#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Dünya Sağlık Örgütü: Aşıyı 2021’den önce beklemeyin

Dünyada yüzbinlerce kişinin ölümüne neden olan coronavirüse karşı aşı çalışmaları devam ediyor. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nden önemli bir açıklama geldi. “İlk aşıyı 2021’den önce beklemeyin” denildi.

Açıklamayı, Dünya Sağlık Örgütü Acil Durumlar Programı Başkanı Mike Ryan yaptı. Coronavirüse karşı aşı geliştirme çalışmalarında “iyi ilerlemeler” sağlandığını, ancak 2021 yılı başlarına kadar aşının kullanılmaya başlamasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirilecek aşının adil şekilde dağıtılmasını garantiye almak için çalıştığını belirten Ryan, “Bu salgın için aşılar zenginler ya da yoksullar için değil, herkes için” ifadesini kullandı.

Gündem

Bilim Kurulu üyesinden ‘Omicron Varyantı’ açıklaması

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, yeni koronavirüs varyantı ‘Omicron’un daha kolay vücuda girdiğini söyleyerek, “Virüs, şeklinde gördüğümüz gibi dışındaki vantuz yapılarında değişiklik meydana getiriyor. Değişiklik de virüsün yapışmasını artırıyor, böylece de daha kolay vücuda girebiliyor, bu da riski artırıyor, hızlı bulaşmayı sağlıyor. Hızlı bulaşmadan dolayı da endişe ediyoruz” dedi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, salgın devam ettikçe varyantların ortaya çıkabileceğini söyledi.

İlhan, “İngiltere varyantı ile konuşmaya başladığımız varyantlar hayatımıza girdi hatta konuşmadığımız daha çok varyant oldu ama bunlar kayda değer bir değişiklik yapmıyordu. Yeni varyantın farkı şu; virüsün şeklinde gördüğümüz gibi dışındaki vantuz yapılarında değişiklik meydana getiriyor ve çok fazla bir değişiklik. Değişiklik de virüsün yapışmasını artırıyor, böylece de daha kolay şekilde vücuda girebiliyor, bu da riski arttırıyor. Bu da hızlı bulaşmayı sağlıyor. Hızlı bulaşmadan dolayı da endişe ediyoruz” diye konuştu.

‘SOSYALLEŞMENİN ÇOK OLDUĞU YERDE PATLADI’

Prof. Dr. İlhan, yeni varyantın tespitinden sonra hızla yayıldığını vurgulayarak, “Geçtiğimiz hafta Afrika’da saptandıktan sonra rakamlar patlayıcı şekilde arttı, hızlı şekilde yayıldı. Varyant aslında ilk başta Güney Afrika’da çıkmadı, Botsvana’dan çıktı, yayılım ile birlikte Güney Afrika yeni varyantın kaynağı gibi görüldü. Dünyada 5 kıtada artık varyant görülüyor. Üniversite öğrencilerinin çok fazla olduğu yerde, Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinin yakınında aşırı kalabalık bir mekanda yani sosyalleşmenin çok olduğu yerde birden bire patlayıcı şekilde artıyor. Belki kaynak gençler değil; ama bu şekilde ortaya çıkıyor. Kaynağı ile ilgili de şöyle bir yaklaşım var; muhtemelen bağışıklık sistemi çok düşük bir kişinin virüsü yenememesinden kaynaklı bir görüş var. Tabi ki bunların da kanıtlanması gerekiyor. Muhtemelen Güney Afrika’da HIV hastası birisinin enfekte olup, virüsü yenememesi ve bu varyantın o kişide üremesinden sonra bulaşmasından kaynaklandığına ilişkin görüşler var” dedi.

