#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Kılıçdaroğlu: Daha büyük zamlar gelecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha çok zamların geleceğini belirterek, “Önümüzdeki süreçte daha büyük zamlar gelecek. Kaçınılmaz olarak gelecek. Üretici ve tüketici fiyatları arasında çok büyük bir açık var. Üretici enflasyonu çok yüksek. O tam henüz fiyatlara yansımadı” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iş insanlarıyla bir araya geldi. Daha çok zamların geleceğini, vatandaşların daha büyük sıkıntılarla karşılaşacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Sorun var mı? Evet var. Sorunlar büyüyor mu? Evet büyüyor. Hafifledi mi hiçbir sorun? Hafiflemedi. Daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Daha çok zamlar gelecek. Vatandaş daha büyük sıkıntılarla karşılaşacak mı? Evet, vatandaş açısından şu anda baharımızı yaşıyoruz. Kış gibi görünse de baharımızı yaşıyoruz. Önümüzdeki süreçte daha büyük zamlar gelecek. Kaçınılmaz olarak gelecek. Üretici ve tüketici fiyatları arasında çok büyük bir açık var. Üretici enflasyonu çok yüksek. O tam henüz fiyatlara yansımadı. İktisat kurumu da bilir ki bunlar bir süre sonra maliyetlere sonra da doğal olarak fiyatlara yansıyacak” diye konuştu.

‘İZLEMEMİZ GEREKEN 4 AYAKLI BİR STRATEJİ VAR’

İzlenmesi gereken stratejiler olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Şimdi izlememiz gereken bizim belirlediğimiz bir stratejimiz var. İzlememiz gereken 4 ayaklı bir strateji var. Bunlardan biri can ve mal güvenliğidir. Can ve mal güvenliği yoksa bir ülkede demokrasi gelişmemişse yani insanlar düşüncelerini özgürce ifade edemiyorsa, yani medya bağımsız değilse, yargı, savcılar bağımsız değilse, insanlar can ve mal güvenlikleri dolayısıyla endişe ediyorlarsa o ülke büyümez arkadaşlar. Dünyada böyle bir ülke yoktur. Yapılması gereken önce demokratik standartlarımızı Avrupa Birliği standartlarına çıkartmaktır. İster Avrupa Birliği, ister Kanada hangi ülkeyi alırsanız demokrasi gelişmiş bir ülke hızla büyür ve kalkınır. Yapmamız gereken birinci ayak budur. Bunu yaptığınızda göreceksiniz ki hızla büyüyeceğiz.”

‘KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜN ÜRETEBİLİYORSANIZ DÜNYADA SÖZ SAHİBİ OLABİLİRSİNİZ’

Dünyanın hızla büyüdüğünü, sanayinin de bu gelişime ayak uydurması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Üretim yapacağız üretim dediğimiz kavrama yaşam kazandıracağız. Üreten Türkiye demek sadece fabrikada üretmek anlamına gelmiyor. Üreten Türkiye hayatın her alanında üretmek demektir. Sanayi, hizmetler alanında her alanda nitelikli ürünler üretmektir. Sanayici açısından söyleyeyim siz katma değeri yüksek ürün üretebiliyorsanız dünyada söz sahibi olabilirsiniz. Katma değeri yüksek ürünler üretemiyorsanız siz sadece makine halısı üretirsiniz makinelerin yedek parçalarını üretirsiniz ama dünyada söz sahibi olamazsınız. Dünya hızla büyüyor hızla gelişiyor. Bu gelişime sanayinin ayak uydurması lazım. Onun için sağlıklı bir strateji üzerine inşa edilmesi lazım.”

‘DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VARSA ÜNİVERSİTELER BİLGİ ÜRETİR’

En temel koşulun üniversitelerin bilgi üretmesi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Şu soru aklınıza gelebilir, iyi de katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceğiz? Bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmezse o ülkenin sanayicisi katma değeri yüksek ürün üretemez. Demek ki en temel koşul üniversitelerin bilgi üretmesidir. Üniversiteler bilgiyi hangi ortamda üretir? Düşünce özgürlüğü ortamında. Dolayısıyla düşünce özgürlüğü varsa üniversiteler bilgi üretir, üretilen bilgiyi sanayici elle tutulan metaya dönüştürür ve bunun ihracatını, ithalatını her neyse bunların tümünü yapabilir. Bizim üniversitelerimize baktığımızda, bizim üniversitelerimiz gerçekten bilgi üreten konumda mı? Bunu da bütün sanayicilerin sorgulaması lazım. İş dünyasının sorgulaması lazım. Sadece şunu söyleyin, İran üniversitelerinin ürettiği bilgi, Türk üniversitelerini 2-3 yıldır geçiyor. Neden? Eğer siz düşünce özgürlüğünü, her türlü bilginin, her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı bir üniversiteyi yok ederseniz bilim insanları Türkiye’de değil, düşünce özgürlüğünün olduğu ülkelere giderler” diye konuştu.

