Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

METÜM’de Organlar Aslına Uygun Üretilerek Hastanın Vücuduna Yerleştirilebiliyor

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Gülhane Medikal Tasarım ve Üretim Merkezinde; kafatası, göğüs, çene, omurga ve yüz gibi bölgelerde kaza, silahla yaralanma ya da doğumsal nedenlerle kaybedilen organlar, aslına bire bir uygun üretilerek hastanın vücuduna yerleştirilebiliyor” dedi.

SBÜ bünyesindeki METÜM’ün çalışmalarının konu alındığı etkinliğe, SBÜ Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, METÜM Müdürü Doç. Dr. Simel Ayyıldız, akademisyenler ve tıp öğrencileri katıldı.
SBÜ Rektörü Prof. Dr. Erdöl burada yaptığı konuşmada, kişiye özel implant tasarım ve üretimi yapan METÜM’ün, sanayici ve kurumlar için endüstriyel alanda ürün tasarımı ve üretimleri ile bu alanda öncü merkezlerden biri olduğunu vurguladı.


METÜM’ün ayrıca üniversiteler ve araştırmacılar için ARGE projelerine tasarım ve üretim açısından da destek verdiğini anlatan Erdöl, “METÜM’de, kafatası, göğüs, çene, omurga ve yüz gibi bölgelerde kaza, silahla yaralanma ya da doğumsal nedenlerle kaybedilen, olmayan organlar aslına bire bir uygun üretilerek hastanın vücuduna yerleştirilebiliyor. Merkezimiz, kamuda medikal anlamda tasarımdan üretime hizmet eden ve sertifika üretimleri yapan tek merkezdir” diye konuştu.
Prof. Dr. Erdöl, merkezde, konvansiyonel yöntemlerle rekonstrüksiyon yapılamayan vakalarda kafatası, kalça kemiği, çene, göğüs kemiği gibi yaşam kalitesi için büyük önem taşıyan, parçalanan ya da alınan kemik dokularının yerine 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle üretilen parçaların da eklenebildiğini belirtti.

“Daha fazla hasta merkezimizden yararlanabilecek”
Hasta memnuniyeti ve medikal işlemlerde verimliliğin arttırılabilmesi, mikro ve makro boyutlardaki ürünlerin geliştirilmesi yönünde, gerekli araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yürütüldüğünü de anlatan Erdöl, METÜM’de imal edilen tıbbi cihazların finansmanının, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmasına yönelik protokol imzalandığını da hatırlattı.
Erdöl, “Özellikle gazilerimizin ve diğer vatandaşlarımızın ortez-protez ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik güzel bir adım attık. Bu protokolle, kamuda daha fazla hasta, merkezimizden yararlanma imkanı bulabilecek. Vatandaşlarımızın daha etkin bir şekilde sağlık hizmetine ulaşmasına katkı sağlamak ve yaşam kalitelerini arttırmak bizim için çok önemli. Aynı zamanda alternatif üreticilerle rekabet edebilmek ve yurt çapında yaygın olarak tercih edilebilme adına önemli bir avantaj sağlamış olduk.” diye konuştu.

“Tasarım ve üretim aynı merkezde”
METÜM Müdürü Doç. Dr. Simel Ayyıldız ise konuşmasında, merkezin esas amacının gazilere hizmet etmek olduğunu belirterek, 2011’de kurulan merkezin 2016’da Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredildikten sonra 2018’de Gülhane Medikal Tasarım ve Üretim Merkezi adını aldığını söyledi.
Türkiye’de tek, dünyada ise sayılı merkezlerden olan METÜM’ün özelliğinin, tasarımdan üretime tüm hizmetin aynı çatı altında verilmesi olduğunu dile getiren Ayyıldız, “Tasarladıklarımızı aynı yerde üretebilme imkanına sahibiz. Bu da bizi bu alanda öncü ve lider bir merkez konumuna taşıyor. Kişiye özel implantlar üretirken bunları araştırma, geliştirme faaliyetleriyle insan sağlığına daha faydalı hale getirmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ayyıldız, merkezde; kişiye özel üretilen implantların, trafik kazası, kanser, ateşli silah yaralanması gibi durumlarda sert doku ihtiyacı için standart yollarla yapılması mümkün olmayan her bir hasta için özel olarak tasarlanan vücut protezlerinin üretiminin yapıldığı bilgisini verdi. Konuşmaların ardından, kişiye özel implant üretimleriyle sağlığına kavuşan hastalara yapılan operasyonlar hakkında bilgi verildi.

