Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

HIV Raporu: Türkiye’de 22 Bin Taşıyıcı Var, Yüzde 80’i Erkek

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu, Türkiye’de 21 bin 520 kişinin HIV taşıdığını söyledi.

1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle virüse dair bilgi veren Prof. Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu, virüsün vücuda girmesinden itibaren bağışıklık sistemini çökerttiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Çalıkoğlu, HIV’in tedavi edilmemesi halinde evrildiği AIDS’in ölümcül olduğunu anımsatarak HIV virüsünün dokunmak, sarılmak, tokalaşmak, gözyaşı, ter, tükürük, giysilerin ortak kullanımı, tabak, çatal, bardak paylaşımı, genel  tuvalet, havuz, banyo, hamam ve sauna paylaşımı gibi ortak kullanım alanlarından bulaşmadığını kaydetti.

’22 bine yakın HIV taşıyıcısı var’

Dernek başkanı, Türkiye ve dünyaya ilişkin istatistikleri şöyle anlattı: “AIDS vakaları son altı yılda beş kat arttı. Bugün için dünya üzerinde çoğunluğu Afrika’da olmak üzere 36.9 milyon kişinin HIV ile yaşadığı bilinmektedir. 2017 yılında 1 milyon 800 bin yeni vaka tanımlanmış, 940 bin kişi AIDS ile ilişkili hastalıklardan kaybedilmiştir. Virüs bulaşan insanların yüzde 75’i kendi hastalıklarının durumunun farkındayken 9.4 milyon kişi kendi hastalığının farkında bile değildir. Dünyada her hafta 15-24 yaş aralığındaki 7 bin genç kadın HIV’le enfekte hale gelmektedir.

Türkiye, dünyada HIV-AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında değerlendirilmektedir. Ülkemizde 1985 yılında üç olan toplam vaka sayısı, 31 Aralık 2018 itibariyle toplam 21 bin 520’dir. Bu vakaların yüzde 79.9’u erkek, yüzde 20.1’i kadın olup yüzde 15.4’ü yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. Vakaların en fazla görüldüğü yaş grubu 25-34 yaş grubudur.”

‘Taşıyıcıların yarısı bilmiyor’

Pozitif Dayanışma adlı platformun açıklamasında, HIV taşıyıcılarının düzenli ilaç kullanması durumunda hayatılarına ‘herkes gibi’ devam edebildikleri ifade edildi.

“HIV ile yaşamak sürekli bir hastalık hali değildir, HIV ile yaşayanlar da hasta değildir” denen açıklamada, HIV’le yaşayan kişilerin yüzde 49’unun, virüs taşıyıcısı olmadığını bilmediklerinin tahmin edildiği dile getirildi.

Açıklamada, bu kişilerin HIV’e karşılık Antiretroviral (ART) tedaviye erişimlerinin olmadığı belirtilerek, tedavinin virüsün bulaşmasını engellediği kaydedildi.

‘Ayrımcı tutum sergileniyor’

Açıklamada şöyle dendi: “Türkiye’de HIV tanısı almak ve tedaviye erişmek zor gibi görünmese de toplumsal önyargılar, damgalanma, ayrımcılığa maruz kalma endişesi gibi nedenlerle kişiler düzenli test yaptırmaktan kaçınmaktadır. Yasalar gereği sağlık sigortası sahibi herkesin, eşit olarak sağlık imkânlarından yararlanması gerekirken uygulamada ciddi sıkıntılar yaşanabilmektedir. 

Devlet hastanelerinde ya da özel kliniklerde test için ısrarla kimlik bilgilerinin istenmesi, sağlık çalışanlarının HIV hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip olmamaları, ayrımcı tutum ve davranışlar sergilemeleri kişilerin düzenli test yaptırmalarının önünde ciddi engeller teşkil etmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından HIV alanında çalışan sivil toplum örgütleri de sürece dahil edilerek tüm sağlık çalışanlarına, doğru ve güncel bilgilerle, damgalama ve ayrımcılığın önlenmesi amacıyla eğitimler düzenlenmelidir.”

