#

Giriş:

Son Güncelleme:

Haber

Gül: ABD’deki FETÖ soruşturması farklı gelişmelere gebe

Ankara’da medya temsilcileri ile bir araya gelen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül önemli ABD’den FETÖ için gelen heyetle ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Gül açıklamasında “Soruşturmanın gizli olduğunu belirtiyorlar. İki savcı geldi. Hem New York hem Washington’dan 2 savcı geldi. Elimizden gelen hukuki desteği vermek, süreci Türkiye adına takip etmek istiyoruz. Delil niteliği önemli. Soruşturma bizimki gibi terör örgütü değil kara para gibi boyutuyla önemli. Sunulan belgeler, sorulara alınan cevaplar, deliller bir hukuk çerçevesinde daha farklı. Bu soruşturma çerçevesinde Türkiye’den bazı konularla ilgili bilgiler istendi” dedi.

İki yıl önce bugün İzmir Adliyesine yönelik menfur saldırıyı anımsatan Gül, olayda şehit olan polis memuru Fethi Sekin ile adliye mübaşiri Musa Can’ı, dün Iğdır’da şehit olanları da minnetle andı.

Adalet hizmetini sunan yargının önemli bir teşkilatının yapılan hizmetleri ve yapılacakları genel çerçevede konuşacaklarını belirten Gül, “Yargı ve medya ilişkileri anlamında her ikisine bakıldığında, toplumun bu konudaki hassasiyetlerini, toplumdaki bir arada olmanın getirdiği uyuşmazlıklar, uzlaşma tüm bunların vatandaşlara duyurulması anlamında çok önemli bir hizmet sürdürülüyor.” ifadesini kullandı.

Gül, yargının da tüm bu faaliyetini kamunun denetimine açık bir şekilde yaptığını vurgulayarak, bu yüzden duruşmaların aleni olduğunun altını çizdi.

Kural olarak soruşturmaların gizli olduğuna dikkati çeken Gül, “Kovuşturmalar, davalar bütün toplumun denetimine açıktır. İşte bu iletişim, aleniyetin sağlanmasında da medya organlarının çok büyük bir rolü var.” dedi.

Gül, 81 ilde basın merkezlerinin ileriki dönemde iletişim fakültesi mezunları ya da bu meslekten olanların da ayrıca bu iletişimi sağlamak üzere birtakım projelerin sürdürüldüğünü bildirerek, “Bu konuda da gazetecilerimizin doğru bilgiye, doğru zamanda hızlı ulaşmaları hususunda da önümüzdeki dönemde arkadaşlarımızın çalışmaları söz konusu.” diye konuştu.

Mahkeme kararlarının, toplumun eleştirisine açık olduğuna değinen Gül, şunları söyledi:

“Bu da gazete ve televizyonların, medya organlarının Türkiye kamuoyuna taşımasıyla ortaya çıkan bir durum. Bu nedenle de bizim temel beklentimiz ve herkesin beklentisi verilen kararların, toplumun vicdanını tatmin etmesi. Çünkü Türk milleti adına karar veren yargının en temel meşruiyeti, toplumun mahşeri vicdanındaki meşruiyetidir, desteğidir. Bu konudaki hakimlerin gerekçeleriyle konuştuğu ve toplumu, tarafları ikna ettiği bir süreçte elbette eksiklikleri inkar etmiyoruz.

Çok önemli işlerin yapıldığını ama daha yapılacak işlerin olduğunun da farkındayız. Bunu da hem yargı mensuplarımız hem adliye çalışanlarımız hep birlikte bunu sürdürmenin, gerçekleştirmenin çabası içerisinde olacağız.”

“TEMEL YAKLAŞIMIMIZ ‘GÜVEN VEREN ADALET SİSTEMİNİ İNŞA ETMEK”

Hepimizin en üstün tutması gereken bu adalet ideali. Adalet idealini yaşatmak. Burada hepimizin en büyük temel amacı da bu konuda yargının kararlarını, toplumun mahşeri vicdanında yer bulacak şekilde hakkı ve adaleti tesis etmek. Bu konuda büyük bir çaba var.” değerlendirmesinde bulundu.