‘ÖLDÜRÜCÜLÜĞÜ KONUSUNU İZLEMEK GEREKİYOR’

Prof. Dr. İlhan, şu anki bilgilerle yeni varyantın öldürücülüğünün yüksek olup olmadığına dair yorum yapmanın güç olduğunu kaydederek, “Şu anki elimizdeki bilgiler açıkçası bulaştırıcılığın hızlı olması yönünde endişe etmemizi gerektiriyor. Varyant çok yeni, öldürücülüğünün yüksek olup olmadığı ile ilgili bir yorum yapmamız çok güç. Bütün dünya hemen önlemlerini aldı, Türkiye Cumhuriyeti de geçtiğimiz haftadan itibaren Güney Afrika’daki 5 ülkeden uçuşun kısıtlanması yoluna gitti. Bunlar oldukça koruyucu önlemler. Baktığımızda yeni varyant için bulaştırıcılığı çok yüksek; ama öldürücülüğünün yüksek olup olmadığını saptamak için bir parça izlemek, değerlendirmek gerekiyor” diye konuştu.

AŞILAR ETKİLİ OLACAK MI?

Prof. Dr. İlhan, bugüne kadar bütün varyantlarda tam doz aşılanmış olmanın etkili olduğuna şahit olduklarını vurgulayıp, “Şu ana kadar tüm varyantlarda aşıları tam olanlar hastalığı daha hafif geçiriyorlar, bu çok önemli. Pfizer-BioNTech mevcut varyant ile ilgili bir değerlendirme yapacağını ifade etmişti. Nitekim varyant eğer çok farklı ise aşıda modifikasyon yapılabileceğini söylediler. Hali hazırda baktığımızda daha çok varyant ile enfekte olanlar gençler olduğu için gençlerin daha hafif geçirdiklerine şahit oluyoruz. Bu, ‘gençlerde daha ağır olmaz’ ya da ‘ileri yaşta olanlarda bu varyant olmaz’ anlamına gelmiyor. Yapılması gereken şey varyantın çok olduğu bir zaman diliminde bütün ülkelerin kurallara daha çok uyması. Aşı olmamışların aşı olması, eksik olanların tamamlaması, bulaşı engelleyen mesafe, maske ve temizlik koşullarına dikkat etmemiz gerekiyor” dedi.

Devam Et

Gündem

Covid-19’da yeni varyantlar neden çıkıyor? Bilim Kurulu üyesinden açıklama

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanlığı Kororonavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilimdalı’ndan Viroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Midilli, tüm dünyayı yeniden alarma geçiren “Omicron” varyantıyla ilgili, özellikle aşı karşıtlarının “aşılananlar yüzünden daha güçlü mutasyonlar ortaya çıktı” iddialarına, “Tam tersine, şu ana her yeni mutasyon, aşılamanın en düşük olduğu bölgelerden çıktı. Bu da tüm dünyanın aşıya ulaşabilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor” şeklinde karşı çıktı. Prof. Dr. Midilli, yeni varyantın aşılar, teşhis ve tedavide neleri değiştireceğini anlattı.

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilimdalı’ndan Viroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Midilli, dünyayı yeniden seyahat kısıtlamalarına götürecek kadar endişe yaratan Omicron varyantı ile ilgili Demirören Haber Ajansı’na çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Midilli, yeni varyantın birçok açıdan “ürkütücü” olarak değerlendirildiğini, ancak dünyanın salgında artık hiçbir zaman en başa dönmeyeceğini, çünkü şu ana kadar milyarlarca insanın hastalığı geçirdiği ve aşılandığı hesaba katılınca, temel bir bağışıklığın söz konusu olduğunu söyledi. Ayrıca bilim dünyasının da koronavirüse dair çok daha fazla bilgi birikimi olduğunu vurguladı.

