#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Çocuğunuz Ekrana Bakma Sendromu’na yakalanabilir

Pandemi döneminde çocuklarda ‘Ekrana Bakma Sendromu’nun arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Göktuğ Demirci “Bu sendromun en önemli belirtileri kuru ve tahriş olmuş gözler, göz yorgunluğu, baş ağrıları, kelimelerin ekranda hareket etmesi ile sırt, boyun ve omuz ağrısıdır. Ayrıca bu dönemde hem miyopi hem de mavi ışığa maruziyet artıyor. Bu nedenle çocuğuna bilgisayarı yasaklamayın, doğru şekilde kullanmasını öğretin” dedi.

Doç. Dr. Göktuğ Demirci, koronavirüs pandemisinde çocukların bilgisayar ve telefonlarla çok fazla zaman geçirdiğine dikkat çekerek bu durumun göz sağlığına etkisi üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Demirci, çocuklar ve teknolojinin bugünlerde ayrılmaz ikili olduğunu belirterek “Çocuklar gerek eğitim faaliyetleri, gerekse eğlence için zamanlarının büyük bölümünü LED ekranlar karşısında geçiriyor. Bir araştırmaya göre 8 yaş altı çocuklar 2 saatten fazla zamanlarını ekran karşısında geçiriyor. 8-10 yaş ise bunu üçe katlıyor ve 6 saatten fazlasını ekran karşısında geçiriyor. Daha büyük çocuklarda da 9 saatin üstünde olmazsa anormal bir durum oluyor. Bu kadar uzun süre ekrana bakmak göz sağlımıza zararlı mı sorusunun cevabı ise büyük bir evet” dedi.

EKS’DE KAPLUMBAĞA DURUŞUNA DİKKAT

Özellikle pandemi döneminde artan ‘Ekrana Bakma Sendromu’nun belirtilerine işaret eden Doç. Dr. Demirci, şöyle devam etti: Computer Vision Syndrome terimini dilimize uyarlarsak en ideali bence ‘Ekrana Bakma Sendromu’ olarak isimlendirmek uygun olacaktır. Adından da anlaşılacağı üzere uzun süre ekran karşısında yaşayanların şikayetleri olarak özetlenebilir. Ekrana uzun süre bakmanın neden olduğu veya kötüleştirdiği görme ve göz sorunları bulanıklaşan görme, kuru ve tahriş olmuş gözler, göz yorgunluğu, baş ağrıları, kelimelerin ekranda hareket etmesi ile sırt, boyun ve omuz ağrısı en önemli belirtilerdendir. Bakış Pozisyonu Problemi’nde uzun süre bir bilgisayar veya dijital cihaz kullanırken, öne doğru eğilmeye başlamak, sırt ve omuzları yuvarlamak ve ardından kafayı geriye doğru eğmek ve çeneyi öne doğru uzatmak yaygındır. Bu doğal olmayan ve sağlıksız duruş ‘kaplumbağa duruşu’ olarak adlandırılır ve ‘Ekrana Bakma Sendromu’nun pek çok görsel olmayan semptomuna yol açar.

MİYOPİ VE MAVİ IŞIĞA MARUZİYET ARTIYOR

Doç. Dr. Demirci, ekran bağımlılığının başta miyopi olmak üzere birçok soruna yol açtığına dikkati çekerek uyarılarını şu şekilde sürdürdü: Araştırmacılar, çocuklar arasında artan ekran süresinin miyopi yani uzağı görememe probleminin gelişimi ve varolan miyopinin ilerlemesi için önemli bir risk faktörü olduğuna inanıyor. Miyopi prevalansı son 10 yılda önemli ölçüde arttı ve bu eğilim, çocuklar tarafından bilgisayar ve dijital cihazların artan kullanımıyla örtüşüyor. Pandemi döneminden önce Uzakdoğu’da zaten yüzde 90 olan miyopi oranı bazı bölgelerde yüzde 97’ye ulaştı. Afrikada ise bu oran hala yüzde 10 seviyesindedir. Öte yandan mavi ışık olarak adlandırılan yüksek enerjili görünür ışık, bilgisayarların, tabletlerin, akıllı telefonların ve diğer dijital cihazların LED ekranlarından yayılır. Mavi ışığa maruz kalmanın en önemli kaynağı doğal güneş ışığı olmasına rağmen, birçok araştırmacı ve göz doktoru özellikle akşam güneş battıktan sonra bilgisayarlardan ve dijital cihazlardan eklenen mavi ışığa maruz kalmanın, bir kişinin yaşamının sonraki dönemlerinde katarakt ve makula dejenerasyonu gibi yaşa bağlı göz hastalıkları riskini artırabileceğinden endişe duyuyor.

