Giriş:

Son Güncelleme:

Koronavirüs

Korona aşısının ilk fotoğrafı yayımlandı

Dünya genelinde etkili olan koronavirüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle Covid-19 kaynaklı ölü sayısı ise 480 bine yaklaşırken, salgının ortaya çıktığı Çin’den 2’inci aşamaya geçildiği aşının ilk fotoğrafı servis edildi.

Çin Tıbbi Bilimler Akademisi (IMBCAMS) Tıbbi Biyoloji Enstitüsü koronavirüse (Covid-19) geliştirdikleri aşının insan deneylerinde ikinci aşamaya geçildiğini duyurmasının ardından aşılara ait fotoğrafları da basına servis etti. Dünya Sağlık Örgütü’nün(DSÖ) duyurduğuna göre küresel çapta 135 aşı geliştiriliyor. Söz konusu aşılardan 6’sı Çin’de olmak üzere 8’i insanlar üzerinde deneniyor.

DENEMELER 3 AŞAMADA YAPILIYOR

Üç aşamada yapılan klinik denemelerde, ilk aşamada, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşının güvenli olup olmadığı ve olası yan etkileri araştırılıyor. İkinci aşamada güvenilirliği doğrulanan aşının etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor.

Koronavirüs

Dr.Çevli’nin son bakışını eşi anlattı: Bu virüsün şakası yok

Haber Giriş:

on

KOVİD-19 nedeniyle geçtiğimiz Mayıs ayında henüz 58 yaşında hayatını kaybeden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Salih Cenap Çevli’nin ardında, ölümünden yarım saat önce eşiyle yaptığı görüntülü görüşme sırasında çekilen son fotoğrafı ve mutlu anlarına dair görüntüleri kaldı.

Son bakışın ardındaki hikayeyi ilk kez DHA’ya anlatan Pınar Çevli, “Yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken bile herkesi uyardı. ‘Bu virüse kendinizi öldürtmeyin, maskenizi takın, evde kalın’ diye haykırdı. Maskesi çenesi altında gezenlere müthiş öfkeleniyorum. Bu işin şakası yok, sevdiğiniz birini nefes almak için çırpınırken görmek çok çok acı” dedi.

Hastaları ve sosyal medyadaki takipçileri tarafından çok sevilen doktorlardan biriydi Dr. Salih Cenap Çevli. Koronavirüs salgının Wuhan’da başladığı günden itibaren Twitter hesabı üzerinden binlerce takipçisini uyarmaya başladı; daha salgın Türkiye’ye gelmeden maske, mesafe ve hijyen gibi kişisel önlemlerin sıkılaştırılması gerektiğinden bahsetti sürekli. Salgından önce ailesiyle evde kalmaya, gerekmedikçe sosyal alanlarda bulunmamaya dikkat etti; hastanede de maskesiz, gözlüksüz, eldivensiz asla çalışmadı. 10 yıl önce büyük bir aşkla evlendiği eşi Pınar Çevli’ye; ‘Bu virüs beni bulursa indirir’ diyordu. Çünkü hem kalp damarlarında stent vardı hem de akciğerlerinde alerjik bir rahatsızlık taşıyordu. Genel cerrahi ve anatomi uzmanlığı bulunan, tıp ile elektroniği birleştirdiği icatlarıyla dikkat çeken ve 33 yıldan fazla askeri hekim olarak çalışıp helikopterde bile kurşun çıkarma ameliyatı yapan Opr. Dr. Çevli, Mayıs ayı başlarında Koronavirüs nedeniyle rahatsızlandı. Hastanedeki 20 günlük yaşam mücadelesinin neredeyse her anında insanları uyarmak için kendini çektiği videolarla çağrı yaptı. “Gereksiz yere dışarı çıkmayın, maskesiz dolaşmayın, burası sandığınız gibi değil. Bu virüse kendinizi öldürtmeyin” diye vatandaşlara adeta yalvaran talihsiz doktor, ne yazık ki 27 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Geriye, ölümünden yarım saat önce eşi Pınar Çevli ile yaptığı görüntülü görüşmedeki o son bakışı kaldı. Pınar Çevli, o fotoğrafın ardındaki hikayeyi anlattı.

