Giriş:

Son Güncelleme:

Siyaset

Dışişleri: Ülkemizin Güney Kıbrıs’la masaya oturması söz konusu olamaz

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) bir araya getirme teklifine ilişkin, “Ülkemizin, Kıbrıs Cumhuriyeti unvanını gasp eden ve Kıbrıs Türklerini temsil etmeyen GKRY ile masaya oturması hiçbir şekilde söz konusu olamaz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, Türkiye ile GKRY’i bir araya getirme teklifi ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Aksoy, “Hiçbir açıklamasında Kıbrıs Türklerinin Ada’nın doğal kaynakları üzerindeki eşit haklarına atıfta bulunmayan ve Kıbrıs Türklerini yok sayan AB’nin bu teklifi ciddiyetten uzaktır. Daha önce de defaatle vurguladığımız üzere, Kıbrıs meselesi çözülene kadar hidrokarbon kaynakları konusunda Kıbrıs Rumlarının muhatabı Kıbrıs Türkleridir. Bu çerçevede, GKRY Dışişleri Bakanı’nın muhatabı da biz değil, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay’dır. Doğu Akdeniz meselesinde bir çözüm arzu ediliyor ise, atılacak ilk adım, Ada’daki iki halkın bir an önce bir araya gelerek, hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve işletilmesi konusunda, gelir paylaşımı dahil, ortak bir işbirliği mekanizması kurmalarıdır. KKTC’nin 13 Temmuz 2019 önerisi bunun için gerekli zemini sağlamaktadır” dedi.

Kıbrıs Adası’nın batısında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının ise, ancak Kıbrıs meselesi çözüldükten sonra mümkün olabileceğini kaydeden Aksoy, “Ülkemizin, Kıbrıs Cumhuriyeti unvanını gasp eden ve Kıbrıs Türklerini temsil etmeyen GKRY ile masaya oturması hiçbir şekilde söz konusu olamaz” ifadelerini kullandı.

Chp

CHP Genel Başkan Yardımcısı’ndan eğitim değerlendirmesi

Haber Giriş:

on

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, “Sağlık Bakanlığı’nın, ‘Sınıf düzeni bir metre sosyal mesafe olacak şekilde yapılacak.’ açıklamasının uygulanma koşullarının olmadığını görüyoruz. Mevcut duruma göre bir metrekare sosyal mesafe şartını sadece imam hatip liseleri sağlıyor.” dedi.

Kaya, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, yeni eğitim öğretim yılının 31 Ağustos’ta başlayacağını açıklayan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan pandemi koşullarında bunun nasıl yapılacağına ilişkin bir açıklama gelmediğine dikkati çekti.

Buna ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptıkları çağrıya ve sordukları sorulara yanıtın Sağlık Bakanlığı’ndan geldiğini belirten Kaya, bakanlığın, “Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi”nde okullarda alınması gereken önlemlerin yer aldığını söyledi.

Bu önlemlere göre okullardaki tüm sorumluluğun velilerin üzerine yüklenerek bir taahhütname imzalatıldığını iddia eden Kaya, alınan önlemlere değindi. Kaya, “Milli Eğitim Bakanlığının mevcut bütçesi ile açıklanan tedbirlerin nasıl karşılanacağı, ek bütçe verilip verilmeyeceği, öğretmen, okul ve derslik ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı konusunda bir açıklama yapılmadı.” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un da şu ana kadar “Ben bu bütçeyle tüm bu tedbirleri nasıl alacağım?” diye sormadığını belirten Kaya, konuya ilişkin Bakan Selçuk’un yanıtlaması istemiyle verdikleri soru önergesine şu ana kadar yanıt alamadıklarını dile getirdi.

“Uygulama koşullarının olmadığını görüyoruz”

Öğretmen, öğrenci, okul ve derslik sayısına değinen Kaya, şu ifadeleri kullandı:

“Sağlık Bakanlığının açıkladığı tedbirler keşke uygulanabilse. Ancak öğretmen ve derslik kapasitemize baktığımızda Sağlık Bakanlığının açıkladığı ‘Okullarda içerde bulunacak kişi sayısı öğrenci ve öğretmenler de dahil 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde düzenlenecek. Sınıf düzeni 1 metre sosyal mesafe olacak şekilde yapılacak.’ açıklamasının uygulanma koşullarının olmadığını görüyoruz.

Her öğrenci için 4 metrekare ayırdığımızda her dersliğin en az 26×4=104 metrekare olması gerekiyor. Türkiye’de bu koşulları sağlayan kaç dersliğimiz var? Sosyal mesafenin sağlanması için dersliklerde 15 öğrencinin ve en az 80 metrekare şartının sağlanması gerek. Mevcut duruma göre Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu 1 metrekare sosyal mesafe şartını sadece imam hatip liseleri sağlıyor.”

