#

Giriş:

Son Güncelleme:

Kültür Sanat

Karatay Beledi̇yesi̇, Kültür Yayıncılığına Önemli̇ Katkılar Sunuyor

KARATAY BELEDİYE BAŞKANI HASAN KILCA, “KONYAMIZIN ZENGİN VE DERİN KÜLTÜR-SANAT HAYATINA KATKI YAPIYORUZ” DEDİ.

Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, kültür yayınlarıyla Konya, özellikle de Karatay’ın bütün maddi-manevi değerlerini kitaplaştırarak vatandaşla buluşturuyor.

Karatay Belediyesi, binlerce yıllık geçmişi ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Konya’nın, özellikle de Karatay’ın elde ettiği zengin miras ile değerlerin kalıcı hale getirilmesi, geleceğe taşınması ve tanıtılması amacıyla birçok çalışma yürütüyor.

Bugüne kadar onlarca kıymetli eseri yayın hayatına kazandıran Karatay Belediyesi, kültür yayıncılığına yeni eserlerle katkı sunmaya devam ediyor. Yaklaşık 1,5 yılda “9. Geleneksel Mevlana Şiir Şöleni Şiir Seçkisi”, “Konya’da Ahilik; Ahi Yapıları”, “Mihrimah; Kadim Medeniyetin Manevi Temelleri”, “Selçuklu Emiri Celalettin Karatay ve Vakıf Eserleri” ve “Âlem Dönüyor; Minyatürlerle Mevlevilik ve Mevlevihaneler” gibi 5 önemli eseri yayın hayatına kazandırdıklarını ifade eden Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, “Konyamızın zengin ve derin kültür-sanat hayatına katkı yapıyoruz” dedi.

“Kendi kültür ve değerlerimizi yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz”

Karatay Belediye Başkanı Kılca, kökü binlerce yıllık tarihe dayanan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Konya’nın sahip olduğu değerler ve bu önemli

mirası korumak, geleceğe taşımak için gayret ettiklerini söyledi. Başkan Hasan Kılca, “Bugün coğrafyamız, büyük bir kültür emperyalizmi ile karşı karşıyadır. Kendi kültürlerini ve değerlerini koruyamayan toplumlar, maalesef yok olmaya mahkumdur. Karatay Belediyesi olarak bizler, kendi kültürümüzü yaşayarak, yaşatarak ve gelecek kuşaklara aktararak sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Bu kapsamda da yaklaşık son bir buçuk yılda 5 önemli eseri yayın hayatına kazandırarak hemşehrilerimizle buluşturduk. Amacımız, birçok medeniyetten beslenmiş, bu medeniyetlerin kültüründen süzülmüş bir şehir olan Konyamızın özellikle de Karatayımızın da tanıtımına katkı sunmaktır. Bu vesileyle söz konusu proje ve eserlerimizin yayın hayatına kazandırılmasında emeği olan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Haberin Devamı

Antalya

Kültür mirası: “Likya tahıl ambarları”

Haber Giriş:

on

Antalya’da Likya mimarisiyle yapılmış tahıl ambarları, binlerce yıldan bugüne kalan en önemli kültürel miraslardan biri olarak biliniyor. Antalya bölgesinin tarım kültürü ve sivil mimari açısından önemli mirası olan tarihi ahşap tahıl ambarları, tez konusu da oldu.

Antalya’nın batı ilçelerindeki tarımsal üretim alanlarında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, binlerce yıllık sivil mimari geleneğinin bugüne kadar gelen en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Ancak çoğu kullanılmayan bu mimari şaheserlerin yok olma tehlikesi olduğu belirtiliyor. Bu ambarların en güzel örnekleri Kaş, Finike, Elmalı ve Konyaaltı ilçelerinde zamana direniyor.

Ambarlar hakkında detaylı araştırma yapıp, tez hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Naciye Küçük, metal çivi kullanılmadan sedir ve çam ağacından inşa edilen yapıların korunması gerektiğine işaret etti. Küçük, “Tarihi ahşap yapıların planları ve mimarisi çok eskilere, Likya anıt mezarlarına ve Likya evlerine uzanıyor. Likya mezar odaları gibi semer damlı ve kırma çatılı olarak, kare planlı, tek giriş olarak şekillenen ambarların, tıpkı mezar odalarındaki defin mekanları gibi dikdörtgen şeklinde gübse olarak adlandırılan bölümleri bulunuyor. Tarladan sofraya, buğdaydan ekmeğe insan yaşamı için önemli olan gıda ve beslenme kültürünün binlerce yıllık evrimine tanıklık eden tahıl ambarları, insanın coğrafya ile kurduğu ilişkinin öyküsünü anlatıyor. Bu öykü hepimizin ortak kimliği ve geçmişini oluşturan kesittir. Coğrafyayla insan gelecekte geçmişteki kadar aynı dili konuşmayacaktır” dedi.