“BEGONVİLE ŞARKISI İLE BENİMLE VEDALAŞMIŞ ASLINDA”

“Kovid tedavisi gördüğü sırada sürekli görüntülü görüştük. Son gün nefes darlığından konuşamıyordu artık, sadece eliyle iyiyim ve hoşçakal işaretleri yapabilmişti. Ondan bir gün önce, son konuşmamızı yapmıştık. Ardından mesajla bana bir şarkı göndermiş, ‘Begonvil’ diye. Ben de şarkıyı biliyorum, sözlerini de biliyorum. Çok anlamsız geldi o an. Çünkü ‘Benim yerime de sev, bekletme hayatı’ diye sözleri var. Aradım hemen, ‘Bu şarkıyı beraber söyleyeceğiz. Sen çalacaksın, ben söyleyeceğim’ dedim. Nereden bilebilirdim ben o şarkıyı her gün dinleyip ağlayacağımı? Sanki hissetmiş gibi, vedalaşmış bir gün öncesinden.”

“ÇOCUKLARINA SARILAMADAN GİTTİ, ÖYLE LANET BİR HASTALIK”

Eşinin askeri doktor olarak yıllarca hizmet verdiğini anlatan Pınar Çevli, onu anlatırken zaman zaman gözleri dolsa da güçlü durmaya söz verdiğini, onun emaneti çocukları için bunu yapacağını söyleyerek, şöyle devam etti:

“Kuleli Askeri Lisesi çıkışlıydı. 33 yıl 7 ay devlette çalıştı. 2009 yılında kıdemli Tabip Albay olarak emekli oldu. Sonrasında da özel hastanelerde çalışmaya başladı. Hastalık Wuhan’da ilk çıktığında eve stok yaptırdı. Aç kalacağız, market bulamayacağız falan diye değil. Salgın Türkiye’ye ulaştığında dışarı çıkma, alışverişe gitme sayımız düşsün diye. O kadar öngörülüydü. Daha o dönem maske kullanmaya başladı. İşe gidip gelirken aracında bile maske kullanırdı. Hep derdi ki, ‘Bu bana gelirse, beni götürür.’ Çünkü kronik rahatsızlıkları vardı. Kalbinde stent, akciğerlerinde alerjik hastalığı vardı. Kızımız Sude (16) engelli olduğu için salgın daha ülkemize gelmeden onu Bursa’ya annemin yanına yolladık. İnsanlar normal hayatına devam ederken biz evimizde kalmaya başlamıştık bile. İşten gelince yemeğini ayrı yerde yer, Sude’nin odasında kalırdı bizi korumak için. Oğlumuz Arda (14) ve Yiğit (7) ile çok fazla bir araya gelmemeye özen gösterirdi. 3 ay biz eşimle aynı masada yemek yiyemedik, sohbet edemedik. Çocuklarına sarılamadan gitti. Bu ne kadar acı bir şey ancak yaşayan biliyor.”

“GÖRÜNTÜLÜ GÖRÜŞTÜK, 20 DAKİKA SONRA ÖLÜM HABERİ GELDİ”

Eşinin Mayıs ayı başlarında bir gün uzun bir ameliyat dönüşü çok yorgun ve bitkin bir şekilde eve geldiğini anlatan Çevli, hastaneye yatma sürecini şöyle özetledi:

