#

Giriş:

Son Güncelleme:

Siyaset

Kurultay sonrası ilk kez konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 37’nci Olağan Kurultay’da seçilen Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti.

Ziyaretin ardından Parti Meclisi Toplantısı açılışında konuşan Kılıçdaroğlu’nun hedefinde iktidar partisi ve Erdoğan vardı. Kurultay sonrası ilk kez konuşan Kılıçdaroğlu, “Biz CHP’nin Parti Meclisi üyeleri olarak Türkiye’nin 18 yıldır çözülemeyen sorunlarının çözümüne talibiz. 18 yıldır Türkiye’yi yönetiyorlar, Türkiye’nin hangi sorununu çözdüler?” dedi. “Erdoğan’a 83 milyonun önünde bir çağrım var” diyen Kılıçdaroğlu, “Hâlâ bu milleti seviyorsan o sosyete damadın görevine son ver. Onu savunmaya kalkma, bu sosyete damadın ekonomiden anladığı yok” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 37’nci Olağan Kurultay’da yeniden genel başkanlığa seçilen Kılıçdaroğlu, beraberinde PM ve YDK üyeleri ile birlikte Aslanlı Yol’dan yürüyerek Anıtkabir’e girdi.

Basına kapalı gerçekleşen programda, Kılıçdaoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı. Kılıçdaroğlu ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçerek, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.

Kılıçdaroğlu, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:

Aziz Atatürk, Sayın Genel Başkanım… 25-26 Temmuz tarihlerinde 37. Kurultayımızı gerçekleştirdik. Bu Kurultayda, kamuoyuna açıkladığımız ‘2.Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’ oy birliği ile kabul edilmiştir. Kabul edilen bu beyanname ile halkımıza söz verdik. Kurduğun Cumhuriyet’i, Cumhuriyet’in 100. yılında demokrasi ile taçlandıracağız.

Egemenlik, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılmayacak egemenlik gerçekten de kayıtsız, şartsız milletin olacaktır. Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırmak bizim en temel görevimizdir.

Bu azim ve kararlılıkla huzurundayız. Aynı kararlılıkla, size ve silah arkadaşlarınıza, hayatını kaybetmiş tüm Cumhuriyet Halk Partililere, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirmiş yurttaşlarımıza şükranlarımızı sunuyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhun şad olsun.”

Heyet daha sonra İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti. Kılıçdaroğlu’nun kabre çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. CHP’li heyet Anıtkabir önünde fotoğraf çektirdikten sonra ayrıldı.

“18 YILDA TÜRKİYE’NİN HANGİ SORUNUN ÇÖZDÜLER?”

Parti Meclisi Toplantısı açılışında konuşan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları

Parti Meclisimizin yüzde 41,6’sı yenilendi. 60 kişilik Parti Meclisimizin 39’u erkek, 21’i de kadın. Yaş ortalamamız 48. Biz Türkiye’nin onlarca yıldır çözülemeyen sorunlarının çözümüne talibiz.

Sosyal medyadan ve televizyondan bizi izleyenlere seslenmek isterim. Biz kapsayıcı bir siyaseti yaşama geçirmek istiyoruz. Biz CHP’nin Parti Meclisi üyeleri olarak Türkiye’nin 18 yıldır çözülemeyen sorunlarının çözümüne talibiz.

Biz Cumhuriyet Halk Partililer siyaseti bir zenginleşme aracı olarak görmüyoruz. İktidardaki partiler siyaseti zenginleşme aracı olarak görüyor, biz halka hizmet aracı olarak görüyoruz.

O yüzden biz mal varlıklarımızı açıklıyoruz, onlar açıklayamıyor. Hatta başka bir ülkenin lideri çıkıp ‘mal varlığını açıklarım’ diyerek tehdit edip istediğini yaptırabiliyor. Siyaseti temiz ve ahlaklı zeminde yürütmek zorundayız.

18 yıldır Türkiye’yi yönetiyorlar, Türkiye’nin hangi sorununu çözdüler?

Biz çağdaş dünyaya ulaşıyor muyuz, yoksa daha ileriye gitmeye çalışıyor muyuz? Siyaset yapan arkadaşlarımızın aile hayatları bile yoktur, oteller evleri olur yeri geldiğinde.

Sorunu yaşayanları dinliyor, kaynağına gidiyorsan, o zaman sen gerçekten temiz, düzgün bir siyasetçisin. Sen ayak ayak üstüne atıp tatile gidiyorsan siyaset yapamazsın. Bir vatandaş sana ulaşıp derdini anlatabiliyorsa, çözebil ya da çözeme sen iyi bir siyasetçisindir.

“OY VERENLER DE BU VEBALE ORTAK”

CHP’ye oy vermeyen hatta kapısının önünden geçmeyen bir vatandaşı dinliyorsam, herkese değer verdiğim, ayırmadığım, onları kazanmak istediğim içindir.

