#

Giriş:

Son Güncelleme:

Chp

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a çağrı: Sözleşmeyi iptal et 50 milyon doları ben sana bulacağım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 50 milyon dolar için Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nı Katarlılara verdiğini söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “O sözleşmeyi iptal et 50 milyon doları ben sana bulacağım, tüm Türkiye şahit olsun” dedi.

Ankara’nın Keçiören ilçesinde konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, yerel seçim sürecindeki sert söylemleri, “Sanki savaşa gidiyoruz. Altı üstü yerel seçime gidiyoruz. Neredeyse birbirimizi gırtlaklayacağız” sözleriyle eleştirdi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

— İşsizlik almış başını gidiyor. Her evde bir işsiz var. Son bir yılda işine son verilen kişi sayısı 1 milyon 11 bin kişi. 1 milyon 11 bin eve yemek girmiyor, tence kaynamıyor. Saray’dakiler bunun farkında mı? Bu acının farkında mı?

— Getirmişler gündeme; Türkiye’nin beka sorunu var. 10-15 yıl önce Türkiye’nin beka sorunu yoktu. Kim getirdi bu beka sorununu gündeme. İyi yönetemediniz ülkeyi. Beka sorunu varsa sebebi iktidardakilerdir.

— Sabah akşam bize saldırıyorlar. Sanki savaşa gidiyoruz. Altı üstü yerel seçime gidiyoruz. Neredeyse birbirimizi gırtlaklayacağız. Hepimiz gideceğiz bütün bunların sebebi olan siyasi iktidara dersini vereceğiz.

‘SİLAH FABRİKASINI SATANA OY VERENE MİLLİYETÇİ DENMEZ’

– Şimdi sıra geldi Sakarya’daki silah fabrikasını satmaya. Benim imzam değil onun imzası var. ‘Kılıçdaroğlu ispat ederse cumhurbaşkanlığını bırakırım’ diyor. Bir devletin silah fabrikalarını yabancı orduya satıyorsan bu milletin namusunu satıyorsun demektir. Ülkücü kardeşlerime sesleniyorum. Silah fabrikasını yabancı orduya peşkeş çekene milliyetçi denmez. Bunlara oy verene de milliyetçi denmez.

— Fabrikayı 50 milyon dolar para bulamadı diye Katar ordusuna verdiğini söylüyor. Erdoğan’a çağrı yapıyorum. Sözleşmeyi iptal et 50 milyon doları ben sana bulacağım. Bütün Türkiye şahit olsun. Tank palet fabrikasını satarken askerlerin görüşünü aldın mı? Orada subaylar var. Fabrika satıldığında askerlerimiz Katar ordusunun emrinde mi çalışacak? İster Erdoğan cevap versin, ister sözcüsü Bahçeli.

‘BAY KEMAL OLMAK KOLAY DEĞİL’

– Milliyetçi olmak için Ankara’da seymen olmak gerekir. İthal adayla belediye mi yönetilir? Bir tane belediye başkan adayı bulamadınız mı? Kayseri’den geliyor. Bütün bunları Ankaralıların düşünmesi lazım. Eğer bu ülkede beraber yaşayacaksak, dostça yaşayacaksak alın teriyle, gönül rahatlığıyla oyumuzu kullanacağız.

— Fabrika için 50 milyon dolar bulamıyosun da Suriyeliler için 35 milyon dolar buldun. Ben böyle konuştuğum için Erdoğan çok rahatsız. Bay Kemal konuşuyor diyor. Bay Kemal olmak kolay değil. Bay Kemal olmak için dürüst olmak lazım. Oğlunu bedelli askere göndermemek lazım. Bay Kemal olmak için kul hakkı yememek, komşusu açken tok yatan bizden değildir kültürüne sahip olmak lazım.

— Sana verilen bedava uçak yüzünden devletin fabrikası mı satılır? Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihine hakarettir.

Haberin Devamı

Chp

CHP’li İlgezdi: “Sanatçılara pandemi başından itibaren 7 aydır hiçbir destek verilmedi”

Haber Giriş:

on

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, İstanbul’da Valilik tarafından yasaklanan açık alan konser, tiyatro, gösteri, festival ve benzeri etkinliklerin yoğun tepki nedeniyle serbest bırakılmasının yeterli olmadığını belirterek “Sanatçılara pandemi başından itibaren 7 aydır hiçbir destek verilmedi. Yasaklanan tiyatro, opera ve bale yasağı kalktı ama konser yasağı sürüyor.” ifadesini kullandı.

İlgezdi, yazılı açıklamasında, Kültür ve Turizm Bakanlığının pandeminin başından beri sanatçılara “sırt çevirdiğini” öne sürerek, 7 aydır çok zor durumda olan, çalışma şansları ortadan kalkan sanatçıların Valiliğin yasak kararı ile açlığa mahkum edildiğini savundu.

