#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Kilolu Olmak Bel Fıtığını Tetikler Mi? Bel fıtığı neden olur?

Çağımızın en önemli hastalıklarından biri olan aşırı kilo yani obezite de bel fıtığı nedenleri arasında yer almaktadır diyen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan başlangıç seviyesinde fıtıklaşmanın olduğu kişilerde kilo kontrolünün önemine dikkat çekti

Günümüzün en yaygın sağlık problemleri arasında bel fıtığı da yer almaktadır. Omur, vücudun en fazla yük taşıyan bölgesi olması nedeniyle gün içerisinde yapılan yanlış hareketler ve omurgaya gerekenden fazla yük bindirilmesi bel fıtığına neden olabilmektedir. Özellikle tüm gün hareketsiz olan kişiler, oturarak çalışan kişiler, ağır spor yapanlar, gün içerisinde ağır yük kaldıran kişiler bel fıtığı için risk grupları arasında yer almaktadır. Bel fıtığı her ne kadar 30-60 yaş arasındaki kişilerde daha çok görülmesine rağmen hemen hemen her yaştan kişide ortaya çıkabilmektedir. Omur kemikleri arasında yer alan disklerin yırtılması ya da fıtıklaşması sonucu bel fıtığı ortaya çıkmaktadır.

AŞIRI KİLO VE BEL FITIĞI

Çağımızın en önemli hastalıklarından biri olan aşırı kilo yani obezite de bel fıtığı nedenleri arasında yer almaktadır. Omurga vücudun kendi ağırlığını taşıyan ve ağırlığı vücuda eşit bir şekilde dağıtmaya yarayan bölgesidir. Kilonun yüksek olması omurgaya daha fazla yük binmesi anlamına gelmektedir. Zaman içerisinde omur kemikleri arasında yer alan disklerin vücudun aşırı ağırlığı altında ezilmesi deforme olmasına neden olmaktadır. Fıtıklaşan disk omur kemikleri arasında yer alan sinirlere baskı yapar ve bu da vücudun bacak gibi diğer bölgelerinin de fıtıktan etkilenmesinin önünü açar. Başlangıç seviyesinde fıtıklaşmanın olduğu kişilere bu yüzden kilo kontrolü ve zayıflama gibi öneriler verilmektedir.

BEL FITIĞI TEDAVİSİ

Bel fıtığı tedavisi, fıtıklaşmanın durumuna göre değişiklik göstermektedir. Aşırı kilo kaynaklı fıtıklarda ilk olarak rahatsızlığı yaşayan kişinin zayıflaması tavsiye edilmektedir. Başarılı bir şekilde kilo veren kişilerde fıtıklaşmanın neden olduğu etkilerin şiddeti zayıflayabilmektedir. Ancak belirtilerin devam ettiği durumlarda ise ilaç tedavisi ya da fizik tedavi gibi konservatif yöntemler uygulanmaktadır. Bel fıtığı rahatsızlığı her ne kadar akla ilk olarak ameliyatı getirse de bel fıtığı rahatsızlığına sahip olan kişilerin sadece az bir kısmı bel fıtığı ameliyatı olmaktadır. Ameliyat son çare olarak tercih edilmektedir ve ilaç tedavisi ya da fizik tedavi gibi yöntemlerin bir yararının olmadığı, yaşam kalitesinin çok düştüğü hastalarda uygulanmaktadır. Rahatsızlığın tuvalet kontrolünün kaybına neden olduğu ve felce doğru gidişin bulunduğu durumlarda acil cerrahi kaçınılmazdır.

Dünya

DSÖ’den Hindistan mutasyonu açıklaması

Haber Giriş:

on

Son haftalarda koronavirüsten en fazla etkilenen ülke Hindistan’da görülen varyant ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) açıklama geldi. DSÖ, Hindistan varyantının daha bulaşıcı göründüğünü ve “endişe verici” olarak sınıflandırıldığını söyledi.

Koronavirüs ile mücadele etmekte zorlanan Hindistan’da görülen çift mutant Hindistan varyantının ülkede rekor vaka ve can kaybı artışına neden olduğu açıklandı.

Haftalık toplantısını düzenleyen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkenin içinde bulunduğu durumu değerlendirdiği toplantı sonrası, Hindistan’daki Covid-19 virüs varyantını ‘küresel endişe’ olarak nitelendirdi.

Dünya Sağlık Örgütü yaptığı açıklamada, Hindistan’ın Covid-19 varyantı nedeniyle sert bir koronavirüs dalgasıyla karşı karşıya olduğunu ve varyantın “endişe verici” olarak sınıflandırıldığını söyledi.

‘DAHA KOLAY BULAŞIYOR’

BM sağlık kurumu da, geçtiğimiz Ekim ayında ilk kez Hindistan’da görülen Covid-19’un B.1.617 varyantının daha kolay bulaşıyor gibi göründüğünü söyledi.