‘YALNIZCA TARİHİ MİRAS DEĞİL’

Ambarların mimari miras olmadığını, yaşamın bütününe dokunduğunu vurgulayan Naciye Küçük, “Bu ambarlar kentteki kültürel mirasa göre daha az korunabiliyor. Yaklaşık 10 yıldır yaptığım araştırma ve gözlemlerde, tahıl ambarlarının giderek yok olduğunu gördüm. Bu nedenle bu konuda çalışmayı seçtim. Bu çalışmaya, ambarların toplu olarak bir arada olduğu Kaş ilçesine bağlı Bezirgan Mahallesi’nde başladım. Daha sonra Antalya geneline yaydım. Ortaya 150 sayfalık bir tahıl ambarları tezi çıktı. Tahıl ambarları yalnızca tarihi bir miras değil, gerisinde insanın bütün yaşamını kapsayan bir tarih barındırıyor. Bu nedenle korunmalı, restore edilmeli ve gelecek kuşaklara taşınmalıdır” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK AMBAR ÖRNEKLERİ ELMALI’DA’

Antalya çevresinde, biri konut içinde diğeri konut dışında olmak üzere iki tür ambar olduğunu aktaran Küçük, şöyle konuştu:

“Antalya’nın batı ilçelerinde özellikle Elmalı ilçesine bağlı Karamık ve Beyler mahallelerinde 100 tondan fazla kapasitesi bulunan ambarlar var. Bu da bölgedeki geçmişteki yığınsal üretimin bir göstergesi. Yine Elmalı’nın diğer mahallelerinde konut içinde ve dışında küçük ambarlarda vardır. Ambarlar konusunda yaptığım araştırmalarda, üçüncü gruptaki ambarların köylerin belli bölgesinde, harman yeri olarak kullanılan alanın yanında toplu olarak inşa edilmiş olduğunu gördüm. Bunları bir bekçi bekliyor. Bunlar Konyaaltı ilçesindeki Sinan Değirmeni’nden başlıyor. Kaş’a bağlı Gökçeören ve Bezirgan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Bu üç yerleşim yerindeki ambarlar, konut yanında değil, toplu olarak bir arada bulunuyor. Bunlar bölgenin üretim geçmişinin önemli tanıkları. Bunların toplu olarak inşa edilmeleri, sürekli bir bekçinin beklemesi yayla ile sahil arasındaki göç yaşamı. Bunlar yayladan sahile göç ederken ürünlerini ve bazı eşyalarını sakladığı birer kasadır. Ancak Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’nde 250 olan ambar sayısı bugün 100’e düşmüş durumda. Kalanlar da bir bir yok olmaya yüz tutmuş durumda. Hazırlanacak bir restorasyon projesiyle gelecek kuşaklara taşınmalıdır.”

‘BU KÖKLÜ GELENEK YAŞATILMALI’

Kaş’a bağlı Bezirgan Mahallesi’ndeki ambarların 2012 yılında, Kaş’ın Gökçeören ile Konyaaltı’ndaki Sinan Değirmeni’ndeki ambarların ise 2013 yılında ‘kültür varlığı’ olarak tescil edildiğini; ancak korumaya yetmediğini kaydeden Naciye Küçük, “Ambar sahipleri basit onarımları dahi yapamadığından ambarların yok oluşu hızlandı. Finike’nin Yazır Mahallesi’nde geçmişte sayısı 300 olan ancak bugün 150’ye düşen ambarların ve sivil mimari örneği olan köy evlerinin tespiti ve tescili yapılmalı. Bir Türkmen yerleşkesi olan Yazır Mahallesi tarihi, doğası ve insanı ile birlikte koruma altına alınmalıdır. Likya coğrafyasıyla kesişen bölgedeki ambarlar, geçmişin mimari kültüründen izler barındırıyor. Bölgedeki ambarların formu, geçmişin konut mimarisi ve kaya mezarlarında ya da lahitlerde görülen özgün formlardan izler taşımaktadır. Bu köklü geleneği yaşatmak, yok olmasının önüne geçmek, gelecek kuşaklara taşımak için yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının öncülük yapması gerekiyor” dedi.

Devam Et

Kültür Sanat

77. Venedik Film Festivali gün sayıyor

Haber Giriş:

on

İtalya’da bu yıl 77’ncisi düzenlenecek Uluslararası Venedik Film Festivali’nde gösterilecek filmler belli oldu.

Venedik’in Lido Yarımadası’nda her yıl geleneksel olarak eylül başında düzenlenen dünyanın en eski film festivalinin 77’ncisinin tanıtımı internet üzerinden gerçekleştirilen basın toplantısıyla yapıldı.

Festivalin büyük ödülü “Altın Aslan” için Azerbaycan-ABD orta yapımı Hilal Baydarov’un yönettiği “In Between Dying”, Emma Dante’nin “Le Sorelle Macaluso”, Mona Fastvold’un “The World To Come”, Michel Franco’nun “Nuevo Orden”, Nicole Garcia’nın “Amants”, Amos Gitai’nin “Laila in Haifa”, Julia von Heinz’ın “Und Morgen Die Ganze Welt”, Andrei Konchalovsky’nin “Dorogie Tovarischi”, Kiyoshi Kuroawa’nın “Spy No Tsuma”, Majid Majidi’nin “Khorshid”, Kornel Mundruczo’nun “Pieces of Woman”, Susanna Nicchiarelli’nin “Miss Marx”, Claudio Noce’nin “Padrenostro”, Gianfranco Rosi’nin “Notturno”, Malgorzata Szumowska ile Michal Englert’in “Sniegu Juz Nigdy Nie Bedzie”, Chaitanya Tamhane’nin “The Disciple”, Jasmila Zbanic’in “Quo vadis, Aida” ve Chloe Zhao’nun “Nomadland” filmi dahil 18 yapım yarışacak.