Temel yaklaşımın, Türkiye’de daha adil bir yargılamanın olacağı bir süreci, eksiklerin giderilerek tamamlamanın sürdürüleceğini ve bunu hedeflediklerini belirten Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Temel yaklaşımımız da ‘güven veren adalet sistemini inşa etmek’. Önümüzdeki dönemde yargı reformu belgemizin de temel mottosu ‘güven veren adalet yaklaşımı’. Birtakım bakanlıkların, hizmet sektörü, müşteri memnuniyeti gibi bir konu değil. Yani ‘yargıya, adliyeye işi düşen şu kadar kişi var, memnun oldu, olmadı’ ayrı bir kriter.

Ama adliyeye işi düşmeyen bir vatandaş, ‘benim adliyeye işim düşerse, orada adil bir şekilde yargılanacağım, güveniyorum’ algısını oluşturmak temel paradigmamız. Bu konuda önemli gelişmeler var, sorunlarımız da var elbette. Bu konularda önümüzdeki dönemde en fazla önem verdiğimiz başlıklardan birisi. Çünkü 80 milyonun diyelim ki çok az bir kesimi adliyeye düşüyor ama kişi akşam yatağa yattığında ya da sabah kalktığında ‘ben hukukun öngörülebilir olduğu bir toplumda huzur ve güven içerisindeyim, yaşıyorum, yaşayacağım’ şeklindeki bir öz güven, yargıya güven temel yaklaşımımız.”

“YARGININ APARAT OLARAK KULLANILDIĞI DÖNEMLERDE ÇOK ACI OLAYLARA ŞAHİT OLDUK”

Bakan Gül, bu konuda çok önemli mesafelerin bulunduğuna vurgu yaparak, “Özellikle FETÖ yargısının bir gece kumpaslarla yaptığı tahribatlar, oluşturduğu deliller, gözaltılar, haksız tutuklamalar dönemlerinde, çok ciddi anlamda yargının aparat olarak kullanıldığı dönemlerde çok acı olaylara şahit olduk. Ama bunları da tahribatı ortadan kaldırıcı şekilde telafi etmek, yargıya güveni artırmak hepimizin görevi. Bu hususta da hep beraber elbette gerçekleştirmek zorundayız.” diye konuştu.

Adalet Bakanlığı olarak bu konuda yasal ve yapısal sorunlar üzerine yoğunlaştıklarını, teknik sorunları aşmaya çalıştıklarını söyleyen Gül, “Onun ötesinde yargı elbette bağımsız, tarafsız kendi işlevini sürdürüyor. Ben 2019’un yargıya güvenin tüm vatandaşlarımız, toplumun her kesimi nezdinde artarak, bu güvenin artmaya devam edeceği bir yıl olmasını diliyorum.” dedi.

“Yargı reformu sadece hukukçulara bırakılacak bir konu değil” diyen Gül, şunları kaydetti:

“Hepimizin yani o ki tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir reform ya da hukuk, adalet her kesimi ilgilendiriyor. Sadece yüzde 20’inin, 30’un, 50’inin ‘ben böyle bir reform size layık gördüm, yapıyorum’ değil; toplumun her kesimin muhatap olduğu bu konuyu hep birlikte oluşturmak bizim ortak sorumluluğumuz. Bu konuda inşallah 2019 daha ümit veren bir yıl olur diye düşünüyorum.

Yaklaşık 10 milyonun üzerinde, 11 milyona yakın bir dosyanın yargı mensuplarının önünden geçtiği bir yargılama sürecinden bahsediyoruz. Bu konuda hem iş yükünün azaldığı hem yargıya güvenin arttığı bir yıl olmasını diliyorum.”

Haber

Cinsel istismar davasında kararı öğrenince sinir krizi geçirdi!

Antalya’da 10 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan apartman görevlisi hakkında beraat kararı verildi. Karara tepki gösteren mağdurun annesi sinir krizi geçirdi.

Haber Giriş:

on

Sanık avukatının, mağdur çocuğun akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için rapor alınması talebi mahkeme heyetince reddedildi.

Esas hakkındaki mütalaasını yineleyen duruşma savcısı, sanığın “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılmasını istedi.

Mağdurun annesi F.Y, kızının psikolojik tedavi görmeye devam ettiğini belirterek, “Bedenimizde açılan yara geçti ama ruhumuzdaki yara geçmeyecek. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılarak tutuklanmasını istiyorum.” dedi.

