#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Dikkat! “Vücudunuzdaki benleri kontrol ettirin”

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Bilgiç, vücutta yer alan benlerde şekil, boyut ve renk değişimleri olduğu takdirde yılda en az 1 defa dermatoloğa kontrole gidilmesi gerektiğini söyledi.

AÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Bilgiç, vücutta oluşan benlerin neden olabileceği tehlikeler hakkında bilgi verdi. Benlerin ‘Doğumsal Benler’, ‘Edinsel Benler’ ve ‘Displastik Benler’ olmak üzere 3’e ayrıldığını anlatan Doç. Dr. Aslı Bilgiç, 20 santim üzerinde olan benlerin riskli olabileceğini söyledi. Sonradan kazanılan, sayısı 50 ve 100’ün üzerindeki edinsel benlerin daha fazla risk taşıdığını belirten Doç. Dr. Aslı Bilgiç, benlerinde şekil, renk ve boyut değişikliği olan kişilerin yılda en az 1 defa dermatolog tarafından kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.

BENLERİNİZİ GÜNEŞTEN KORUYUN

Displastik benlerin atipik benler olarak da bilindiğini anlatan Doç. Dr. Aslı Bilgiç, bu benlerin, edinsel, yani sonradan kazanılmış benlerden daha büyük olduğunu söyledi. Renklerinin koyulu açıklı, şekli, boyutu ve kenarlarının biraz daha düzensiz olduğunu aktaran Doç. Dr. Bilgiç, displastik benlerin 3 ya da 6 ayda bir kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Aslı Bilgiç, “Kontroller sırasında displastik benlerden 50 veya 100’ün üzerinde görebiliyoruz. Eğer çok sayıda beniniz varsa özellikle güneşten daha iyi korumak gerekiyor. Çok sayıda beni olan kişilerde normal deriden ben kanseri gelişme ihtimali daha yüksek” dedi.

BENİN RENGİNE, ŞEKLİNE, BÜYÜKLÜĞÜNE DİKKAT EDİN

Doç. Dr. Aslı Bilgiç, “Üç ayda bir, aydınlık ortamda baştan ayak kısmına doğru benlerimizi ayna karşısında kontrol edin. Eğer şekil, renk, kenar düzensizliği görülürse, normalde olan beniniz hızlı büyür ya da değişirse, kanama, kaşıntı gibi şikayetleriniz olursa, o benleri erken dönemde dermatolojik kliniklere başvurarak, tedavi ettirmemiz gerekiyor. Erken tanı çok önemli” diye konuştu.

BAZI BENLER KANSERLEŞEBİLİYOR

AÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezer Gürer ise şüphelenilen benlerin biyopsi sonucuna göre alındığını, bazı benlerin ise belli oranda kanserleşme riski olduğunu söyledi. Prof. Dr. Gürer, şöyle konuştu:

“Ben kanserleri bunlardan bir tanesi. Deride olan ben kanserleri de belirli genlerdeki değişiklik ve buna bağlı olarak kansere dönüşüm yapısı söz konusu olabilir. Tiroidin belli kanser türleri, guatr kanserleri gibi türler yer alabilir. Ya da kalın bağırsak kanserlerinin benzer genetik mutasyonlarla ortaya çıktığı söyleniyor. Kanser oluştuktan sonra illa siyah benler kötü huyludur diye bir şey yoktur. Bazen hafif bir kırmızılık, pembelik tarzındakiler de kendi içinde kötü huylu olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen iç organlarda da bunları görmemiz mümkün.”

1 SANTİMİN ÜZERİNDEKİ BENLERİNİZİ TAKİP EDİN

Prof. Dr. Sezer Gürer, “Vücuttaki benleri mutlaka takipte tutun özellikle şekil değiştiren deriden biraz kabarıklaşan, renk değiştiren birtakım olaylar gerçekleşirse mutlaka dermatoloğa gitmek gerekir. Bir santimin üzerine çıkan benlerin mutlaka takip edilmesi, hasta sağlığı açısından önemlidir” diye konuştu.

ET BENİNİ ALDIRMAYI DÜŞÜNÜYOR

Vücudunun çeşitli yerlerinde et benleri olduğunu belirten Nadide Saraçoğlu (30), “Vücudumda hem çil hem de benler bulunuyor. Benlerimin çok büyüdüğünü fark edemiyorum ama et benimi bazen yanlışlıkla kaşıdığım zaman canım acıyabiliyor. Maalesef kontrol ettirmedim ama kontrole gitmem gerekiyor” dedi.