DSÖ’nün koronavirüs ile ilgili departmanının başındaki isim Maria Van Kerkhove gazetecilere verdiği demeçte, “B.1.617’nin bulaşabilirliğinin arttığını gösteren bazı mevcut bilgiler var” derken, “Bu nedenle, bunu küresel düzeyde bir endişe çeşidi olarak sınıflandırıyoruz” dedi.

Maria Van Kerkhove, bulaşın bir miktar azaldığı iddialarına yanıt olarak, küçük örnekli çalışmaların aşının Hindistan varyantında daha az etkili olduğunu gösterdiğini belirtti.

‘AŞIYA DİRENÇLİ DEMEK İÇİN ÇOK ERKEN’

Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü, Hindistan varyantının aşıların korumalarında daha fazla direnç gösterebileceğini söylemek için çok erken olduğunu belirtti.

Van Kerkhove, DSÖ’nün haftalık epidemiyolojik güncellemesinde varyant hakkında daha fazla ayrıntı sağlanacağını söyledi.

Son haftalarda koronavirüsten en fazla etkilenen ülke olan Hindistan, Pazartesi günü yaklaşık 370 bin yeni vaka ve 3 bin 700’den fazla can kaybı bildirdi.

Virüsün Hindistan’ın sağlık sistemini alt üst ettiği bildirilirken uzmanlar, vakalar ve ölümler için resmi rakamların gerçek rakamlardan çok daha düşük olduğunu düşündüklerini belirtti.

Devam Et

Gündem

Bakanlık korona tedavisinde kullanımını durdurdu

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs tedavisinde kullanılan hidroksiklorokin ilacının tedavi rehberinden çıkardı. Sıtma ilacı olarak bilinen etken maddeli ilaç, Covid-19 hastalarına evde veya hastanede verilmeyecek.

Sağlık Bakanlığı Covid-19 tedavi rehberini güncelledi.

Rehberde Türkiye, Avrupa, ABD ve diğer ülkelerde daha önce başka hastalıkların tedavisi için ruhsatlandırılan hidroksiklorokin, favipiravir, remdesivir, lopinavir-ritonavir gibi ilaçların Covid-19’a karşı antiviral olarak önerildiği ve kullanıldığı hatırlatıldı.

Halen pek çok ülkede bu ilaçların farklı kombinasyonlarının kullanımına devam edildiği belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı:

“İlerleyen süreçte bu ajanların yaygın kullanımıyla klinik sonuçlarının daha yaygın bir şekilde ortaya çıkması ve Covid-19’daki etkinliğini değerlendiren randomize kontrollü klinik çalışmaların yayımlanmasıyla tedavi önerileri gözden geçirilerek güncellenmiştir. Ancak Covid-19’a karşı etkili antiviral bulunması konusunda halen çok fazla sayıda klinik çalışma devam ettiğinden, bu çalışmaların sonuçları yakından izlenip virüsün geçirdiği mutasyonlar ve bu mutasyonların klinik bulgulara yansıması da takip edilerek tedavi rehberinde gerektiğinde tekrar güncellemeler yapılabilecektir.”

HİDROKSİKLOROKİN TEDAVİ REHBERİNDEN ÇIKARILDI

Bu kapsamda, rehberden Covid-19 tedavisi için hidroksiklorokin ilacı önerisi çıkarıldı.

Rehbere, Covid-19 hastalarında bakteriyel koenfeksiyonun düşük saptanması nedeniyle ampirik antibiyotik kullanımının önerilmediği ifadesi eklendi.

Ayrıca, rehberde hastanede yatan ağır zatürreli, 50 yaş ve komorbiditesi olan hastalarda favipiravir dozunun 2 kez 1800 miligram yüklemeyi takiben 2 kez 800 miligram toplam 10 gün olacak şekilde uygulanabileceği belirtildi.

SITMA İLACI HİDROKSİKLOROKİN NEDİR? ETKİLERİ NELERDİR?

Kinin, kına kına kabuğu, Rubiaceae familyasından Cinchona türlerinin kabuklarına verilen isimdir. Bu ağaçlar Güney Amerika’ya endemik olmasına rağmen Bolivya, Guatemala, Hindistan, Endonezya, Tanzanya ve Kenya gibi pek çok tropik bölgede kültürü yapılmaktadır.

Plaquenil adı altında satılan hidroksiklorokin (HCQ), belirli sıtma türlerinin önlenmesi ve tedavisi için kullanılan bir ilaçtır.

Madde özellikle klorokine cevap veren sıtma için kullanılır. Diğer kullanımlar arasında romatoid artrit, lupus ve porfiri kutanea tarda tedavisi bulunur.

HİDROKSİKLOROKİNİN YAN ETKİLERİ NELER?

Çok yaygın (>1/10) bildirilen yan etkiler: Bulantı, karın ağrısı.

