#

Giriş:

Son Güncelleme:

Diyarbakır

Çin aşısı Diyarbakır’da gönüllülere uygulandı

Türkiye’de gönüllü sağlık çalışanları üzerinde denenen ve Çin aşısı olarak bilinen Sinovac firmasının CoronaVac aşısı, Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi Hastaneleri’nde gönüllü vatandaşlar üzerinde uygulandı. Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen hem Türkiye’de hem de dünyada aşı karşıtlığının olduğuna dikkat çekerek, hastalığın seyrinin dikkate alınmasını ve aşıyla ilgili bir korkunun olmaması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de 15 Eylül’de Faz- 3 çalışmalarına başlanan Sinovac firmasının CoronaVac aşısı, bugüne kadar 726 gönüllü sağlık çalışanı üzerinde uygulandı. 1237 doz uygulaması yapılan aşı, 12 şehirde 25 merkezde gönüllü vatandaşlar üzerinde denenmeye başlandı. Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi Hastaneleri’nde de şimdiye kadar 20 gönüllü vatandaşa aşı uygulaması yapıldı. Dicle Üniversitesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akdağ, Sağlık Bakanlığı’nın izniyle aşı çalışmalarının 2’nci ayağı olan gönüllüler üzerinde aşılama programına başladıklarını belirterek, “Pazartesi gününden itibaren 20 kişiyi aşıladık. Şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Gayet iyi gidiyor. Planlama çerçevesinde aşılamaya devam edilecek” dedi.

‘BÖLGEDE AŞI OLMAK İÇİN ÇOK TALEP VAR’

Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen ise gönüllü vatandaşlardan çok talep olduğunu belirterek, “Talep eden gönüllülere yönelik, öncelikli olarak antikor ve PCR testlerini yaptık, 2 gün sonra da aşılamayı gerçekleştirdik. Günlük 20 gönüllü üzerinde aşılama yapıyoruz. Toplumda Çin aşısı olarak adlandırılan CoronaVac aşısında ekim ayında K1 çalışması dediğimiz sağlık gönüllüleriyle ilgili çalışmamız başladı. Bununla ilgili olarak 90 civarında hasta aldık. Şimdi toplum gönüllüleri üzerindeki Faz- 3 çalışmasıyla ilgili olarak da cuma günü Sağlık Bakanlığımızın onayıyla çalışma Türkiye’nin birçok yerinde başladı. Çok sayıda talep var. İnsanlar çok ilgili. Öncelikle herkese ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum. Günlük 20 toplum gönüllüsünün önce testlerini alarak Faz- 3 çalışmalarımıza dahil ediyoruz. Sadece Diyarbakır’dan değil, çevre illerden de talep var. Şu aşamada aşılarla ilgili olarak herhangi ciddi bir yan etkiyle karşılaşmadık. Hafif halsizlik, baş ağrısı, çok nadiren ateş gibi bulgular var. Fakat bunlar tüm aşılarda olan şeylerdir. Şu ana kadar herhangi bir sıkıntı görmedik. Aşı çalışmasına dahil olup, aşılarını yaptıranlar maske kullanımına riayet ediyorlar. Çünkü aşının bağışıklık geliştirip geliştirmediğini anlamak için antikor titresine bakılması gerekiyor. Bu nedenle tüm önlemlerin alınmasına devam etmek lazım. Fakat aşıya bağlı olarak herhangi bir önlem gerekmiyor. Normal vatandaş gibi hayatına devam ediyor” diye konuştu.

‘FAZ- 3 ÇALIŞMASI TAMAMLANINCA AŞI ECZANE RAFLARINDA YERİNİ ALACAK’

Türkiye’de belirlenen gönüllü sayısına ulaşıldığı zaman Faz- 3 çalışmasının tamamlanacağını ve aşının eczane raflarında yerini alacağını belirten Çelen, “Bu bir faz çalışması olduğu için kontrollü bir çalışmadır. Gönüllü de hekim de aşı mı yoksa su mu aldığını bilmiyor. Bundan dolayı ara analiz henüz sonuçlanmadığı için çalışmanın resmi açıklamasını yapmak mümkün değil. Fakat sağlık gönüllülerimiz antikor testlerine baktılar. Antikorları gelişen çok sayıda gönüllümüz oldu. Çalışmanın analizi yapılmadığı için bu konuda net bir bilgi vermek çok doğru değil. Burada belirli bir sayı var. Türkiye’deki sayıya ulaşıldığı zaman Faz-3 çalışması tamamlanacaktır. Böylece eczane rafına geçecektir” ifadelerini kullandı.