Yetkin, işini bilen kadrolarla çalışmak zorundasınız. 21. yüzyılda ‘her şeyi ben biliyorum’ diyemez. Gelişmişliğin tanımı, küçük ayrıntılarda işbirliğine giden ülke, gelişmiş ülkedir.

Sürekli itiraz eden, eleştiren değil, tam tersine eleştiren ama mutlaka çözümünü de ortaya koyan bir siyaset ortaya koyuyoruz. Çözüm beğenilir, beğenilmez ama bir sorun var saptamışız, bu nasıl çözülür dile getirmişiz.

Bu herkesten önce iktidar partisine yarar. İktidar partisi, soruna bakış açımızı görür, eleştirir bizi, doğru değil de diyebilir. Toplumun aydınları da oturur bakar, eksiğimizi tamamlayabilir, yeni öneriler getirebilir.

18 yıldır bir kişi, Türkiye’nin hemen her yerine egemen. Valisi, kaymakamı kendi emrinde. Eğer 18 yıldır ülkeyi yönetiyor, on binlerce çocuk yatağa aç giriyorsa, bir sorun var demektir.

İktidardaki partilere oy veren seçmenlere sesleniyorum. Bu ülkede çocuklar açlıktan ölüyorsa, bir çocuk bile gece yatağa aç giriyorsa bunun vebaline iktidardaki partilere oy verenler de ortaktır.

“UYUŞTURUCU VE FUHUŞ NASIL ARTTI”

İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. Özellikle fakir aile çocuklarını buluyor, uyuşturucuya alıştırıyor, torbacı yapıyorlar. Nasıl oldu da uyuşturucu, fuhuş, kadınlara şiddet bu kadar arttı? Kimin vebali var, kim bu ülkeyi yönetiyor?

Adana’da bir baba intihar etmek istiyor, polisler yalvar yakar vazgeçiriyor. Bu baba polislere, ‘Senin iki çocuğun var, biri Sena, biri Nisanur, bir manavın yanından geçerken meyve görüp isterler diye montunu açıp görmesinler diye kapatıyor musunuz?’ diyor. Size gerçek bir örneği anlattım.

Vatandaştan oy aldınız, kim oy aldıysa o yönetecek. Devleti adaletle yönet dedik. Devletin dini adalettir, evet. Mülkün temeli adalettir. Adalet kutup yıldızı gibidir, yerinde durur, dünya döner. Devleti niye adaletle yönetmiyorsunuz? Adaleti bu hale kim getirdi?

Oy veren vatandaşların oturup düşünsün. Atamaları yapan onlar, beğenmediği hakimi sürenler onlar, sonra adalete güven var diyorlar. Hayır bütün anketler, ankete güven olmadığını ortaya koyuyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde ‘Adalet isteyen birisinin hapse atıldığı’ bir ülke yok.

“18 YILDA TEFECİLERE 178 MİLYAR DOLAR FAİZ ÖDEDİLER”

Bu kadar parayı saçıyorsanız, o parada alın teriniz yoktur. Her taraftan borç alıyorsunuz, ilerde sizi yönetmeye kalkarlar. 83 milyonu Londra’daki bir tefeciye teslim ettiniz. ‘Borç alan emir alır’ diyordu, aynen öyle oldu. 178 milyar dolar ödediler 18 yılda Londra’daki tefecilere. Bu ana para değil, ödedikleri faiz. Bu parayla ikinci bir Türkiye inşa edersiniz. Milyonlarca insan ‘geçinemiyoruz’ diyor, geçinemezsin, senin alın terinin yarısı Londra’daki tefecilere gidiyor.

Vatandaşların TBMM’ye güveni yüzde 1,2. Çok acı bir tablo. Bu Meclis Cumhuriyeti kuran Meclis’ti. Bunun sorumlusu kim? Eğer rüşvet alan adamı milletvekili yaparsan, bakan yaparsan, yolsuzluklar alır başını giderse bu Meclis bu konuma gelir.

Devlet, liyakatle yönetilir. İşi ehline vereceksin. Konunun uzmanı bir sürü insan var. Neden bunları devletin kadrolarında yetiştirmiyorsun? Damattan Hazime ve Maliye Bakanı, rüşvetçiden büyükelçi yaparsan siyasete gücen olmaz tabi. Dış politikada iflas ettik çünkü Dışişleri işlemiyor. Büyükelçi olmak üniversitede akademisyen olmak kolay mı?

Bir Kızılay yöneticisi ‘güreşçiden banka yöneticisi olmaz’ diyor, Kendisi Ak Parti üyesi. Hemen AK Parti’den atıyorlar. Dürüst, ahlaklı insanların dışlandığı bir parti niteliği mi kazandı orası?

