#

Giriş:

Son Güncelleme:

Siyaset

Kılıdaroğlu ve Davutoğlu ziyaretinde ne konuşuldu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na ‘hayırlı olsun’ ziyareti gerçekleştirdi.

Ziyaret sonrası genel başkanlar kameralar karşısına geçerek açıklamalarda bulundu.

İlk açıklamayı yapan Kılıçdaroğlu, CHP’deki Atatürk polemiği ile ilgili konuşarak “Dün bu konuda basın toplantısı yapan genel başkan yardımcımız gerekli açıklamayı yaptı. Benim merak ettiğim nokta; Türkiye’de milyonlarca insan çöp konteynırlarından geçinirken özellikle belli bir medya grubunun bu konuyu öne çıkarmasını anlamış değilim. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin ortak değeridir,” dedi.

Kılıçdaroğlu, ittifak konusunun görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine ise “Bu ziyaret tümüyle bir hayırlı olsun ziyaretiydi, ittifak konusu gündeme gelmedi,” sözleriyle yanıt verdi.

Davutoğlu da ittifak sorusuna benzer bir yanıt vererek “İttifak meselesi bugün gündemimizde hiç olmadı,” dedi.

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Size ve arkadaşlarınıza yürekten teşekkür ediyoruz. Aydınlık bir genel merkeziniz var, hayırlı uğurlu olsun. Siyasette ilk adımları atan, gelenek oluşturmaya çalışan Gelecek Partisi yöneticilerini yürekten kutluyoruz. Türkiye’nin sorunlarını, ekonomiyi, demokrasi hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Özellikle demokrasi konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunmamız ve ortak söylem oluşturmamız çok önemliydi. Biz Türkiye’de herkesin düşüncesini ifade edebileceği bir Türkiye özlemini dile getirdik. Önümüzdeki süreç içerisinde belki önemli sorunlar olduğunda da görüşebileceğimizi ifade ettik.”

DAVUTOĞLU: VERİMLİ BİR GÖRÜŞME OLDU

Ardından konuşan Ahmet Davutoğlu ise konuşmasına Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederek başladı.

Davutoğlu, “Bölgemizde büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemde hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu husus siyasi liderler olarak sık sık bir araya gelmek, görüş alışverişinde bulunmaktır. Ancak maalesef son dönemde öyle bir siyasi atmosfer hakim ki sanki siyasilerin sohbet etmesi, müzakare etmesi bazen de medenice tartışması olağanüstü bir durummuş gibi kutuplaştırıcı bir dil hakim oluyor. Böyle dönemlerde zihinlerdeki dogmatik kalıpları kırmak gerekir. Biz partimizi kurarken de yaptığımız çağrı hepimizin en önemli sorumluluğunun bütün vatandaşlarımızı kucaklayacak bir siyasi iklimin oluşması idi. Sayın genel başkanın ziyareti güzel bir başlangıçtır. Biz kendisiyle başbakanlık dönemim boyunca da medenice siyasi rekabette de bulunduk bazen eleştirilerde bulunduk ama bunları hep siyasi nezaket içinde yapageldik. Bütün siyasi liderlerin ne kadar sık görüşürlerse o kadar mesafe alınacağı kanaatindeyiz. Çok zorlu süreçlerden geçiyoruz. Bizim şimdi yapmamız gereken sık ziyaretlerle demokratik bilince uygun bir şekilde bir siyasi çizgi takip etmektir,” dedi.

Davutoğlu şöyle devam etti:

“Sayın genel başkanla çok verimli bir görüşmemiz oldu. CHP en eski partidir, geleneği oturmuş bir partidir. Biz Gelecek Parti olarak da bütün toplumu kuşatıcı yeni bir siyasi çizgi oluşturmaya çalışıyoruz. Tekrar ziyaretleri dolayısıyla teşekkür ediyorum. Bundan sonra da ülkemizin şartlarının gerektirdiği her anda istişarelere devam etme kararlılığı içerisindeyiz. Bu istişareleri iktidar partileriyle de muhalefet partileri ile de yapmak konusunda açık bir çağrıda bulunduk. Tekrar çok teşekkür ediyorum.”

“İttifak kavramı Türkiye’de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra girdi. Ve kutuplaştırıcı bir siyasetin aracı olarak da kullanıldı kimi zaman. Cumhur İttifakı oluşurken de başka bir ittifak oluşmayacağı varsayımı üzerine bir siyaset inşa edilmişti. Türk siyaseti kendi doğası içinde kendi çizgisini oluşturur. Genel başkanın dediği gibi hemen bir ittifak çerçevesine oturtma çabasına karşılık hepimizin bu görüşmeleri normalleştirmemiz lazım. Siyasi liderlerin görüşmeleri normal olan şeydir, anormal olan ve ani kararlar beklentisi içinde olunması gereken şeyler değildir. Biz de iade-i ziyarette bulunacağız.”

