#

Giriş:

Son Güncelleme:

Bursa

Çevikel ihracat rakamlarını değerlendirdi

Şubat ayında bütün zamanların ihracat rekorunun kırılmasının sevindirici olduğunu vurgulayan DOSABSİAD Başkanı Nilüfer Çevikel, “Bu tabloya tek haneli enflasyon da eşlik etmeli” dedi.

Bütün zamanların en iyi Şubat ayı ihracat rakamlarına ulaşılmasının sürdürülebilir büyüme için çok önemli olduğunu kaydeden Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Başkanı Nilüfer Çevikel, “İhracata dayalı büyüme tablosunda tek haneli enflasyon da olmalı” açıklamasını yaptı.

16 milyar doları aşarak tüm zamanların en yüksek şubat ayı ihracat rakamlarına ulaşılmasının, pandemiye rağmen önemli bir başarı olduğunun altını çizen DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Çevikel, “Çok kıymetli bulduğumuz bu başarı tablosunu kalıcı kılmak adına,istikrarlı döviz kuruna ve bir an önce hayata geçmesini beklediğimiz ekonomik reformlara dikkati çekmeye devam ediyoruz. İhracatçının önündeki en büyük engeller arasında yer alan istikrarsız döviz kuru ile navlun ve emtiada yaşanan sıkıntıların da ekonomi yönetimi tarafından çözüme kavuşturulacağına inanıyoruz” diye konuştu.

Şubat ayında enflasyonun yıllık olarak yüzde 15,61 olarak gerçekleştiğine de dikkati çeken Nilüfer Çevikel,“Şubat verileriyle birlikte enflasyonda Temmuz 2019’dan bu yana en yüksek seviyeyi görmüş olduk. Yıllık enflasyonun yükseliş ivmesi devam ediyor. Yüksek enflasyonla mücadele noktasında daha sonuç odaklı adımlar atılmasını bekliyoruz. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı için atacağı adımlar, bu kapsamda büyük önem arz ediyor. Tek haneli enflasyon ortamının sağlanmasıyla birlikte iş dünyası olarak, yatırımlardaki hızlanma ile ekonomik büyüme için daha fazla katkı sunmaya hazırız” dedi.

Bursa

Bursa’da 3 ayda 5 kez soyuldu! Zararı büyük

Haber Giriş:

on

Bursa’da aynı iş yerine son 3 ayda 5’inci kez giren ameliyat maskeli hırsızlar 50 bin liralık akıllı telefonları çalarken kameralara yakalandı. 3 aydaki zararının 200 bin lira olduğunu belirten esnaf yakalanan hırsızların kısa sürede serbest bırakılmasına isyan etti.

Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesinde Abdullah Eren isimli kişinin iş yerine cam kapıyı kırıp giren kimliği belirsiz 2 kişi, iş yerine girip dolaplar içeresine saklanan ve kutuları açılmamış cep telefonlarını çaldı.

Bir süre daha iş yeri içerisinde para edecek eşya arayan hırsızlar bulamayınca tamir için müşteriler tarafından bırakılan bozuk telefonları ve aksesuarı da alarak iş yerinden ayrıldı.

Çalan alarm üzerine iş yerine gelen polis ekipleri iş yeri sahibi Abdullah Eren’e ulaşamayınca yakınlarını arayarak haber verdi.

İş yerindeki güvenlik kameraları görüntülerini izleyen ekipler 2 hırsızın eşgalini tespit edip aramalara başladı.

İş yerinin camını kırıp içeriye giren ameliyat maskeli 2 hırsızın iş yerini talan edip telefonları götürdükleri anlar saniye saniye kameralara yansıdı.

Gece dükkanına hırsız girdiğini polis ekiplerinden öğrenen iş yeri sahibi Abdullah Eren, “Dün gece evime gittim. Alarm çalınca polisler bana ulaşamamış onlarda amcamı aramış. Dükkana hırsız girmiş dediler. Bizde apar topar geldik. Amcam zaten dükkana bizden önce gelmişti. Geldik camı kırıp öyle girmişler. Dükkanı kısa sürede dağıtmışlar. Yaklaşık 50 bin TL’lik telefon çalıp götürmüşler. Bunların yarısı müşteri telefonları. Bu son 3-4 ay içerisinde 5. kez hırsız giriyor dükkanıma. Her girişinde bu kadar telefon çalıp götürdüler. Yaklaşık şimdiye kadar 150 bin TL ile 200 bin TL arasında zararımız var. Artık bıktık bu hırsızlardan. Bunların biran önce yakalanmalarını istiyoruz. Her seferinde müracaat ettik. Bir tanesi yakalandı, şu anda cezaevinde. Ama yakalansalar da serbest kalıyorlar. Genelde şuradaki camı kırarak içeri giriyorlar. Bursa’nın merkezinde böyle rahat bir şekilde girmelerine de şaşırıyorum. Levyelerle ve sopalarla kırıyorlar camları. artık biran önce yakalanmalarını ve ağır ceza almalarını istiyoruz” dedi.
Olayla ilgili tahkikat sürüyor.