“3.5 MİLYON İNSAN GÜNDE 39 LİRAYA GEÇİNMEK ZORUNDA”

Bir pandemi süreci yaşadık, bu süreçten nasıl çıkarız diye nelerin yapılması gerektiğini madde madde saydık, büyük bir kısmını yapmadılar. İş yeri kapananlara siz iş yerinizi kapatın, size kısa çalışma ödeneği, 1168 lira vereceğiz.

Diyelim ki 10 bin lira kazanıyor, hayır 1168 lira vereceğiz diyor. 3.5 milyon insan günde şu an da 39 lirayla geçinmek zorunda. Vicdanı olan herkese sesleniyorum, kim 39 lirayla geçinebilir? Verdikleri para da kişinin kendi parası, işsizlik parasından veriyorlar.

Bütün bunlar olurken, “Oh iyi oldu, biz geleceğiz” demedik. Siyaset öç alınacak, kin duyulacak bir alan değil. İşsiz olan, aç olan vatandaş. Saray’da oturanlarda böyle bir sıkıntı yok.

Bunları yaparsan, daha uzun süre de iktidarda kalabilirler. 13 Ağustos 2018 ekonomik krizin başlangıcında İstanbul’a gittik. Bu krizi nasıl atlatabiliriz diye tartıştık. Bir basın toplantısı ile kamuoyuna 13 maddeyi açıkladım. Hiçbir önerimi dinlemediler bugün bu noktaya geldiler.

Saray’da yaşayan herkesin cebi dolu, dolarları var, Amerika’da gökdelenleri, helikopterleri var. Pandeminin de gelmesiyle ekonomiyi kontrol edemiyorlar, 2 gündür de görüyoruz zaten. Üretim gücünüz varsa paranızın değeri vardır, yoksa yoktur.

“BİZDE UMUDU DA DA TÜKETTİLER”

18 Mayıs 2020’de ekonomik buhran var, her evde, her mutfakta yangın var, Türkiye’den burayı çıkarmamız lazım diyerek bu kez de 16 maddelik çağrıda bulunduk. Yasa değişikliği yapılması gerekiyorsa, muhalefet olarak destek vermeye hazırız dedik, kabul etmediler. O kadar derin bir krizin içinde ki toplum, belki de farkında değillerdir.

Titanic… İngiltere’den kalkıp New York’a giden gemi, buzdağına çarpıp battı. Orada da iki katmanlı sınıf vardı. Birinci sınıfta yemekler, danslar, müzikler vardı, hiçbirinin gelecek endişesi yok.

Bir de ikinci sınıf vardı. Bir umutları vardı, Amerika’ya gideceğim, çalışacağım, sonra ülkeme geri döneceğim diye. Bizde ikinci sınıfın umudunu tükettiler. Şunu anlatmak lazım, ilk kurtarılanlar, filikaya bindirilenler üst tabakaydı, alt sınıfın kapılarına kilit vurdular.

“PARA BASIP BEŞLİ ÇETEYE VERDİLER”

Merkez Bankası 79 milyar lira para bastı, bunu beşli çeteye verdiler. Vatandaşa 1000 lira verdiler. Bunlar koşa koşa dolar almaya gitti, aldıkça yine daha mutlu oldu. İşçi, emekli yine perişan.

BU SOSYETE DAMADI GÖREV AL

Erdoğan’a 83 milyonun önünde bir çağrım var; hâlâ bu milleti seviyorsan o sosyete damadın görevine son ver. Onu savunmaya kalma, suçu bazen onun üstüne yıkıyorsun, bu sosyete damadın ekonomiden anladığı yok.

Bu damadın görevden alınması seni, partini, halkını rahatlatacak. Bu kadar beceriksiz bir yönetim Türkiye tarihinde gelmemiştir. Bu sömürü düzenini kuran damattan kurtulabilirse belki ikinci adımı atabilir, ama yapamaz, Türkiye’de güveneceği tek adam damat var.

Bursa

İYİ Partili Türkoğlu: “Ali Özkan hesap versin, 52 bin TL nerede?”

Haber Giriş:

on

İYİ Parti Bursa İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, Karacabey İlçe Teşkilatı’na yaptığı ziyarette, Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan’ın halka hesap vermesini istedi.
 
