#

Giriş:

Son Güncelleme:

Chp

CHP, sosyal medya düzenlemesi için AYM’ye gidecek

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TBMM Genel Kurulu’nda bu sabah kabul edilen sosyal medyaya ilişkin düzenlemeler içeren kanunun iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunacaklarını açıkladı.

Özkoç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Genel Kurulun, kanun teklifinin görüşmelerini 16 saatte tamamladığını ifade etti.

Düzenlemenin sosyal medyaya sansür uyguladığını savunan Özkoç, yasayla gençlerin özgürlük alanının kısıtlanacağını, doğru bulmadığı konularda sosyal medyadan muhalefet etmek isteyenlerin sesinin yok edileceğini öne sürdü.

Kanun teklifinin, CHP ve muhalefet eden diğer partilerin 16 saatlik direnişinden sonra AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildiğini belirten Özkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan sonra sosyal medya şirketleriyle ilgili Türkiye’de bir temsilcilik isteniyor. Biz buna karşı değiliz ama biz biliyoruz ki AKP iktidarı tıpkı yandaş medyaya yaptığı baskıyı uygulayabilmek için bir muhatap arıyor. Yoksa Türkiye’nin hakkını ve hukukunu aramak için bir muhatap aramıyor. O, muhatabına, ‘Eğer bunları yayınlarsan senin bant genişliğini yüzde 50 ila yüzde 90 aralığında daraltıyoruz.’ diyecek. Bunu daha önce yasal olmayan yöntemlerle gerçekleştiriyordu, şimdi yasaya bağlamak istedi, bu yasayı çıkarttı.”

“TBMM, sarayın emirlerini onayan bir noterliğe dönüştü”

Özkoç, AK Parti iktidarının bu yasayla “unutma hakkı” getirdiğini, bu şekilde toplumun hafızasının silinmek istendiğini savundu.

Bu yasayla genç kuşakların, iktidarın geçmişteki hatalarını sosyal medya veya arama motorları üzerinden görmesinin engelleneceğini ileri süren Özkoç, şöyle devam etti:

“Bu kanunla AKP, Büyük Orta Doğu Projesi’ni, FETÖ ile beraber kendi siyasi kadrolarını oluşturduğunu unutturmak istiyor. Birlikte kol kola yürüdüklerini, bütün kamuda ilmek ilmek Fetullahçı kadroları yerleştirdiğini, ordunun içerisinde FETÖ’cü komutanları atadığını ve koruduğunu, Balyoz ve Ergenekon davalarında PKK’lı Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığıyla bu ülkenin Genelkurmay Başkanı’nı hapsettirdiğini ve darbe kalkışmasını gerçekleştiren subay ve astsubayları göreve getirdiğini unutturmak istiyor.”

Engin Özkoç, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa çıkarak darbeye karşı koyduğu sırada şehit düşenler için toplanan yardım paralarının hala sahiplerine dağıtılmadığına dikkati çekerek, “AKP, bu utancın yeni nesillere aktarılmasını istemiyor, unutturmak istiyor.” dedi.

İktidarın milleti susturmak ve kendisini güvenceye alacak yasaları çıkarmak istediğini iddia eden Özkoç, şunları söyledi:

“TBMM, artık millete hizmet eden bir Meclis olmaktan çıkmıştır. TBMM AKP ve MHP oylarıyla sarayın emirlerini onayan bir noterliğe dönüşmüştür. Artık TBMM’de kararlar millet için değil, sarayın geleceği için alınıyor. Buna karşı duracak olan yine milletimizin iradesidir. Bunun karşısında olması gerekenler, Türkiye’nin dinamikleridir. Milletimizin geleceğini, birliğini ve beraberliğini, güçlü bir ekonomiyle güçlü bir Türkiye’de var olma mücadelesini engelleyen AKP iktidarını, Türkiye’nin bütün dinamikleri karşı koyarak demokratik yöntemlerle iktidardan indirmek zorundadır. Aksi takdirde TBMM’nin açık olmasının millete mi saraya mı faydası var, bilemiyoruz. Çıkan bütün yasalar maalesef CHP’nin bütün direnişlerine karşın orada yasalaşıyor.”

