#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

EPDK’dan açıklama! Bu abonelerin elektriği kesilmeyecek

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, “65 yaş üstü aboneler, engelli tüketiciler ve şehit aileleri ile muharip ve malul gazilerimizin borcundan ötürü elektriği 3 ay boyunca kesilemeyecek. Ayrıca mağduriyet oluşmaması için cuma günleri, resmi ve dini bayramlar ile bu bayramların bir önceki gününde elektrik kesme işlemi yapılamayacak” dedi.

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, bütün dağıtım şirketlerinin uyması gereken kuralları içeren ve 1 Yönetmelik ile 4 adet Usul Esas’tan oluşan kalite mevzuatı paketinin kurul tarafından kabul edildiğini ve Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin de kamuoyu görüşüne açıldığını belirterek, “Her iki yönetmelikte de kırmızı çizgimiz kaliteli hizmet ve tüketici memnuniyeti. Bu yeni dönemde kaliteden taviz veren, tüketici mağduriyetine sebep olan şirketler ağır cezalarla karşılaşacak” dedi.

‘CUMA GÜNLERİ VE BAYRAMLARDA ELEKTRİK KESİLMEYECEK’

Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ni önümüzdeki günlerde karara bağlayacaklarını ifade eden Başkan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Burada çok önemli yenilikler getiriyoruz. Örneğin 65 yaş üstü aboneler, engelli tüketiciler ve şehit aileleri ile muharip malul gazilerimizin borcundan ötürü elektriği 3 ay boyunca kesilemeyecek. Tedarik şirketleri bu borcu 4 aya kadar taksitlendirebilecek. Vatandaşlarımız artık evinden, telefonla ya da internet üzerinden abonelik başvurusu yapabilecek. Mağduriyet oluşmaması için cuma günleri, resmi ve dini bayramlar ile bu bayramların bir önceki gününde elektrik kesme işlemi yapılamayacak.”

‘KESİNTİ SÜRELERİNDE İYİLEŞTİRME YAPMAYAN ŞİRKETLERE CEZA VERİLECEK’

Başkan Yılmaz geçtiğimiz hafta kabul edilen Kalite Yönetmeliği ile de elektrik sektöründe önemli bir dönüşümün yaşanacağını vurgulayarak, elektrik kesintilerinin asgari düzeye indirileceğini açıkladı. Yeni dönemle birlikte elektrikte kesinti sayısı, süre ve miktarında önemli iyileştirmeleri beraberinde getirecek hem teşvik edici hem de caydırıcı düzenleme yaptıklarını kaydeden Yılmaz, “Kesinti sayı ve sürelerinde iyileştirme yapamayan elektrik dağıtım şirketlerine ceza verilecek. Ayrıca bir inşaatın bitimi ile elektrik alt yapısının hazır hale gelmesi için gerekli plan ve projeler hazırlanarak, yatırım çalışmaları dağıtım şirketi tarafından zamanında yapılacak. Bir inşaat bittiğinde elektrik altyapısını hazır hale getirmemiş olan dağıtım şirketi bedelini de ödeyecek” dedi.

‘ŞİRKETLERE İŞ KAZASINDA AĞIR CEZALAR VERİLECEK’

Enerji sektöründe iş kazalarının önlenmesinin de EPDK’nın öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Yılmaz, elektrik dağıtım şirketlerinde, her yıl basit yaralanmalardan ölüme kadar ciddi sonuçlar doğuran birçok kaza meydana geldiğini ve bunların sıfırlanması gerektiğine dikkat çekti. Bu kazaların engellenmesi için yeni uygulama döneminde kalite faktörü parametreleri arasında iş sağlığı ve güvenliği göstergesine de yer verdiklerini kaydeden Yılmaz, “Hem yöneticilerin hem de çalışanların iş güvenliği kültürünün geliştirilmesi hayati önem taşıyor. Böylece elektrik dağıtım sektöründe can ve mal güvenliği sağlanacak, iş gücü ve zaman kayıpları da azalacaktır. Ama bu konuda gerekli adımları atmayan, iş güvenliği kültürüne kayıtsız kalan şirketler; işçilerin kaza geçirmesi ve iş kazasında hayatını kaybetmesi sonucunda ağır bir ceza ile karşılaşacak” ifadelerini kullandı.