‘AŞIYLA İLGİLİ KİMSENİN BİR KORKUSU OLMASIN’

Hem Türkiye’de hem de dünyadaki aşı karşıtlığına dikkat çeken Prof. Dr. Çelen, hastalığın seyrinin dikkate alınmasını ve aşıyla ilgili bir korkunun olmaması gerektiğini vurgulayarak, “Aşı çalışmalarının sonuçları güvenilir ve etkin bulunduğu sürece birçok firmanın aşısına talebimiz olacaktır ve toplum aşılamasına geçilecektir. Tabi aşı karşıtlığı ülkemizde de dünyada da önemli bir problem. Birçok yerde aşıya karşı bir karşıtlık, bir olumsuz önyargı mevcut. Fakat hastalığın seyrine baktığımızda, yoğun bakım sürecini gördüğümüzde, aslında güvenirlik datalarının da son derece iyi olduğu bu dönemde aşılardan yana bir korkumuzun olmaması gerektiğini söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

‘ŞU AN İÇİN BİR SIKINTI YOK’

Aşı olan gönüllü vatandaşlardan Mustafa Kemal Doğan, koronavirüsün tehlikeli olduğunu, takip ettiği kadarıyla aşının güvenli olduğu kanaatine vardığını belirterek, “Tüm dünyayı etkileyen bu tehlikeli hastalık hakkında duyduklarımız, konuşulanlar ve söylenenler bu aşının güvenli olduğuna dair kanaat oluşturdu bende. Ben de buna dayanarak başvurdum. Başvurum olumlu sonuçlandı. Şu an en ufak bir sıkıntı dahi yok. Yanma dahi olmadı” ifadelerini kullandı.

Aşı olan bir diğer gönüllü Mehmet Cengiz ise aşı çalışmalarını başından beri takip ettiğini ve bu yüzden gönüllü olduğunu söyledi. Hocalara güvendiğini aktaran Cengiz, herhangi bir korkusunun olmadığını da ekleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Takip ediyordum aşı çalışmalarını ve olmayı düşündüm. Bu yüzden gönüllü oldum. Ben de sağlıkçıyım, çok fazla bilgi sahibi olmamakla birlikte hocalarımıza güveniyorum. Hocalarımızla istişare ettikten sonra güvenerek oldum. İnşallah ülkemiz ve memleketimiz için de hayırlı olur. Şu ana kadar birçok hastaya yapılmış. Büyük bir yan etki görülmemiş. İnşallah bizde de olmaz. Şu an için öyle bir korkum yok.”

HER 3 KİŞİDEN 2’SİNE GERÇEK AŞI UYGULANACAK

15 Eylül’de Türkiye’de üçüncü faz çalışmalarına başlanan Sinovac firmasının CoronaVac aşısı, Türkiye’de 12 şehirde 25 merkezde 12 bin 450 gönüllü vatandaş üzerinde uygulanacak. Aşı çalışmasında, gönüllülerin bir kısmına gerçek aşı, diğer bölümüne ise plasebo veriliyor. Bu yöntem, bilgisayar programı tarafından rastgele olarak belirleniyor ve hangi gönüllüye ne yapıldığını araştırma ekibi bilmiyor. Gönüllü vatandaşlar üzerinde yapılacak denemelerde, her 3 kişiden 2’sine gerçek aşı uygulanacak. Bu sayede gerçek aşı ile aşı olmayanlar arasında etki farkı ortaya konulabilecek. Çalışmanın bitiminde, plasebo kolundaki tüm gönüllüler de tekrar merkezlere davet edilecek ve gerçek aşı uygulaması yapılacak.

