#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Grip aşısı koronavirüse karşı korur mu?

Bu yıl COVID-19 pandemisi nedeniyle grip aşısına olan talebin arttığını belirten Eczacılık Fakültesi Öğr. Üy. Dr. Genada Sinani, “Grip aşısı olmak, COVID-19’a karşı koruma sağlamaz. Ancak grip aşısı, kişilerin gribe yakalanma riskini, komplikasyonlar nedeniyle hastaneye yatışlarını ve koronavirüs şüphesiyle hastaneye başvuran grip hastalarının sayısını azaltarak COVID-19 hastalığı ile daha rahat başa çıkılmasına olanak sağlayacaktır” dedi.

Uzmanlar sonbaharın başlaması, havaların her geçen gün soğumasıyla birlikte grip vakalarında artış beklerken bu yıl dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisiyle birlikte grip aşısının daha farklı bir boyut kazandığına dikkat çekiyor. Uzmanlar ayrıca, yaşanan pandemi şartları nedeniyle bu yıl mutlaka grip aşısı olunması gerektiğini belirtiyor. Eczacılık Fakültesi Öğr. Üy. Dr. Genada Sinani de grip aşısıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

“GRİP AŞISI OLMAK, COVID-19’A KARŞI KORUMA SAĞLAMAZ”

Eczacılık Fakültesi Öğr. Üy. Dr. Genada Sinani, grip aşısının tüm dünyada her yıl rutin olarak yapıldığını ve aşının genel olarak 6 aydan büyük herkese yapılmasının önerildiğini belirtti. Özellikle yaşlıların, küçük çocukların, hamile kadınların ve altta yatan sağlık sorunları bulunan kişilerin aşılanması gerektiğine dikkat çeken Dr.Sinani, “Bu sene COVID-19 pandemisi nedeniyle grip aşısına olan talep arttı. Yanlış algı oluşmasın; grip (influenza) ve COVID-19 hastalıklarına neden olan virüsler farklıdır. Grip aşısı olmak, COVID-19’a karşı koruma sağlamaz. Ancak grip aşısı, kişilerin gribe yakalanma riskini, komplikasyonlar nedeniyle hastaneye yatışlarını ve koronavirüs şüphesiyle hastaneye başvuran grip hastalarının sayısını azaltarak COVID-19 hastalığı ile daha rahat başa çıkılmasına olanak sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Yapılan çalışmaların grip aşısı olanların gribe yakalansa dahi hastalığı daha hafif geçirdiğini söyleyen Dr.Genada Sinani, grip ve COVID-19 enfeksiyonlarının belirtilerinin birbirine çok benzediğini ancak her ateş ve öksürük vakasının COVID-19 enfeksiyonu olmayacağını vurgulayarak, “Grip aşılamasının yapılmasıyla gribe bağlı olası belirti ve komplikasyonlar ile başvuran kişi sayısını azaltarak hastanelerde oluşabilecek yoğunluğun önüne geçilmesi hedefleniyor” diye konuştu.

NE ZAMAN AŞI OLUNMALI?

Grip mevsimi başlamadan önce aşının yapılmasının önerildiğini söyleyen Dr.Genada Sinani, “Aşının oluşturduğu bağışıklık zamanla azalır. Bu yüzden, grip mevsimi boyunca gripten korunmak için özellikle yaşlılar çok erken aşı olmamalıdır. İdeal olarak, grip aşısı Ekim-Kasım aylarında yaptırılmalıdır. Grip virüsleri dolaşımda olduğu sürece grip aşısı olunabilir. Aşı olduktan sonra bağışıklığın oluşması için yaklaşık iki hafta gereklidir. Bu sürede virüs ile karşılaşılırsa aşı hastalıktan korumaz” şeklinde konuştu.

AŞI NE KADAR SÜRE KORUR?

Grip aşısının, en az grip mevsimi boyunca etkili olmasının beklendiğini belirten Dr.Sinani, “Vücudumuzun gribe karşı oluşturduğu bağışıklık zamanla azalır. Bu yüzden, çok erken grip aşısı olunmamalıdır. Grip mevsimi boyunca korunmak için gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen önce grip aşısı olunması tavsiye edilir. Grip virüslerine karşı en iyi şekilde korunmak için her yıl mevsimsel grip aşısının yaptırılması önerilmektedir” dedi.

Bazı durumlar dışında, 6 aydan büyük herkesin gribe karşı, yaşı ve sağlık durumuna uygun bir aşı ile aşılanabileceğini söyleyen Dr.Genada Sinani, şu bilgileri paylaştı: “Hamileler, 6-59 ay arası çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, sağlık çalışanları risk grubundadır ve öncelikli olarak aşılanmalıdır. 6 aydan küçük çocuklar ve grip aşısına veya aşının içindeki herhangi bir maddeye karşı ciddi alerjisi olan kişilerse grip aşısı olmamalılar.”