Devam Et

Bursa

Bursa’da eşini ve avukatı vurmuştu! Cezası belli oldu

Haber Giriş:

on

Bursa’da, ayrı yaşadığı eşi Hatun Bulut (48) ile evinde çalıştığı Avukat Berrin Bayam’ı (50) tabancayla vurup yaralayan tutuklu sanık Şükrü Bulut’un (46) yargılanmasında karar çıktı. Bulut’a, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 2 kez ömür boyu hapis cezası verildi. Suçun, teşebbüs aşamasında kalmasını dikkate alan mahkeme, Bulut’u toplam 28 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Olay, geçen yıl 14 Nisan’da, Mudanya ilçesi Bademli Mahallesi’nde meydana geldi. Şükrü ve Hatun Bulut çifti, geçimsizlik nedeniyle olaydan 5 ay önce boşanmaya karar verdi. Kararın ardından bir süre eşinden ayrı yaşayan Hatun Bulut, daha sonra yanında 12 yıldır temizlik görevlisi olarak çalıştığı Bursa Barosu’na kayıtlı Avukat Berrin Bayam’ın evinde kalmaya başladı.


Olay günü Şükrü Bulut, Avukat Bayam’ın Bademli Mahallesi’ndeki evine gitti. Şükrü Bulut’un evin açık mutfak kapısından içeri girdiğini gören Bayam, dışarı çıkmasını söyledi. Bulut, yanındaki ruhsatsız tabancayla önce Avukat Bayam’a ardından araya giren Hatun Bulut’a ateş edip kaçtı.

Silah sesini duyan komşularının ihbarı üzerine adrese sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. İlk müdahalelerinin ardından Bursa Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Bayam ve Bulut, tedavilerinin ardından taburcu oldu. Avukat Berrin Bayam, bir süre tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdürürken, daha sonra koltuk değneklerinin desteğiyle yürüyebildi.

Olayın ardından jandarma tarafından yakalanan Şükrü Bulut, “Eşim hakkında dedikodular duydum. Konuşmak için çalıştığı eve gittim. Tartışmaya başlayınca sinirlerime hakim olamadım. Yanımda getirdiğim tabancamı çıkararak boşanma aşamasındaki eşimle, patronuna ateş ettim” dedi. Adliyeye sevk edilen Şükrü Bulut, tutuklandı.


TUTUKLU SANIK TAHLİYE İSTEDİ

Bursa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, tutuklu sanık Şükrü Bulut hakkında, eşi Hatun Bulut ile Avukat Berrin Bayam’a yönelik ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ ve ‘konut dokunulmazlığını bozmak’ suçlarından, 2 kez ömür boyu hapis cezası ile 6 ay hapis cezası istemiyle dava açıldı. Hatun Bulut ile Berrin Bayam’ın, sanığın en ağır cezaya çarptırılmasını istediği yargılamaya devam edildi. Karar aşamasına gelen duruşmaya, tarafların avukatları, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı hazır bulundu. Hatun Bulut’un katılmadığı duruşmada, Bursa E Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanan tutuklu sanık Şükrü Bulut, verdiği ifadesinde, amacının kimseyi öldürmek olmadığını söyledi. “Olay anında cebimde 4 yedek mermi vardı. İsteseydim onları da kullanırdım” diyen Bulut, tahliyesini istedi.

‘CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUM’

Duruşmada söz olan Avukat Berrin Bayam, “Sanık, beni ve eşi Hatun’u, tasarlayarak vurmak için evime geldi. İzinsiz evime girip, önce bana iki el ateş etti. Salona doğru kaçmakta olan eşini de başından vurdu. Eşi yere düşünce bir daha ateş etmedi. Ben yere düştüğümde öldüğümü düşünerek gitti. Sanığın kamu görevlisine karşı işlediği bu suçtan cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

MAHKEME İNDİRİM VE TAHRİK UYGULAMADI

Mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü Şükrü Bulut’a, Berrin Bayam ile Hatun Bulut’a ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan, iki kez ömür boyu hapis cezası verdi. Suçun, teşebbüs aşamasında olmasını dikkate alan mahkeme, cezayı 14’er yıldan 28 yıla düşürdü. Mahkeme Şükrü Bulut’a ayrıca, ‘konut dokunulmazlığını bozmak’tan da 6 ay hapis cezası verdi.

Devam Et

Bursa

Zeki Müren’in Bursa’daki yeğeni: Anıt mezar sözü tutulmadı

Haber Giriş:

on

Türk sanat müziğinin ‘Sanat Güneşi’ Zeki Müren’in yeğenleri Sevtuğ Olgaç ve Özlem Güner, ölüm yıl dönümünde dayılarıyla olan anılarını anlattı. Zeki Müren için verilen anıt mezar sözünün tutulmadığını belirten Olgaç, “Gerek belediye yetkilileri, gerekse Bursa’daki önemli kişiler Zeki Müren’in bir anıt mezara gömüleceğini ifade ettiler. Böyle dendiği için ben Zeki Müren’i tabutuyla birlikte gömdürdüm. O anıt mezar nedense hala yapılmadı” dedi. Olgaç, Zeki Müren’in hastane yapılması vasiyetinin de yerine getirilmediğini söyledi.