Açıklamada, tanı merkezlerinin sayısının artırılması talep edilirken, yabancıların sigorta başlangıçlarının HIV tanısından sonraya rastlaması nedeniyle ilaçlarını sigorta kapsamında alamadıkları aktarıldı.

Haberin Devamı

Sağlık

Her üç gençten ikisi sigara içenlerle seks yapmak istemiyor

Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre her üç gençten ikisi, sigara içenlerle seks yapmak istemediğini söylüyor. Gençlerin büyük bölümü, toplumda genel bir sigara içme yasağını destekliyor.

Haber Giriş:

on

Hollanda Kanserle Mücadele Vakfı ile Kalp ve Akciğer vakıflarının ortaklaşa yaptırdığı araştırmaya göre, gençler arasında sigara karşıtlığı giderek artıyor.

Her beş gençten dördü, birlikte olduğu kişinin sigara içmesine sıcak bakmıyor.

Gençlerin üçte ikisi de sigara içen biriyle seks yapmak istemediğini söylüyor. Gençlere göre sigara içmek, cinsellik açısından itici bir durum.

Araştırma Hollandalı çocuklar arasında da sigara kullanımına karşı olumsuz bakışın yaygın olduğunu ortaya koydu.

12-15 yaş arasındaki çocukların yüzde 85’i, sigara içen biriyle arkadaşlık etmek istemediklerini belirtiyor.

Gençlerin yüzde 55’i sigaranın tamamen yasaklanması görüşüne destek veriyor.

Sigara tiryakisi gençler ise paket fiyatının 10 euronun üzerine çıkması durumunda sigarayı bırakacaklarını söylüyor.

Hollanda’da şu anda sigaranın paketi ortalama 8 euro.

Halk Sağlığı Bakan Yardımcısı Paul Blokhuis, AD gazetesine yaptığı değerlendirmede, “Bu araştırma, sigara içmeyen bir kuşağın hızla yaklaştığını gösteriyor” dedi.

Sigarasız Sağlık Fonu Başkanı Michael Rutgers de sigara ve tütün ürünlerinin daha pahalı hale gelmesiyle, toplumda sigara içenlerin sayısının daha da azalacağını savundu.

Hollanda hükümeti tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında 1 Nisan’dan itibaren tüketim vergisini 1 euro artırdı.

Yiyecek içecek sektöründeki sigara içilebilen alanlar uygulamasına son verildi.

20 Mayıs’tan itibaren mentollü sigara satışları yasaklandı.

1 Temmuz’dan itibaren süpermarketlerde sigara satışına son verilecek.

1 Ağustos’tan itibaren üniversiteler de dahil tüm okul kampüslerinde sigara içilmesi yasaklanacak.

1 Ekim’den itibaren de sigara ve tütün ürünleri tek tip ambalajlarda satılacak.

Devam Et

Sağlık

DSÖ, Türkiye’yi riskli 5 ülke içinde gösterdi

Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, düzenlediği basın toplantısında, son 2 haftada Avrupa’da kümülatif olarak vaka sayısını en çok artıran 5 ülkeyi saydı. Ülkeler arasında Türkiye de var.

Haber Giriş:

on

Corona virüsü salgınında dünya çapında vaka sayısı 5.7 milyonu geçerken Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölgesi Direktörü Dr. Hans Kluge açıklamalarda bulundu.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen online basın toplantısında Kluge, güncel veriler ile ilgili detayları paylaştı.

DSÖ’nün Avrupa ofisine corona virüsü vakalarının gelmesinin üzerinden tam dört ay geçtiğini söyleyen Kluge, “Avrupa’da bugüne kadar 2 milyondan fazla doğrulanmış Covid-19 vakası tespit edildi. Trajik olan ise 175 binden fazla insanın ölmesi oldu. DSÖ’nün elindeki verilere göre Covid-19’dan ölenlerin yüzde 94’ü 60 yaşın üzerinde ve yüzde 59’u erkek. Yaşamını yitirenlerden yüzde 97’sinin en az bir rahatsızlığı vardı. Bu hastalıklar arasında başı çeken ise kardiovasküler rahatsızlıklardı” dedi.