Diyarbakır

Diyarbakır’da 15 öğrenciye cinsel taciz iddiası! Öğretmenin görev yeri değiştirildi

Haber Giriş:

on

Diyarbakır’da 15 kız ve erkek öğrenci, öğretmenleri D.B.’nin cinsel tacizine uğradıklarını öne sürerek, durumu ailelerine anlattı. Ailelerin suç duyurusunun ardından D.B.’nin görev yeri değiştirildi, hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Dıyarbakır’ın Dicle ilçesi kırsal Kocaalan Mahallesi Kocaalan İlkokulu’nda, yaşları 8 ile 9 arasında değişen 15 kız ve erkek öğrenci, ailelerine öğretmenleri D.B.’nin ödevleri kontrol etme bahanesiyle masasına çağırıp, cinsel tacizde bulunduğunu öne sürdü.

Bunun üzerine bir araya gelen aileler, jandarmaya giderek şikayetçi oldu. Öğrenciler, pedagog eşliğinde ifade verip, yaşadıklarını anlattı.

Aileler, ifade işlemlerinin ardından öğretmen D.B. hakkında suç duyurusunda bulundu.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce hakkında adli ve idari soruşturma başlatılan D.B.’nin görev yeri de değiştirildi.

Devam Et

Bursa

Bursa heyetinden Diyarbakır annelerine ziyaret

Haber Giriş:

on

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile Bursa Milletvekilleri Müfit Aydın, Zafer Işık, Osman Mesten, Refik Özen ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, 3 Eylül 2019’dan bu yana HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde dağa kaçırılan çocukları için oturma eylemi yapan ailelere destek ziyaretinde bulundu.

Ziyarette bir açıklama yapan TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, evlatları için oturma eylemi yapan ailelerin PKK’nın gerçek yüzünü gösterdiğini belirtti. 2 yılı aşkın süredir koca yürekli anne ve babaların Diyarbakır’da çok büyük bir onur mücadelesi verdiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Onların vermiş oldukları bu mücadele, son derece haklı, son derece güçlü ve illa nihayete ulaşacak, zalimlerin zulmünü ortadan kaldıracak, PKK’nın da kökünü kurutacak bir duruş, bir tavır bu. Onların bu tavrı, 2 yıldan bu yana Türkiye’nin sınırlarını da aşan ve PKK’nın gerçek yüzünü, her ne olursa olsun bütün araçlarıyla farklı göstermeye çalışmalarına rağmen onların gerçek yüzünü bize gösteren annelerimizin ve babalarımızın bu direnci olmuştur. Annelerimiz ve babalarımızla milyonlarca insanımızın kalpleri aynı ayna atmaktadır, aynı duygu ve hisleri yaşamaktadır” dedi.

HDP’nin acılı aileler ve çocuklarıyla ilgilenmediğini söyleyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Her gün gerek Meclis kürsüsünden gerekse diğer siyasi platformlardan çocukların ve kadınların üzerinden siyasi istismar sebebi yaparak kendisine alan açmaya çalışan HDP’nin, bir gün olsun bu çocukların ve kadınların hakkına, hukukuna sahip çıktıklarını ve çaba sarf ettiklerini görmedik. Biz bunların ikiyüzlü siyasetini biliyoruz. Onların hiçbir şekilde bölge insanımızın özellikle de Kürt kardeşlerimizin hakkını, hukukunu savunduklarını söyleyemeyiz. Biz zaten bunu biliyoruz. Biz biliyoruz ki PKK ve onun siyasi uzantısı olan HDP, emperyalist güçlerin bu ülke için kullanmakta olduğu kullanışlı bir aparat ve taşerondur. Biz biliyoruz ki onlar bu Anadolu coğrafyasında kardeşlik hamuruyla yoğrulmuş, yüzyıllardır bir arada, omuz omuza yaşayan toplumumuzun arasına nifak tohumları saçmak ve onları ifsat etmek ama bu annelerin ve babaların bu yürekleri oldukça, bu Anadolu insanının basiret ve feraseti söz konusu oldukça, hiçbir şekilde Anadolu insanını ifsat etmeleri mümkün olmayacaktır. Başaramayacaklardır, asla ve asla bize zarar veremeyeceklerdir. Bizlerin kararlı duruşunu ve mücadelesini asla kıramayacaklardır.”