İSTİKŞAFİ YANITI

Soru-cevap bölümünde AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın görüşme için “Yarım kalan istikşafi görüşmeler yeniden başlıyor” sözleri liderlere soruldu.

Kılıçdaroğlu “Bülent Turan’ı muhatap almak istemem. Az önce düşüncelerimizi aktardık,” derken Ahmet Davutoğlu şöyle konuştu:

“Ben de muhatap olarak almam doğru ama eğer burada bu açıklamayı sayın Cumhurbaşkanına danışarak yapmışsa cevap vermek gerekir. Yapmamışsa da sayın Cumhurbaşkanının kendisine sorması gerekir.

Hayatta hiçbir şeyi gizli saklı yapmadım. O gün CHP ile yürüttüğümüz görüşmeler sayın Cumhurbaşkanının beni hükümet kurmasıyla görevlendirmesiyle olmuştur. Ve her aşamasında da cumhurbaşkanının bilgisi dahilindedir. O görüşmelerde AK Parti kanadının heyet başkanlığını sayın Ömer Çelik yapmıştır ve heyet içindeki 5-6 daimi üyenin 4’ü de şu an AK Parti milletvekilidir. Siyasi partiler için vahim tablo, kendi hafızasını kaybetmektir. Devletler hafızalarını kaybettiklerinde devlet olma niteliğini kaybederler. O gün yürütülen görüşmeler Türk siyaseti içinde olması gereken yapılması gereken nezaket içinde yürütülmüştür. Bu açıklamanın sayın Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığı varsayımı üzerine ve doğruda sayın Erdoğan’a hitaben söylüyorum: Eğer sizin bilginiz dahilinde yapıldıysa grup başkanvekilinize söyleyin, o görüşmeler sizin verdiğiniz bir görevin yerine getirilmesi için yapıldı. O gün o görüşmeleri yürüten size her adımda bilgi vermesini söylediğim heyet başkanı da sizin sözcünüz. Dolayısıyla bu tür spekülasyonlar üzerinden bir şey mahkum etmeye çalışmak bunlar hafıza kaybı, AK Parti kendi hafızasını kaybetmenin sancılarını yaşıyor şu anda.”

DOĞU AKDENİZ GERİLİMİ

Görüşme sonrası iki genel başkana Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve dış politika konuları da soruldu. Liderlerin yanıtları şöyle:

Kılıçdaroğlu: Dış politikada Türkiye yalnızlaştı. Türkiye bir dönem kendi bölgesinin istikrarını savunan ve bu bölgede istikrarın teme aktörü olarak görülen Türkiye artık böyle görülmüyor. Oruç Reis gemisi neden çekildi? Bakım varmış Bu ülkenin Dışişleri Bakanı 90 gün orada görev yapacak demedi mi? Dedi, Ama geri çekilmedi mi? Çekildi. Kimin emri üzerine çekildi? Bu ülkede kim Dışişleri Bakanı? Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’nin dış politikasının belirlenmesinde tümüyle devre dışı bırakıldığını bilmiyor muyuz! Herkes konuşuyor tek konuşmayan Dışişleri Bakanlığı. Türkiye en haklı davasında yalnız kaldı.

Yunanistan neden sevinçli, Oruç Reis onların isteği üzerine çekildi de onun için. İlk adımı attınız diyorlar, ondan sonra masaya oturacağız diyorlar. Hangi kahramanlık Allah aşkına? Türkiye kendi çıkarlarını, Kıbrıs’ın çıkarlarını, Doğu Akdeniz’in çıkarlarını savunmak zorundadır.

Davutoğlu: Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ve Libya’daki politikası doğrudur. Biz Gelecek Partisi olarak destek ilan ettik. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de vazgeçilmez çıkarları vardır. Ama şunu söylemek gerekir, Türkiye’nin politikası ne kadar haklıysa yürütülen diplomasi de o kadar yanlıştır.

 

Chp

CHP’li Öztrak: Türkiye’de 800 milyon dolar rüşvet dağıtıldı

Haber Giriş:

on

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, ülkeler arasındaki kara para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na (FinCEN) ait belgelere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bu belgelerde tanıdık isimler olduğunu söyleyen Öztrak, “O da Reza Zarrab. Aynı gün Reza Zarrab’ın kuryesinin röportajı da kamuoyuna servis edildi. Bu kuryenin verdiği bilgilere göre Reza Zarrab, İran’ın Türkiye hattında 20 milyar dolarlık bir para ticaretine aracılık etmiş. Bu para ticaretinde 800 milyon dolar Türkiye’de rüşvet olarak dağıtılmış. Röportajda; Yüce Divan’da aklanmayan, aklanması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Ak Parti çoğunluğu tarafından engellenen bakanların hepsinin ismi geçiyor” dedi.