Özkoç, iktidarın ve MHP’nin, gençlerin geleceklerini ellerinden almak ve özgürlük alanlarını yok etmek istendiğini öne sürdü.

 “Diyanet İşleri Başkanı bir dakika o koltukta oturmamalı”

Engin Özkoç, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif’in ibadete açılması konusunda partisinin duruşunun net olduğunu, bütün dinlere ve ibadethanelere saygı duyduğunu belirtti.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Allah’ın emirlerini yerine getirmekle mükellef olduğunu ifade eden Özkoç, “Bu kişi, Diyanet’in başında İslam’ı temsil eden bir kişi olmaktan çıkmıştır, Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil eden bir kişiye dönüşmüştür.” diye konuştu.

“Ali Erbaş’ın, Cuma hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına lanet okuduğunu” savunan Özkoç, şunları kaydetti:

“Verdikleri mücadeleyle ezanların susmasını engelleyen Atatürk ve arkadaşlarına lanet okuyan, Allah’ın değil Tayyip’in emirlerini yerine getiren bu Diyanet İşleri Başkanı bir dakika o koltukta oturmamalı, derhal bırakmalıdır. Bu kadar kendinden ve kişiliğinden taviz vermiş, ahlak kurallarını hiçe sayan, kimliğini kaybetmiş, lanet okuyan bir kişi İslam’ı temsil edemez. İtiraf eden İbrahim Kalın, ‘Onun hutbeden bu konuda veya herhangi bir konuda lanet okumasını biz de doğru bulmuyoruz.’ demiştir. Çünkü artık ortaya çıkan şeyi gizlemek mümkün değildir. Bu yapay gündemi ortaya çıkartan ve büyüten Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı, Bilal Erdoğan ve bir avuç besleme yandaş medya ve mensuplarıdır.”

CHP’li Özkoç, sosyal medyaya ilişkin düzenlemeler içeren kanunun iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’na başvuru hazırlıklarını sürdürdüklerini de bildirdi.

Özkoç, bir gazetecinin, “Anayasa Mahkemesi’ne götürmek için belli bir tarih var mı?” şeklindeki sorusuna, “Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak için hukukçularımız zaten hazırlar. Ön başvuruyu yaptıktan sonra diğer asıl başvuruyu hukukçularımız gerçekleştirecektir.” karşılığını verdi.

“Dostumuz Tank Palet’i Katar ordusuna satan hainler olmayacak”

Engin Özkoç, başka bir basın mensubunun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “Kendisine tavsiyemiz dostlarına fazla güvenmemesidir. Çünkü güvendiği karanlık dostları yeri geldiğinde samanı postuna dolduracaktır.” sözlerini anımsatarak, değerlendirmesini sorması üzerine, şunları söyledi:

“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, TBMM’de kendi grubunda kürsüye çıkarak, ‘Bu vatan haininden , bu insan hakkını hukukunu yiyenden, bu bölücü terör örgütüyle hareket eden kişiden cumhurbaşkanı olmaz. Her vatan evladından cumhurbaşkanı olur ama Recep Tayyip Erdoğan’dan cumhurbaşkanı olmaz.’ dediği kişi, gerçek dostudur. Bugün dost olmuştur. Bizim dostlarımız, hakkını hukukunu alamayan emekçiler, kamyon şoförleridir, apartman görevlileri, basın emekçileri, çiftçiler, okuyup da iş bulamayan öğrencilerimiz, kendisini düşünmeyip evladı için yaşayan ve onun için hayatını yok eden insanlarımızdır. Bizim dostlarımız, CHP Genel Başkanı’nın açıkladığı Türkiye’nin kurtuluşuyla ilgili 13 maddeyi kucaklayan, vatanın birliği ve beraberliğini korumak isteyen her anlayıştır. Bu bir siyasi parti, meslek kuruluşu, bir vatandaşımız olabilir. Ama bizim dostumuz Tank Palet fabrikasını Katar ordusuna satan hainler olmayacaktır.”

