#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Çoklu Baro düzenlemesi kabul edildi

Avukat sayısı 5 binden fazla olan illerde, asgari 2 bin avukatla baro kurulabilecek.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen, AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzasını taşıyan “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”ne göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde avukat, o ilde bulunan herhangi bir baronun levhasına kaydolacak.

Bir avukat, levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesi dışında sürekli olarak avukatlık yapar veya disiplin cezası gerektiren bir eylemde bulunursa, bu tespiti yapan baronun yönetim kurulunca bu konuda düzenlenecek tutanak, işlem yapılmak üzere avukatın levhasında yazılı olduğu baroya gönderilecek.

5 binden fazla avukat bulunan illerde asgari 2 bin avukatla bir baro kurulabilecek. Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile levhaya kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) görev yapan avukatlar da esas alınacak.

Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile 2 bin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediği 4 kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste TBB’ye verilecek. Birlik, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirecek.

Kurucular kurulu en geç 6 ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplayacak ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak birliğe bildirecek. Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar birlikte temsil edilmeyecek.

Avukat sayısının 2 binin altına düşmesi halinde TBB, barodan asgari avukat sayısının 6 ay içinde sağlanmasını yazılı olarak isteyecek. TBB, verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine son verecek ve son verme kararı TBB’nin resmi internet sitesinde ilan edilecek.

Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiyesi

Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolacak ve bunların devam eden iş ve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülecek. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından birliğin denetim ve gözetiminde yapılacak ve kalan mal varlığı TBB’ye geçecek.

Aynı ilde yeni bir baronun kurulması halinde TBB, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve 1’den başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandıracak.

Kanunla, tüm il barolarının genel kurullarının, baroların kuruluş tarihine bakılmaksızın, belirli bir düzen içinde ve aynı tarihlerde yapılması amaçlanıyor. Buna göre, tüm baro genel kurulları son rakamı çift olan yıllarda olmak şartıyla 2 yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde yapılacak.

Seçim döneminin bitmesinden önce ayrılan baro başkanının yerine baro yönetim kurulu tarafından, kendi üyeleri arasından, kalan süreyi tamamlamak üzere baro başkanı seçilecek.

Her baro, baro başkanı dahil en az 4 delegeyle ve 5 bin üyesi olan barolar bakımından ayrıca her 5 bin üye için ilave bir delegeyle TBB Genel Kurulunda temsil edilecek.

Adli yardım bürosu baroların eşit temsili esas alınarak oluşturulacak

TBB Genel Kurulu baro seçimlerinin yapıldığı yılın aralık ayında, Ankara’da olağan toplantısını yapacak. TBB Yönetim Kurulu doğrudan veya en az 25 baronun yönetim kurullarının yazılı istemi üzerine, Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağıracak, ancak olağanüstü toplantıda seçim yapılamayacak.

Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacak. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacak. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar TBB Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilecek.

Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görevli olan ancak baroya kaydını yaptırmak istemeyen avukat, durumu hakkında, o ildeki herhangi bir baroya bilgi verebilecek.

Görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimleri 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında; TBB Başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılacak.

Birden fazla baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci, hal hakem heyetleri ile il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak. Bu görevlendirmelere ilişkin esaslar, TBB tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenecek.

Bu arada, AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya, teklifin tümü üzerinde lehte yaptığı konuşmada, Avukatlık Kanunu’na göre Türkiye Barolar Birliğinin baroları temsil ettiğini, avukatları temsil etmediğini belirterek, “Biz, bu akşam İstanbul, Ankara ve İzmir barolarının Anadolu baroları üzerindeki vesayetine son veriyoruz.” dedi.

İzmir Barosunun bir üyesi olduğunu dile getiren Kaya, “Baro, Diyanet İşleri Başkanlığımızın açıklamasından milli ve manevi değerlerimize saldırıyor. İstanbul, Ankara, İzmir barolarının bir şehidimizle ilgili bir açıklama yaptığını gördünüz mü? Göremezsiniz. İzmir Adliyesi, Fethi Sekin’in adliyesidir. Fethi Sekin, İzmir Adliyesindeki avukatları korumak için şehit oldu. Bugün geldiğimiz noktada İzmir Barosu, Fethi Sekin’i şehit eden teröristlerin yaptıkları eylemlere payanda olacak açıklamalar yapıyor. Biz, düzenlemeyle milli ve manevi değerlerimize karşı marjinal görüşlerini meslektaşlarına dayatan baroların da vesayetini ortadan kaldırıyoruz.” diye konuştu.