Koronavirüsüne karşı mücadelesini kazanan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısının ardından basın açıklaması yaptı. Öztrak ülkeler arasındaki kara para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na (FinCEN) ait belgelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

800 MİLYON DOLAR RÜŞVET

Dün gece ortaya çıkan belgeleri ‘skandal’ olarak nitelendiren Öztrak şöyle konuştu:

“Bazı bağımsız, özgür basın kuruluşları Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı belgelerinden yola çıkarak dünya üzerinde yasadışı para hareketlerini ve uluslararası bankaların kara para aklamadaki rolünü ifşa ettiler. Bu belgelerde tanıdık bir isim var. O da Reza Zarrab. Aynı gün Reza Zarrab’ın kuryesinin röportajı da kamuoyuna servis edildi. Bu kuryenin verdiği bilgilere göre Reza Zarrab, İran’ın Türkiye hattında 20 milyar dolarlık bir para ticaretine aracılık etmiş. Bu para ticaretinde 800 milyon dolar Türkiye’de rüşvet olarak dağıtılmış. Bunlar kuryenin iddiaları.”

HEPSİNİN İSMİ GEÇİYOR

“Röportajda; Yüce Divan’da aklanmayan, aklanması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Ak Parti çoğunluğu tarafından engellenen bakanların hepsinin ismi geçiyor” diyen Öztrak, “Böyle bir mülakatı Türkiye’de kaç basın kuruluşu yapabilir. Bu mülakatı bıraktık, bakalım kaç gazete veya medya kuruluşu yayınlanmış olan bu iddiaları haber yapabilir” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN İTİBARI…

Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Maalesef bu mesele uluslararası arenada Türkiye’nin yumuşak karnı olmaya devam edecek. Anlaşılan Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinde de bu mesele kullanılacaktır. Trump’ın Halkbank meselesi için kişisel nüfuzunu kullanması, yargı süreçlerine müdahalesi, bunu sağlamak için damatlar arasındaki arka kapı diplomasisi iddiaları Amerika Birleşik Devletleri seçiminde ve kongrede sürekli dile gelecek, Türkiye’nin itibarı ABD seçimlerine yine malzeme olacaktır.”

BAKARA MAKARA DİYENLER…

Bugüne kadar hiçbir yönetimin Türkiye’yi bu duruma getirmediğini belirten Öztrak sözlerini şöyle bitirdi:

“Rüşvet iddialarına konu olan bakanlar Yüce Divan’da yargılansaydı bunları yaşamazdık. Bakanlar suçluysa cezasını çekerdi, suçsuzsa aklanıp, milletin huzuruna alınlarının akıyla çıkarlardı. Bunlar yapılmadı. Ne yapıldı?”

Rüşvetten aklanamayan bakanlar, ‘bakara makara’ diyen kişiler şimdi büyükelçi yapıldı. Yazık değil mi ülkemize? Şehit kanlarıyla kurulmuş Cumhuriyetimizin itibarı, bu ülkeyi yönetenler için bu kadar mı ucuz?”

“Bu ucube rejimde ülkemiz sürekli patinaj yapıp yerinde sayıyorsa, bunun bir diğer nedeni de; yasama yargı ve yürütme arasındaki kuvvetler ayrılığının ortadan kalkmasıdır, Saray’ın Gazi Meclis üzerindeki vesayetidir.”

Devam Et

Gündem

Saadet Partisi’nden 21 maddelik eğitim manifestosu

Haber Giriş:

on

Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin eğitim alanındaki temel tespit, teşhis ve önerileri içeren 21 maddelik eğitim manifestosunu kamuoyu ile paylaştı. Karamollaoğlu, Türkiye’nin bu tespit ve önerileri hayata geçirdiği takdirde, 2023 ve 2053’e daha emin ve sağlıklı adımlarla yürüyeceğini belirtti.

SP Lideri Karamollaoğlu, düzenlediği basın toplantısında, 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının kısmen de olsa bugün itibariyle başladığını bildirdi. Eğitimin toplumun tamamını ilgilendiren bir konu olduğunu belirten Karamollaoğlu, parti olarak temel tespit, teşhis ve önerileri içeren 21 maddelik eğitim manifestosunu paylaştı. Karamollaoğlu, 21 maddelik eğitim manifestosunu şu şekilde açıkladı:

