#

Giriş:

Son Güncelleme:

Bursa

Bursa’da yaşlı adamın öldüğü kaza anı kamerada

Bursa’da yolun karşısına geçerken kamyonetin çarptığı Mehmet Sevinç (75), hayatını kaybetti. Kaza anı, anbean güvenlik kamerasına yansıdı.

Kaza, dün merkez Osmangazi ilçesi İnönü Caddesi’nde meydana geldi. S.A. yönetimindeki 16 ACR 043 plakalı kamyonet, trafik ışıklarının olmadığı noktada yolun karşısına geçmeye çalışan Mehmet Sevinç’e çarptı.

 

Kamyonetin kasasının başına çarptığı Sevinç, kanlar içinde yere yığıldı. S.A., aracını durdurup, Sevinç’in yanına gitti. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Mehmet Sevinç, gelen sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Yükse İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak Sevinç, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.

Kazanın ardından kamyonet sürücüsü S.A., polis tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.A., ‘taksirle adam öldürme’ suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

KAZA ANI KAMERADA

Bu arada kaza anı, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülere, Sevinç’in yolun karşısına geçmek için koştuğu, sağ şeritten ilerleyen kamyonetin Sevinç’e çarptığı görüldü. Kazanın ardından aracını durduran S.A. ile çevredekilerin Mehmet Sevinç’in yardımına koştuğu da görüntülerde yer aldı.

Bursa

Bursa’da İlahiyat Profesörü yaşam tarzıyla dikkat çekmeyi amaçlıyor

Haber Giriş:

on

İsrafa dikkati çekmek amacıyla cep telefonu yerine sabit telefon, bilgisayar yerine daktilo, özel otomobil yerine toplu ulaşım araçlarını kullanan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı öğretim üyeliğinden emekli tasavvuf tarihi uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kara, gençlere “Böyle de yaşanabilir.” mesajı veriyor.

Saat, kredi kartı gibi çağın vazgeçilmezlerini de kullanmayan Kara, kendisine sürekli yöneltilen “Ne zaman cep telefonu, araba alacaksın?” sorusunu, “Son modeli çıktığında.” diyerek yanıtlıyor.

Kara, halen sabit telefon kullanıyor, öğrencileriyle mektuplaşıyor, kitap ve makalelerini elle yazıyor, her yere toplu ulaşım araçlarıyla gidiyor.

Prof. Dr. Kara, yaptığı açıklamada, insanların genellikle cep telefonu, araç kullandığına, hızlı bir hayat yaşandığına dikkati çekti.

İsraf etmemenin önemini vurgulayan Kara, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Müthiş bir israfın girdabındayız. Boğulmak üzereyiz aslında. Bilmiyorum, bu virüsün celali tecellisi biraz uyandıracak mı bizi? Yoksa ‘İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.’ gerçeği mi ortaya çıkacak? Bu israf girdabından kurtulmamız gerekiyor. Bunu büyüten şey nedir? Gayet açık, kapitalizm. Kapitalizmin hayat aldığı kaynak bu çünkü. Daha çok üretecek, daha çok satacak, daha çok kazanacak, daha çok büyüyecek. Daha çok üretirken tabiat, ormanlar yok olacak. Sular, hava kirlenecek. Kapitalizmin böyle bir derdi yok. Dolayısıyla havayı, suyu, denizi, karayı kirlettik. Neticede esas tehlikeli olan; insan kirlendi.

Aslında bunların hepsini kullanıyorum. Şahsi otomobilim yok ama araçlara binmeden yaşamak mümkün mü? Gayet tabii araçlara binmeden yaşamak mümkün değil. Cep telefonu taşımıyorum ama masamda telefon var. Cep telefonu almıyorum ve gençlere ‘Böyle de yaşanır, yaşanmaz zannetmeyin.’ demek istiyorum. Hayatım gayet normal, bir aksama olmuyor. Ben 30 yaşındayken evimde telefon yoktu. Hayatımın en güzel zamanlarıydı. Bazı alışkanlıkları biz zorunlu zannediyoruz. Hiç ilgisi yok. Kendi kendimizi kandırıyoruz. Böyle de yaşanabilir. Hayatınızı ona göre kurarsınız ve yaşarsınız.”

 “Arayan dostlarım beni sabit telefonla da başka yollarla da buluyor”

Kara, cep telefonu, bilgisayar ve otomobilinin olmadığını ilk kez öğrenenlerin bunu şaşkınlıkla karşıladığını anlattı.