Atilla Kaya, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un avukatı Sezgin Tunç hakkında “Canan Kaftancıoğlu’na iddia üretilmesi avukatlık kanuna aykırı değildir” sözünden dolayı CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’nun şikayetçi olması nedeniyle İstanbul Barosu tarafından disiplin soruşturması açıldığını da belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yerinden söz alarak, İzmir Barosunun internet sitesinde, hain terör saldırısında şehit edilen Fethi Sekin’in anıldığına ilişkin açıklamanın yer aldığını ifade etti.

Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan, birleşimi, saat 13.00’te toplanmak üzere kapattı.

Gündem

ByLock’un lisans sahibi tutuklandı

Haber Giriş:

on

Terör örgütü FETÖ’nün haberleşme programı ByLock’un kurucusu David Keynes’in (Alpaslan Demir) Haziran ayında Türkiye’ye gelerek teslim olduğu ve tutuklandığı ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Keynes hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede Keynes hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 15 yıla kadar hapis isteniyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ByLock’un lisans sahibi David Keynes hakkında 17 Aralık 2020’de yakalama emri çıkartılmıştı. FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock’un lisans sahibi David Keynes’in 9 Haziran’da İstanbul’a gelerek teslim olduğu ve sevk edildiği hakimlikçe tutuklandığı ortaya çıktı. Peki, David Keynes kimdir? ByLock’un lisans sahibi David Keynes hakkında bilinenler…

David Keynes, yüksek lisans eğitimi için ABD’ye gittikten sonra vatandaşlık alıp ismini değiştiren bir Türk. Amerikan pasaportundaki adı, David Keynes. Verdiği bilgilere göre 1973’te Türkiye’de dünyaya gelen David Keynes, babasının 13 yaşında Türk vatandaşlığına geçtiğini ifade ediyor. Annesi ise Giresunlu. Keynes, çocukluğunun geçtiği Ankara’da, lise yıllarında Gülen cemaatine bağlı FEM Dershanesi’ne gitmiş

Bu sırada Işık Evi’nde kalmış. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuduktan sonra 2001’de yüksek lisans eğitimi için ABD’ye gitmiş.

Aynı okulda üniversite öğrencisi olan (gerçek adını gizlediği) ‘Tilki’ lakaplı Türk arkadaşıyla tanışmış. ‘Tilki’ ile 2003-2004 yılları arasında Oregon eyaletine bağlı Portland şehrinde aynı evde kalmış.

Devam Et

Gündem

3. dozda tartışmayı bitirecek çalışma

Haber Giriş:

on

Ankara Şehir Hastanesi’nde Turkovac-Coronovac 3’üncü doz klinik çalışmasını yürüten ekipten Doç. Dr. Orhan Küçükşahin, “Tüm dünyanın merakla beklediği ‘3’üncü- 4’üncü doz aşı gerekecek mi?’ sorusunun cevabını bu çalışma kısmi olarak verecek. Şu anda Türkiye’de 3’üncü doz aşılama, belli yaş gruplarında belli kesimlerde açıldı. Buradaki amaç, daha genç bireylerde 3’üncü doz aşılamanın da etkinliğini değerlendirmek. Ne kadar çabuk bunun cevabını verebilirsek önümüzdeki günlerde en azından 3’üncü doz aşılarla ilgili tartışmalı kısımların önüne geçmiş oluruz” dedi.

Sağlık Bakanlığı, Kayseri Erciyes Üniversitesi’nce geliştirilen ve Faz-3 çalışmaları devam eden yerli Covid-19 aşısı Turkovac ile Çinli Sinovac firması tarafından geliştirilen Coronovac üzerinde 3’üncü doz klinik çalışması başlattı. Ankara Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen çalışma ile 2 aşının 3’üncü doz etkinlik düzeyleri karşılaştırılacak ve tüm dünyada tartışılan 3’üncü doz-4’üncü doz gerekliliği bilimsel verilerle ortaya koyulacak. Çalışmaya 2 doz Sinovac aşısı yapılıp, 2’nci dozun üzerinden 90 gün geçen 18-59 yaş arası 220 gönüllü alınıyor.