Yaygın (1/10-1/100) bildirilen yan etkiler: Anoreksi, duygusal hareketlilik, baş ağrısı, bulanık görme, diyare, kusma, deri döküntüleri, kaşıntı.

Yaygın olmayan (1/100-1/1000) bildirilen yan etkiler: Sinirlilik, sersemlik, gözde pigmentasyon değişiklikleri ve görme alanı defekti ile birlikte retinopati, vertigo, kulak çınlaması, karaciğer fonksiyon testi (KCFT) bozulması, deri ve müköz membranlarda renk değişiklikleri, saç beyazlaması, alopesi, duyusal motor bozukluklar.

Sıklığı bilinmeyen yan etkiler: Pansitopeni, hipoglisemi, ürtiker, anjiyoödem, bronkospazm, psikoz, konvülzyon, ekstrapiramidal bozukluklar, makulopati, işitme kaybı, kadiyomyopati, kalp ileti bozuklukları, fulminan hepatik yetmezlik, eritema multiformeyi de içeren büllöz erüpsiyon, SJS/TEN, DRESS, fotosensitivite, eksfoliyatif dermatit, AGEP, myopati, nöromyopati, hipoglisemi.

Aşırı duyarlılık reaksiyonları: Hidroksiklorokine karşı aşırı duyarlılık reaksiyonları genellikle geç tip reaksiyonlardır. En sık görülen aşırı duyarlılık reaksiyonları, ilacın kullanımının 2-33. gününde ortaya çıkan makulopapüller ekzantemlerdir. Hayatı tehdit edebilecek AGEP, DRESS, SJS, TEN olguları bildirilmiştir. Anafilaksi nadiren bildirilmiştir. Erken ve geç desensitizasyon protokoller tanımlanmıştır. Ayrıca mesleki kontakt dermatitlere yol açabilir.

Devam Et

Dünya

BioNTech spermlere zarar veriyor mu?

Haber Giriş:

on

Covid-19 aşılarının spermlere zarar verdiği spekülasyonları sık sık dile getirilirken İsrail’de konu ile ilgili bir araştırma yayınlandı. Dünyada Covid-19 aşılarının spermlere etkisi ile ilgili yapılan ilk araştırmada bilim insanları, BioNTech – Pfizer Covid-19 aşısının spermlere zarar vermediğini açıkladı. Araştırmacılar, ikinci doz aşılarını yaklaşık bir ay önce olmuş 43 erkekten alınan sperm örneklerini incelerken spermlerin hacminde, konsantrasyonunda veya hareketliliğinde herhangi bir anormallik bulunmadığını belirtti.

Covid-19 aşılarının özellikle mRNA tabanlı aşıların erkeklerin doğurganlığını etkilediği üzerine dönen spekülasyonlar uzun süredir devam ediyordu.

İsrail’de yapılan yeni bir araştırmaya göre ise, BioNTech – Pfizer tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının spermleri etkilemediği açıklandı.

Yaklaşık 1 ay önce ikinci doz aşısını olmuş 43 erkek üzerinde yapılan araştırmada kişilerin sperm örnekleri incelendi.

Araştırmayı gerçekleştiren Kudüs İbrani Üniversitesi’ndeki ekip, erkek spermlerinin hacminde, konsantrasyonunda veya hareketliliğinde herhangi bir anormallik bulunmadığını bildirdi.

Çalışmayı gerçekleştiren ekip, araştırmanın az kişiyle yapıldığını ancak bu konu üzerindeki ilk çalışma olduğunu belirtti.

Çalışma küçük ve sonuçlar henüz hakem tarafından gözden geçirilmemiş olsa da, araştırmacılar bulgularının kafasında soru işareti bulunan genç erkeklerin aşılanması için önemli veriler olduğunu söyledi.

COVİD-19 ERKEK DOĞURGANLIĞINI ETKİLER Mİ?

Ocak ayında Reproduction dergisinde yayınlanan bir makale, Covid-19’un erkek doğurganlığını etkilediğine dair kanıtlar olduğunu öne sürerek bilim insanları arasında heyecan yarattı.

Imperial College London’da üreme endokrinolojisi ve androloji danışmanı olan Dr. Channa Jayasena, CNN’e yaptığı açıklamada, bunun makul olmakla birlikte, çalışmanın ayrıntılı ve ikna edici verilerden yoksun olduğunu söylemişti.

Bazı şiddetli yanlış bilgilendirme kampanyalarına rağmen uzmanlar, virüsün kadınların doğurganlığını etkilemesinin fiziksel olarak imkansız olduğunun altını çizmişti.

Pfizer’in sözcüsü Jerica Pitts de Associated Press’e, “Covid-19 aşılarının, virüsün başak proteininde paylaşılan bir amino asit dizisi nedeniyle kısırlığa neden olacağı yanlış bir şekilde öne sürüldü. Bunun gerçekleşmesi genetik olarak mümkün değil” ifadelerini kullanmıştı.

 

Devam Et

Trend