“Bu annelerin ve çocuklarının hakkını niye görmek istemiyorsunuz”

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinin yaklaşık bir yıl önce de aileleri ziyaret ettiğini hatırlatan Çavuşoğlu diğer siyasi partilere de seslendi. Çavuşoğlu, “Zaman zaman Batı’dan gelen insan hakları kurum ve kuruluşlarını ya da siyasi temsilcilerini ya da sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini ağırlama fırsatı buluyoruz. Onların daha ziyade kendilerine enforme ettikleri kesimlerin sözleriyle ülkemize, vatanımıza dönük olarak eleştirel yaklaşımlarını duyduğumuzda, gördüğümüzde, biz de buradaki koca yürekli annelerimizi ve babalarımızı onlara işaret ediyoruz. Bu annelerin ve çocuklarının hakkını niye görmek istemiyorsunuz, niye onlarla da görüşmek istemiyorsunuz, yanlarına gitmiyorsunuz? Onların da bir mücadelesi var ve bir insan hakkı mücadelesidir. Ben buradan diğer siyasi partilere de seslenmek isterim; siz niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? Eğer ‘Kürt sorunu’ diyorsanız bu insanlar Kürt değil mi? Eğer siz ‘insan hakkı’ diyorsanız bu insanların ellerinden alınan, ailelerinden koparılan çocukların hakkı söz konusu değil mi? Eğer siz insan hakkı diyorsanız, bu insanların ellerinden alınan, ailelerinden koparılan çocukların hakkı söz konusu değil mi?” dedi.
Bir tiyatro oynanmak istendiğini ancak buna asla milletin kanmayacağını kaydeden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“İşte son günlerde biliyorsunuz Abant’ta bir kamp yaptı CHP ve orada kendi milletvekillerine Anayasa çalışmalarına esas olacak şekilde bir rapor takdim etti. Bu raporda da gördük ki HDP’ye adeta onun arkasındaki güç olan PKK’ya bir nefes borusu sağlanmaya çalışılıyor. Orada söylenen şey şu, ‘kayyumlar kaldırılsın’ peki ne olsun? Kayyumlar kaldırıldı. Bu belediyeler üzerinden teröristlere ve terör örgütüne kaynak mı aktarılsın, bunlar mı yapılsın? Dolayısıyla artık bu ülkeyi yönetmek üzere ortaya çıkan siyasi partilerin kendisine gelmesi gerekiyor. Herkes aklını başına toplayıp gerçek vatanımız, milletimiz ve ülkemizin birliği için bir irade ortaya koyması gerekiyor.”

“Eğer bir düşünce ve ifade şiddeti özendiriyor ve şiddete çağırıyorsa bu suç kapsamındadır”

Daha sonra heyet, terör örgütü YPG/PKK yandaşlarının 6-7 Ekim 2014’te Aynularab (Kobani) bahanesiyle gerçekleştirdiği olaylarda katledilen Yasin Börü ve Hasan Gökguz’un ailelerine taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Gökguz’un babası Mehmet Gökguz olaylarda yaşadıklarını, Börü’nün babası Fikri Börü de oğlunu anlattı. Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, olaylarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, ailelerin acısını paylaştıklarını aktardı.