Şimdi sanatçıların bir kısmının işlerini yapabileceğini ama müzisyenlerin yine çalışamayacağını aktaran İlgezdi, açık alandaki konser, tiyatro ve benzeri organizasyonların Sağlık Bakanlığının belirlediği kurallar çerçevesinde mesafeli bir şekilde alınan önlemlerle başladığını hatırlattı. İlgezdi, konserlerin de serbest bırakılması gerektiğini ifade ederek, “Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini yapmıyor. Zaten mağdur olan sanatçıları daha da mağdur eden uygulamalar ile ilgili kör, sağır dilsizi oynuyor. Bakanlığın isminden Kültür’ü çıkarın da tam olsun.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eldeki kaynakla kültür sanat camiası rahat bir nefes alabilir”

CHP’nin sadece sorunu değil çözümü de ortaya koyduğunu aktaran İlgezdi, şunları kaydetti:

“Sürecin en büyük mağduru sanatçılar ve kültür sanat emekçileri için Bakanlığın bünyesinde bulunan ve 2017 yılı itibarıyla 320 milyon lirayı bulan kopyalama harcında para kullanılsın dedik. Bakanlık hala bu konuda da bir açıklama yapmadı. Yeni kaynağa gerek yok. Eldeki kaynak ile kültür sanat camiası rahat bir nefes alabilir.”

Geçen hafta mekanlarda canlı müzik yayınının 24.00’ten sonra yasaklandığını, bu hafta açık alan etkinliklerine yasak geldiğini belirten İlgezdi, “Yasak kısmen çözüldü ama konser yasağı müzisyenleri etkiledi. Yasaklayanlar çözüm bulmadığı için mağduriyet artarak devam ediyor. Müzisyenler nasıl geçinecek? AVM’leri, kafeleri uzun süre önce açmakta sakınca görmeyenler, Bakanlığın talimatlarına göre açık havada maske-mesafe-hijyen kurallarına uyulan konserleri neden yasaklar?” ifadesini kullandı.

İlgezdi, konser yasağı kararının geri alınmasını talep etti.

Devam Et

Chp

CHP Genel Merkezi personeli için evden çalışma kararı

Haber Giriş:

on

CHP, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla genel merkez personelinin pazartesi gününden itibaren evlerinden çalışmalarının uygun görüldüğünü bildirdi.

CHP’den yapılan açıklamada, son dönemde vakaların katlanarak arttığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Her gün açıklanan tablonun gerçeği yansıtmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Sürecin başından beri alınması gereken önlemlerle ilgili kapsamlı öneriler getirmemize ve sürekli uyarılarımıza rağmen iktidarın halk sağlığının korunması için gereken önlemleri almadığı da ortadadır. Artan vakalar ve tedbirsizlik hali göz önüne alınarak CHP Genel Merkezi personelinin 14 Eylül 2020 Pazartesi gününden itibaren evlerinden çalışmaları uygun görülmüştür. Normal çalışma düzenine geçiş tarihi, salgının ülkemizdeki seyrine göre belirlenecektir.”

Devam Et

Bursa

Sarıbal: Cumhuriyetin Birikimleri Yağmalandı

Haber Giriş:

on

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal;

AKP hükümeti iktidardaki 18. yılını tamamlamak üzere. Bu süreçte ülkemiz hukuk, adalet, ekonomi, tarım, eğitim, sosyal devlet alanlarında geriye gitti.

2000’li yılların başında yaşanan krizin ardından iktidara gelen AKP tarıma yönelik özelleştirme saldırısının da ivme kazandığı bir dönemi yaşattı.

AKP’nin uyguladığı vahşi neoliberal program çerçevesinde tarımı destekleyen, girdi ve teknoloji sağlayan kurumlar özelleştirilmiş, tasfiye edilmiş, tarım birlikleri zayıflatılmış, işlevsizleştirilmiş oldu.

Cumhuriyetimizin birikimleri ve kurumları AKP döneminde, özelleştirme adı altında, yağmalanıp talan edildi.

Cumhuriyetin sanayisi, ticareti, ulaşımı, limanları, petrol tesisleri, kentleri, turizmi, tersaneleri ve bankaları yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına satışa çıkarılarak peşkeş çekildi. Yetmedi Varlık Fonu icat edildi miktarı saklı milyonlarca lira vatandaşın cebinden Saray’ın saltanatı için aktarıldı.
Kamunun Cumhuriyet tarihi boyunca kurduğu ve biriktirdiği her şeyi haraç mezat satan AKP ve Tek Adam Keyfi Yönetiminin sahipleri, sıkıştıkları her anda CHP’yi eleştiriyorlar. Yarattıkları yıkımın sebebi olarak Mustafa Kemal Atatürk dâhil ülkenin kurucularını ve Kurucu Partisini suçlamayı alışkanlık haline getirmişler. İftiralarla din istismarı yapıyor, toplumun değerleri üzerinden algı yaratıp o değerlere de en büyük ihaneti kendileri yapıyorlar.