Kaya, tüm okulların ikili öğretime geçtiği varsayıldığında yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulacağına işaret ederek, “Öğrenci sayısı 184 bin olan birleştirilmiş sınıflarda eğitime nasıl devam edilecek? Taşımalı eğitime devam eden 1 milyon 372 bin 211 öğrencinin eğitimine nasıl devam edilecek? İkili eğitim ve normal eğitim yapan okullarda eğitime nasıl devam edilecek? Kapalı olan 17 bin köy okulundan bu dönemde yararlanılacak mı?” sorularını yöneltti.

Bu koşulları sağlamak için dersliklerdeki öğrenci sayısının yarı yarıya düşürülmesi halinde dahi en az 250 bin dersliğe ihtiyaç olacağının altını çizen Kaya, şöyle devam etti:

“Tekli eğitimin verildiği okullarda ikili eğitime geçilse bile dersliklerde sosyal mesafe kurallarının uygulanmasına imkan yok. Bu durumda üçlü eğitime mi geçilecek? Eğitim bilimci olan Sayın Selçuk’a çağrımdır, sakın aklından geçirme. Yani ‘okullarda 3’lü eğitime giderim’ diye bir düşünce sakın ola aklından geçmesin.”

CHP’nin önerileri

Kaya, partinin konuya ilişkin önerilerine değinerek, şunları söyledi:

“Resmi okullarımızın tamamına sadece pandemi kurallarının uygulanması ile görevlendirecek 54 bin 36 öğretmen ataması yapılmalıdır. Öğretmenlerimize pandemi konulu kısa süreli hizmet içi eğitim verilerek hemen göreve başlatılmalıdır. Okullarda ikili eğitime geçilmesi durumunda ve yeni dersliklerle eğitime başlanması halinde, acil öğretmen ihtiyacının en az 250 bine çıkacağını öngörebiliyoruz. Bu ihtiyaca göre öğretmen atamasının hızla yapılması gerek.”

Okulların temizliği ve hijyenik ortamın sağlanabilmesi için yardımcı personel ihtiyacının karşılanması gerektiğinin altını çizen Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu nedenle acil olarak, Milli Eğitim Bakanlığı, saray hükümetinin kuşa çevirdiği bütçesinin artırılması için TBMM’ye talepte bulunmalıdır. Meslek liselerinin boş kalan sınıfları bu süreçte kullanılmalıdır. Özellikle de imam hatip liseleri ve ortaokullarında boş kalan derslikler olduğunu biliyoruz. Bu okulların dersliklerinin kullanılması yoluna gidilmelidir. Uygun kamu binaları derslik olarak kullanılmalıdır. Uygun kamu binaları bulunamıyorsa kiralama yoluna da gidilebilinir. Bu süreçte 17 bin köy okulu eğitim ve öğretime açılarak bu okullarda da eğitim yapılabilir. Bunlar yapılamayacaksa, öğrencilerin okullarından ve arkadaşlarından uzaklaştırmamak için okul bahçelerine prefabrik derslikler kurulması da alternatif çözümlerden biri olarak değerlendirilmelidir.”

Prefabrik dersliğin maliyeti

Yıldırım Kaya, 108 metrekarelik bir prefabrik dersliğin maliyetinin ortalama 57 bin lira olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ortalama toplam maliyeti ise 57.000 x 250.000= 14 milyar 250 milyon lira. ‘Bu para nereden karşılanacak’ diye sorulabilir. Dolar bazında garanti ödemesi yaptığınız beş yandaş müteahhitin her birine ’50 bin prefabrik yapacaksınız, bunların maliyetini de vergiden düşeceğim’ dersiniz. Ya seve seve bunu yapacaklar ya da garanti ödemelerini iptal edeceksin. Dolar bazından liraya çevireceksin. Bunu söylediğinizde zaten beleşten para kazandılar bunu rahatlıkla yaparlar. 16 makam uçağı var. 13’ünü sat, oradan gelecek parayla buraya ciddi anlamda katkı sunarsın. ‘Biz Bize Yeteriz’ kampanyasında toplanan parayı bunun için harcarsınız. Londra’daki bir avuç tefeciye, saat başı 2 milyon dolar faiz ödemekten vazgeçersin. Kısacası, israf ekonomisinden vazgeçilirse, okullarımızın bahçelerine prefabrik derslikler kurarak bu süreci daha güvenli atlatabiliriz.”