TÜRKİYE DE LİSTEDE

Son 14 gün içerisinde Avrupa bölgesindeki vaka sayısının yüzde 15 arttığını açıklayan Dr. Kluge, “Avrupa’daki vaka sayısı küresel vakaların yüzde 38’ine denk geliyor ve Avrupa’daki ölümler dünya çapındaki ölümlerin yüzde 50’sine denk geliyor” ifadesini kullandı.

Kluge, son 14 gün içerisinde kümülatif olarak vaka sayısında artış yaşayan 5 ülke olduğuna dikkat çekerken, “Vaka sayısı en çok artan ülkeler Rusya, Birleşik Krallık, Türkiye, Belarus ve İtalya. İspanya, İtalya, Birleşik Krallık ve Fransa’daki ölümler, Avrupa’daki ölümlerin yüzde 72’sine denk geliyor” ifadesini kullandı.

Devam Et

Sağlık

Aile hekimlerinde ‘yeni normal’ nasıl olacak?

Haber Giriş:

on

Aile Sağlığı Merkezlerine de Kovid sonrası ‘yeni normal’ kuralları geliyor. Hastalar tek tek ateşi ölçülerek içeri alınacak; enfeksiyon belirtisi olanlar için ayrı bir odada muayene yapılacak, bebeklerse her aşı sonrası sterilize edilen odalarda aşılanacak. Öte yandan seyahat kısıtlamasının kaldırılmasıyla birlikte 65 yaş üstü vatandaşların büyükşehirlerden memleket ya da yazlıklarına gitmeye başlamasıyla; özellikle tatil beldelerindeki aile hekimlikleri için ek önlemlerin alınması gündemde.

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı ve Aile Hekimi Dr. Gürsel Özer, koronavirüs salgını açısından bugünlerde normalleşmenin konuşulduğunu ancak yoğun bakımda yatan hastalar bitmeden Aile Hekimliklerinin eski normale asla dönemeyeceğini söyleyerek “Bir müddet daha bu şekilde devam etmek zorundayız. Aile Sağlığı Merkezlerimizde salgın döneminde başlattığımız katı önlemleri uygulamaya devam edeceğiz. Artık hasta kabullerine başlandı ama kayıtlı tüm hastalarımızın iyiliği için yığılma olmaması açısından artık randevusuz hastalar kabul edilmeyecek; bekleme salonlarındaki o kalabalık ortamlara izin verilmeyecek. Bizler aile sağlığı merkezlerimize bir triyaj sistemi başlattık. Kapıda bir hemşire arkadaşımız her gelen hastanın ateşini ölçüyor. Şikayetini soruyor ve ona göre hekimine yönlendiriyor. Ateşi olan ya da enfeksiyon şüphesi taşıyan hastalarımız kesinlikle diğerleriyle temas ettirilmeden ayrı bir odada muayene edilecekler ve oralar da sürekli dezenfekte edilecek” dedi.

‘ZEMİN İŞARETLEMELERİYLE SOSYAL MESAFE KORUNACAK’

Sosyal mesafe kuralının artık sürekli hale gelmesi gerektiğini anlatan Dr. Özer, bunun için de her aile sağlığı merkezinde işaretlemeler yapıldığını, hastaların hem başvuru masası hem de muayene gerekmiyorsa sadece ilaç yazdırmaya geldiyse, hekimle görüşmesi sırasında en az bir metre mesafeden görüşme yapabileceği şekilde düzenlendiğini söyledi. Dr. Özer, “Hekimin bir hastası ile işi bitmeden kesinlikle içeri başka biri alınmayacak. Bu şekilde zaten sosyal mesafe de kendiliğinden oluşacak” dedi.

