarak salgından da politik başarı hikâyesi çıkarmaya çalışıldığını gözlemledik. Salgın konusunda doğruları söyleyen kim varsa terörist ilan edilerek, itibarsızlaştırma operasyonuna maruz bırakıldığını gözlemledik. Geldiğimiz noktada maalesef haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyoruz.

Kişisel Koruyucu Malzemelerin herkes için ücretsiz ve adil olarak karşılanması ve devlet kurumları tarafından dağıtılması gerektiğini söylediğimiz halde ne yurttaşlarımız ne de sağlık çalışanları maskeye ulaşabildi. Sonuçta yurttaşlarımız ve sağlık çalışanları kişisel koruyucu malzemeleri çok daha yüksek fiyatlarla piyasadan temin etmek zorunda kaldılar. Yaşanan kaos bizi maalesef haklı çıkardı.

Aylar öncesinden grip aşısı konusunda uyarılarda bulunup, gerekli çalışmaların ivedilikle yapılmasını önerdik. Grip salgınıyla birlikte yaşanacak COVID-19 salgının yıkıcı bir etki yapacağı biliniyordu. Tüm topluma grip aşısı uygulanması gerekliyken, temin edilen aşı sayısı risk gruplarının hiçbirine yetmedi. Sağlık çalışanlarının bir kısmı bile grip aşısına ulaşamadı. Yurttaşlarımız, yaşanan bu kaosun içinde aşı bulabilmek için Aile Sağlığı Merkezleri, eczaneler, hastaneler arasında dolaştı durdu. Yaratılan bu belirsizlik ve çaresizlik ortamı yurttaşlarımıza sağlık sorunu, sağlık çalışanlarına da şiddet olarak geri döndü.

COVID-19 hastalığının sağlık çalışanları için bir meslek hastalığı sayılması için defalarca istekte bulunarak konuyu TBMM’ne taşıdık. Maalesef bu kadar önemli bir konuda bile yeterli çabanın gösterilmediğine, tüm sağlık çalışanlarının direnme gücüne darbe vuracak bir şekilde yasa teklifinin komisyonda bekletildiğine şahit olduk. Bir an önce çıkarılması gereken bu yasayı görmezden gelerek, aklımızla alay edercesine, bir sayfalık yazıyla kamuoyunun ve bizlerin yanıltılmaya çalışıldığını izledik.

2020 yılını geride bıraktığımız bu günlerde merkezi otoriteye ve tüm kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz. Pandemi gibi insanlığı tehdit eden korkunç felaketlerle, ekonomik çıkarları ve siyasi kaygıları önceleyerek değil, yurttaşların ve en başta sağlık çalışanlarının hayatta kalmasını sağlayarak mücadele edilebilir. Sağlık çalışanları ölümlerinde dünya birincisi olmaktan utanç duyulması gereken bir noktadayız. Salgın yönetiminde aklın, bilimin ve sağlık meslek örgütlerinin önerilerine kulak verilmesini istiyoruz. Bundan sonraki süreçte önlenebilir her ölümün sorumlusunun kim olduğunu çok daha fazla seslendireceğiz. Yaşam hakkımızın ihlaline karşı sessiz kalmamakta kararlı olduğumuzun herkesçe bilinmesini istiyoruz.

Pandeminin başından bu yana yaşamını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yitirdiğimiz tüm sağlık çalışanlarını bir kez daha saygıyla anıyoruz. Onlar hastalarının sağlığı için kendi canlarını hiçe sayarken, önlenebilir sebepler yüzünden hayatlarını kaybettiler. Sağlık çalışanlarını ve vatandaşlarımızı kaybettiğimiz, yanlış sağlık politikaları sonucu ölümlerle ve tükenmişlikle geçen bir yılı geride bırakıyoruz. Tükenmememiz için, ölmememiz için yeni yılda otoritenin pandemi politikasında zihniyet değişikliğinin kaçınılmaz olduğunu ısrarla vurguluyoruz.

Sağlık emek, meslek örgütleri ve tüm sağlık çalışanları adına, “Artık Yeter Daha Fazla Eksilmek İstemiyoruz” diyoruz. Bizler yaşamak, yaşatmak istiyoruz!”