“YAŞLI VE KRONİK HASTALIĞI OLNALARDA NE OLACAK BİLMİYORUZ”

“Omicron varyantının en dikkat çekici özelliği, spike proteininde çok sayıda mutasyon biriktirmiş olması” diyen Prof. Dr. Midilli, şu bilgileri verdi: “Bugüne kadar saptanmış olan varyantların en zenginlerinden bile neredeyse üç katı sayıda mutasyon var. Bunların çoğu da aşıların etkinliği üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek mutasyonlar. Ya da virüsün insan hücreleri üzerindeki ACE 2 reseptörüne yapışmasını kolaylaştıran ve dolayısıyla bulaşma hızını artıran özellikler kazandırabilecek mutasyonlar. Eski varyantlardan edinilen tecrübeler ve deneysel çalışmalar bunun biraz ürkütücü olduğunu işaret ediyor. Bu arada (Güney Afrika’dan) klinik olarak hafif seyrettiğine dair bilgiler gelse de bunlar ilk haberler ve çok başlangıcından devşirilmiş gözlemler. Büyük bir ihtimalle gerçekçi değil çünkü ilk gözlemler üniversite öğrencilerini kapsıyor. Bu kişiler de çok genç ve Güney Afrika ilk üç dalgadan çok ağır etkilenmişti; dolayısıyla bu gençler büyük ihtimalle daha önceden enfeksiyonu geçirmişti. Yani en azından kısmen bağışıklık kazanmış kişiler olabilir ki onlarda enfeksiyon hafif seyirli olabilir. Ama yaşlılarda, eş zamanlı başka hastalıkları olanlarda nasıl bir seyir süreceğini henüz bilmiyoruz.”

“İLK VAKALAR İÇİN ASIL KAYNAK AFRİKA ÜLKELERİ”

Yavaş yavaş normalleşmeye başlamışken dünyayı yeniden endişelendiren bu yeni varyantın da ilk olarak “aşılamanın en düşük olduğu bölgelerden birinden” çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Midilli, özellikle aşı karşıtlarının iddialarının tam tersi olarak, baskın hale gelen mutasyonları aşıların değil, tüm dünyanın aşıya yeterince ulaşamamasının tetiklediğini vurguladı. Prof. Dr. Midilli, “Dünya nüfusunun eşit bir şekilde aşılanmamış olması yeni varyantların gelişimine daha iyi bir zemin hazırlıyor. Şu ana kadar 12 ülkede Omicron vakası saptanmış durumdaydı. Her an başka ülkeler de ekleniyor. Bunların çoğu seyahat sonrası dönüşlerden kaynaklanıyor. Asıl kaynak vakalar Afrika ülkeleri. Örneğin son olarak Kanada’da yakalanan vakaların Nijerya dönüşlü kişiler olduğu anlaşıldı.”

“ÜLKELERE SINIR KAPATMAK ÇÖZÜM DEĞİL, TAM TERSİNE SÜRECE ZARAR VERİR”

Seyahat kısıtlaması ya da sınırların kapatılmasının kesinlikle çözüm olmayacağını da ekleyen Prof. Dr. Midilli, vakaların ilk kaynağı olan ülkelerin “cezalandırılır gibi” dünyadan izole edilmesinin tam tersine pandemi yönetimine zarar verebileceğine işaret etti ve “Bu ülkeler bir süre sonra verileri saklama yoluna gidebilir. Sınır kapatmak çok geçici bir önlem. Kısa vadede bile etkisiz hale geliyor. Yapılabilecek en mantıklı şey, herkese sınırda testi yapmak ve riskli ülkelerden gelenleri bir süre karantinaya almakö dedi. Son haftalarda pek çok Avrupa ülkesini tek tek kapanmaya götüren vaka artışlarının Omicron varyantı nedeniyle olmadığını da belirten Prof. Dr. Midilli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Almanya, Hollanda, Çekoslavakya, Fransa’da ciddi vaka artışları var biliyorsunuz. Ama bunlar tümüyle Delta’ya bağlı. Bunu biliyoruz çünkü bu ülkeler zaten yeterince genomik sekanslama ve sürveyans (salgın izlemi) yapıyor.”