Zeki Müren, ölümünün 25’inci yıl dönümü olan bugün, Bursa’da da törenle anılıyor. Zeki Müren’in yeğenleri Sevtuğ Olgaç ve Özlem Güner, ölüm yıl dönümünde, dayılarıyla olan anılarını anlattı. Ölümünün üzerinden yıllar geçse de, acılarının dinmediğini söyleyen Sevtuğ Olgaç, “Her ölüm yıl dönümünde öne çıkarıp söylemeye çalıştığım şey şu, çok güzide önemli vakfa mirasını bıraktı. Zamanında o mirası bize bırakmışken, biz istemiyor duruma düşmüş bir aileyiz. Ama biz ölümünden bir ay önce bile beraberdik. Her şeyi, her türlü konuyu konuştuk, detayları konuştuk, yedik, içtik, bu kadar birbirine aile yakınlığı varken Zeki Müren’le ilgili yapılan çalışmalarda bize danışılmaması içimizi acıtan bir konu. Zeki Müren’in hayatıyla ilgili ‘Sanat Güneşi’ adı altında bir film çekilmek isteniyor. Muhtemelen önümüzdeki aylarda çekimine başlanacak. Bir kere bile sorulmadı, danışılmadı” dedi.

‘ANIT MEZAR SÖZÜ TUTULMADI’

Zeki Müren için yapılacağını söylediği anıt mezar hakkında konuşan Sevtuğ Olgaç, “Gerek belediye yetkilileri, gerekse Bursa’daki önemli kişiler, Zeki Müren’in bir anıt mezara gömüleceğini ifade ettiler. Böyle dendiği için ben Zeki Müren’i tabutuyla birlikte gömdürdüm. Kısa bir süre sonra oradan çıkaracağız, kemikleri çürüyüp parçalanmış olmasın diye, tabutuyla alıp anıt mezara götürmek istedim. O anıt mezar nedense yapılmadı. Gerek mirasçıları olan kurumlar, gerekse belediye yetkilileri verdikleri sözü tutmadılar. Ona yakışır bir anıt mezar ve mezarın yanında bir Zeki Müren Müzesi düzenlemediler. Zeki Müren’e bu vaat edilenler yapılmadı. Buna üzüntümüz var” diye konuştu.

‘ZEKİ MÜREN HASTANESİ KURULMASINI İSTİYORDU’

Müren’in hastane vasiyetinin yerine getirilmediğini belirten Olgaç, “Mirasını bıraktığı yetkililer o vasiyeti tekrar okusunlar ve o vasiyette Zeki Müren’in isteği doğrultusunda yapılması gerekenleri sorgulasınlar. Bir Zeki Müren Vakfı kurulsun. Bu vakıf, özelliği olan, kabiliyeti olan Türk gençlerine bir sanat müziği konservatuvarı şeklinde çalışsın. Arzusunun biri buydu. İkincisi de tam teşekkülü bir Zeki Müren Hastanesi’nin kurulmasını arzu ediyordu. Bunları, mirasıyla alakalı bana bıraktığı zamanda bu gerçekleşmiş olsaydı, ben o hastaneyi ve sanat müziği vakfını da şimdi kurmuştum” ifadelerini kullandı.

‘BEN SİZİN GÜNEŞİNİZİM’

Zeki Müren ile olan anılarını anlatan Özlem Güner, “Bize hep şunu söylerdi, ‘Ben herkes için sanat güneşi olabilirim ama sizin güneşinizim. Ben herkes için Zeki Müren olabilirim ama ben sizin dayınızım. Beni yaşatıp, koruyup, kollayacak olan sizlersiniz’ dedi ve bunu defalarca tekrarladı. Ben bunu her yerde anlattım. ‘Benim sevenlerim benim baş tacım, benden sonra da onlar sizin başınızın tacı’ dedi. Dolayısıyla öyle büyük bir kitle var ki, onu tahmin demezsiniz. Onun seven kitlesi tahminlerin çok üzerinde. Bir akşam onun evinde kalırken, eşimle ben arkadaşlarımızla buluşmak için kaçtık. Zeki Müren’e, arkadaşlarımızın geldiğini, ayrı bir akşam geçireceğimizi söyledik. O da bizimle zaman geçirmeyi çok seviyordu. ‘Tamam’ dedi. Eşimle gittiğimiz yerde bir anda kapılar açıldı. İçeri Zeki Müren girdi. Başımı önüme eğdim. ‘Sizi kaçaklar sizi’ dedi ve beni dansa kaldırdı. Bu anımızı hiç unutamıyorum” dedi.

‘MADDİ MİRASÇISI DEĞİLİZ AMA AİLESİYİZ’

Miras konusunda konuşan Güner, “Biz Zeki Müren’in maddi mirasçıları değiliz. Maddi olarak bütün mirasını iki vakfa bıraktı. Bu bizim için çok güzide olan iki kurum. Ama biz ailesiyiz. Mirasçısı değiliz. Biz onun ‘Beni siz koruyup kollayıp yaşatacaksınız’ dediği kişileriz” diye konuştu.

Devam Et

Trend