‘ÇAĞRI MERKEZİ PERFORMANSLARI ARTIRILACAK’

Başkan Yılmaz ayrıca dağıtım şirketlerinin çağrı merkezi performanslarının artırılacağını belirterek, “Kullanıcıların herhangi bir nedenle elektrik dağıtım şirketine, çağrı merkezi üzerinden ulaşma süreci iyileştirilecek. Çağrı merkezine ulaşan kullanıcıların sorunlarının gerekli özen ile incelenerek çözüme kavuşturulması sağlanacak. Dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketleri gerçekleştirilen çağrı merkezi hizmetleri için tüketici memnuniyeti anketi yapmak zorunda olacak. Anket sonuçları olumsuz çıkan söz konusu şirketlerin gelirlerinden kesintiye gidilecek” dedi.

Gündem

Gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı

Haber Giriş:

on

Gazeteci Sedef Kabaş, bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle gözaltına alındı. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında polis nezaretinde evinden alınan Kabaş’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi. Söz konusu gelişmeyi Kabaş’ın avukatı Uğur Poyraz duyurdu. Öte yandan Kabaş’a tepkiler de peş peşe geliyor.

Katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma başlatılan gazeteci Sedef Kabaş, gözaltına alındı. Kabaş’ın saat 02.00 sıralarında Sarıyer’deki evinden gözaltına alındığını avukatı Uğur Poyraz duyurdu. Öte yandan Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, gazeteci Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine ilişkin inceleme başlatıldığını açıkladı.

 SEDEF KABAŞ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabaş’ın bir televizyon programında yaptığı konuşmalarla ilgili inceleme başlattı. Başsavcılık, inceleme sonucunda Kabaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma açtı.

SEDEF KABAŞ GÖZALTINA ALINDI

Soruşturma kapsamında polis ekipleri saat 02.00 sıralarında Kabaş’ın Sarıyer’deki evine giderek gözaltına aldı. Televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle gözaltına alındığı belirtilen Kabaş, Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Ardından Kabaş’ın 2 avukatının da Emniyet Müdürlüğü’ne geldikleri öğrenildi.

Avukat Uğur Poyraz ise gözaltı olayı ile ilgili sosyal medya üzerinden, “Müvekkilim Sedef Kabaş Vatan caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünde. Ben de şimdi yanına geçiyorum” şeklinde paylaşım yaptı.

ADALET BAKANI GÜL: HAK ETTİĞİ KARŞILIĞI BULACAK

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, kullandığı ifadeler nedeniyle gazeteci Sedef Kabaş’a tepki gösterdi. Bakan Gül, yaptığı açıklamada “Milletimizin oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanımızı hedef alan edepten nasipsiz, çirkin sözleri lanetliyorum. Haset ve nefretten doğan bu hadsiz ve hukuksuz ifadeler, milletin vicdanında ve adalet önünde hak ettiği karşılığı bulacaktır.” ifadelerini kullandı.

AK PARTİ’DEN KABAŞ’A TEPKİ GÖSTERDİ

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sedef Kabaş’ın sözlerine tepki göstererek, “Gazeteci sıfatı taşıyan Sedef Kabaş’ın bir televizyon kanalında Cumhurbaşkanlığı makamını aşağılık sözlerle hedef alması muhalefet değil ahlaksızlık ve pespayeliktir. Bu ahlaksızlığı lanetliyoruz. Milletin oylarıyla seçilmiş seçilmiş Cumhurbaşkanımıza, Devletimizin başına bu çirkin üslupla hitap millete ve milli iradeye hakarettir. Bu ahlaksızlığı mahkum ediyoruz. Bu aşağılık davranışla hukuki ve siyasi olarak en güçlü şekilde mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

RTÜK’TEN KABAŞ’IN SÖZLERİNE İNCELEME

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “TELE 1 yayın kuruluşunda, Sedef Kabaş’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan kabul edilmesi asla mümkün olmayan sözlerine ilişkin inceleme kararı alınmıştır. Konu ilk Üst Kurul toplantısında Kurul gündemine getirilecektir. Kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadelerini kullandı.