20-20-20 KURALINA TEŞVİK EDİN

‘Ekrana Bakma Sendromu’nu önleme ve tedavi etmeye yardımcı olmak birçok yol olduğuna değinen Doç. Dr. Demirci, şu tavsiyelerde bulundu: “Yasaklamayın kullanıcıyı eğitin. Çocukların modern teknolojiyi kullanmayı bırakacağını düşünmek çok gerçekçi olmayacaktır. Ancak, çocuğunuzun uzun süreli bilgisayar ve dijital cihaz kullanımından kaynaklanan göz ve görme sorunları riskini azaltmak için yapabileceğiniz bazı kolay şeyler var. Mesela mola vermesini teşvik edin. Çocuğunuzun dijital göz yorgunluğu riskini azaltmak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, “20-20-20” kuralına uymalarını sağlamaktır: Her 20 dakikada bir, gözlerinizi ekrandan ayırın ve en azından bir şeye bakın. En az 20 saniye boyunca 20 metre uzakta. Bu basit mola, göz odaklama kaslarını gevşeterek dijital göz yorgunluğunun birçok belirtisini azaltır. 20-20-20 kuralı ayrıca miyopi ilerleme riskini azaltabilir. Bazı araştırmalar, fazla yakına odaklanmanın miyopinin başlaması ve ilerlemesi ile ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Ayrıca göz kırpmayı teşvik edin. Uzun süreli ekran kullanımında gözleriniz dijital ekrana bakarken farklı yönlere odaklanarak baktığı için daha fazla çalışır. Göz kırpma oranımız hemen hemen yarıya iner ve bu da göz kuruluğuna neden olur. Göz kırpmak gözlerinizi nemli tutar ve göz kuruluğu ihtimalini azaltır. Bir başka tavsiyem ise sık sık oturma pozisyonunu düzeltmesini teşvik edin. 20-20-20 kuralına uymak için geçen süre, dik oturmak ve baş, boyun ve omuzları yeniden hizalamak için de iyi bir zamandır. Başı yavaşça sağa ve sola ve ayrıca yukarı ve aşağı hareket ettirmek, gergin kasları rahatlatabilir ve yorgunluğu azaltabilir. Mümkünse, ekrana bakma sendromunun vücut ile ilgili semptomlarını riskini azaltmak için tüm vücut olarak yürümek ve kasları germek de iyi bir fikirdir.”

“ÇOCUKLARINIZIN GÖZLERİNİ MAVİ IŞIKTAN KORUYUN”