Dr.Genada Sinani, yumurta alerjisi olanlar, Guillian-Barre Sendromu (GBS) geçirenler veya hafif bir rahatsızlığı olan kişilerin grip aşısı olmadan önce mutlaka bir uzman hekim ile görüşmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi.

Gündem

Murat Ülker’den fahiş fiyat açıklaması

Haber Giriş:

on

Pladis Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, aralarında Şok marketlerinin de olduğu zincir marketlere yönelik “fahiş fiyat” suçlamalarına cevap verdi.

Ülker gazetecilere yaptığı ve bugün medyaya yansıyan değerlendirmesinde, son dönemlerde gündemde olan yüksek ürün fiyatları ile ilgili Türkiye’de büyük bir planlama sorunu olduğunu dile getirdi.

Ülker, şunları söyledi: “Bir sene dağ-taş soğan dolu ertesi sene piyasada soğan yok. Marketlere yükleniyorlar. Marketçi alıp satıyor. Parasını üreticiye ödüyor. Yani milletin aklıyla alay etmeye lüzum yok. Herhangi bir fahiş fiyat varsa asla satılmıyor zaten. Biz yüzde 1 kazanıyoruz. Bunu indirsek ne olur? Daha pahalıya alıp ucuza satabilen biri doğmadı. O dönem domates fiyatlar indirildi. Sadece domatesten 35 milyon TL zarar ettik. Türkiye’de enflasyon yüzde 19 civarında, üretici enflasyonu ise yüzde 45. Yani aradaki fark aslında biz üreticilerin ne kadar fedakarlık yaptığının kanıtı. Artık herkesin TL’nin değerlenmesi için çalışması gerekiyor. Neden başkasının parasının değer kaybetmesini bekliyoruz.”

ERDOĞAN, ‘ZİNCİR MARKETLERE OPERASYON YAPILACAK’ DEMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süredir yüksek fiyatlar nedeniyle yaptığı açıklamalarda ‘fahiş fiyat uygulayanları’ suçluyordu. Erdoğan son olarak ABD’de yaptığı açıklamada, “Zincir marketlere yönelik gerekli operasyonların yapılacak. 5 tane zincir market bütün ürünü toparlıyor, piyasalar alt üst oluyor” demişti.

Devam Et

Çevre

“Marmara Denizi’nde tsunami, insanları denize sürükleyebilir “

Haber Giriş:

on

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Oruç, Marmara Denizi’nde yıkıcı depremde oluşabilecek tsunaminin kıyıya yakın kişileri, araçları ve canlıları denize sürükleyebileceğini belirtti. Oruç, “Marmara Denizi’nde 1200 metrelik çukurluklar var. Yıkıcı depremde Marmara denizinde ortalama 1 metrelik dalga yüksekliği 50 ile 100 metre arasında kıyıya su kütlesinin gelmesine neden olabilir” dedi.

Prof. Dr. Bülent Oruç, olası İstanbul depreminde deniz içinde kütle düşmeleri nedeniyle tsunami oluşabileceğini söyledi. Oruç, Marmara Denizi’nde Pasifik Okyanusu’ndaki gibi yıkıcı tsunami olmayacağını kaydederek, “Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu fay hattının alt kolları devam ediyor. Birincisi Adalar kolu diğeri Orta Marmara kolu ve Tekirdağ kolu olmak üzere kollar var. Aslında bu kolların geçtiği bölgeler, çukurlukları denetleyen kollar. Yaklaşık olarak 1200 metrelik bir çukurluktan bahsetmek gerekir Marmara Denizi içerisinde. Biz deprem sınıflandırması yaparken 6.9’dan büyük depremlere yıkıcı deprem adını veriyoruz. Burada yaşanacak bir yıkıcı depremde, derin denizlerdeki dik yamaçlara bağlı olarak bir heyelan söz konusu olabilir. Bu büyük kütle düşmeleri de tsunami dediğimiz olaylara neden olabilir fakat Pasifik Okyanusu’ndaki o büyük dalma-batma alanlarında ortaya çıkan çok yıkıcı depremlerin meydana getirdiği tsunami türünden tsunamiler Marmara Denizi’nde asla olmayacak” diye konuştu.