“EN KÖTÜ SENARYODA BİLE BAŞA DÖNMEYİZ, ARTIK TEMEL BAĞIŞIKLIĞIMIZ VAR”

En kötü senaryoda bile yani Omicron varyantının aşılardan ya da bağışıklık antikorlarından kaçan, daha fazla bulaştırıcılıkta bir varyant olduğuna dair veriler kesinleşse bile dünyanın salgında tamamen en başa dönmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Kenan Midilli, “Hem hastalığı geçirmiş insan sayısı çok fazla, hem de aşılanmış insan sayısı pandeminin başlangıcına göre kıyaslanmayacak ölçüde yüksek. Bunların sağladığı kısmı bağışıklık var. Yani artık temel bir bağışıklığımız olacak. Dolayısıyla ağır hastalık ve ölümlerin pandeminin ilk günlerindeki gibi olmasını beklemiyoruz” şeklinde konuştu.

“ETKİLENME RİSKİ AŞI VE MONOKLONAL ANTİKORLAR İÇİN, İLAÇLARDA TEHLİKE YOK”

Prof. Dr. Midilli, S proteininde çok sayıda mutasyon içeren bu yeni varyantın, bu proteine göre dizayn edilmiş aşı ve monoklonal antikorları olumsuz etkileyebileceğini ve her ikisinin de yeniden dizayn edilmesi gerekebileceğini söylese de bunun da artık eldeki bilgi birikimiyle kısa sürede gerçekleştirilebileceğini belirtti. Prof. Dr. Midilli, geçtiğimiz haftalarda tedavide etkinliği kanıtlanan antiviral ilaçların ise bu bölgeye yönelik çalışmadığı için yeni varyanttan olumsuz etkilenmeyeceğini düşündüğünü söyledi ve ekledi: “Mevcut monoklonal antikorlar S bölgesindeki mutasyonlardan çok etkilenebilen ara tedavi araçları. Bunların büyük bir kısmı işe yaramaz hale gelebilir ya da etkisi düşebilir. Yeniden geliştirilmesi gerekebilir. Doğrudan antiviral ilaç olarak geliştirilmiş olanlar ve kısa bir süre içerisinde piyasaya çıkması beklenen ön onay almış iki firmanın ilacı var. Bunlardan birinin etkinliği daha düşük olarak açıklandı ama Paxlovid etken maddeli ilacın etkinliğinin iyi olduğu biliniyor. Bu ilaçlar virüsün başka bölgeleri üzerinden etkili oldukları için, ilaçlar açısından bir tehlike yok şu an.”

“PCR TESTLERİNİN DEĞİŞMESİNE GEREK YOK”

Her yeni varyanttan sonra PCR testleriyle ilgili kaygıların da oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Midilli, test güvenirlikleri açısından da şu bilgileri verdi: “Daha önceki varyantlardan da biliyoruz ki özellikle S bölgesindeki bazı mutasyonların olduğu yeri hedef olarak kapsayan bazı PCR testleri var. Bunlar, (yeni varyantla enfekte olmuş hastalarda) çalışmıyor. Bu da aslında bizim işimize yarıyor. Çünkü diğer hedeflerde çalışıp S bölgesinde çalışmadığı zaman, bunun bir varyant olabileceği şüphesiyle doğrudan sekanslamaya yönlendiriyor veya daha başka incelemelere alabiliyoruz. Bu da işi çok hızlandırıyor. Nitekim Avrupa ülkelerinin birçoğunda birkaç gün içinde vakaların tespit edilebilmesi de bu sayede oldu. Hızlı antijen testlerinin ise çok yaygın olarak kullanılması çok akıllıca değil. Çünkü bu testlerin asemptomatik, yani hastalık belirtisi gelişmemiş kişilerdeki performansı çok parlak değil. Belli koşullarda antijen testleri evet ama bütün bir tanı sistemini hızlı antijen testlerine aktarmak mümkün olmayacaktır.”