YÜZÜNDEKİ ET BENİ BÜYÜMEYE BAŞLAYINCA ALDIRDI

Yüzünde çok fazla ben olduğunu aktaran Özden Özgün (48), benlerini sık sık kontrol ettirdiğini söyledi. Özgün, “Burnumun kenarında benim vardı, büyümeye başlayınca operasyonla aldırdım. İlk olarak cildiyeye gidildi, ardından genel cerrahi tarafından alındı. Patolojiye gitti ve temiz çıktı” diye konuştu.

TEHLİKELİ OLUP OLMADIĞINI MERAK EDİYORUZ

Vücudundaki benleri kontrol ettiğini anlatan Neşe Taykut (42), “Zaman zaman bunların tehlikeli olup olmadığını da merak ediyoruz” dedi. Kızı Zeynep Melek Kılıççı (12) ise “Saçımın arkasında bir ben var. Büyüdüğümde fark ettim, daha önce görmemiştim. Kontrol için gerekirse doktora giderim” diye konuştu.

Sağlık

Ayak kokularını gidermenin en basit yolu

Haber Giriş:

on

Ayaklarımızı yıkamanın faydalarını merak ettik ve düşündüğümüzden daha önemli olduğu ortaya çıktı. Neden olduğuna bir göz atalım!

AYAKLARI YIKAMAK KOKUYU GİDERMEYE YARDIMCI OLUR

Ayaklarınızı düzenli ve düzgün bir şekilde yıkamak, gün içinde burada biriken kiri, ölü deri hücrelerini ve terin temizlenmesine yardımcı olur. Bunları sadece suyla durulamak işe yaramayacak çünkü bunların çoğu orada kalacak. Sonunda, ayaklarınızın oldukça kötü kokmasına neden olurlar ve hatta enfeksiyonların büyümesini kolaylaştırabilirler.

PEELİNG ENFEKSİYONLARI ÖNLEMEYE YARDIMCI OLUR

Ayaklarımız, vücudumuzun diğer kısımları kadar enfeksiyona karşı savunmasızdır ve onları örten bakteriler farklı türde iltihaplanmalara neden olabilir. Ayaklarınızı peeling yapmak, içerdiği mikroplarla birlikte tüm gereksiz cilt katmanlarının pul pul dökülmesine yardımcı olur ve mantar, siğil, bunyon, mısır, nasır gibi şeylerin gelişmesini engeller.

EKLEM PROBLEMLERİ YAŞAMA ŞANSINIZI AZALTIR

Ayaklarımızdaki sert deri ile dizler, kalçalar ve sırt problemleri arasında bir bağlantı olabileceği ortaya çıktı. Gereksiz ölü deri ayaklardan temizlenmediği için istiflenir ve kalınlaşır. Bu, yürüyüşünüzde değişikliklere yol açabilir ve daha sonra eklemlerinizi, bacaklarınızı, sırt kemiklerinizi ve kaslarınızı etkileyebilir. Sonuç olarak, hareket ederken biraz rahatsızlık hissedebilirsiniz.

KAN DOLAŞIMINI İYİLEŞTİRİR

Ayaklarınızı yıkarken ve peeling yaparken onlara kan akışını teşvik eden güzel bir masaj yapın. Zayıf kan dolaşımı, oksijen eksikliğine neden olur ve kaslarınızın gelişmesini sınırlar. Ayrıca kas ağrısı, sertlik, halsizlik gibi sorunlara neden olabilir ve hatta bacaklarınızın uyuşmasına neden olabilir. Bu nedenle ayaklarınızı biraz ılık su altında ovup yoğurmak her zaman iyi bir fikirdir.

BATIK OLUŞUMUNU ENGELLER

Ayak tırnaklarının batmasına neden olan, dar ayakkabılar veya kötü kesilmiş ayak tırnakları gibi birkaç neden vardır. Ancak terli ve kirli ayaklar da bu tatsız süreci teşvik edebilir. Ayak parmakları sürekli terlediğinde, kenarlardaki deri yumuşar ve bu da ayak tırnağının büyümesini kolaylaştırır. Ayrıca, ciltte herhangi bir iltihaplanma varsa, bu batık ayak tırnağını gerçekten ağrılı hale getirebilir.