“Ertesi gün titremeler, ağrılar başladı. Çalıştığı hastanede yapılan testin pozitif olduğu anlaşılınca tedavi için başka bir özel pandemi hastanesine yatırıldı. Bize de test yapıldı hemen. Çocuklarda bir şey yoktu ama ben pozitiftim. Şanslıydım, ben de pozitif olduğum için serviste tedavi gördüğü zamanlarında yanında kalabildim. 3 gün ona ben bakabildim. Gittikçe durumu kötüleşiyordu. Nefes almakta zorlanmaya başladı. Yoğun bakıma almaları gerektiğini söylediler. Yoğun bakıma girerken sarılabildim en son. İkimiz de ağladık. Ama hiç umudumuzu yitirmemiştik. Yoğun bakımda satürasyonunu falan kendisi takip ediyor, sürekli videolar çekip herkesi uyarıyordu. Her gün görüntülü görüşme yapıyorduk. Çıkacağı günler için planlarımı anlatıyordum ona sürekli. Son zamanlarına doğru konuşmakta dahi zorlanıyordu. Akciğerleri çok kötü durumdaydı. Yoğun bakıma yatışından 18 gün sonra falan bir sabah beni aradı. Konuşamayacak kadar kötüydü. Eliyle iyiyim işareti yaptı. Sonra el salladı ve ardından da ‘Seni seviyorum’ diye mesaj attı. ‘Ben de seni seviyorum’ yazdım. 20 dakika sonra telefonum çaldı. ‘Pınar Hanım hemen hastaneye gelebilir misiniz, kalbi durdu, döndürmeye çalışıyoruz’ dediler. O anda dedim, her şey bitti!”

“HER GÜN İZLEDİĞİNİZ SAYILARDAN BİRİ SİZ OLUYORSUNUZ”

“Hastalığın ilk belirtileri, durumunun ağırlaşması, yoğun bakıma girmesi ve vefat etmesi 20 gün içerisinde oldu” diyen Pınar Çevli, szölerini şöyle noktaladı: “Yarım saat önce konuştuğunuz bir kişi, size el sallıyor, ‘Seni seviyorum’ diyor; yarım saat sonra ölüm haberini alıyorsunuz.  Bu böyle bir şey işte. O günlerde diyordum ki, kötü olsa da hiç ayağa kalkamazsa da yeter ki yaşasın. 3 ay boyunca kızına sarılamadı, büyük oğlumuzu göremedi. Küçük oğlumuzla bir araya gelip vakit geçiremedi. Ben eşime sarılamadım. En son yoğun bakıma götürürlerken sarılabilmiştim. Sevdiğiniz bir insanın son anında yanında olamayabilirsiniz, günlerce göremeyebilirsiniz, dokunamayabilirsiniz. Bu, eşiniz, anneniz belki evladınız bile olabilir. Bunun şakası yok. Ekranlardan günlük izlediğiniz o sayılardan bir tanesi bir gün siz oluyorsunuz. Sessiz taşıyıcı o kadar çok ki! Hep ‘Gelmeyin hastanelere, bir baş ağrısıyla, bir kırgınlıkla gelmeyin. Şüpheli durumunuzda belirlenmiş pandemi hastanelerine başvurun. Oralarda tedbirler daha yüksek. Hem kendiniz hem sağlık çalışanlarını koruyun. Gereksiz yere dışarı çıkmayın, AVM’lere gitmeyin, kendinizi andırmayın. Kendinizi bu virüse öldürtmeyin, tedbirinizi elden bırakmayın’ derdi.”

Devam Et

Koronavirüs

Koronavirüste hayat kurtaran en etkili ilaç bulundu!

Haber Giriş:

on

BBC, koronavirüs salgınında hastaların hayatını kurtaran ilacın bulunduğunu duyurdu.

BBC, Oxford Üniversitesi’nden bir ekip tarafından 2 bin hastada kullanılan Dexamethasone adlı ilacın, koronavirüste hayat kurtaran en etkili ilaç olduğunu duyurdu.

Hayli ucuz olan Dexamethasone adlı ilacın, koronavirüsü ağır şekilde geçiren hastaların tedavisinde düşük dozlu kullanıldığı belirtiliyor.