Haberin Devamı

Sağlık

“Virüs salgını sigarayı bırakmak için iyi bir fırsat”

Haber Giriş:

on

İSTANBUL, (DHA) KORONAVİRÜS salgınında sigara içenler hem virüse yakalanmada hem de tedavide, içmeyenlere göre daha fazla risk altında. 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü nedeniyle bir açıklama yapan Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Genel Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, “Covid-19 pandemisi sigarayı bırakmak için iyi bir fırsat. Zira sigara kullananların Covid-19’a yakalanma riski kullanmayanlara göre 14 kat daha fazla” dedi.

Türkiye’nin sigara ve diğer tütün mamullerine karşı yürüttüğü savaşta en aktif görev alan sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Sigarayla Savaş Derneğinin (TSSD) Genel Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, ‘31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’ münasebetiyle bir açıklama yaptı. Sigara kullananların dünyayı kasıp kavuran yeni tip koronavirüs hastalığına yakalanma riskinin kullanmayanlara göre 14 kat fazla olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, “Sigarayı bırakmak için COVID-19 pandemisi iyi bir fırsat” dedi.

“EL VE DUDAK TEMASI VİRÜSE DAVETİYE ÇIKARIYOR”

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı açıklamalara dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, “Sigara içen insanların elleri sürekli dudaklarıyla temas halinde. Eğer elleri virüsle enfekte ise bu durum virüsü doğrudan ağız yoluyla vücuda davet etmek anlamına geliyor” dedi. Sigara içen kişilerde Covid-19 hastalığının ağır seyretme riskinin içmeyenlere göre 2,4 kat daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Aydın, sigaranın, virüsün vücuda girmesini kolaylaştırdığını, bu dönemde sigara içen kişilerin mutlaka bu alışkanlıklarına son vermesi gerektiğini vurgulayarak “Virüsün vücuda girmesinden sonra ilgili hücreye bağlanmasını kolaylaştıran, furin adlı, enzim özellikli bir madde var. Sigara içen kişilerde bu madde diğer insanlara göre çok daha fazla. Bu, virüsün hücreye yapışmasını ve vücuda girmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda kırmızı kan hücrelerine yapışmasını sağlıyor. Dolayısıyla sigara içmek birkaç yönden etkili. Virüsün hücrenin içerisine girmesini kolaylaştırıyor ve kırmızı kan hücrelerinin koyulaşması ve pıhtılaşmasına neden oluyor. Bu da kanın akışkanlığını bozuyor” diye konuştu.

“NARGİLEYE DE DİKKAT”

Doç. Dr. Mustafa Aydın nargile ile ilgili de uyarılarda bulunarak sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre nargile gibi birçok kişi tarafından paylaşılan içme alışkanlıkları Covid-19 hastalığının yayılmasını kolaylaştırır. Özellikle akciğer rahatsızlığı olanlar için sigara alışkanlığı ciddi hastalığa neden olabilir. Oksijen ihtiyacını artıran ya da vücudun oksijeni uygun bir şekilde kullanım kapasitesini düşüren durumlar kişinin sağlığını ciddi riske atmakta ve zatürre gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Tütün ve tütün mamulleri dünyada her yıl 8 milyondan fazla, ülkemizde ise her yıl 100 binden fazla insanın canına mal oluyor. Dahası, tütün kullanmadığı halde kullanılan ortamlarda bulunan, bir başka deyişle ‘sosyal içici’ olan 20 bin insanımızı da her yıl tütün yüzünden kaybediyoruz. Dolayısıyla sigara ve tütün mamullerini bırakmak için Covid-19 iyi bir fırsat.”