Halinden memnun olduğunu belirten Kara, “Hiçbir şikayetim yok. Arayan dostlarım beni sabit telefonla da başka yollarla da buluyor. ‘Başkanın arabaları’ beni istediğim yere götürüyor. Toplantılara ve konferanslara gidiyorum. Konferans bitince ilgili arkadaşlar ‘Hocam, biz seni evinize bırakacağız.’ diye ısrar ediyorlar. Ben de ‘Beni başkanın arabası eve götürecek.’ diyorum. ‘Başkanın arabası’ dediğim, belediye otobüsü.” ifadesini kullandı.

İsraftan kurtulmanın çarelerinin aranması gerektiği görüşünü savunan Kara, “Buradan ne zaman, nasıl döneceğiz? Bu virajı nasıl alacağız? Bunun üzerinde düşünmek gerekiyor. İşte o zaman israf ekonomisinden kurtulabiliriz.” dedi.

Kara, kapitalizmi “israf ekonomisinin oksijeni” olarak gördüğünü dile getirdi.

Prof. Dr. Mustafa Kara, sözlerini şöyle tamamladı:

“Modern hayat bu değil. Her yıl yüzlerce canlının neslini tüketen hayat, modern hayat olamaz. Aslında insanlığın başını iki elin arasına alıp uzun uzun düşünmesi gerekiyor. Aksi halde bu yol, çıkış yolu değildir. Geri dönmemiz lazım. Evet, mağlup olduğumuzu, yanlış yaptığımızı kabul edip bir ricat gerekiyor. Bunu kim, nasıl, ne zaman yapacak? Bu, gerçekten zor ama eninde sonunda bu yapılacak çünkü üzerinde yaşadığımız dünya bunu kaldıramıyor artık. Dünyayı yaşanılabilir hale, ilişkileri insani noktaya taşımak gerekiyor.”

Devam Et

Bursa

Bursa’dan 1.3 milyar dolarlık ihracat

Haber Giriş:

on

Otomotiv endüstrisi başta olmak üzere birçok sektörde önemli üretimin gerçekleştirildiği Bursa’dan kasımda 1 milyar 319 milyon 418 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden derlenen bilgilere göre, Bursa’dan geçen ay 170 ülke, serbest bölge ve özerk bölgeye dış satım gerçekleştirildi.

Ülke ihracatında İstanbul’un ardından en fazla dış satım yapan ikinci il olan Bursa’dan ocak-kasım döneminde ise 200’den fazla ülke, serbest bölge ve özerk bölgeye 11 milyar 569 milyon 76 bin dolarlık mal gönderildi.

Kasımda, önceki aylarda olduğu gibi Bursa’nın ihracatını otomotiv endüstrisi sırtladı. Bu sektörde faaliyet gösteren sanayiciler geçen ay 755 milyon 658 bin dolarlık ihracat yaptı. Otomotiv endüstrisinin ihracatı Bursa’nın toplam dış satımının yüzde 57,3’ünü oluşturdu.

Otomotivin ardından en fazla ihracat “hazır giyim ve konfeksiyon” sektöründe gerçekleştirildi. Hazır giyim ve konfeksiyon üreticileri kasımda 113 milyon 491 bin dolarlık ihracat yaptı.

Listenin üçüncü sırasında bulunan “tekstil ve ham maddeleri” sektörünün geçen ay yaptığı dış satım ise 84 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Bursa’nın kasım ihracatına “çelik”, “demir ve demir dışı metaller”, “elektrik elektronik”, “iklimlendirme sanayi”, “kimyevi maddeler ve mamulleri”, “makine ve aksamları, “meyve sebze mamulleri” ile “mobilya, kağıt ve orman ürünleri” sektörleri 10’ar milyon doların üzerinde katkı sağladı.

ABD ve Fransa’ya ciddi ihracat artışı

Geçen ay Bursa’dan en fazla ihracat Fransa’ya yapıldı. Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarından bu ülkeye Bursa’dan kasımda gerçekleştirilen ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 46,2’lik artışla 195 milyon 449 bin dolara yükseldi.

İkinci sıradaki Almanya’ya yapılan dış satım ise yüzde 5,5’lik düşüşle 167 milyon 676 bin dolar seviyesinde gerçekleşti.

Listenin üçüncü sırasında ise İtalya’ya yer aldı. Bu ülkeye yapılan ihracat yüzde 2,1’lik artışla 131 milyon 347 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

Önemli pazarlardan ABD’ye de yüzde 29,7’lik ihracat artışı görüldü. ABD’ye geçen ay yapılan dış satım 46 milyon 905 bin dolardan 60 milyon 832 bin dolara çıktı.

Devam Et

Bursa

BTÜ bünyesinde Teknopark kurulacak

Haber Giriş:

on

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde, ulusal ve uluslararası girişimcilerin Türkiye’nin bilim ve teknoloji geliştirme kapasitesine yararlar sağlaması amacıyla teknopark kurulacak.