Doç. Dr. Demirci, şöyle devam etti: Çocuklarınızın gözlerini mavi ışıktan koruyun. Bugün için, bilgisayar ekranları ve dijital cihazlar tarafından yayılan mavi ışığa maruz kalmanın zamanla bir çocuğun gözlerine ne kadar zarar verebileceğinden kimse emin değil. Araştırmacıların bunu çözmesi onlarca yıl alabilir. Bu arada, çocuğunuzun gözünü hem güneş ışığından hem de dijital cihazlardan gelen mavi ışıktan korumak akıllıca olacaktır. Dış mekanlarda, polarize güneş gözlükleri, güneşin zararlı mavi ışığının yaklaşık yüzde 90’ını veya daha fazlasını engelleyerek parlama ve mavi ışıktan en iyi korumayı sunar. İç mekan kullanımı için, entegre mavi ışık filtreli gözlük camları iyi bir seçimdir. Farklı gözlük camı şirketlerinin mavi ışık filtreleme özelliklerini farklı şekilde ölçebileceğini ve en etkili mavi ışık filtrelerine sahip camların bu camların görünümünü etkileyecek bir renk tonuna sahip olduğunu unutmayın. Rol model olun ve siz de koyduğunuz kurallara uyun. Aile olarak çocuklarınızla bağlarınızı kuvvetlendirmek için bu zamanı kullanın. Son olarak, unutmayın, gözlerimiz bizim için çok çalışıyor; bu yüzden kendinize ve çocuklarınıza verimli ve sağlıklı gözler için gerek duyulan dinlenme ve desteği sağlayın.”

Gündem

Yaşlıların bıraktığı yoğun bakımları gençler dolduruyor

Haber Giriş:

on

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Murat Gündüz, gençlerin yoğun bakımda tedavi görme oranının yüzde 25’e çıktığını söyledi. Gündüz, “Yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanlarını gençler dolduruyor” dedi.

ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Gündüz, normalleşmeye adapte olamayan gençlerin ‘Bize bir şey olmaz’ algısıyla daha sık hasta olmaya başladığını ve yoğun bakımlarda tedavi görme oranlarının yüzde 25’e çıktığını açıkladı. Hayatı tehdit eden tüm durumların topyekun milli mücadele gerektirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Gündüz, gençlerin çok düşük oranlarda görülen ağır tablolarının normalleşmenin ardından artmaya devam ettiğini belirtti. Tedbirlere uymamalarıyla birlikte yoğun bakımlarda yaşlıların boşalttığı alanı gençlerin doldurduğunu dile getiren Gündüz, “Görüyoruz ki yaşlı bireyler bu süreçte kendilerine daha da dikkat ediyorlar. O nedenle ne yazık ki yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanını gençler dolduruyor. Ayrıca 50 yaş altındaki hastalar da artık yoğun bakım tedavisi görecek kadar ağırlaşabiliyor” diye konuştu.

‘BELİRTİLERİ BİRBİRİNE ÇOK YAKIN’

Sonbahar ve kış aylarında mevsimsel gripten de koronavirüs tedbirlerine uyumla korunulabileceğini belirten Prof. Dr. Gündüz, “Belirtileri birbirine çok yakın. O nedenle laboratuvar testleri ve birtakım hastanede yapılan tetkiklerle birini diğerinden ayırt etmek mümkün oluyor. Ancak toplumumuz eğer Covid-19 için alınan önlemlere devam ederse mevsimsel gripten de korunabiliriz. Biz yine maske, mesafe ve el hijyenine dikkat edelim. Düzensiz kalabalıklara girmekten kaçınalım. Böylelikle hem koronavirüsten hem de mevsimsel gripten korunmuş oluruz” dedi.

‘BÖLGESEL KISITLAMALAR GELEBİLİR’

Vaka sayısının belli kentlerde artarken, bazı kentlerde azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Gündüz, buna önlem olarak bölgesel kısıtlamaların gelebileceğini söyledi. Aşı bulunana kadar virüsle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Gündüz, “Biz geleneklerine bağlı bir milletiz. Bunlar son derece güzel şeyleri de ifade ediyor ama aşırı kalabalıkların oluştuğu kutlamalar, taziyeler ve benzeri birtakım faaliyetlerden kesinlikle kaçınmalıyız. Bunun aşısı, ilacı çıkmadıkça ya da virüs olumlu anlamda mutasyona uğramadıkça bu hastalık devam edecek. Biz basit önlemler alarak ve en azından aşı bulunana kadar bu virüsle yaşamasını öğrenerek bu süreci geçirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

‘TOPLUM AŞIYLA BİRLİKTE BAĞIŞIKLIK KAZANACAK’