Devam Et

Gündem

Yaşlıların bıraktığı yoğun bakımları gençler dolduruyor

Haber Giriş:

on

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Murat Gündüz, gençlerin yoğun bakımda tedavi görme oranının yüzde 25’e çıktığını söyledi. Gündüz, “Yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanlarını gençler dolduruyor” dedi.

ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Gündüz, normalleşmeye adapte olamayan gençlerin ‘Bize bir şey olmaz’ algısıyla daha sık hasta olmaya başladığını ve yoğun bakımlarda tedavi görme oranlarının yüzde 25’e çıktığını açıkladı. Hayatı tehdit eden tüm durumların topyekun milli mücadele gerektirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Gündüz, gençlerin çok düşük oranlarda görülen ağır tablolarının normalleşmenin ardından artmaya devam ettiğini belirtti. Tedbirlere uymamalarıyla birlikte yoğun bakımlarda yaşlıların boşalttığı alanı gençlerin doldurduğunu dile getiren Gündüz, “Görüyoruz ki yaşlı bireyler bu süreçte kendilerine daha da dikkat ediyorlar. O nedenle ne yazık ki yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanını gençler dolduruyor. Ayrıca 50 yaş altındaki hastalar da artık yoğun bakım tedavisi görecek kadar ağırlaşabiliyor” diye konuştu.

‘BELİRTİLERİ BİRBİRİNE ÇOK YAKIN’

Sonbahar ve kış aylarında mevsimsel gripten de koronavirüs tedbirlerine uyumla korunulabileceğini belirten Prof. Dr. Gündüz, “Belirtileri birbirine çok yakın. O nedenle laboratuvar testleri ve birtakım hastanede yapılan tetkiklerle birini diğerinden ayırt etmek mümkün oluyor. Ancak toplumumuz eğer Covid-19 için alınan önlemlere devam ederse mevsimsel gripten de korunabiliriz. Biz yine maske, mesafe ve el hijyenine dikkat edelim. Düzensiz kalabalıklara girmekten kaçınalım. Böylelikle hem koronavirüsten hem de mevsimsel gripten korunmuş oluruz” dedi.

‘BÖLGESEL KISITLAMALAR GELEBİLİR’

Vaka sayısının belli kentlerde artarken, bazı kentlerde azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Gündüz, buna önlem olarak bölgesel kısıtlamaların gelebileceğini söyledi. Aşı bulunana kadar virüsle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Gündüz, “Biz geleneklerine bağlı bir milletiz. Bunlar son derece güzel şeyleri de ifade ediyor ama aşırı kalabalıkların oluştuğu kutlamalar, taziyeler ve benzeri birtakım faaliyetlerden kesinlikle kaçınmalıyız. Bunun aşısı, ilacı çıkmadıkça ya da virüs olumlu anlamda mutasyona uğramadıkça bu hastalık devam edecek. Biz basit önlemler alarak ve en azından aşı bulunana kadar bu virüsle yaşamasını öğrenerek bu süreci geçirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

‘TOPLUM AŞIYLA BİRLİKTE BAĞIŞIKLIK KAZANACAK’

Aşı ile ilgili çalışmalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gündüz, “Umuyorum ki 2021 yılının içinde toplum aşıyla birlikte bağışıklık kazanacak. Önümüzdeki yıl bu yıldan çok daha iyi olacağız. Biraz daha sabretmek gerektiğini düşünüyorum. Aşı çalışmaları Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından çok yakından takip ediliyor. Dünyada olduğu gibi bizde de aşı çalışmaları sürüyor. Çok testler yapılıyor, çok evrelerden geçiliyor ki ne kadar etkin olduğu, yan etkilerinin nasıl olduğu tam olarak test edildikten sonra insanların hizmetine sunuluyor. Tüm bunlar sağlandıktan sonra yoğun miktarda üretimi başlayacak. Aşıyı biz üretebilirsek kendi ülkemizde kendi vatandaşlarımıza çok daha hızlı bir şekilde sağlayabiliriz. Yurt dışından da birtakım aşılar gelebilir” dedi.