“Bursa Teknik Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi”nin kuruluşuna ilişkin karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’nin 1 Aralık tarihli nüshasında yayımlandı.

Mimar Sinan Yerleşkesi’nde faaliyet gösterecek teknoparkta, ofis hizmetleriyle eğitim ve toplantı salonları, laboratuvar ve ortak yaşam alanları ile Ar-Ge odaklı firma ve girişimcilere hizmet verilecek. Bölgede, Ar-Ge çalışmalarının katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesi, inovasyon düzeyinin yükseltilerek Bursa ekonomisine katkılar sunulması amaçlanıyor.

BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, üniversitenin 10 yıl önce tematik bir okul olarak kurulduğunu, teknoloji ağırlıklı çalıştıklarını söyledi.

Daha önce açtıkları BTÜ Teknoloji Transfer Ofisinin, çok az sayıda üniversite şirketi bulunan bir merkez olduğunu aktaran Karademir, şöyle devam etti:

“Teknokentte amacımız, üniversitedeki akademik hocalarımız, öğrencilerimiz ve şehrimizdeki girişimcilerin fikirlerini ekonomiye kazandıracak ve sürdürülebilir olarak ülke bazında, uluslararası bazda marka firmalar oluşturacak bir platform kurmak. 86’ncı teknokent olarak, önceki teknokentlerin tecrübelerinden faydalanmamız gerekiyor. Güzel çalışmalar yapanlar var ama tam amacına ulaşmayan çalışmalar da var. Buralar sadece bir ofis merkezi olmaktan öte yurt dışında hepimizin bildiği gibi ıslak laboratuvarlar olan ve prototip aşamasında üretim yapan yerler de olması lazım. Bunun için iki alternatif var; biri üniversitenin geniş mekanlarında bunu yapabilirsiniz, ikinci olarak da daha ideali ilgili organize sanayi bölgelerinin içinde olması lazım. Böyle olursa hem fiziki hem psikolojik hem de teknik olarak sanayi ve üniversite, kamu arasındaki görünmeyen engelleri ortadan kaldırmış olursunuz.”

“Ar-Ge’ye en fazla bütçe ayıran ikinci üniversiteyiz”

Prof. Dr. Karademir, kurulacak teknoparkın gerçek işlevini yerine getirecek bir yer olması için de çaba gösterdiklerini anlattı.

Üniversitelerde uygulama ağırlıklı eğitim verilmesi gerektiğini savunduklarını vurgulayan Karademir, “Bizde sektörel eğitim programı var, öğrencilerimiz bir dönem sektörde çalışıyorlar. Sektörel eğitim programı sağlıklı çalışırsa o zaman 2244 Sanayi Doktora Programı’na insan kaynağı transfer etme ihtimali oluyor. Sektörde çalışan insanlardan doktora ve yüksek lisans yaptırılması ne kadar önemliyse yeni taze kanların da katılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Karademir, BTÜ Teknoloji Transfer Ofisi’nin güzel çalışmalara imza attığını vurguladı.

“Ar-Ge’ye en fazla bütçe ayıran ikinci üniversiteyiz.” diyen Karademir, Bursa’da öncelikle sanayicilerin, iş ve istihdam oluşturan yatırımcıların güvenini kazanmak gerektiğini ifade etti.

İnsanların uzun soluklu sürdürülebilir yolculuk, yol arkadaşlığı yapabileceklerine inanmalarının önemine değinen Karademir, şöyle konuştu:

“Teknokentle beraber bu çalışmalarımız çok daha yüksek bir seviyede gidecektir. Yerlileşme ve millileşme konusunda Türkiye’de başlatılan güzel çalışmalar var. YÖK’ün de başlatmış olduğu öncelikli alan çalışmalar var. Bursa, Ar-Ge merkezi sayısı, ihracat değerleri sayısı, ilk 500’e giren uluslararası standartlara sahip firma sayısı olarak Türkiye’de ilk 2’de, 3’te olan bir şehir. Bu şehre daha fazla teknokent sayısı, daha fazla üniversite kazandırmak lazım. Bursa ekosistemi içinde sanayi ile entegre olan akademik insan sayısını çoğaltmak lazım. Ancak bunu yapabilirseniz yurt dışından gelen projelere göre imalat yapan fabrikadan, kendi fikrini ve markasını üreten, kendi patentiyle satan bir ekosisteme dönüşebilirsiniz.”

Prof. Dr. Karademir, gerekli çalışmaların yapılması halinde teknoparkın şehre ekonomik olarak büyük faydalar sağlayacağını sözlerine ekledi.

Devam Et

Trend