Altın Aslan ödülü için yarışma dalındaki filmleri değerlendirecek jürinin başkanlığını ise Avustralyalı aktris ve yapımcı Cate Blanchett üstlenecek.

Perdelerini 2 Eylül’de yarışma dışı kategoriden Daniele Luchetti’nin yönettiği “Lacci” filmiyle açacak olan festival, 12 Eylül’deki ödül töreniyle son bulacak.

Ayrıca festivalin yarışma dışı bölümünde de 17 ve “Ufuklar” kategorisinde ise 19 uzun metraj film sinemaseverlerle buluşacak.

Kovid-19 salgınıyla sarsılan İtalya’da her şeyin yolunda gitmesi durumunda Venedik Film Festivali, kısıtlı şartlarla da olsa ülkede fiziki olarak yapılacak ilk büyük etkinlik olacak.

Devam Et

Kültür Sanat

8. Boğaziçi Film Festivali 23 Ekim’de başlayacak

Haber Giriş:

on

Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenecek Boğaziçi Film Festivali 23-30 Ekim’de gerçekleştirilecek.

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ile düzenlenen festivalin ulusal uzun metraj, ulusal kısa kurmaca ve belgesel yarışmalarıyla festivalin film geliştirme platformu Bosphorus Film Lab’e başvurular başladı.

“Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”, “Ulusal Kısa Film Yarışması” ve “Bosphorus Film Lab” için “www.bogazicifilmfestivali.com” üzerinden yapılacak başvurular için son tarih ise 4 Eylül olarak belirlendi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Boğaziçi Film Festivali Artistik Direktörü Emrah Kılıç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bu sene birçok festivalin ertelendiğini ya da çevrim içi düzenlendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Boğaziçi Film Festivali’ni festival ruhuna uygun şekilde fiziksel olarak gerçekleştirmeyi arzu ediyor, ekim sonu itibariyle gerekli hijyen kurallarını sağlayıp, alınan tedbirleri uygulayarak sinema salonlarında film gösterebileceğimizi düşünüyoruz. Özellikle festivalin endüstri bölümü olan ‘Bosphorus Film Lab’ kapsamında online imkanları kullanırken aynı zamanda fiziksel olarak da etkinlikler gerçekleştirmek istiyoruz. Festivalde sanat ve sinema konuşmak, salonlarda film izlemek ve kendimizi daha iyi hissedebileceğimiz bir festival yapmak özellikle bu dönemde hepimiz için çok önemli.”

En İyi Ulusal Filme 100 bin TL ödül verilecek

8. Boğaziçi Film Festivali’nin “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”nın kazananı, 100 bin liralık “En İyi Ulusal Uzun Metraj Film Ödülü”nün sahibi olacak.

Yarışmada ayrıca “En İyi Yönetmen”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Sinematografi” ve “En İyi Kurgu” dallarında da ödüller dağıtılacak.

Kategori ödüllerinin yanı sıra ulusal yarışmada Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından ilk veya ikinci filminin tüm süreçlerini başarıyla yürüten yapımcıları ve bağımsız sinemayı desteklemek amacıyla 10 bin liralık “FİYAB En İyi Yapımcı Ödülü” verilecek.

Festivalin ilk yılından itibaren kısa filme olan desteği, “Ulusal Kısa Kurmaca Film” ve “Ulusal Kısa Belgesel Film” olmak üzere yarışmalı iki farklı kategoride devam edecek.

Kurmaca, animasyon ve deneysel türündeki filmlerin yarışacağı “Ulusal Kısa Film Yarışması”nda ve “Ulusal Kısa Belgesel Film Yarışması”nda en iyi filme 10’ar bin lira ödül verilecek. Festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda 25 bin liralık “Ahmet Uluçay Büyük Ödülü” için de aday olacak.

“Bosphorus Film Lab” ile yerli sinemaya destek devam ediyor

TRT’nin kurumsal iş ortaklığıyla düzenlenen ve Türkiye sinemasında filmlerin gelişmesine katkı sağlamak, genç yapımcı ve yönetmenlerin yeni filmler üretmesine maddi ve manevi destek oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen “Bosphorus Film Lab”e yapım ya da fikir aşamasındaki film projeleri katılabilecek.

“Pitching Platformu”nda yarışan bir proje “TRT Ortak Yapım Ödülü”nü alırken bir proje de “Postbıyık Renk Düzenleme Ödülü”nün sahibi olacak. “Work in Progress” kapsamında yer alan projeler de 25 bin liralık “Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü” ile “CGV Mars Dağıtım Ödülü” için sunumlarını gerçekleştirecek.

Devam Et

Trend