Aşı ile ilgili çalışmalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gündüz, “Umuyorum ki 2021 yılının içinde toplum aşıyla birlikte bağışıklık kazanacak. Önümüzdeki yıl bu yıldan çok daha iyi olacağız. Biraz daha sabretmek gerektiğini düşünüyorum. Aşı çalışmaları Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından çok yakından takip ediliyor. Dünyada olduğu gibi bizde de aşı çalışmaları sürüyor. Çok testler yapılıyor, çok evrelerden geçiliyor ki ne kadar etkin olduğu, yan etkilerinin nasıl olduğu tam olarak test edildikten sonra insanların hizmetine sunuluyor. Tüm bunlar sağlandıktan sonra yoğun miktarda üretimi başlayacak. Aşıyı biz üretebilirsek kendi ülkemizde kendi vatandaşlarımıza çok daha hızlı bir şekilde sağlayabiliriz. Yurt dışından da birtakım aşılar gelebilir” dedi.

Devam Et

Sağlık

Her 10 erkekten 7’si cinsel sağlık sorunları yaşıyor

Haber Giriş:

on

Cinsel sağlık sorunları hala birçok insanın yardım almakta ve tedavi olmakta geç kaldığı sorunlar arasında. Üro-androloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, 2025 yılında dünyada 322 milyon erkeğin performans sorunu yaşayacağının öngörüldüğünü belirtti. 40 yaşın üzerindeki her 10 erkekten 7’sinin cinsel sorun yaşadığını belirten Prof. Hattat erken yaşlardan itibaren alınacak önlemler ile uzun yıllar cinsel hayatın sürdürülebileceğini ve sorun yaşanmayacağını belirtti.

Hattat Klinik’ten Prof. Dr. Halim Hattat damar sağlığından sigaraya birçok etkeni şöyle değerlendirdi:

“Damar sorunları: Sertleşme işlevinde en önemli rol damar yapısında. Cinsel bölgeye giden damarlar yüksek kolesterol-tansiyon veya sigara nedeniyle daraldığında performans sorunu gelişiyor. Gizli diyabet, diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi risklerinizi takip etmeniz şart. Damarsal riskleri olan erkeklerde bazı gibi yöntemlerle cinsel bölge damaları görüntülenebiliyor.

Şeker hastalığı: Şeker hastalığı olan erkeklerin yüzde 50-70’inde performans sorunu görülüyor. Yani şeker hastaları tam 3 kat daha fazla risk altında. Diyabete bağlı cinsel bölge sinirlerinde hasar oluşup oluşmadığı bazı testlerle anlaşılabiliyor.

Kilo fazlalığı: Aşırı kilo ve vücut yağı hem libidoyu yöneten testosteronu düşürüyor hem de performansı bozuyor.

Hareketsizlik: Sürekli oturan, hareket etmeyen, yürüyüş yapmayan erkeklerde performans sorunları daha fazla görülüyor. Metabolik değerlendirmelerle erkeklerin tam fiziksel performansı ve riskleri ölçülebiliyor.

Uyku sorunları: Uykusuzluk ve özellikle uyku apnesi performans sorunu riskini neredeyse yüzde 40 arttırıyor.

Hormonsal dengesizlik: Testosteron eksikliği performans sorununa yol açmakla kalmayıp performans ilaçlarının da işe yaramamasına neden oluyor. Ayrıca tiroit, prolaktin gibi hormonları kontrol ettirmek de gerekiyor.

İlaçlar: Birçok tansiyon, kolesterol, kalp, ülser ilacı, bazı idrar söktürücüler, uyarıcı ya da uyutucu ilaçlar, hormonlar, antidepresanlar performans sorununa yol açabiliyor.

Sinirsel nedenler: Multiple skleroz, parkinson, inme gibi sorunlarda performans işlevi bozuluyor.

Cerrahi işlemler: Beyin-cinsel organ hattına zarar verecek işlemler ile cinsel bölge lokal dokusunda hasar yaratan ameliyatlar sonrasında da performans sorunu görülüyor.