‘SOSYAL DEVLETİ İNŞA EDEMEZSENİZ ÜLKEDEKİ HUZURU YAKALAYAMAZSINIZ’

Kılıçdaroğlu, güçlü bir sosyal devletin inşa edilememesi durumunda ülkede huzurun yakalanamayacağını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün genç kuşaklar geleceklerini Türkiye’de değil, yabancı ülkelerde arıyorlarsa o zaman hepimizin oturup düşünmesi lazım. Bizim evlatlarımız neden yurt dışını tercih ediyor da kendi topraklarında babalarının, atalarının, dedelerinin olduğu toprakları tercih etmiyor? Üçüncü stratejinin üçüncü ayağı varlıklı da olabiliriz. Bilgi de üretebiliriz ama hakça bölüşüm, sosyal devlet dediğimiz bir kavram var. Güçlü bir sosyal devleti inşa edemezseniz ülkedeki huzuru yakalayamazsınız. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar demek ki herkesin karnının doyabildiği bir sosyal devleti inşa etmek zorundasınız. Vatandaştan vergi alıyorsunuz. Sanayiciden, tüccardan, esnaftan, herkesten vergi alıyorsunuz. Onu sağlıklı ve tutarlı bir planlamayla hayata geçiriyorsunuz, daha hızlı büyümek için öncellikleri iyi belirliyorsunuz.”

‘NASIL OLUR DA PLANLAMA KAPATILIR’

Planlamadan üretim yapılamayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatıldığından acaba kaçımızın haberi var? İş dünyasının saygın insanlarısınız ama planlama yapmadan üretim yapamazsınız, planlama yapmadan bankadan kredi aldınız, ne zaman nasıl ödeyeceksiniz, işçi ücretleri var bunların tamamı planlamayla olur. Evde bile planlama olur. Her hanede planlama olur, nasıl olur da koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde planlama olmaz ve nasıl olur da planlama kapatılır. Kapatıldı ve kimsenin itiraz ettiği yok. Zaten sorunumuz o. Neden kapatıldı Devlet Planlama Teşkilatı? En nitelikli beyinlerin gitti, en nitelikli insanların çalıştığı ve geleceğimizi planlayan, kaynaklarımızın en sağlıklı nerelere harcanması gerektiğini söyleyen beyinler nereye gitti? Tamamı yok edildi. Demek ki bizim güçlü bir sosyal devlete ihtiyacı var.”

‘SÜRDÜREBİLİRLİĞİN ANAHTARI LİYAKATTİR’

Sürdürebilirliğin anahtarının liyakat olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ve dördüncüsü sürdürülebilirlik. Dünya hızla gelişiyor, dünya hızla büyüyor ve dolayısıyla biz o değişen dünyaya ayak uydurmak zorundayız. Demokrasi kavramı değişiyor. Üretim kavramı değişiyor, eskiden salt demokrasi derdik şimdi katılımcı demokrasiden söz etmeye başladık. Daha güçlü bir demokrasi. Aldığımız temel kararları halka sormak, halktan aldığımız yetkilerle o kararları hayata geçirebilmek gibi çalışmalar yapıyoruz ya da yapmalıyız. Böyle olması lazım sürdürülebilirliğin anahtarı da liyakattir. Devlette liyakattir. Nitelikli insanların devlette çalışmasıdır ve devletin sürekli kendisini değişen dünyaya uygun olarak liyakatli insanlar aracılığıyla yenilemesidir. Bu olduğu takdirde Türkiye süratle büyür.”

Bursa

Bursa’da otomotiv devi üretime 15 gün ara veriyor

Haber Giriş:

on

Otomotiv sektöründe küresel bazda yaşanan ve birçok markayı zora sokan çip krizi Renault’u etkiledi.

Oyak Renault, çip krizi nedeniyle Bursa’daki fabrikasının 24 Ocak Pazartesi gününden itibaren üretime 15 gün ara vereceğini açıkladı.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre fabrikanın mekanik bölümlerinin hizmet vermeye devam edeceğini, otomobil üretimin ise tamamen duracağını iletti.

