#

Giriş:

Son Güncelleme:

Çevre

Fransa’da 30 yıl önce halkalanan flamingonun son durağı Türkiye

Fransa’nın Ron Deltası’nda, 30 Temmuz 1990’da halkalanan flamingonun son durağı Türkiye oldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yürütülen, Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeki flamingo koruma ve izleme çalışmaları devam ediyor.

Bilimsel çalışmaları yürüten Doç. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, uzman biyologlar Murat Doğan ve Nizamettin Yavuz, Türkiye’deki en yaşlı flamingoyu tespit etti ve hayat hikayesine ulaştı.

Uzmanlar, buldukları flamingonun, 30 Temmuz 1990’da Fransa’nın Ron Deltası’nda halkalandığını belirledi.

Halkadaki bilgilere göre, flamingo 3 yaşındayken Tunus, 8 yaşındayken İtalya, 23 ve 27 yaşlarında da Tunus’ta gözlemlendi. En son 30 yaşında haziran ayı sonunda Tuz Gölü’nde görülen flamingo, Türkiye’de kaydedilen en yaşlı flamingo oldu.

Flamingo’nun Fransa’da halkalandığı yer ile Tuz Gölü’nde halkasının okunduğu yer arasındaki mesafe, 4 bin 400 kilometre olarak belirlendi.

Türkiye’de 60 bin flamingo var

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, dünyada 600 bin flamingo var, bunların 60 bini Türkiye’de bulunuyor.

Flamingolar, Türkiye’de ağırlıklı olarak Gediz Deltası ve Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yaşıyor. Tuz Gölü, geçen yıl 20 bin flamingo ağırladı.

Türkiye’de yıl boyu görülen flamingoların bir kısmı yerleşik bir kısmı da göçmen türlerden oluşuyor, özellikle Ege, Akdeniz ve Orta Anadolu’da tuzcul, sığ, sulak alanlarda yaşıyor.

Flamingoların Avrupa popülasyonunun yüzde 25’e yakını Türkiye’de görülüyor.

Geçmişte Tuz Gölü’nde düzensiz olarak birkaç yılda bir üreyen flamingolar, son yıllarda bu bölgede düzenli üreyen bir koloni olarak bulunuyor.

Çevre

Kırgızistan’ın cazibe merkezi: Çunkurçak Vadisi

Haber Giriş:

on

Kırgızistan’da doğal güzellikleri ve temiz havasıyla bilinen Çunkurçak Vadisi, kayak ve at sütü tedavi merkezleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Başkent Bişkek’ten 30 kilometre uzaklıkta, Tanrı Dağları’nın yamacında yer alan Çunkurçak, kışın kayak yapma, yazın serinleme ve at sütü tedavisi görme imkanı sunuyor.

Deniz seviyesinden 2 bin 400 metre yükseklikte yer alan ve ismi “oyuk” anlamı veren Çunkurçak, Bişkek’e yakın yüksek dağlık vadilerden olmakla dikkati çekiyor.

Kışın vadiye kayak yapmak için gelen Bişkek sakinleri, yaz aylarında burada at sütü içiyor, piknik ve yürüyüş yapıyor. At turu severleri için vadide at turları düzenleniyor.

Vadide yer alan geleneksel ev yapımı konforlu çadırlar 24 saat boyunca hizmet verebiliyor.

Çunkurçak, nadir lale çeşitlerini korumak amacıyla oluşturulan Ulusal Biyolojik Parkı, kayak merkezleri ve altyapısıyla turizmin tüm çeşitleri için uygun koşullar oluşturuyor.

Kayak merkezi teleferikleri, yazın gelenler için yukarından manzara izleme imkanı sunuyor.

Çunkurçak, kil topraklı yollarıyla bisiklet ve diğer dağ spor çeşitleriyle ilgilenmek için de uygun ortam oluşturuyor.

Devam Et

Çevre

Düden ve Çağlayan Şelaleleri ile Santa harabeleri sit alanı ilan edildi

Haber Giriş:

on

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, Mersin, Antalya ve Gümüşhane’deki bazı alanların, “doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı” olarak tesciline ilişkin ilanlar, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tescillenen alanlara ait koordinat ve parsel bilgilerinin de yer aldığı ilanlara göre, Mersin’in Gülnar ilçesi sınırlarında yer alan Çağlayan Şelalesi Doğal Sit Alanı ile Antalya’nın Kepez ve Muratpaşa ilçesi sınırındaki Düden Şelalesi ve Çayı Doğal Sit Alanı “doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı” olarak tescil edildi.