Karar öncesi söz verilen sanık, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ifade etti.

“MAHKEME ‘DELİL YETERSİZLİĞİ’ DEDİ

Mahkeme heyeti, delil yetersizliğinden sanığın beraatine hükmetti.

Karara tepki gösteren mağdurun annesi sinir krizi geçirdi. Adliyede görevli kadın polislerin güçlükle ikna ederek dışarı çıkardığı anneyi, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Başkanı Saadet Özkan sakinleştirmeye ve teselli etmeye çalıştı.

F.Y, sağlık ekibinin müdahalesinin ardından hastaneye götürüldü.

Adliye önünde toplanan kadın ve çocuk istismarıyla mücadele derneklerinin üyeleri, mahkeme kararını protesto etti.

“ADLİ TIP RAPORLARINA RAĞMEN BERAAT KARARI VERİLMESİNİ TEPKİYLE KARŞILIYORUZ”

UCİM Başkanı Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, adli tıp raporlarına rağmen sanık hakkında beraat kararı verilmesini tepkiyle karşıladıklarını söyledi.

Tüm devlet makamlarına ve Adalet Bakanlığına seslendiğini belirten Özkan, bizzat bu durumla ilgilenilmesi gerektiğini kaydetti.

KARARA İTİRAZ

Muratpaşa ilçesinde bir sitenin apartman görevlisi A.Ö’nün (45), evlerine ders çalışmaya gelen 10 yaşındaki kız çocuğuna 2017’nin Mayıs ayında istismarda bulunduğu öne sürülmüştü. Tutuklu olarak hakim önüne çıkan sanığın, daha sonraki duruşmalarda tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti. Yargılamayı yürüten mahkemenin eski başkanı daha önce davadan çekilmişti.

Devam Et

Haber

Gülben Ergen’den ‘cinayeti azmettirdi’ iddiasına sert tepki

ANTALYA’da, 1988 yılında, Gülben Ergen’in ağabeyi Rıfat Ergen’i öldüren, kendisi de 2005’te öldürülen Gürinan Bayramoğlu’nun ağabeyi Gürcan Bayramoğlu, o dönem mahkemede, kardeşini şarkıcı Ergen’in öldürttüğünü öne sürdü. Ergen ise iddialar ortaya atıldığında, doğru olmadığını söyledi. Bayramoğlu’nu öldürdüğü gerekçesiyle 10 yıl hapis yattıktan sonra 2015’te tahliye edilen, 11 Mart’ta ise emlak zengini Asım Bayram’ı öldürmekten tutuklanan Murat Güneş’in kendisini bir ünlünün azmettirdiğini iddia etmesiyle Gülben Ergen’in adı, tekrar gündeme geldi. Bunun üzerine Ergen’in, Instagram’dan ‘Roma’yı da ben yakmış olabilir miyim?’ paylaşımında bulunması dikkat çekti.

Haber Giriş:

on

Antalya‘da, 22 Ocak’tan beri kayıp olarak aranırken, 11 Mart’ta Kepez ilçesindeki ormanlıkta, 8 parçaya bölünmüş cesedi toprağa gömülü bulunan gayrimenkul zengini Asım Bayram’ın katil zanlıları olarak Murat Güneş, Mevlüt Sağlam ve Medeni Öztaş, gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen 3 kişi, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp, cezaevine konuldu. Murat Güneş, adliyeye getirilirken, daha önce de cinayet işlediğini, kendisini Türkiye’de tanınan ünlü bir ismin azmettirdiğini ileri sürdü. Cinayeti işlemek için 12 milyon dolara anlaştığını; fakat cinayet sonrası parasının ödenmediğini iddia eden Güneş, ünlü ismin adını açıklamadı. Murat Güneş’in sözlerinin haberlerde yer almasıyla sosyal medyada, ünlü ismin, Gülben Ergen olduğu ileri sürüldü. Gülben Ergen’in, cinayet azmettiricisi olduğuna dair iddia, sanatçının ağabeyi Rıfat Ergen’in öldürülmesiyle ilişkilendirildi.