‘HER İKİ SAATTE BİR TEMAS YÜZEYLERİ DEZENFEKTANLARLA SİLİNİYOR’

Aile Sağlığı Merkezlerinde artık temizlik ve sterilizasyon işlemlerinin de sık ve titizlikle yapıldığını anlatan Dr. Özer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burası her iki saatte bir, bizim kendi elemanlarımız tarafından temizleniyor. Kapı kolları, çok temas edilen tüm yüzeyler, çamaşır suyu ya da alkol içeren dezenfektanlarla siliniyor. Zemin temizliği de hem belediye ekiplerince, hem bizim elemanlarımız tarafından düzenli olarak yapılıyor. Belediye, üç günde bir geliyor. Ama her gün sabah ve akşam, bizim kendi elemanlarımız da yerleri çamaşır suyu ile siliyor. Hastalar bu dönemde pekçok yeni şey öğrendi aslında. Onların da bu kurallara uyma isteği bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Bizim onlara ‘hayır’ dediğimiz şeylerin aslında onların iyiliği için olduğunu anladılar.”

‘AŞI ODALARI HER BEBEK SONRASI STERİLİZE EDİLİYOR’

Bebeklik çağı aşılarının aksatılmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Gürsel Özer, rutin aşıların Kovid’den korunmak kadar önemli olduğunu vurgulayarak ailelerin endişe etmemesi gerektiğini, aşılama sırasında da bebekler için tüm önlemlerin düşünüldüğünü söyledi. Dr. Özer, şu bilgileri verdi: “Aşı konusunda herhangi bir aksama yaşamamak için kesinlikle randevulu çalışıyoruz. İçeriye tek bebek alınıyor. İlgili hemşire tarafından aşısı yapılıyor ve her bebek çıkışında oda, hemşirenin bizzat kendisi tarafından sterilize ediliyor. İlk dönemde aileler çok çekindiği için aşı randevularını erteleme eğilimi gösteriyorlardı. Ancak bu önlemler anlatıldı ve gelip görenler de birbirlerine anlattı. Bu açıdan aşılamada çok büyük aksaklık yaşamadan bu dönemi atlattık.”

TATİL BELDELERİNDE MİSAFİR POLİKLİNİKLERİ AÇILMALI

Geçtiğimiz hafta 65 yaş üzeri vatandaşlarımız için başlayan tek yönlü seyahat izni uygulamasıyla beraber özellikle taşra ve yazlık beldelerdeki aile hekimlikleri açısından ek önlemler alınması gerektiğini anlatan Dr. Gürsel Özer, şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı:

“Bu hastalarımıza tek taraflı en az 1 ay olmak üzere seyahat serbestisi geldi. Kovid süreci ile birlikte memleketlere ve yazlıklara göçler de başladı bu şekilde. Özellikle bu yolcu hareketliliğinin olduğu dönemde daha etkili önlemler geliştirmek zorundayız. Bu insanlar  yaz başı gidiyor, kışa kadar oralarda kalıyor. Ama bu sene eskisinden farklı olarak böyle bir ciddi salgın dönemi geçirdik. Büyükşehirler aslında belki biraz rahatlayacak bu anlamda ama Anadolu ve özellikle yazlık bölgelerdeki birikim, sıkıntı yaratabilir. Oradaki hekim arkadaşlar zorlanabilir. İkinci dalga diyoruz, diyelim ki yazın oldu. o zaman daha büyük problemler çıkabilir. Şöyle bir örnek vereyim, Kaş ve Kalkan’da 3’er tane aile hekimi var. Ortalama 3 bin 500 hasta kayıtlı her birinde. Yani 10 bin civarı kişiye bakıyorlar. İkisinde toplam 22 bin kişi. Bölgeden aldığımız teyit edilmiş rakamlara göre yaz döneminde nüfus en az iki katına çıkıyor. Yani 40-50 bin kişi oradaki toplam 6 aile hekimine gidecek demektir bu. Neticede sağlık hizmeti alacaklar ve 5-6 ay oralarda kalıyorlar. O bölgelerdeki planlamaların bu yıl çok çok iyi yapılması lazım. Bununla ilgili çözüm önerimiz de aslında İl Sağlık Müdürlüklerinin Toplum Sağlığı Merkezleri bünyesinde, ek olarak misafir polikliniklerinin açılması. Bu, mevzuata da uygun, kolaylıkla yapılabilir.”

Devam Et

Trend