Chp

CHP Yalova İl Başkanlığı’nda toplu istifa

Haber Giriş:

on

CHP Yalova İl Başkanlığ’ndan aralarında Muharrem İnce’nin kardeşi İl Genel Meclis Üyesi Hüseyin İnce’nin de aralarında bulunduğı 350 üye istifa etti. İstifalarla ilgili yapılan basın açıklamasında, genel merkezin tutumu eleştirilerek, parti içi demokrasi ve Atatürk çizgisinden uzaklaşıldığı ifade edildi.

CHP Yalova İl Başkanlığı’ndan Muharrem İnce’nin kardeşi İl Genel Meclis Üyesi Hüseyin İnce’nin de aralarında 350 üye toplu olarak istifa etti. CHP Yalova İl Merkezi önünde istifalarla ilgili basın açıklaması yapan, önceki dönem CHP Yalova İl Teşkilatı Sekreteri Cavit Kamil Osman, “Bildiğiniz üzere çok değerli üç milletvekilimiz ve bir belediye başkanımız partimizden istifa ettiler. İstifa sebeplerini de kamuoyuna 6 madde halinde sundular. Bizler de Cumhuriyet Halk Partisi tabanı olarak, genel merkezin bu tutumundan memnun değiliz. Birçok defa parti tabanı olarak rahatsızlıklarımızı belirtmemize rağmen genel merkezin bizlere kulak vermediğini gördük. Dolayısıyla parti içi demokrasi ve Atatürk çizgisinden uzaklaşmış bir parti haline geldik. Tüm bu sebeplerden ötürü sayın Muharrem İnce önderliğinde kurulan ‘Memleket Hareketi’ne inanan seçmenler olarak, sayın Muharrem İnce’nin kenti Yalova’da, ‘Memleket Hareketi’ meşalesini yakmak üzere toplandık. Bugüne kadar canla başla hizmet ettiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nden toplu olarak istifa ediyoruz. Burada bulunmayan yüzlerce üyenin, e-devlet üzerinden istifaya başladığını, sizler aracılığıyla kamuoyuna duyururuz. Bugün bir kar topu gibi görünebiliriz fakat çok yakında çığ gibi büyüyeceğiz” dedi.

Önceki dönem CHP Yalova İl Başkan Yardımcısı olan Erşen Selimoğlu da, “Parti yönetimine verdiğimiz istifa dilekçemiz Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir neferi olarak, yıllarca başarılı olması için çaba sarf ettiğim partimin yöneticilerinin, partiyi ilke ve değerlerinden uzaklaştırarak, ‘Ömrüm CHP zihniyetiyle mücadele ederek geçti’ diyenlerle dost, partinin evlatları, Cumhurbaşkanı adayı, il başkanlığı yapmış, parti örgütüne emek vermiş milletvekillerini saray ile ilişkilendirip iftira atmalarını kabullenemiyor, CHP üyeliğimizden istifa ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasına Hüseyin İnce de destek verdi.

Devam Et

Bursa

CHP’den kadın cinayetleri raporu

Haber Giriş:

on

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları, son dönemde yoğunlaşan kadın cinayetlerine karşı ayağa kalktı. CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı’nın önderliğinde 81 il ve ilçe Kadın Kolları eş zamanlı gerçekleştirilen basın açıklamasıyla, kadın ve çocuk hakları açısından 2020 yılını değerlendirdi.