Konuyla ilgili Bakan Selçuk’un açıklamalarını eleştiren Kaya, “Millet İttifakının belediyelerinin okulların dezenfekte edilmesi, öğrencilerin dezenfektan ve maske ihtiyacı konusunda her türlü desteği vermeye hazır olduğunu bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyorum. Ekmek dağıtımımıza, yoksullara yardım götürmemize, maske dağıtımımıza engel oldunuz. Bu engellerinizi aşarak belediye başkanlarımız tarih yazdılar. Sayın Selçuk, bu konularda ihtiyaç duyarsan Millet İttifakı’nın belediye başkanları göreve hazırdır.” dedi.

“Türkiye’nin dört bir yanına hemen yapılabilir”

Kaya, bir gazetecinin, “Okulların fiziki koşulları, öğretmen, öğrenci ve personel mevcuduna göre açılması mümkün mü?” sorusuna, “Mevcut koşullar bunu sağlamaya elvermiyor. 250 bin prefabrik derslik okul bahçelerine konulabilir. Eğer Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın üzerine 30 günde bir gecekondu hastane koymayı yapıyorsanız öğrencilerimiz, çocuklarımız için de bu prefabrik derslikler Türkiyenin dört bir yanına hemen yapılabilir.” yanıtını verdi.

Kaya, başka bir soru üzerine de, sınıflarda 1 metre sosyal mesafe kuralının 4 metrekare anlamına geldiğini belirterek, “1 metre önünüz, 1 metre arkanız, 1 metre sağınız, 1 metre solunuz oyduğunda 4 metrekare.” dedi.

Sakarya’nın Hendek ilçesinde havai fişek fabrikasındaki patlayıcının imha edilmek üzere taşıyıcı kamyondan indirildiği sırada meydana gelen yeni patlamada 3 askerin şehit olduğunu kaydeden Kaya, “Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyorum. Bir an önce bu fabrikanın bu hale gelmesinden sorumlu olanların açığa çıkartılması gerekiyor. Dün CHP olarak parlamentoya verdiğimiz araştırma önergesi ne yazık ki AK Parti ve MHP tarafından reddedildi. Reddetmenin sonucu arkasından gelen 3 şehit, 6 yaralı şimdi vicdanlarınız rahat mı?” ifadelerini kullandı.

Devam Et

Chp

CHP’li Özkoç gündemi değerlendirdi

Haber Giriş:

on

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Sakarya’daki havai fişek fabrikasında yaşanan patlamanın ardından, bölgedeki patlayıcı maddenin bir kamu kuruluşuna ait kamyonla taşınıp imha edilmeye çalışıldığını ifade ederek, “Maalesef bugün bu kamyonlardan biri Taşkısığı’ndaki imha bölgesine girdikten sonra boşaltma anında patlamış ve 3 kişi hayatını kaybetmiş. Gerçekten çok üzgünüm.” dedi.

Özkoç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

Sakarya’da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama sonucu 7 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını hatırlatan Özkoç, bugün yaşanan patlamaya ilişkin ise şunları kaydetti:

“Yaklaşık 3-4 gündür İstanbul ve Ankara’dan gelen patlayıcı uzmanları bölgede çalışma yapıyormuş ve Sayın Cumhuriyet Başsavcımıza, bu bölgedeki patlayıcıların bir araya getirilip ya da uzaklaştırılıp imha edilmesi gerektiğini ifade etmişler. Bunun için de en uygun yerin Sakarya’da, Taşkısığı denilen bölgedeki taş ocaklarında imha edilmesinin doğru olacağını söylemişler. Yaklaşık üç günden beri buradaki patlayıcılar bir kamu kuruluşuna ait kamyonla bölgeye taşınıyor ve orada imha ediliyormuş. Maalesef bugün bu kamyonlardan biri Taşkısığı’ndaki imha bölgesine girdikten sonra boşaltma anında patlamış ve 3 kişi hayatını kaybetmiş. Gerçekten çok üzgünüm. Ne diyeceğimi bilemiyorum.”

Kendisinin de bölgeye gideceğini bildiren Özkoç, “Şehitlerimize sahip çıkacağız ve gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra Ankara’ya döneceğiz.” dedi.

Barolara ilişkin kanun teklifi

AK Parti’nin büyük bir çöküş yaşadığını, moral bozukluğu içinde olduğunu, ülkeyi yönetemediğini, ekonominin çıkmazda bulunduğunu öne süren Özkoç, yazı yazdığı, ülkenin hukukunu koruduğu, gazetecilik yaptığı için onlarca kişinin cezaevine atıldığını iddia etti.