RTÜK kaynaklarından edinilen bilgiye göre hazırlanacak raporun 6112 sayılı yasadaki lisans iptalinden önceki en ağır ceza olan ‘yayın durdurma’ müeyyidesi uygulanması teklifiyle kurula sunulacak.

ALTUN’DAN TEPKİ

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, gazetei Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’na yönelik sözlerine ilişkin açıklama yaptı. Altun, “Siyasetin de muhalefetin de gazeteciliğin de bir ahlakı vardır. Bu ahlakı bu ülkeye çok görenler, kendilerine saygıları olmayan zavallılardır. Bir sözde gazeteci, nefret saçmak dışında bir hedefi olmayan bir televizyon kanalında arsızca sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor. Bu arsızlığı, bu ahlaksızlığı en sert şekilde kınıyorum. Bu yapılan, sadece ahlaksızlık da değildir, siyaset, muhalefet ve gazetecilik adına aynı zamanda sorumsuzluktur. Zira Nurettin Topçu’nun dediği gibi ‘ahlak meselesinin merkezine sorumluluk kavramını’ koymak gerekir. Bu ahlaksızlık ve sorumsuzluk karşısında demokrasi ve hakkaniyet namına sesimizi yükseltmeliyiz” dedi.

“HAKARET HAK DEĞİL BİR SUÇTUR”

Altun, marjinal bir kesimin günden güne radikalleştiğini, radikalleştikçe kamusal alanda öfke nöbetleri geçirdiğine dikkat çekerek, “Bu unsurlar her platformda seri yalanlar söyleyip, gazetecilik adı altında ucuz dedikodular yapıyor, hakaretler ediyorlar. Hakaret bir hak, bir özgürlük değil, bir suçtur. İfade özgürlüğü adı altında bu ülkeye yıllardır büyük hizmetler yapan Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek kimsenin haddi değildir. Siyasi kabiliyetsizlik radikalizmle, çözümsüzlük hakaretle, bilgisizlik dedikoduyla aşılmaz. Siyaset millete dönerek, gazetecilik haber üreterek yapılır. Cumhurbaşkanlığı makamının onuru, milletimizin onurudur. Cumhurbaşkanlığı makamı, bu milletin iradesini temsil eder. Milli iradeye saldırmak ancak hadsizlerin yapacağı bir iştir. Cumhurbaşkanımıza ve makamına yapılan galiz hakaretleri bir kez daha şiddetle kınıyorum” ifadelerini kullandı.

KALIN’DAN TEPKİ

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da “Cumhurbaşkanımızın şahsına ve Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik hakaret dolu sözler, söyleyenin zavallı ve müptezel halini ortaya koymuştur. Bu aziz millet, hadsizlere inat Cumhurbaşkanımıza da onun makamına da sahip çıkmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

SEDEF KABAŞ KİMDİR?

1970 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da dünyaya gelen Sedef Kabaş haber programcısı, danışman ve eğitmenlik yapıyor. CNN International’da çalışan ilk Türk gazetecisi olan Sedef Kabaş, 1992 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olmuştur. 90’lı yıllarda yaptığı Portreler programında birçok ünlü ismi konuk eden Kabaş, o program sebebiyle tanındı. Power FM radyosunun kurucuları arasında yer aldı. Son olarak TRT 2’de Medya Medya programını yaptı.