Bursa’da da CHP Bursa İl Kadın Kolları Başkanı Aysel Okumuş’un okuduğu açıklamada, aldıkları göstermelik cezalarla adeta sırtları sıvazlanan katillerin can almaya devam ettiği vurgulanarak, “Kadınlar, en çok ateşli silahlarla, evlerinde ve sokak ortasında öldürüldü. Ölüm, kadınlara hep en yakınlarından geldi. Kadını her defasında eve hapseden, itaat etmeye zorlayan zihniyet, katillerini de üretti” ifadelerine yer verildi.
İl Kadın Kolları yönetimi ile Kadın Kolları MYK Üyesi Berna Keser Bilici’nin de katıldığı toplantıda kamuoyuna açıklanan CHP Kadın Kolları 2020 yılı değerlendirmesinden satır başları şöyle:

HÜKÜMETİN ‘’2020 CİNSİYET EŞİTLİĞİ’’ KARNESİ

Ocak ayında;

-27 kadın cinayeti ve 7 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Yıldız Teknik Üniversitesi profesörü Bedri Gender, Elazığ depremin gerekçesinin çocuk yaşta evlendirmenin yasaklanması olduğunu açıkladı. İlgili kişi hakkında üniversite tarafından inceleme başlatıldı.

-“Deve sidiği şifalıdır” şeklinde garip açıklamalar yapan Yalova Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Ebubekir Sifil, bu defa da erkeğin birden fazla eşinin olabileceğini söyledi, bunun meşru olduğunu iddia etti.

-Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, üniversiteler ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından desteklenen bir bilim projesinin afişinde “erkek öğrencilere yöneliktir” yazdı ve kız öğrencileri yok saydı.

-Düzce Kaynaşlı Belediye Başkanı Birol Şahin, Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı hakkında kadın düşmanı açıklamalar listesine bir yenisini ekledi ve kadın sporcuların kendini teşhir ettiğini iddia etti ve “Dünya şampiyonu olsan ne yazar. Dinimize göre kadınlar kendi aralarında spor yapabilirler, erkekler huzurunda açık saçık olarak değil” dedi.

-Dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen Las Tesis eyleminde kadınlara karşı şiddet uygulanan “tek” ülkenin Cumhurbaşkanı, başka ülkelerdeki polisler hakkında “coplarla bayanları dövüyorlar, bunları ekranlardan izledik. Türk polisi yapsa dünyayı ayağa kaldırırlar” dedi.

Şubat ayında;

-22 kadın cinayeti ve 12 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sözde kadına şiddetle mücadele kapsamında kurduğu aile ve dini rehberlik bürolarına başvuran kadınlara, akla ziyan tavsiyelerde bulunduğu ortaya çıktı. Basındaki habere göre; görevli kişi, şiddet nedeniyle boşanmak isteyen bir kadına “Dayanılmaz hale geldiyse, büyüklerinizle istişare edin. Biz diyoruz ki aile büyükleriyle sıkıntıyı aşmaya çalışın” diyor. Şiddete maruz kalındığında ise polisi aramak yerine “Uygun dille sebebini sorun. Çok büyük bir sorun değil bu, konuşarak çözebilirsiniz.” önerisinde bulunuyor. “Şiddet gördüğümde ne yapmam gerekir?” diye soran kadına ise “Vurursa tepki vermeyin, oradan uzaklaşın. Odanıza çekilin. ‘Nasıl istiyorsan öyle yapayım’ diye olayı örtmeye çalışın, ama uygun zamanda açın. Suçlayıcı dille konuşmayın. Konuşmanın sonunda ‘Peki, polisi aramak gerekir mi?’ diye sorulduğunda ise telefondaki kişi “Yok, bu tür şeyleri çözersiniz inşallah. Allah’a emanet olun…” diyor.

-Adalet Bakanlığı’nın ikinci yargı paketi çalışmasına göre, aile uyuşmazlıklarına da zorunlu arabuluculuk getirilmesi hedefleniyor. Boşanmalarda şiddet varsa arabuluculuk olmaması gerektiği halde, ‘’mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi’’ gerekçe olarak sunuluyor.

-TÜİK’in bu ay açıkladığı rapora göre; son 1 sene içinde evlilik oranı azalırken, boşanma oranları arttı. Geçen sene öldürülen 474 kadından 114’ü boşanmak veya ayrılmak gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldü.

Mart ayında;

-29 kadın cinayeti ve 9 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Covid-19 salgını ile birlikte karantina önlemleri ile başlayan eve kapanma uygulamaları, birçok sorunu beraberinde getirdi. Kadınların iş yükü daha da arttı.