Şirketin insan kaynakları söz konusu durumu 21 Ocak Cuma günü öğleden sonra çalışanlara bir e-posta ile bildirdi.

Oyak Renault, daha önce de yine çip tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle 18 Ekim ile 4 Kasım arasında ve 16 Haziran-26 Temmuz arasında üretime ara vermişti.

Devam Et

Gündem

Seçmen parmak boyası uygulamasını istiyor

Haber Giriş:

on

MetroPOLL Araştırma’nın yayınladığı yeni araştırma sonuçlarına göre, seçimlerde oy güvenliğini sağlamak için parmak boyası kullanılmasını isteyen vatandaşların oranı 75.3 iken parmak boyasını istemeyen vatandaşların orası ise 20.3 olarak açıklandı.

MetroPOLL Araştırma’nın Kurucusu ve Yöneticisi Ozer Sencar sosyal medya hesabından yapılan yeni anket sonuçlarını yayınladı.

Vatandaşa ”Seçimlerde birden fazla oy kullanılmasını engellemek için parmak boyası kullanılsın mı?” sorusu yöneltilip alınan cevaplar parti seçmenlerine göre ayrıldı.

DÖRTTE ÜÇÜ BARMAK BOYASI İSTİYOR

Araştırma sonucuna göre yüzde 75’lik çoğunluk seçimlerde birden fazla oy kullanmayı engellemek için parmak boyasının kullanılmasını desteklemektedir.

”Hayır kullanılmamalı” diyenlerin oranı yüzde 20.3 olurken, ”Fikrim yok” seçeneği yüzde 4.4’lük bir orana sahip oldu.

PARTİLERE GÖRE DAĞILIMI

  • Vatandaşa yöneltilen ”Bu Pazar bir Milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu üzerinden yapılan değerlendirmeye göre;
  • AK Parti seçmeninin yüzde 66,1’i ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 30,4’ü ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 3,5’lik kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.
  • CHP seçmeninin yüzde 79,2’lik kısmı ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 15,5’i ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 5,3’lük kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.
  • İYİ Parti seçmeninin yüzde 87,6’sı ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 11,2’si ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 1,2’lik kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.
  • HDP seçmeninin yüzde 78,9’u ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 16,3’ü ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 4,8’lik kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.
  • MHP seçmeninin yüzde 62,2’si ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 35,1’i ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 2,7’lik kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.
  • DEVA seçmeninin yüzde 87,5’i ‘Evet kullanılmalı’ derken yüzde 9,4’ü ‘Hayır kullanılmamalı’ yanıtını verdi. Yüzde 3,1’lik kısım ise ‘Fikrim yok’ dedi.

Devam Et

Dünya

DSÖ açıkladı! Yüzde 20 düştü

Haber Giriş:

on

Dünya Sağlık Örgütü, Afrika’da Omicron varyantıyla başlayan ve yaklaşık 3 aydır devam dördüncü dalgada ilk defa haftalık Kovid-19 vaka sayısının yüzde 20 oranında düşüş gösterdiğini açıkladı. DSÖ dün yaptığı açıklamasında virüse bağlı ölümlerin ise azaldığını duyurdu.

DSÖ, Kasım 2021 ayında Afrika’da başlayan Omicron varyantına bağlı dördüncü dalgada, ilk defa haftalık Kovid-19 vaka sayılarının yüzde 20 oranında düştüğünü açıkladı. Yaklaşık 3 aylık bir sürede vaka sayılarının yükselmesi, zirve yapması ve düşüşünü ‘benzersiz’ olarak tanımlayan DSÖ virüse bağlı ölümlerde ise yüzde 8’lik bir azalma gözlemlendi. Afrika kıtasının büyük bölümünde vakaların inişe geçmesine rağmen Kuzey Afrika bölgesinde vakalarda yüzde 55 artış olduğu ifade edildi.

DSÖ’nün Afrika Bölge Direktörü Dr. Matshidiso Moeti’ye göre, bu son dalganın hızlanması, zirvesi ve düşüşü “Benzersiz” ancak etkisi, daha az ölüm ve daha düşük hastaneye yatış ile ‘orta düzeyde’ oldu. Afrika kıtasında virüs tedavisi kortikosteroidler ve tıbbi oksijenle yapılıyor ancak tıbbi oksijen azlığı en büyük sorunlardan biri olarak görüldüğü belirtildi.

Devam Et

Trend