“Eğitimde nicelikten çok niteliğe önem verilmelidir. Evlatlarımızı sınava değil hayata ve geleceğe hazırlayacak kalitede bir müfredat ve eğitim metodu oluşturulmalıdır. Eğitimde fırsat eşitsizlikleri ortadan kaldırılmalı veya en az seviyeye indirilmelidir. Kaliteli eğitim, maddi imkânları yetenlerin imtiyazından çıkarılmalı ve toplumun geneline yayılmalıdır. Okulların teknik, teknolojik, fiziki imkânları ve sınıf mevcutları nitelikli öğretime uygun hale getirilmelidir. Eğitimin her kademesinde, özellikle de yönetim kademelerinde, yapılan atamalarda liyakat esas alınmalıdır. Bir ülkenin eğitiminin kalitesi öğretmenlerinin nitelikleri ile doğru orantılıdır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda ciddi adımlar atılmalıdır. Öğretmenlerin meslek onuruna yakışır şartlarda çalışabilmesi ve görevlerini şevkle ifa etmeleri için öğretmen maaşları ve özlük hakları acilen yeniden düzenlenmelidir. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması ve söz verilen 3600 Ek Gösterge konuları ivedilikle gündeme alınmalı, çözülmelidir. Devlet okullarının kaybettiği itibar, isabetli reformlarla yeniden kazandırılmalı ve okullarda verilen destekleme, yetiştirme kurslarının niteliği artırılmalıdır. İmam Hatip Liseleri’nin planlaması ihtiyaçlar dikkate alınarak yapılmalı. Sadece seçilmiş olanlarda değil, tüm İmam Hatip Liseleri’nde eğitimin kalitesi ve niteliği yükseltilmelidir. Meslek liseleri ilgili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınarak planlanmalı ve meslek liselerindeki eğitimin niteliği hem mesleki hem de akademik anlamda artırılmalıdır.”

‘EĞİTİM SİSTEMİ SINAV STRESİNİN CENDERESİNDEN KURTARILMALI’

Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Pandemi ve benzer acil durumlara karşı eğitim sisteminin alt yapısı güçlendirilerek, uzaktan eğitim ve diğer eğitim modelleri üzerinde etkili, verimli ve güven veren planlamalar acilen yapılmalı ve uygulamaya konuşmalıdır. Eğitim Sistemi’ne veliler, öğrenciler ve öğretmenler tarafından duyulan güven çok alt seviyelerdedir. Güven vermeyen bir sistemin ayakta kalması da faydalı olması da mümkün değildir; bu yüzden eğitim sistemine güven tesis edecek adımlar süratle atılmalıdır. Eğitim sisteminin tüm yapı taşlarının, siyasi popülizmden uzak, gerçekçi ve uygulanabilir bir sistemin inşası önem arz etmektedir. Öğretmenler arasında ücretli, kadrolu ve sözleşmeli gibi tüm ayrımlar ortadan kaldırılmalı. Tüm öğretmenler kadrolu olarak istihdam edilmelidir. Öğretmen performansı objektif kriterlerle, sürekli ölçülmelidir. Eğitim sistemi sınav stresinin cenderesinden kurtarılmalıdır. Öğrencilerin, test sorularının değil bilgi ve hakikatin peşinden koşmasını sağlayacak bir sınav sistemi getirilmelidir. Eğitimdeki amaç; öğrencilerimizi uluslararası alanda akranlarıyla rekabet edebilecek birikim ve donanıma ulaştırmak. Mesleki ve akademik olarak hayata hazır hale getirmek, ahlaki ve insani değerlerle donanmış bir birey olarak yetiştirebilmek olmalıdır. Eğitim sistemimizin sorunları yüzeysel değil; köklü ve kroniktir. Dolayısıyla alınacak tedbirler de günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirler değil tüm paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve cesur reformlar olmalıdır.”

Karamollaoğlu, Türkiye’nin bu tespit ve önerileri hayata geçirdiği takdirde, 2023 ve 2053’e daha emin ve sağlıklı adımlarla yürüyeceğini belirtti.

Devam Et

Gündem

TBMM Karma Komisyonu, Tuma Çelik için 2 Ekim’de toplanacak

Haber Giriş:

on

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ, hakkında ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘tehdit’ suçlamasıyla fezleke düzenlenen, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenen Bağımsız Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in dosyasını görüşmek üzere Adalet ve Anayasa Karma Komisyonu’nu 2 Ekim’de toplantıya çağırdı.

TBMM Adalet ve Anayasa Karma Komisyonu üyelerinden oluşan 1’inci Hazırlık Komisyonu, seçim çalışmaları sırasında D.K. adlı kadına cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılarak, fezleke hazırlanan ve HDP’den ihraç edilen bağımsız Mardin Milletvekili Tuma Çelik ile ilgili raporu 3 Eylül’de TBMM Adalet Anayasa Karma Komisyonu’na sundu. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ, Çelik’in dosyasını görüşmek üzere Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nu 2 Ekim’de toplantıya çağırdı. Karma Komisyon raporu, Genel Kurul gündemine gelecek ve burada görüşülerek karara bağlanacak. Genel Kurul’daki oylama gizli yapılacak.

Devam Et

Trend