Devam Et

Sağlık

Her 10 erkekten 7’si cinsel sağlık sorunları yaşıyor

Haber Giriş:

on

Cinsel sağlık sorunları hala birçok insanın yardım almakta ve tedavi olmakta geç kaldığı sorunlar arasında. Üro-androloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, 2025 yılında dünyada 322 milyon erkeğin performans sorunu yaşayacağının öngörüldüğünü belirtti. 40 yaşın üzerindeki her 10 erkekten 7’sinin cinsel sorun yaşadığını belirten Prof. Hattat erken yaşlardan itibaren alınacak önlemler ile uzun yıllar cinsel hayatın sürdürülebileceğini ve sorun yaşanmayacağını belirtti.

Hattat Klinik’ten Prof. Dr. Halim Hattat damar sağlığından sigaraya birçok etkeni şöyle değerlendirdi:

“Damar sorunları: Sertleşme işlevinde en önemli rol damar yapısında. Cinsel bölgeye giden damarlar yüksek kolesterol-tansiyon veya sigara nedeniyle daraldığında performans sorunu gelişiyor. Gizli diyabet, diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi risklerinizi takip etmeniz şart. Damarsal riskleri olan erkeklerde bazı gibi yöntemlerle cinsel bölge damaları görüntülenebiliyor.

Şeker hastalığı: Şeker hastalığı olan erkeklerin yüzde 50-70’inde performans sorunu görülüyor. Yani şeker hastaları tam 3 kat daha fazla risk altında. Diyabete bağlı cinsel bölge sinirlerinde hasar oluşup oluşmadığı bazı testlerle anlaşılabiliyor.

Kilo fazlalığı: Aşırı kilo ve vücut yağı hem libidoyu yöneten testosteronu düşürüyor hem de performansı bozuyor.

Hareketsizlik: Sürekli oturan, hareket etmeyen, yürüyüş yapmayan erkeklerde performans sorunları daha fazla görülüyor. Metabolik değerlendirmelerle erkeklerin tam fiziksel performansı ve riskleri ölçülebiliyor.

Uyku sorunları: Uykusuzluk ve özellikle uyku apnesi performans sorunu riskini neredeyse yüzde 40 arttırıyor.

Hormonsal dengesizlik: Testosteron eksikliği performans sorununa yol açmakla kalmayıp performans ilaçlarının da işe yaramamasına neden oluyor. Ayrıca tiroit, prolaktin gibi hormonları kontrol ettirmek de gerekiyor.

İlaçlar: Birçok tansiyon, kolesterol, kalp, ülser ilacı, bazı idrar söktürücüler, uyarıcı ya da uyutucu ilaçlar, hormonlar, antidepresanlar performans sorununa yol açabiliyor.

Sinirsel nedenler: Multiple skleroz, parkinson, inme gibi sorunlarda performans işlevi bozuluyor.

Cerrahi işlemler: Beyin-cinsel organ hattına zarar verecek işlemler ile cinsel bölge lokal dokusunda hasar yaratan ameliyatlar sonrasında da performans sorunu görülüyor.

Prostat sorunları: Prostat büyümesi, prostat kanseri veya prostat enfeksiyonları performansı bozabiliyor.

Sigara: Günde 1 paketin üzerinde sigara içen erkeklerde performans sorunu riski neredeyse yüzde 50 artıyor. Bu nedenle sigarayı hiç kullanmamak ya da bırakmak önemli.

Aşırı alkol: Alkolün afrodizyak bir etkisi olduğu düşünülse de yoğun alınan alkol performansı bozuyor. Bu etki hemen ortaya çıkabileceği gibi zaman içinde de gelişebiliyor.

Uyuşturucular: Esrar, kokain gibi uyuşturucuların performans işlevi üzerinde olumsuz etkisi var. Bu durum sporcu ve vücut geliştirenlerin kullandığı doping maddeler için de geçerli.

Yoğun stres: Stres cinsel konsantrasyonu yerle bir ediyor. Bunun yanında stres hormonları olarak bilinen kortizol ve adrenalin hormonları ve performans sağlayan maddeleri düşürüyor.

Depresyon: Depresyonun kendisi de depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar da performansı azaltabiliyor.

Performans endişesi: Performans sorunu yaşama korkusu özellikle daha önce sıkıntı yaşayan erkeklerde gelişiyor. Bu korku tek başına bile performansı bozabiliyor.

İlişki sorunları: İlişkisinde sorun yaşayan, cinsel iletişim eksikliği olan erkeklerde sorun daha fazla görülüyor.”

Devam Et

Trend