Başkan Özkan’ın, son seçimlerde bireysel adaylık çalışmalarının reklam ve tanıtım faturalarını belediye bütçesinden karşıladığının Sayıştay raporuyla tespit edildiğini belirten Türkoğlu,
“Bu rakam tam 52.256 TL’dir. 2019 yerel seçimleri ile ilgili yapılan bu harcamalar, parti adına falan değil, doğrudan Ali Özkan’ın başkan adaylığının tanıtım ve propaganda amaçlı afişler, bilboardlar, gazete reklamları, medya görselleri için yapılmıştır.
Ali Özkan belediyenin parasıyla, yani milletin parasıyla siyaset yapacak öyle mi? Yok öyle yağma, bu bir nevi zimmettir. Dolayısıyla Ali Özkan bu haramın üstünde daha fazla oturamaz, oturmamalıdır da.
Karacabeylilerin parasının bireysel siyasi çalışmalara harcanmasının hesabını burada Karacabey kamuoyu önünde soruyoruz. Şimdi Sayıştay raporunun gereğinin yapılmasını bekliyoruz.
Gerekli adımların atılıp atılmamasının takipçisi olacak, gerekirse parti olarak hukuk yoluyla da hesap soracağız” dedi.

Devam Et

Siyaset

Destici: Azerbaycan kazanacak, insanlık kazanacak

Haber Giriş:

on

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Azerbaycan halkının işgal altındaki vatan topraklarını işgalden azad etmek için savaştığını belirterek, “Azerbaycan kazanacak, insanlık kazanacak. Biz de kardeşlik hukuku neyi gerektiriyorsa, sonuna kadar onu yapacağız” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Destici, koronavirüs ile mücadele de maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyulması gerektiğini hatırlattı. Destici, Azerbaycan halkının vatanlarını korumak, işgal altındaki vatan topraklarını işgalden azad etmek için savaştığını belirterek, “Kardeşlerimiz haklılar ve Allah’ın izniyle kazanacaklar. Buna yürekten inanıyorum. Karşı karşıya olduğumuz durum nüfusu 3 milyonu dahi bulmayan Ermenistan’ın Orta Anadolu’dan Hazar kıyılarına uzanan boş bir toprak hayali ve Kafkasları ardından dünya barışını tehdit eden çılgınlığından başka bir şey değildir. Karşı karşıya olduğumuz şey, sivillere yönelik katliam ve cinayetleri devlet politikası haline getirmiş bir terör devletidir. Ermenistan bir terör devletidir. Faşist, saldırgan bir terör devletidir. Ermenistan adı telaffuz edildiğinde akıllara gelen ise eskilerin, ‘Allah düşmanın da mertini nasip etsin’ sözüdür. Ermeni çeteleri ya da terörist saldırgan, işgalci Ermeni güçleri tarafından hem Anadolu topraklarında hem Azerbaycan topraklarında şehit edilen tüm şehitlerimizi ister asker ister sivil olsun hepsini rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. Emin olsunlar, hem işgal altındaki vatan toprakları kurtarılacak hem de onların kanları yerde kalmayacak” dedi.

‘KARDEŞLİK HUKUKU NEYİ GEREKTİRİYORSA ONU YAPACAĞIZ’

Destici, Dağlık Karabağ’ın işgalden kurtarılmadan ve işgalcilerden temizlenmeden masaya oturulmasının kayıp olacağını söyleyerek, şunları kaydetti:

“İşgal edilen topraklar geri alınmadan müzakere masasına oturmak hatta ‘müzakere’ kelimesini telaffuz etmek büyük bir yanlıştır. Elbette savaş meraklısı değiliz. Ancak barış çağrısı yapanlar bu kez çağrılarını Azerbaycan’a ait toprakların geri alınmasından sonrasına erteleyecekler ya da işgalci Ermenistan’ı oradan çıkarıp, ondan sonra masa kurulacak. Bugüne kadar masadan bir sonuç çıkmadı. Ermenistan hem işgaline devam etti hem de yeni işgal hesapları peşine düştü. Azerbaycan kazanacak, insanlık kazanacak. Biz de kardeşlik hukuku neyi gerektiriyorsa, sonuna kadar onu yapacağız. Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmının bütün uluslararası kurallara aykırı bir şekilde Ermenistan tarafından işgali var. Problemin adını doğru koymazsak, çözümü bulmakta zorlanırız.”

Devam Et

Siyaset

Ali Babacan’dan HDP’ye telefon

Haber Giriş:

on

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ı telefonla arayarak gözaltına alınan siyasetçiler hakkında bilgi aldı.

DEVA’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Babacan’ın Sancar’ı telefonla arayarak, gözaltılar ve gözaltında yaşanan sağlık sorunları hakkında bilgi aldığı belirtildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Genel Başkanımız Sn. Ali Babacan, HDP Genel Başkanı Sn. Mithat Sancar’ı telefonla arayarak, yapılan gözaltı işlemleri ve gözaltında yaşanan sağlık sorunları hakkında bilgi almıştır.

Genel Başkanımız, geçmiş olsun dileklerini ileterek, bu ve benzeri soruşturmaların ve soruşturmaya ilişkin usul işlemlerinin siyasi etkiden uzak, hukuk devleti kurallarına uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.”

Devam Et

Trend