Devam Et

Gündem

Balık tezgahlarını fırtına vurdu

Haber Giriş:

on

Karadeniz’de son haftalarda etkili olan kar yağışı ve fırtına, balık tezgahlarını da vurdu. Balıkçıların kuvvetli rüzgarda tekneleriyle denize açılıp, avlanamaması nedeniyle tezgahlar, neredeyse boş kaldı. Stoklardaki balıklar da tükenince bazı tezgahlarda balık çeşitleri azaldı, fiyatlar ise arttı. Son yılların en bereketli balık sezonlarından birinin yaşandığı Samsun’da da elverişsiz hava koşulları nedeniyle tezgahlarda kültür balıkları yer alırken, az da olsa istavrit, barbun, mezgit, lüfer ile mezgit de satılıyor.

‘BALIK AZ OLUNCA FİYAT YÜKSELİYOR’

Samsun’da uzun yıllardır balıkçılıkla uğraşan Ayhan Liman, “Hava şu anda soğuk. 4-5 gündür esiyor. Az da olsa balık geliyor ama biraz yüksek fiyatlı. Şu anda havada fırtına var ama yarın ne olur bilmiyoruz. Balık az olunca fiyatlar yükseliyor. Yine de satış var, insanlar vazgeçmiyor. Bu havalarda ne bulursa yesin millet. Şu anda balığın tam yenilme zamanı çünkü balık yağlandı, yağlı balık lezzetli olur. Fiyatlar yine de uygun sayılır. Mezgit ve istavrit kilosu 20, hamsi 25 lira şu anda. Deniz balığı olarak istavrit, barbun, mezgit, lüfer var. Fiyatlar değişebiliyor. Soğuk havada balığa çıkamadıkça fiyatlar aynı kalmıyor. Kültür balıkları ise fiyat olarak fazla değişmiyor” diye konuştu.

Balık almaya gelen Ahmet Durmuş, “Karadenizli olarak tabi ki balık seviyoruz. Lüfer, çinekop, hamsi, istavrit yemeyi tercih ediyoruz genel olarak. Hangisi uygun olursa alıyoruz ama benim tercihim lüferden yana. Hamsi Rusya tarafına doğru kaçmıştı, şimdi havalar soğuyunca bu tarafa geldi. Bu da bizim için iyi bir durum” dedi.

İrfan Salman da “Alabilirsek ancak mezgit, istavrit alıyoruz. Hamsi alıyoruz ama o da şu anda yok. Denizden gelmiyor. Buzhane malı. Fiyatlar düşerse daha rahat alabiliriz” diye konuştu.

Devam Et

Gündem

İkinci el satışlarda emsal karar!

Haber Giriş:

on

İkinci el otomobil satışlarıyla alakalı emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sahte vekaletname ile yapılan araç satışında, iyi niyetli üçüncü kişiye aracın mülkiyeti geçmeyeceğine hükmetti. Yüksek Mahkeme, mağdur tüketicinin parasının iade edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kiraladığı otomobili geri iade etmeyen M.Ö., kiralık aracı sahte vekaletname düzenleyerek Ö.İ.’ye sattı. Kiralama şirketi aracın peşine düşünce gerçek ortaya çıktı. Kiraladığı otomobilin sahte evrakla satıldığını tespit eden kiralama şirketi sahibi, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yolunu tuttu.

Davacı, M. Ö. isimli kişiye kiraladığı aracın süresinde geri getirilmemesi üzerine yapılan araştırmada kendi kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle sahte vekâletname ile davalıya satıldığının öğrenildiğini ileri sürerek davaya konu aracın davalıya yapılan satış işleminin geçersiz olduğunun tespiti ile işlemin iptaline, aracın trafik kaydının müvekkili adına tesciline karar verilmesini istedi.

Tüm yaşananlardan habersiz olan aracı satın alan Ö.İ. ise iyi niyetli olduğunu, noterde gerçekleşen satış ve belgelerin sahteliğini bilme imkânının bulunmadığını öne sürdü. 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, görevli mahkemede yanlışlık yapıldığı gerekçesiyle kararı bozdu.