Prostat sorunları: Prostat büyümesi, prostat kanseri veya prostat enfeksiyonları performansı bozabiliyor.

Sigara: Günde 1 paketin üzerinde sigara içen erkeklerde performans sorunu riski neredeyse yüzde 50 artıyor. Bu nedenle sigarayı hiç kullanmamak ya da bırakmak önemli.

Aşırı alkol: Alkolün afrodizyak bir etkisi olduğu düşünülse de yoğun alınan alkol performansı bozuyor. Bu etki hemen ortaya çıkabileceği gibi zaman içinde de gelişebiliyor.

Uyuşturucular: Esrar, kokain gibi uyuşturucuların performans işlevi üzerinde olumsuz etkisi var. Bu durum sporcu ve vücut geliştirenlerin kullandığı doping maddeler için de geçerli.

Yoğun stres: Stres cinsel konsantrasyonu yerle bir ediyor. Bunun yanında stres hormonları olarak bilinen kortizol ve adrenalin hormonları ve performans sağlayan maddeleri düşürüyor.

Depresyon: Depresyonun kendisi de depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar da performansı azaltabiliyor.

Performans endişesi: Performans sorunu yaşama korkusu özellikle daha önce sıkıntı yaşayan erkeklerde gelişiyor. Bu korku tek başına bile performansı bozabiliyor.

İlişki sorunları: İlişkisinde sorun yaşayan, cinsel iletişim eksikliği olan erkeklerde sorun daha fazla görülüyor.”

Devam Et

Bursa

Diz ameliyatlarında robotlar devrede

Haber Giriş:

on

Sağlıkta bilgi teknolojilerinin ilerlemesi ile ameliyatlarda robotlar kullanılmaya başlandı. Özel Medicabil Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen diz ve kalça ortopedisi ameliyatlarını robot MAKO yardımıyla yapıyor.

Bilgen, robotik cerrahi yardımıyla yaptığı ameliyatlarda hastaları 3-4 saat içinde yürütebiliyor ve aynı gün içinde taburcu ederek evlerine gönderebiliyor.

Son yılların ileri teknolojisi olan robotik cerrahi artropolasti konusunda dünyanın ileri gelen ülkelerinde oldukça sık uygulanan ve kullanılan bir yöntem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bilgen; “Hastanemizde diz ve kalça ameliyatlarında artık bundan sonra robotik cerrahi uygulamalarımız olacak. Bizde ülkemizde hastalarımızı bu ileri teknolojiden faydalanmaları için hastane bünyemizde bu cihazı aldık ve bunların ameliyatlarına başladık. Bu tür ameliyatlar konvansiyonel yani normal şartlarda elimizle yaptığımız ameliyatlara göre biraz farklılık gösteriyor” dedi.

İNSANA BAĞLI HATAYI SIFIRA İNDİRME ÖZELLİĞİNE SAHİP

İnsana bağlı oluşabilecek herhangi bir hatayı sıfıra indirme özelliğine sahip olan bu teknoloji sayesinde ister diz ister kalça ameliyatlarında kemiğe ait verilen zararlar  ve kesme miktarı en az düzeyde oluyor. Bilgen, ameliyat sırasında hastaya çok az zarar verildiği için hastaların biran evvel kalkıp yürüyebildiğini ve rehabilitasyonlarının çok daha kolay olduğunu söyledi.

KULLANIM SÜRESİ UZAYACAK

Bu teknoloji yardımıyla yapılan ameliyatların hastalardaki kullanım süresi oldukça uzun olacağını hatırlatan Bilgen, “Robotik cihazlarla yapılan ameliyatların kullanım ömrü eskiye göre kıyasladığımızda 35-40 yıla kadar uzayacak. Bu amaçla Bursa’mızda Türkiye’mizde teknolojiyi takip edelim yenilikleri uygulayalım. Hastalarımız bu imkanlardan faydalanması için bizde bu cihazları aldık ve kullanıyoruz” dedi.

Devam Et

Trend