İlaç, solunum cihazına bağlı olan hastaların ölüm oranını üçte bir oranında azalttı. Oksijen verilmesi halinde ise, bu oran beşte bire çıktı.

BBC’ye konuşan uzmanlar, ilacın koronavirüse karşı verilen savaşta çığır açıcı olduğunu belirtiyor.

İlaç Oxford Üniversitesi’nden bir ekip tarafından hastanede tedavi gören 2 bin hastada denendi.

Sonuçlar ilaç verilmeyen 4 bin hastayla karşılaştırıldı. Solunum cihazına bağlı hastalarda ölüm riski yüzde 40’tan yüzde 28’e düştü. Oksijene ihtiyaç duyan hastalarda ise bu oran yüzde 25’ten yüzde 20’ye indi.

Devam Et

Gündem

İlk önce kendi üstünde deneyecek! Aşı için tarih verdi

Haber Giriş:

on

Ekibi ile birlikte yeni tip Koronavirüs’e (Covid-19) karşı önleyici tedavi bulma çalışmaları yürüten Prof. Ercüment Ovalı, aşı için 1 Şubat tarihini verdi. Ovalı, aşıyı ilk kendi üzerinde deneyeceğini de belirtti.

Prof. Ovalı, Habertürk’ten Kübra Par’a aşı hakkında açıklamalarda bulundu. Ovalı, Par’ın “Şu an aşı üzerinde çalışan 8 grup içinde sizden başka geleneksel aşı üzerinde çalışan var mı?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“2 grup daha var. Onlar da çok iyiler. Emeklerine saygı duyuyorum. Örneğin Konya Selçuk Üniversitesi’nden bir grup var, çok iyi niyetle çalışıyorlar. Özel bir firmayla işbirliği içinde müthiş işler yapıyorlar. Aşı ile ilgili TÜBİTAK’ın düzenlediği son toplantıda onlara “Size yardım edelim” dedim. Biz ekonomik olarak güçlü bir grubuz. Böyle bir avantajımız var.

KONYA’DAKİ GRUP DA KENDİ ÜZERİNDE DENEYECEK

Hatta aramızda şöyle bir konuşma geçti. Aşı bulunduğunda ilk kendi üzerimizde deneyeceğiz. Bütün gruplar bunu söylüyor. İşte bu kadar iyi niyetle ve fedakârca çalışan bir bilim dünyası var Türkiye’de. Ben de aşıyı ilk kendi üzerimde deneyeceğim çünkü zaman kazanmaya çalışıyoruz.”

“Biz kapitalist değiliz. Eğer aşıma güveniyorsam deneklere vermeden önce kendime yapmam lazım” diyen Ovalı, 1 Şubat tarihini işaret ederek şunları söyledi:

“Görünen o ki yurt dışındaki gruplar aşıyı Ekim-Kasım gibi getirecekler. Biz onlardan 3 ay sonra çıkarabileceğiz.”

ERCÜMENT OVALI KİMDİR?

Ovalı, 1961 yılında Kırklareli Babaeskide dünyaya geldi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesindeki eğitimini 1985 yılında, 19 Mayıs Üniversitesinde İç Hastalıkları ihtisasını 1991’de, Hematoloji üst ihtisasını 1997’de Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladı. Öğretim üyeliğine ise 1992 yılında KTÜ iç hastalıklarında başlayan Ovalı, 1994’de doçent 1999’da Profesör unvanını aldı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Hematoloji bilim dalında öğretim üyeliği görevini yürütürken Ercüment Ovalı, 1 Aralık 2010’dan sonra Acıbadem Labcell hücre laboratuvarı ve Kordon Kanı Bankası Mesul Müdürü görevine getirildi. 370’den fazla yayına sahip olan bilim insanı, son 18 yıldır hücresel tedavi ürünlerinin geliştirilmesi ve klinik uygulamasıyla ilgili çalışmalar yürütüyor.

Devam Et

Trend