‘3’ÜNCÜ DOZ ETKİNLİĞİNİ DEĞERLENDİRME ARAŞTIRMASI’

Çalışmayı yürüten ekipte yer alan Doç. Dr. Orhan Küçükşahin, 1 haftadır süren çalışmaya ilişkin DHA’ya açıklama yaptı. Küçükşahin, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı desteğinde çalışmayı yürüttüklerini belirterek, “Tüm dünyanın merakla beklediği özellikle ‘3’üncü doz- 4’üncü doz aşı gerekecek mi?’ sorusunun cevabını kısmi olarak verecek bu çalışma. Aynı zamanda Turkovac ile Sinovac aşısını birbiriyle hem kıyaslama hem de 3’üncü doz etkinliğini değerlendirme araştırması yapmaktayız. 18-59 yaş arası sağlıklı gönüllüler katılabilir. Çok ağır hastalığı olmayan, gebe olmayan ve Covid geçirmeyen vatandaşlarımızı 3’üncü doz aşı çalışmasına bekliyoruz” dedi.

‘CİDDİ YAN ETKİYLE KARIŞLAŞILMADI’

Turkovac ve Sinovac’ın benzer yapıda aşılar olduğunu vurgulayan Küçükşahin, “Şu anda Türkiye’de 3’üncü doz aşılama, belli yaş gruplarında belli kesimlerde açıldı. Buradaki amaç, daha genç bireylerde 3’üncü doz aşılamanın da etkinliğini değerlendirmek. Biz yaklaşık 1 haftadır aktif olarak gönüllü kabul ediyoruz ve hızlı bir şekilde çalışmamız devam ediyor. Uygun sayıya ulaştığımızda hızlı bir şekilde çalışmamızı sonlandırmayı düşünüyoruz. Şu anda herhangi bir yan etki görmedik. Biz Sinovac kullanırken ilk başta da ciddi bir yan etkiyle karşılaşmadık. Aynı şekilde Turkovac çalışma grubunda da ciddi bir yan etkiyle karşılaşılmadı” diye konuştu.

‘TARTIŞMALI KISIMLARIN ÖNÜNE GEÇMİŞ OLURUZ’

Çalışmayı hızlıca bitirmeyi amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Küçükşahin, “Biz ne kadar çabuk bunun cevabını verebilirsek önümüzdeki günlerde en azından 3’üncü doz aşılarla ilgili tartışmalı kısımların önüne geçmiş oluruz. Mutlaka aşılanmamız lazım çünkü aşılanmamış her birey virüsün yaygınlaşması ve mutasyona uğramasına neden olacaktır. Bu aşamada elimizdeki mevcut aşıların etkisiz hale gelmemesi çok önemli. Tüm toplumumuzun hızlı bir şekilde aşılanması gerekiyor” dedi.

Devam Et

Aydın

Yağmur Tayhan’ın katilinden kan donduran ifade

Haber Giriş:

on

Aydın’ın Didim ilçesinde, bir yakınlarının düğününden dönüşte ailesine bir yere uğrayacağını söyleyip, yanlarından ayrılan ve 2 gün sonra bir arazide 27 bıçak darbesiyle öldürülmüş olarak bulunan lise öğrencisi Yağmur Tayhan’ın (16) katil zanlısı olarak yakalanıp, gözaltına alınan komşuları Nizam Cansızlar, polisteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Cansızlar’ın polisteki ifadesinde, genç kızın eve kendisinin dertleşmek için geldiğini, 2 gün birlikte kaldıklarını ve son gün ‘Birbirimizi bıçaklayalım’ dediğini öne sürerek, “Önce o benim ağzımı bantladı, ellerimi bağladı ama daha sonra çözdü. Ardından ben onun ağzını bantlayıp, ellerini iple bağladım, karnına bıçağı soktum. Sonra gitmesini söyledim. Psikolojim çok bozuktu” dediği öğrenildi.

Didim’de lokmacılık yapan Mehmet Tayhan, 25 Temmuz’da, eşi Ayşe Tayhan ve 2 kızıyla yakınlarının Cumhuriyet Mahallesi’ndeki düğününe gitti. Dönüş yolunda saat 14.00 sıralarında eve dönüş yolunda, Barbaros Hayrettin Paşa Anadolu Lisesi 11’inci sınıf öğrencisi Yağmur Tayhan, bir yere uğrayacağını söyleyip, ailesinden ayrıldı. Uzun süre eve dönmemesi ve telefonlarına da cevap vermemesi üzerine kızlarını merak eden ailesi, gidebileceği yerlere bakmalarına rağmen kızlarına ulaşamadı. Bunun üzerine Tayhan çifti, Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu.