“TEHDİT İKİYE ÇIKTI, BİR AN ÖNCE AŞILANMAK DAHA DA ÖNEM KAZANDI”

Omicron varyantının Türkiye için “henüz” kapıdaki tehdit olmadığını ve asıl “evdeki” tehdit için bir an önce önlem almak gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Midilli, aşılamanın önemine bir kez daha değindi ve sözlerini şöyle noktaladı: “Evimizin içinde Delta tehdidi var zaten. İkinci bir tehdidin de ortaya çıkmış olması, aşıları çok daha önemli hale getiriyor. Tedbirlerin bırakılmış olması nedeniyle bu yıl solunum yolu virüsleri de çok fazla görülüyor. Aşılardan beklenen, ağır hastalığı ve ölümü engellemesi. Aşılar bugün bu işlevlerini yerine getiriyor. Onun için rapel zamanı geçmiş olanların bir an önce ek dozlarını olması, aşılanmamışların da bir an önce aşılanması gerekiyor. Hastalığı geçirmek de tek başına yetmiyor zira bu salgının, toplumun bütünü için maliyeti çok fazla. Kayıplar çok daha büyük oluyor. En az kayıpla atlatmanın yolu da aşılanmak.”

Devam Et

Gündem

Uzmanlardan aşıda 6 ay uyarısı

Haber Giriş:

on

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aydın, üzerinden 6 ay geçtiği için tam aşılı kişilerin de aşısız sayılabileceğini söyledi.

Uzmanlar, Covid aşısı olduktan 6 ay sonra koruyuculuğun düştüğünü belirtiyor. Konuyla ilgili Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Aydın, bir açıklama yaptı.

Ülkede halen ülkede günlük vaka ve ölüm sayıların yüksek olduğunu söyleyen Aydın, “Ölümlerin hala 200 civarında devam ettiğini görüyoruz. 5 günde 1000 kişi ölüyor. Bu çok ciddi bir sayıdır” dedi.

Aydın, pandeminin henüz önüne geçilemediğini belirterek, “Bunun tek silahının aşı olduğunu söylüyoruz. Ancak aşılamada istediğimiz sayılara ulaşabilmiş değiliz. Şehrimizde hedeflenen kişilerden 100 binin üzerinde bir sayıda vatandaş hiç aşı olmadı. Bu şekilde devam edersek pandemiyle mücadelemiz çok daha zorlaşacak demektir” diye konuştu.

“BİR DOZ HİÇBİR İŞE YARAMAZ”

Aşı olanların da 6 aylık sürelerinin doluğu uyarısında bulunan Aydın, şunları kaydetti:

“Korunma süremiz her geçen gün aleyhimize doğru işliyor. Antikor düzeyimiz düşüyor ve korunmamız azalıyor. Bir defa aşı olmamız hiçbir işe yaramaz. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına uygun şekilde aşılanmamız gerekiyor. Aşı haritasında, son 6 ay içerisinde yapılan aşı sayısı, aşıları tam olanların sayısı ve aşılanmamış kişiler olarak verilmesi gerekiyor. 6 aydan önceki aşıları saymayacağımıza göre, onları aşılanmamış kişi olarak saymalıyız. Başka türlü bu mücadeleyi kazanamayacağız.”

“BÖYLE DEVAM EDERSEK 1 AYDA İKİYE KATLANACAK”

Aşılanan kişi sayısının artmaması halinde bir ay içerisinde vaka sayısının ikiye katlanmasını beklediğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Hastaneler artık kendi işini yapamaz oldu, sürekli pandemiyle uğraşılıyor. Rutin insan hayatını yürütecek işlerle uğraşmaktan çok salgınla uğraşıyoruz. Kısır bir döngüye girmiş bulunuyoruz. Bu kısır döngünün kırılması vakaların 10 ile 5 binin altına düşürülmesiyle mümkündür” ifadelerini kullandı.

Devam Et

Trend