-Televizyonda yayınlanan bir programda konuşan İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, korona virüsün nedeninin “evlilik dışı ilişki ve eşcinsellik” olduğunu iddia etti.

-Korona virüs salgını nedeniyle başlayan uzaktan eğitim programında çocuklara Adnan Menderes’in idam sahnesi detaylı şekilde izletildi, yayınlanan görüntüler kamuoyu tarafından büyük tepki çekti. Tepkilerin ardından açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise, görüntülerin ‘denetleme ihtiyacı duymadığı’ bir ekip tarafından hazırlandığını ifade etti.

-TRT EBA TV yayınlarındaki kadın öğretmenler, kıyafetleri bahane edilerek, kadın düşmanı tartışmalarının hedefi haline geldi. Yine EBA TV’de öğrencilere cinsiyetçi bir eğitim verildi. Videoya göre “masayı hazırlama” ve “ütü yapma” gibi ev işleri, erkek seslendirmesiyle komut olarak veriliyor ve kadın oyuncu tarafından bu işler yerine getiriliyor.

-Düşünce kuruluşu Freedom House’un hazırladığı “Dünyada Özgürlükler 2020” raporuna göre; Türkiye son 10 yılda dünya genelinde özgürlüklerin en çok gerilediği ikinci ülke oldu.

Nisan ayında;

-20 kadın cinayeti ve 20 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay, “Çocuklarım aç, nasıl evde kalayım” diyen kadına düşmanca bir tutum sergileyerek “Geber” cevabını verdi. Kamuoyunun tepkisi sonrasında görevden alındı.

-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, camide yaptığı bir konuşmasında homofobik ve cinsiyetçi ifadeler kullandı. Erbaş tarafından yayımlanan “Ramazan Günlükleri” isimli kitapta da üniversite gençleri özel hayatlarıyla ilgili konularda hedef gösterildi.

-Diyanet’in açıklamasının ardından Almanya’da yaşayan Metin Çakır isminde bir tıp doktoru, eşcinselliği hastalık olarak nitelendirdi. Tepkilerin ardından hastane, doktoru görevden aldığını belirtti.

Mayıs ayında;

– 21 kadın cinayeti ve 18 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

– Gazi Üniversitesi Dekanı Orhan Acar, çevrimiçi eğitim sırasında kamera ve mikrofonunun kapalı olduğunu zannedip “çaktırma kızların resimlerini de görüyoruz” dedi. Gazi Üniversitesi, dekan hakkında soruşturma başlatınca, Orhan Acar görevinden istifa etti.

-AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Hamdullah Arvas, Muğla’da katledilen Zeynep Şenpınar’ın ardından kadın düşmanı bir açıklamada bulundu. Kadın cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışarak “Hikaye aynı, özgürlük düşkünü bir kadın ve gayrimeşru yaşantısı içinde geçen bir ölüm hikayesi” dedi. Aynı akşam binlerce kadın sosyal medyada ona gereken cevap verdi.

-Diyanet İşleri Başkanlığı çevrimiçi olarak yayımladığı “Aile Hayatımız” isimli bir dokümanda, kadınlarla erkeklerin birlikte dans etmemelerini, el ele halay çekmemelerini, horona durmamalarını öğütledi ve bunların İslam’a aykırı olduğunu iddia etti.

Haziran ayında;

-27 kadın cinayeti ve 23 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Bir kadın, evli olduğu erkeğin şiddetinden kaçarak başvurduğu karakolun yönlendirdiği sığınma evine yerleşti. Aynı karakolda görevli olan ve evli olduğu erkeğin arkadaşı olan polis memuru, şiddet uygulayıcısı erkeğe sığınma evinin adresini verdi.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan Onur Ayı hakkında yaptığı bir açıklamada, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eden kişilere ithafen “Bu tür marjinal akımları destekleyenler bizim gözümüzde aynı sapkınlığın ortaklarıdır” dedi.