Polis ekipleri, ortadan kaybolan Tayhan’ın bulunması için çalışma başlattı. Polis, Tayhan’ı her yerde ararken, dün saat 07.30 sıralarında cansız bedenine ulaşıldı. Devriye görevi yapan polis ekipleri tarafından Cumhuriyet Mahallesi’ndeki boş arazide bulunan cesedin, Yağmur Tayhan’a ait olduğu belirlendi. Evlerine 1 kilometre, babasının lokmacı dükkanına ise 70 metre mesafedeki arazide cesedi bulunan Tayhan’ın vücudunda 27 bıçak darbesi olduğu belirlendi. Tayhan’ın cansız bedeni, polis ve savcının olay yerindeki incelemelerinin ardından önce Didim Devlet Hastanesi morguna ardından da otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

AİLESİNDEN AYRILDIĞI ANLAR KAMERADA

Polis, Yağmur Tayhan’ın ölümüyle ilgili soruşturma başlatırken, bölgedeki güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye alıp, mahalledeki bazı kişilerin ifadelerine başvurdu. Görüntülerde Tayhan’ın ailesinden ayrıldıktan sonra yolun karşı tarafına geçmeye çalıştığı anlar yer aldı.

Tayhan’ın katil zanlısı olarak komşuları Nizam Cansızlar, polis tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde suçunu itiraf eden Cansızlar, cinayeti psikolojik sorunları nedeniyle işlediğini söylediği öğrenildi.

KAN İZLERİ ŞÜPHELİYİ YAKALATTI

Polis ekipleri, Yağmur Tayhan’ın cesedinin bulunduğu yerde yaptıkları incelemede, hemen yan taraftaki Nizam Cansızlar’a ait iki katlı evin bahçesinde de kan izleri olduğunu fark etti. Kan izlerini takip eden polis, evin içine doğru gittiğini belirledi. Zile basmalarına rağmen kapıyı açan olmaması üzerine polis, çilingir çağırdı. Çilingirle eve giren polis, merdivenlerde de temizlenmeye çalışılmış kan izleri olduğunu belirledi. İzlerin evin teras katına kadar gittiği tespit edildi. Evdeki çamaşır makinesinde de Yağmur Tayhan’ın vücudundaki kanların temizlenmeye çalışılmış olduğu bir çarşaf bulundu. Evde parmak izi incelemesi de yapan polis, cinayetin evin terasında işlendikten sonra cesedin dışarı taşınıp, bahçe duvarının yanındaki araziye atıldığını belirledi.

POLİS PARKTA UYURKEN BULDU

Polis, eşi Almanya’da yaşadığı öğrenilen bir çocuk babası Nizam Cansızlar’ın telefon sinyalinden evine 1 kilometre mesafedeki Didim Belediye Parkı’nda olduğunu tespit etti. Ardından parkın çevresinde önlem alan polis, Cansızlar’ı burada uyurken yakaladı. Nizam Cansızlar, götürüldüğü Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinde, “Eve, kız kendisi geldi. Kapıyı açtım içeri aldım. Bana, dertleşmeye geldiğini söyledi. 2 gün boyunca evde birlikte kaldık. Son gün bana ‘Birbirimizi bıçaklayalım’ dedi. Önce o benim ağzımı bantladı, ellerimi bağladı ama daha sonra çözdü. Ardından ben onun ağzını bantlayıp, ellerini iple bağladım, karnına bıçağı soktum. Sonra gitmesini söyledim. Psikolojim çok bozuktu. Tüm bunları olayın yaşandığı gün saat 04.00 sıralarında yaptım. Çarşafla akan kanı emdirdim. Sonra çarşafa sarıp, cesedi sürükleyerek dışarı götürdüm. Damlayan kanları sonra temizledim” dedi.

ESKİ EŞİNİ DARP ETMİŞ

Öte yandan Nizam Cansızlar hakkında, 2009 yılında Almanya’dan Didim’e tatil için gelen boşandığı eşini darp ettiği gerekçesiyle Didim Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hakkında dava açıldığı ortaya çıktı. Ancak Alman vatandaşı olan eski eşin şikayetini geri çekmesi üzerine davanın düştüğü öğrenildi. Nizam Cansızlar, polisteki işlemlerinin ardından bugün çelik yelek giydirilerek, geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

Devam Et

Trend