Cumhuriyetin kuruluş yılları, Osmanlı’dan kalan enkazın, harabeye dönmüş yoksul bir ülkenin yeniden yapılandırılması dönemidir. Bu dönemde, kısacık bir süre içinde tüm ülke demir yolları ağıyla kuşatılmış, Köy Enstitüleri kurularak, en ücra köyün çocuklarına nitelikli eğitim olanakları sağlanmış, sanat ve bilim insanları yetiştirilmiştir.

Tarım ağırlıklı üretim ile savaş sonrasında bile kendine yeter haldeki ülkeden bugün ithalata bağımlı hale getirildi.

Cumhuriyetin kurulması ile beraber üretimin daha çok insan ve hayvan gücüne dayandığı, kalkınma hamlelerinin arttırıldığı bu dönemde ulusal bankaların sayısı ve payı arttırılmıştır. Bugün ise AKP, uyguladığı siyasi ve ekonomik politikalarla 12 Eylül darbesinin ürünü ve mirasçısı olduğunu ortaya koymuştur.

AKP 12 Eylül’ün Devamıdır

AKP, 12 Eylül’ü doğuran sağ iktidarlar ve 12 Eylül darbe yönetimi gibi IMF, Dünya Bankası patentli emek karşıtı neoliberal politikaların yılmaz savunucusu ve uygulayıcısı olan bir partidir.

AKP dönemindeki özelleştirmelerin 70 milyar dolara yakın bir getirisi olduğunu görüyoruz. Türk Telekom, Telsim, Erdemir, PETKİM, SEKA, TÜPRAŞ, Türk Havayollarının kamu hisselerinin %51’i, 6 şeker fabrikası, 25 bölgenin elektrik dağıtım şirketi, 31 akarsu santrali, Et ve Balık Kurumu, ETİ bakır ve gümüş işletmeleri, Bursagaz, Finansbank, Tekfenbank, Denizbank, Şekerbank, Sümerbank, TEKEL, Sevda Tepesi, İzmir Limanı, Mersin Limanı, Bandırma Limanı, Samsun Limanı, Yarımca Limanı, Kuşadası Limanı ve İskenderun Limanı elden çıkarılmıştır.

AKP Genel Başkanı, sömürü ve rant düzenin tek adamı ne diyor; “Biz siyasette, ekonomide, savunmada, enerjide ve daha bir çok alanda geçmişte yapılan hataların bedelini ödemek zorunda kaldık. Özellikle tek parti CHP’sinin dış politikada bıraktığı kötü mirasın 83 milyon olarak halen çekiyoruz.” Bu sözlerle CHP’yi suçlayan AKP Genel Başkanı, CHP’nin bu ülke için ürettiği tüm ekonomik, politik, toplumsal ve demokratik değerleri AKP iktidarının rant piyasalarına, yandaş sermayedarlara, üretim döngüsü olmayan bir inşaat sektörüne adeta dağıttığını, peşkeş çektiğini görmezden gelmektedir.

Salt rant uğruna kontrolsüzce ve bilimi yok sayan keyfi ihalelerle JES’lere, HES’lere kurban edilen doğanın yarattığı afetlerden bile vatandaşı suçlu çıkaracak kadar pişkindir.

Üretimi bitirmiş, tüketimi ise zengini daha da zengin etmek üzere tasarlamıştır.

AKP’nin tarım politikaları küçük aile işletmelerini değil tarım şirketlerini koruyor.

Günümüzde girdi sağlamadan üretime, işleme ve pazarlamaya kadar tüm süreç çok uluslu şirketler veya onların taşeronları tarafından kontrol edilmektedir.

Yabancı sermayeli şirketler sözleşmeli üretim aracılığıyla tarım ve gıdayı doğrudan denetim altına almışlardır.

AKP döneminde küçük üreticilik yok olurken yerini büyük ölçekli işletmelere ve tarım şirketlerine dayalı bir yapı almıştır.

Tarım gıda sistemi giderek uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmekte, ülkenin gıda egemenliği ulus ötesi şirketlerin güdümüne girmiştir.

AKP iktidarında köylerin tüzel kişilikleri yok edilerek mahalleye dönüştürülmüş, köyler, otlak ve meralar piyasaya açılmıştır.

Ülke Tarımı Yıkıma Uğradı

Tarım toprakları betona teslim edilmiş, yağmalanmıştır.

Çiftçilerin kullandığı gübre, mazot, yem gibi temel girdilerin fiyatlarındaki artışlar, ürün fiyatlarındaki artışların çok üstünde gerçekleşmiştir.

Uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle tarım giderek, çiftçinin geçimini sağlayacak ekonomik faaliyet olmaktan çıktığı için çiftçi tarımdan kopmuş, köyler, tarlalar, meralar boş bırakılmıştır.

AKP’nin IMF ve Dünya Bankası programları çerçevesinde uyguladığı politikalarla tarımda istihdam azalmış, ekilen, dikilen tarım alanlarında gerileme olmuştur. Tarımda işçileşme, topraksızlaşma, mülksüzleşme süreçleriyle birlikte işletmeler ufalanmış ve belli ellerde yoğunlaştırılmıştır.

Devam Et

Trend