‘KIYIYA YAKIN İNSANLARI, ARAÇLARI, CANLILARI SÜRÜKLER’

Tsunamiyle ilgili birçok adım atılması gereken konu olduğunu belirten Oruç, şöyle konuştu:

“Marmara Denizi’nde olursa ortalama 1 metrelik bir dalga yüksekliği, kıyıya doğru 50 metre ile 100 metre arasında bir mesafede su kütlesinin gelmesine neden olabilir. Bu ölçekte bir tsunami bile kıyıya yakın olan araçları, insanları, canlıları çekip, açık denizlere doğru sürükleyebilir. Bundan kurtulmak mümkün değildir. Bunu açıkça söylemek lazım. Bununla ilgili birçok adım atılması lazım. Bu adımlardan biri Büyükçekmece’de bulunan istasyonun kurulmasıydı fakat sadece istasyon kurulumu yetmiyor. İnsanların tsunamiye karşı davranış ve tepkilerinin doğru kurgulanması lazım. Bu kurgular içerisindeki en önemli şey, kaçış güzergahlarını belirlemek ve bununla ilgili uyarı levhaları asmaktır. Bu yapıldı.”

‘TATBİKAT YAPMAK GEREK’

Kaçış güzergahları ile insanların yükseklere doğru kaçışlarının planlanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Oruç, “Ama insanlarımızda tsunami tehlikesine karşı nasıl davranacakları hususu şu anda eksik. Dolayısıyla burada risk planlandı, ama insanların davranış ve tepkileri planlanmadı. Bunun için de bolca tatbikat yapmak gerekiyor. Özellikle kıyılarda yaşayan insanların bu tatbikatlardan yararlanması lazım. Belirli zaman aralıklarında, bunlar canlı tutularak birbirini ezmeden, birbirine zarar vermeden, olabildiğince geniş kaçış güzergahları ile insanların yükseklere doğru kaçışlarının planlanması lazım. Bu önemli. Sadece tek bir istasyon tabi ki yetmeyecektir. Sayılarının artırılması gerekecek. Ege bölgesindeki körfez bölgelerinde bu istasyon kurulumlarının çok parametreli ölçümlerle yapılması lazım” dedi.

Devam Et

Gündem

Bulgaristan’da verici takılan kartal, Konya’da ölü bulundu

Haber Giriş:

on

Bulgaristan Birdlife (BSPB) tarafından verici takılan küçük orman kartalı, Konya’da ölü bulundu. Kartalın, yalıtım yapılmamış elektrik teline çarparak öldüğü tespit edildi.

Kuşları, yaşam alanlarını ve küresel biyolojik çeşitliliği korumaya çalışan küresel koruma organizasyonları ortaklığı Birdlife’in Bulgaristan’daki ortağı BSPB’nin bu yıl verici takarak takip ettiği küçük orman kartalı Konya’nın Erdoğdu Mahallesi’nde ölü bulundu. Kartalın, yalıtımı yapılmamış elektrik teline çarparak öldüğü belirlendi. Bulgaristan’da göç rotası ile türü tehdit eden faktörlerin araştırılması için vericiyle izlenen kartalın, iki ay önce yuvasından ayrıldığı açıklandı.

TÜRK EKİP KARTALI BULDU

Kartala takılan vericinin sürekli sabit bir noktadan sinyal vermesiyle öldüğünü düşünen Bulgar kuş bilimcileri, Türkiye’de kartallar üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan uzman biyolog Cansu Özcan’a ulaştı. Cansu Özcan ise yerel kuş meraklısı İbrahim Soner Güzel ve yerel avcı gruplarla iletişime geçti. Kuşun sinyalinin geldiği alana giderek araştırma yapan ekip, elektrik direğinin altında kartalın ölüsünü buldu. Aynı iletim hattı nedeniyle birçok küçük kuşun da bölgede öldüğü tespit edildi.

YALITIMSIZ ELEKTRİK TELLERİ EN BÜYÜK TEHDİT

Bulgar yetkililerin, ilgili Türk yetkililere elektrik yalıtımı konularında önerilerde bulunduğunu belirten Cansu Özcan, dünya popülasyonunun yüzde 73’ünün Avrupa’da olduğu bilinen küçük orman kartalının Türkiye’de de ürediğini söyledi. Toplam sayısının 40-60 bin arasında olduğu bilinse de son çalışmaların türün sayısının stabil olduğunu gösterdiğini aktaran Özcan, “Türü tehdit eden faktörlerin başında yalıtımı yapılmamış elektrik telleri geliyor. Her yıl yırtıcı kuşlar, başta olmak üzere binlerce büyük kanatlı kuşun elektrik çarpmasından dolayı öldüğü bilinmektedir” dedi.

Devam Et

Trend