3. Asliye Hukuk Mahkemesi; davalının aracı sahte vekâletname ile devralan ilk malik olduğu, ancak sahte vekâletnameyi kullanarak satışı gerçekleştiren dava dışı M. Ö. ile herhangi bir yakınlığının ve arkadaşlığının bulunmadığı, bu sebeple vekâletnamenin sahteliğini bilebilecek durumda olmadığına dikkat çekti.

Davalının iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu ve aksinin davacı tarafından da kanıtlanamadığı ancak sahte vekâletname ile satışın mülkiyeti geçirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile aracın satışına ilişkin işlemin iptaline, aracın davacı adına kayıt ve tesciline, davalının iyiniyetli olması sebebiyle yargılama masraflarından sorumlu tutulmamasına karar verdi. Davalı Ö.İ.’nin temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, “Davacı kendisine ait aracı dava dışı kişiye kiralamış olduğundan araç malikinin rızası ile elinden çıkmıştır. Bu noktada davalının iyi niyetli olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Olayla ilgili ceza soruşturması ve dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının kendisini M. Ö. olarak tanıtan kişi ile birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratmak istediği yönünde bir delil bulunmadığından davalı iyi niyetli kabul edilmelidir. Kaldı ki mahkemece de davalının iyi niyetli olduğu kabul edilmiştir. O halde; davacının araç mülkiyetinin tespiti davasını kazanabilmesi için davalının satış bedeli olarak ödemiş olduğu bedeli kendisine iade etmesi gerekir. Mahkemece bedelin ödenmemesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken ödeme gerçekleşmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Asliye Hukuk Mahkemesi, ilk kararında direnince devreye bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Emsal nitelikteki kararda;

Sahibinin elinden rızası olmadan çıkan bir şeyi, iyi niyetli üçüncü şahıs bir açık artırmadan, pazardan veya bu gibi eşyayı satan bir kimseden iktisap ederse, asıl mal sahibinin gerek bu şahıs, gerekse daha sonraki müktesipler aleyhinde açacağı iade davasını kazanabilmesi şöyle bir şarta bağlanmıştır:

Böyle hâllerde, iyi niyetli üçüncü şahsın bu malı iktisap etmesi için verdiği bedel, iadeyi isteyen davacı, yani asıl mal sahibi tarafından ona iade edilmelidir. Eğer bu şart yerine getirilmezse hâkim, asıl mal sahibinin açacağı iade davasını kabul edemez. Bedel karşılığında iade koşulu, ancak sahibinin elinden iradesi dışında çıkan eşyalar hakkında bahse konu olur.

Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin noterler tarafından yapılacağı belirtilen maddeden de anlaşılacağı üzere trafik siciline tescil edilmiş motorlu aracın mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği için resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Davalı her ne kadar iyiniyetli ise de araçların mülkiyetinin devri için ortada geçerli bir sözleşmenin bulunması gerekir.

Oysa, eldeki davada taraflar arasındaki sözleşme sahte vekâletnameye dayandığından yetkisiz temsil söz konusu olup geçerli bir sözleşmeden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Sahte vekâletname ile temlik alan ilk el konumundaki davalı yönünden tescil yolsuz olduğundan, iyiniyetli olduğu düşüncesiyle, aracın mülkiyetinin davalıya geçtiği söylenemeyeceği gibi davacı tarafından açılan davanın kabulünün davalının ödemiş olduğu araç bedelinin kendisine iadesi koşuluna bağlı olduğu da kabul edilemez.

Bu durumda, davacı tarafından davaya konu araca ilişkin tescil kararı istenilmiş olmakla çoğun içinde azın da olduğu ilkesinden hareketle mahkemece, asıl dava ile ilgili olarak davaya konu aracın mülkiyetinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekmektedir. Mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”

Devam Et

Trend