Yasin Börü’nün 16 yaşındayken kurban eti dağıtmak için gittiği yerde hainlerin ve zalimlerin hedefine düşerek şehit olduğunu belirten Çavuşoğlu, en temel insan hakkının yaşama hakkı olduğunu söyledi. Makul seviyede düşünen bir insanın bir düşüncesini veya bir ifadesini açıkladığı zaman sonuçlarını öngörmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Eğer bir düşünce ve ifade şiddeti özendiriyor ve şiddete çağırıyorsa bu suç kapsamındadır. Nitekim bugünlerde çoklukla şirinleştirilmeye çalışılan Selahattin Demirtaş ve HDP yönetimi o tarihte Kobani’de yaşananları vesile kılarak sokağa davette bulunmuştur. Bir çağrıda bulunmuştu. Ve o çağrı neticesinde burada yaşananlarla beraber 37 vatandaşımız ve iki polisimiz şehit oldu. Makul seviyede düşünen herkes ifadesinin ve çağrısının neye mal olacağını düşünmek zorundadır. Dolayısıyla bu anlamda burada yapılan bu açıklama ortaya çıkan bu sonuçlar neticesinde gayet net anlıyor ve görüyoruz ki bir azmettirmedir. Hiç kimse bu anlamda yapılan çağrıyı ve çağrı sahibini masumlaştırmaya ve melekleştirmeye çalışmamalıdır. Hele hele Türkiye’yi yönetme iddiasıyla ortaya çıkan partilerin birbirlerine kahvaltı davetlerini diğer taraftan bir an evvel salıverilmesi gerektiği ve bu anlamda neden hapiste tutuluyor gibi söylemler ortaya attıklarında bunları şaşkınlıkla izliyoruz” dedi.

Terörle mücadelede kararlı olduklarını vurgulayan Çavuşoğlu, hakkın ve hakikatin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.

Devam Et

Diyarbakır

Evlat nöbetindeki baba: Oğlumu istedim, eşimle bizi dövdüler

Haber Giriş:

on

DİYARBAKIR’da çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığını söyleyen 235 ailenin evlat nöbeti, 763’üncü günde de sürüyor. 2015 yılında hukuk okuyan oğlu Mikail’in kaçırıldığını belirten Yusuf Erdinç, HDP’den evladını istediği için darp edildiğini öne sürerek “Eşimle bizi dövdüler, bu merdivenden aşağıya itelediler, buraya kadar yuvarlandık. O günü hiç unutmayacağım” dedi.

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde 3 Eylül 2019’da başlayan evlat nöbetinde 763’üncü güne girildi. 235 aile, terör örgütü PKK’nın çocuklarını kaçırdığını belirterek evlatlarına, ‘gelin, teslim olun’ çağrıları yapıyor. Yaklaşık 2 yıl önce başlayan oturma eylemlerinin sonunda 32 aile, evladına kavuştu.

2015’te Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyan oğlu Mikail’in kandırılarak dağa kaçırıldığını söyleyen Yusuf Erdinç, eşi Gevez Erdinç ile birlikte Van’ın Gürpınar ilçesinden gelerek evlat nöbetine katıldı. Oğlunun elinden kaleminin alınıp yerine silah verdiklerini belirten baba Erdinç, burada dövülüp merdivenden aşağı itildiklerini dile getirdi.

‘BAK OĞLUM, YANLIŞ YOLDASIN’

Erdinç, şunları söyledi:

“Oğlum İstanbul’da, Marmara Üniversitesi’nde hukuk okuyordu, HDP oğlumun elindeki kalemi kırdı buraya getirdiler, sonra dağa çıkarıp eline silah verdi. Şu an oğlum Suriye’de, öyle biliyorum. 2015’te eşim ile oğlumun peşinden buraya geldim. Oğlumu istedim, bana dediler ki; oğlunun kodu nedir? Dedim ki; ne kodu? ‘Siz kahramansınız’ dediler. Dedim; ne kahramanı? Eğer kahramanlık böyleyse, böyle kahramanlık yerin dibine batsın, el alemin çocuklarını alıp dağa kaçırıyorsunuz, bir de kahramansınız diyorsunuz. Kavga ettik, eşimle bizi dövdüler, bu merdivenden aşağıya itelediler, buraya kadar yuvarlandık. O günü hiç unutmayacağım. Yaklaşık 3 yıl buraya geldim, oğlumun peşini bırakmayacağım, gelene kadar bırakıp gitmeyeceğim. Oğluma çağrım; bak oğlum, yanlış yoldasın. Orası senin yerin değil, senin yerin burasıdır, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Gel kurban olayım. Gittiğin günden beri peşini bırakmadım, bırakmayacağım da. Sen gelene kadar burayı terk etmeyeceğim.”

 

Devam Et

Trend