Temmuz ayında;

-36 kadın cinayeti ve 11 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi aleyhine birçok açıklama yapıldı.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, “Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” dedi.

AKP Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “Kadın erkek eşitliği koca bir tantanadır. İstanbul Sözleşmesi, başka toplumsal sıkıntıların kapısını araladı” dedi.

Eski AKP milletvekili Yasin Aktay, ‘’Bu sözleşmenin etkinliği arttıkça, kadına yönelik şiddette de bir artış olduğunu görebiliyoruz” dedi.

Ağustos ayında;

-27 kadın cinayeti işlendi ve 23 kadın şüpheli şekilde öldü.

-Spiker Melih Şendil, “Futbol o kadar ataerkil bir oyun ki, mesela kadınlara voleybol oynamak çok yakışıyor ama şahsen benim düşüncem kadınlar futbolda olmamalı. Basketbol da bence erkek oyunu” ifadelerini kullandı. Tepkiler sonrası özür diledi.

-Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Aile Eğitim Programı için hazırladığı “Aile ve Evlilik Hayatı” belgesinde, “Günümüzde çiftler aşk duygusunu çabucak tüketmekte ve aşkın bitmesini boşanma sebebi olarak görmektedirler” ifadeleri kullanıldı.

Eylül ayında;

-16 kadın cinayeti ve 20 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Sakarya’nın Akyazı ilçesi’nde bulunan dergâhta çocuk istismarı olayı ortaya çıktı. Tutuklanan Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah’ın, her şeyi itiraf ettiği ses kaydı bulundu. Nurallah, olayın büyütülmemesi için çocuğun babasına 70 bin lira vermeyi teklif etti. Baba şikâyetten vazgeçmeyince, müritler tarafından sert bir şekilde darp edildi.

Ekim ayında;

-21 kadın cinayeti ve 8 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-GATA’nın Başhekim Yardımcısı Ali Edizer, Medeni Kanun’u hedef alarak erkeklere “ikinci eş almayı” önerdi. Gelen tepkiler üzerine, Edizer görevinden alındı.

-Resmi Gazete’de yayımlanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda sadece kadınlara yönelik açılması planlanan bir “kadın üniversitesi” projesi yer aldı.

Kasım ayında;

-29 kadın cinayeti ve 10 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Bütçe tartışmaları gündemi kaplarken bütçenin genelinin halka ait olmadığı, kadın ve çocuklar açısından ise hiçbir önlem alınmadığı görüldü. Bütçe görüşmelerinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın katipliğini, adı Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümüyle anılan Şirin Ünal yaptı. Kadın dernekleri buna büyük tepki gösterdi.

-SMA hastası çocukların aileleri, Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle görüşmek için Ankara’ya geldiler. Aileler bakanlığa dahi yaklaştırılmadı. Güvenlik güçleri; “Demagoji yapmayın. Burada konuşmakla bir şey olmaz” dedi.

-Türkiye İzmir depremini konuşurken, AKP Genel Başkanı Erdoğan ‘3 çocuk temennisinde’ bulundu; “Her fırsatta söylediğim 3 çocuk temennisi hayati öneme sahiptir” dedi.

Aralık ayında;

-15 kadın cinayeti ve 1 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

-Pandemi nedeniyle zorunlu olarak kısa çalışma ödeneğinden faydalanan hamile işçiler, eğer yasada değişiklik yapılmazsa, 90 prim gününü dolduramadıkları için analık ödeneğinden yararlanamayacaklar.

-Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) 2020 Asgari Ücret Raporu’nu açıkladı. Rapora göre kadınların yarısı asgari ücret ya da bu ücretin altında çalışıyor. Özel sektörde ise her dört kadından üçü asgari ücret civarında ve altında ücret alıyor.

-Uşak’ta kadınlara yapılan çıplak arama, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemindeydi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Türkiye’de çıplak aramaların olmadığını ve Meclis’in terörize edildiğini söyledi. Buna karşın birçok kadın görüntülü ve sözlü beyanda bulunarak çıplak aramaya maruz kaldığını belirtti.

-Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebubekir Sofuoğlu, “üniversiteler fuhuş yuvası” dedi. Kadınların ve kamuoyunun büyük tepkisine yol açan bu açıklama sonrasında, Savcılık Sofuoğlu hakkında resen soruşturma başlattı.

-“Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” değişikliği yasalaştı. Kanun’a göre; terörle mücadele kapsamında soruşturma açılan dernek yöneticileri, İçişleri Bakanlığınca görevden alınabilir, dernek faaliyetleri durdurulabilir ve uzaklaştırılan kişiler yerine kayyum atanabilir. Düzenleme, yardım toplama şartlarına aykırı faaliyetler için oldukça yüklü miktarda idari para cezaları öngörüyor.

-Ve dün bir günde üç kadın katledildi. Rakamlardan değil, insan hayatından bahsediyoruz.

Pandemiyle mücadele edilen 2020 yılı, kadınlar açısından çok daha zor bir yıl oldu. En az 297 kadın katledildi, 161 kadın da şüpheli şekilde öldü. Aldıkları göstermelik cezalarla adeta sırtları sıvazlanan katiller, can almaya devam etti. Kadınlar, en çok ateşli silahlarla, evlerinde ve sokak ortasında öldürüldü. Ölüm, kadınlara hep en yakınlarından geldi. Kadını her defasında eve hapseden, itaat etmeye zorlayan zihniyet, katillerini de üretti.

Kadınların ve çocukların hayatlarını tek tipleştirmeye çalışan bu zihniyetle, ilk önce biz kadınlar hesaplaşacağız, çünkü asla ödün vermeyeceğimiz haklarımız var! Her gün yaşam çığlığını büyüten ve örgütlü gücüyle yeniden ayağa kalkan kadın mücadelesi var! Tercihimiz eşit, özgür, demokratik, adil bir yaşamdan yana…

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; Türkiye’nin her bir köşesinde örgütleniyoruz. Hızla artan kadın üyelerimizle, her geçen gün sesimizi çoğaltıyoruz. Şiddet gören, yalnızlaştırılan kadın ve çocuklara YaşamHak destek hattımızla ulaşıyoruz. Onlara “Yalnız değilsin biz varız” diyoruz. Kadın dernekleriyle kenetlenerek, örgütlü mücadelemizi büyütüyoruz. 2021 yılında, dipten gelen bir dalgayla kadınların, ülkemizin kaderini değiştireceğine inanıyor, hepinizi en içten dileklerimizle selamlıyoruz.

Devam Et

Bursa

CHP İl Başkanı’ndan Aktaş’a sert tepki

Haber Giriş:

on

CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki sözlerini manipüle ederek sosyal medyada paylaşması gerekçesi ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a sert tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu’nun, yandaş işadamlarının vergi borçları affedilip, nasıl kazanıldığı belirsiz paraların yurtdışından getirilmesinden vergi alınmazken, asgari ücretten vergi alınmasındaki çarpıklığa işaret ettiğini dile getiren Karaca, “Kılıçdaroğlu’nun başlangıcı ve sonu kesilmiş, kırpılmış konuşmasının sadece 14 saniyelik bir bölümünü paylaşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş mali müşavir ama VUK’un 9. maddesindeki ‘vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz’ hükmünden bile haberdar olmadığı çok açık. Yandaş iş adamlarının milyonlarca lira vergi cezalarının affedilmesine sesi çıkmayan Aktaş’ın bu konularda da birkaç cümle etmesi iyi olurdu” dedi.

KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ, NEDEN HEDEFE KONDU?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında, vergi adaletine işaret ederek şunları söyledi:

“Asgari ücret net, vergisiz 3 bin 100 lira olmalı. Bunu her yerde ifade ettik. Önümüzdeki süreçte çok daha geniş kitlelerle bu konuyu gündeme getireceğiz. Asgari ücret olmuş, neredeyse açlık sınırının biraz üzerinde, ortalama bir ücrete dönmüş. Milyonlarca kişi asgari ücret… Asgari ücretten hangi vergiyi alacaksın? Zaten geçinemiyor. Sen asıl vergiyi alınması gereken yerlerden alacaksın. Uyuşturucu ticareti yapan adamdan vergiyi alacaksın, organ ticareti yapan adamdan vergi alacaksın. Kara parayı aklamayacaksın, kara parayla devleti dolandıranlardan vergi alacaksın…”

“NEREDE KAZANILDIĞI BELLİ OLMAYAN PARALAR”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının ilerleyen dakikalarında ise yurtdışında nasıl kazanıldığı belli olmayan paraların Türkiye’ye getirilmesi durumunda vergiye tabi olmadığını ifade etti.

CHP lideri şu ifadeleri kullandı:

“Kurumlar vergisi, değişti; 2006 yılında. Vergi cennetlerinden gelecek olan paraların Türkiye’de vergilenmesini öngörüyordu. 2006… Hangi yıldayız, 2020’yi bitirmek üzereyiz, 2021’e girmek üzereyiz. Neden vergi cennetlerinden gelen paraların vergilendirilmesini öngören düzenlemeyi yapmıyorsunuz? Niye yapmıyorlar? Bu yapıldığı takdirde, Man Adası’ndan gelen paralar vergilenecek. Yüzde 30 oranında vergilenecek, fakirin fukaranın hakkı savunulacak. Devlet soyulmaktan kurtulacak. Asgari ücretliyi vergiye tabi tutarsanız, yurtdışından parayı getirsin, milyon dolar bir kuruş bile vergi ödemezsin. Şimdi ben, yani CHP olarak biz asgari ücretlinin hakkını mı savunacağız, yoksa dışarıdan milyonları getirip beş kuruş vergi vermeyen adamın mı hakkını savunacağız? Biz halk partisiyiz. Emeklinin, emekçinin, alın teri dökenin, esnafın, sanayicinin hakkını savunacağız. Türkiye’den paraları götür, yurtdışında ne yapıyorsan bilmiyoruz, arkasından buraya getir sıfır vergi öde. Neden? Niye buraya koymuyorsun? Bu kanuna niye koymuyorsun? Koyamazlar. Niçin? Dışarıda malları var. Bundan sonra da götürecekler. Bunu da kabul etmiyoruz, değerli arkadaşlarım. Uyuşturucu paraları, organ ticareti yapanların paraları, fuhuş üzerinden para kazananlar, insan ticareti yapanlar paraları Türkiye’ye getirirse sıfır vergi, hiç vergi yok. Şu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bakın Allah aşkına. Şu kendisini muhafazakar parti diye tanıtan partiye bakın. Organ ticareti yapıyorsun, para getiriyorsun sıfır vergi. Fuhuş için sıfır vergi. İnsan ticareti sıfır vergi. Asgari ücret vergiye tabi. Niçin? Öbür tarafta milyon dolar var burada da alın teriyle kazanılmış asgari ücret var. Şimdi de yeniden kanun teklifi getiriyorlar. Getirdiler galiba di mi? Yurtdışında kazanılan paralar, daha önceki düzenlemelerde de vardı. Yurtdışındaki paralar Türkiye’ye gelirse sıfır vergi. Ama bizim asgari ücretli çalışınca dünyanın vergisini ödüyor. Bunu, bütün AK Parti’li kardeşlerimin, vicdan sahibi Ak Parti’li kardeşlerimin bilmesini istiyorum. İnsan kaçakçılığından para kazan Türkiye’ye getir sıfır vergi, uyuşturucudan para kazan Türkiye’ye getir sıfır vergi, insan ticaretinden para kazan Türkiye’ye getir sıfır vergi, fabrikada çalış, alın teri dök 8 saat vergiye tabi. Biz bu adaleti, onlara göre, adalet diyorlar, biz bu adaleti kabul etmiyoruz. En büyük adaletsizliktir ve biz bunu düzelteceğiz.”

Devam Et

Trend