TBMM gündemindeki düzenleme ile getirilmek istenen çoklu baro sisteminin kutuplaşmaya neden olacağını savunan Özkoç, şöyle konuştu:

“Bu ülkede gerçekleri söylediği için milletvekilleri, doğruları söyledikleri için akademisyenler içeride. Allah’tan hiç mi korkunuz yok? Sadece içinizde biriktirdiğiniz öfkeyi ve kini, iktidarı bırakmak istemeyişinizin bir bedeli olarak Türkiye’yi bu kadar zarara uğratmak, barolarla ilgili kararları almak, güvenlik soruşturmasını çıkartmak, sosyal medyaya kelepçe geçirmek, ekranları karartmak, insanları zindana atmak, tutuklamak… Bu öfke, kin bitmeyecek mi?”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP’yi ismini anmak istemedikleri ve mücadele ettikleri örgütlerle yan yana getirmeye çalıştığını ifade eden Özkoç, bu sözlerin, CHP’den çok MHP tabanını üzdüğünü söyledi. Özkoç, MHP’nin bugün birlikte olduğu iktidarın, “milliyetçiliği ayaklar altına alan kişiler” olduğunu iddia ederek, CHP ile ilgili kaygı yaşamalarına gerek olmadığını dile getirdi.

Bir gazetecinin, “baro başkanlarının, ilgili düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam ettiği sürece Ankara Kuğulu Park’ta bir araya geleceğini” ifade ederek, değerlendirmesini sorması üzerine Özkoç, “Herhalde ağırlarına gidiyordur. Kendi ülkelerinde kendi Meclislerinin kapılarının önünde bekletilmek.” karşılığını verdi.

Devam Et

Chp

CHP’li Sarıbal: “Ormanlarımız paranın kurbanı oluyor”

Haber Giriş:

on

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Gelibolu’daki orman yangınına ilişkin, “Ciğerimiz yanıyor. 450 hektar orman alanımız yandı. Bu çok büyük bir alan, ormanlar sadece yangınlarla değil, maden ve inşaat alanlarıyla da yanıyor. Ormanlarımız paranın kurbanı oluyor.” dedi.

Sarıbal, partisinin Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’yla Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de yeşil alanların ve ormanların her geçen gün azaldığını savundu.

Gelibolu’da yaşanan orman yangınına işaret eden Sarıbal, “Ciğerimiz yanıyor. 450 hektar orman alanımız yandı. Bu çok büyük bir alan, ormanlar sadece yangınlarla değil, maden ve inşaat alanlarıyla da yanıyor. Ormanlarımız paranın kurbanı oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ormanların iş adamlarına kiraya verildiğini bu yöntemle de yok edildiğini ileri süren Sarıbal, yangınlarda çok büyük alanların zarar gördüğünü belirtti.

Ağaçların bilinçsizce kesildiğini kaydeden Sarıbal, “Önceden ormanlarımız Tarım ve Orman Bakanlığının kontrolünde kesiliyordu. Önce kesilecek ağaçlar belirlenip sonra orman köylü kooperatiflerince kesilmeye başlanıyordu. Burada çalışan köylüler de sigortalanıyordu. AKP iktidarı ise götürü yöntemi ile ağaç kestiği için istediği yerden istediği kadar ağaç kesiyorlar.” diye konuştu.

Orman çiftçilerinin yüzde 70’inin sosyal güvenlik kapsamında olmadığını ifade eden Sarıbal, şunları kaydetti:

“Ormanlarda 2019 yılında, orman köylüsü ve işçisi, 3 bin 400 iş kazası gerçekleşti. Bu kazalarda 486 ölüm, 2 binin üzerinde de yaralanma oldu. Bu iş kazalarından dolayı ölen veya yaralananların yüzde 80’inin iş güvenliği ve sigortası yok. Türkiye AB ülkeleri arasında orman kazalarında birinci sırada yer aldı. Bununla ilgili uluslararası raporlar yayınlandı.”

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu da iktidarın Saros Körfezindeki doğal gaz projesini uygulamaya soktuğunu, bu projenin orman alanları ile bölgenin doğal dengesini yok ettiğini savundu.

Bölgenin fay hattı üzerinde olduğunu belirten Gaytancıoğlu, “Doğaya verdiği zararlar nedeniyle itiraz ettik. Bilim adamları bu projenin yanlış olduğunu söyledi. İktidar olumsuz ÇED raporuna rağmen, projeyi yapma kararı aldı.” dedi.

Kararın sokağa çıkma kısıtlamalarının uygulandığı pandemi sürecinde alındığını belirten Gaytancıoğlu, bu durumu kınadı.

Devam Et

Trend