MAHKEMEDE GÜLBEN ERGEN’İN ADINI VERMİŞTİ
Gülben Ergen’in ağabeyi Rıfat Ergen, 1988 yılında disko işletmecisi Gürinan Bayramoğlu tarafından öldürülmüştü. Gürinan Bayramoğlu ise 27 Temmuz 2005’te Beldibi’nde işlettiği diskonun önünde öldürülmüştü. Gürinan Bayramoğlu’nun ağabeyi Gürcan Bayramoğlu, Murat Güneş’in de aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı duruşmada, kardeşini şarkıcı Gülben Ergen’in öldürttüğünü iddia etmişti. Kardeşinin basit küfürleşme sonucu öldürüldüğüne inanmadığını belirten Bayramoğlu, o dönem mahkemede, şunları söylemişti:
“Ölen kardeşim, 1988’de şarkıcı Gülben Ergen’in ağabeyi Rıfat Ergen’i tabancayla öldürmüştü. 1991 affından çıktı. Bu nedenle kardeşimin Gülben Ergen tarafından öldürülmüş olabileceğini düşünüyorum. Sanıkların da bu işte tetikçilik yaptığını sanıyorum.”

ERGEN ‘İFTİRA’ DEMİŞTİ
İddianın gündeme geldiği dönem, ağabeyi Rıfat Ergen’in kaza kurşunuyla öldüğünü savunan Gülben Ergen ise avukatı aracılığıyla ‘Gürcan Bayramoğlu isimli şahıs tarafından ortaya atıldığı iddia edilen ifade ve beyanlar gerçek dışıdır, asılsızdır. Gülben Ergen’in böyle bir olayla hiçbir ilgisi yoktur, olamaz da. Yazılanlar asılsızdır, iftiradır, çirkindir’ açıklamasında bulunmuştu.

‘ROMA’YI DA BEN YAKMIŞ OLABİLİR MİYİM?’ PAYLAŞIMI
Gürinan Bayramoğlu cinayetinden 10 yıl hapis yatan ve 2015’te tahliye edilen Murat Güneş’in sözlerinin medyaya yansımasının ardından ‘azmettirici’ iddiasının yeniden gündeme gelmesiyle şarkıcı Gülben Ergen, sosyal paylaşım sitesi Instagram’daki hesabından dikkat çeken paylaşımda bulundu. Ergen, fotoğrafını, üzerine ‘Roma’yı da ben yakmış olabilir miyim?’ yazarak, paylaştı.

Devam Et

Haber

Mersin’deki çöken binada ek kat skandalı!

Mersin’in merkez Toroslar ilçesinde gece saatlerinde kolonlarından ses gelmesi üzerine boşaltılan 5 katlı bina çöktü. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, 2 katlı olarak inşa edilen binaya daha sonra üç kat eklendiği öğrenildi.

Haber Giriş:

on

Alınan bilgiye göre, Mevlana Mahallesi 101067 Sokak’taki 5 katlı binada oturanlar akşam saatlerinde kolonlardan sesler gelmesi üzerine binayı boşaltıp, akrabalarının ve komşularının yanına gitti. Boşaltılan bina ise sabah erken saatlerde çöktü.

Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri her ihtimale karşın enkazda arama kurtarma çalışması yaptı. Aramalarda bina altında kalanın olmadığı belirlendi.

Bu arada binanın sadece birinci ve ikinci katının kullanıldığı öğrenildi.

İKİ KATLI BİNAYA SONRADAN ÜÇ KAT EKLENMİŞ

Bina sahibi Hasan Yakut, gazetecilere yaptığı açıklamada, yengesi ve oğlunun oturduğu binayı kendilerinin yaptığını söyledi.

Binanın normalde 2 katlı olduğunu sonradan üzerine 3 kat çıktıklarını anlatan Yakut, şöyle konuştu:

“Bina 5 kat oldu. Akşam binanın alt kolon demirlerinin dışarı çıktığını gördüm. Çocuklara binayı boşaltmalarını söyledim. Birlikte dışarı çıktık. Beyaz eşyaları da dışarı çıkardım. Çocuklarımız her birimiz bir yerde komşularda yattık. Sabah binanın oynamasını gördüm, bina olduğu yere çöktü. Yani 40 yıllık emeğim bir anda kül oldu gitti.”

Dün binanın durumuyla ilgili zabıtaya bilgi verdiğini belirten Yakut, evi boşaltmalarının söylendiğini sözlerine ekledi.

Devam Et

Trend