Gümüşhane’nin Dumanlı köyünde bulunan Santa Harabeleri Doğal Sit Alanı da “doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı” ve “doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak belirlendi.

Devam Et

Çevre

40 yıllık çorak arazi orman oldu

Haber Giriş:

on

Sinop’ta, Akyörük köyü Azak Deresi mevkiinde 3 bin 590 dekarlık çorak arazi, başlatılan planlı ağaçlandırma çalışmasıyla 799 bin kızılçam fidanı dikilerek 40 yılda ormana dönüştürüldü. Yöre sakinleri ormana gözü gibi bakarken, kimsenin zarar vermemesi için de koruyor.

Boyabat ilçesi Akyörük köyü Azak Deresi mevkiindeki 3 bin 590 dekar çorak arazi için 1980 yılında Orman Genel Müdürlüğü’nce planlı ağaçlandırma çalışması başlatıldı. 5 yıl süren çalışma ile bölgeye 799 bin kızılçam fidanı dikilerek bakımı yapıldı. Bölgedeki sel ve heyelan riskinin de ortadan kaldırılmasının hedeflendiği çalışmada aradan geçen 40 yılın ardından alan yemyeşil bir ormana dönüştü. Bölgedeki Akyörük, Gazidere, Alibeyli ve Karacaören köylerinde yaşayan vatandaşlar da ormana gözü gibi bakıyor.

’40 YILDA ORMAN OLDU’

Emekli orman teknikeri olan ve 1980’li yılarda Azak Deresi mevkiindeki ağaçlandırma çalışmasına katılan Hikmet Kaya, “Burası bomboş bir araziydi ve biran önce yeşillendirilmesi gerektiğini düşündük. Teraslama çalışması yaptık ve sonrasında 1 yaşındaki kızıl çam fidanlarını buraya diktik. Ardından bakımını sürekli yaptık. Çalışmaya başladığımız ilk dönem buranın fotoğrafını da çekmiştim. O zaman çorak bir arazi görünüyordu fotoğrafta. Şimdi aradan 40 yıl geçtikten sonra burası bir ormana dönüştü. Ben burayı her gördüğümde eski halini bildiğim için çok mutlu oluyorum. Bunu ben nasıl başardım diye kendimle de gurur duyuyorum. Bu ormanın oksijenini teneffüs ettiğimiz için ayrıca seviniyorum” dedi.

‘GÖZÜMÜZ GİBİ BAKIYORUZ’

Akyörük Köyü Muhtarı Şaban Türk de 40 yıl önce bu alanın bomboş çorak bir arazi olduğunu belirterek, “Burası 4 köyün arasında bulanan bir ağaçlandırma sahası. Çocukluğumuzdan biliyoruz, buralar bomboşken kel bir araziyken şimdi yemyeşil oldu. Sel heyelan riskini de ortadan kaldırıyor bu ağaçlar. Köylülerimiz bu alana gözü gibi bakıyor. Ağaçlarımızı koruyoruz. Kimsenin bu ormana zarar vermesine izin vermiyoruz. Devletimiz kadar biz de koruyoruz. Rahat bir nefes aldığımız bir bölge burası, yeşilinden ormanımızdan oksijenden hepimiz yaralanıyoruz. Bu ormanını oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

‘KÖYLÜLER DE AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMASINDA ÇALIŞTI’

Ağaçlandırma çalışması başladığı yıllarda Akyörük Köyü’nde muhtar olan Hüseyin Deveci, ağaçlandırma çalışmasına bütün köylülerin destek verdiğini ve yardımcı olduğunu söyleyerek, “Orman teşkilatımızın görevlileri 40 yıl önce buraya gelip çalışma yaptı. Teraslama ve ağaç dikim çalışmalarına köylüler olarak bizler de yardımcı olduk. Biz de buralarda çalıştık ‘Yeter ki ağaçlandırılsın’ dedik. Yemyeşil bir orman haline geldi şimdi bakmaya doyamıyoruz. Kimse bu ormana zarar veremez hepimiz sahip çıkıyoruz. Bu güzellik 40 yılda oldu ama yine de inanılacak gibi değil” şeklinde konuştu.

Devam Et

Trend