“SİGARA İÇEN SAYISI 27 MİLYONDAN 20 MİLYONA İNDİ”

Türkiye Sigarayla Savaş Derneği çalışmaları sayesinde Türkiye genelinde sigara kullanan insan sayısının 27 milyondan 20 milyonlara indirildiğini kaydeden Doç. Dr. Aydın, “1999 yılında derneği kurduğumuzda Türkiye’de uçaklarda sigara kullanmak serbestti. O günden bugüne ciddi yol kat ettik. Ancak hala türlü oyunlarla gençlerimiz zehirlenmek isteniyor. Bu oyunlar neticesinde sigaraya başlama yaşı 12’ye kadar indi. Hala yanı başımızdaki büfelerde tek sigara satılıyor. Kendimizi düşünmüyorsak arkadan gelen gençleri düşünmek zorundayız. Sigara içen bir babanın çocuğu sigara içmediği halde 25-30 yaşında kanser oluyor. Sigara, babadan gelen ve kanserle mücadele eden P50 genini öldürüyor. Günümüzün istilacı güçleri, tankla topla değil, sigara gibi maddelerle ülkeleri kendilerine bağlamaya çalışıyorlar. Bu ülkeyi bize bırakan atalarımız tam bağımsız bir Türkiye olarak bıraktı. Tam bağımsız Türkiye için gençlerimizi sigara kartellerinin emellerinden uzak tutmamız lazım. Bunun için de sigaranın son molekülü yok oluncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

31 MAYIS DÜNYA TÜTÜNSÜZ GÜNÜ

31 Mayıs günü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “Dünya Tütünsüz Günü” olarak belirlenmiştir ve her yıl 31 Mayıs tütün ve zararları ile ilgili eğitici etkinlikler ile toplumun bilgilendirilmesi ve farkındalığın artması amacı ile kutlanmaktadır.

 

Devam Et

Sağlık

Her üç gençten ikisi sigara içenlerle seks yapmak istemiyor

Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre her üç gençten ikisi, sigara içenlerle seks yapmak istemediğini söylüyor. Gençlerin büyük bölümü, toplumda genel bir sigara içme yasağını destekliyor.

Haber Giriş:

on

Hollanda Kanserle Mücadele Vakfı ile Kalp ve Akciğer vakıflarının ortaklaşa yaptırdığı araştırmaya göre, gençler arasında sigara karşıtlığı giderek artıyor.

Her beş gençten dördü, birlikte olduğu kişinin sigara içmesine sıcak bakmıyor.

Gençlerin üçte ikisi de sigara içen biriyle seks yapmak istemediğini söylüyor. Gençlere göre sigara içmek, cinsellik açısından itici bir durum.

Araştırma Hollandalı çocuklar arasında da sigara kullanımına karşı olumsuz bakışın yaygın olduğunu ortaya koydu.

12-15 yaş arasındaki çocukların yüzde 85’i, sigara içen biriyle arkadaşlık etmek istemediklerini belirtiyor.

Gençlerin yüzde 55’i sigaranın tamamen yasaklanması görüşüne destek veriyor.

Sigara tiryakisi gençler ise paket fiyatının 10 euronun üzerine çıkması durumunda sigarayı bırakacaklarını söylüyor.

Hollanda’da şu anda sigaranın paketi ortalama 8 euro.

Halk Sağlığı Bakan Yardımcısı Paul Blokhuis, AD gazetesine yaptığı değerlendirmede, “Bu araştırma, sigara içmeyen bir kuşağın hızla yaklaştığını gösteriyor” dedi.

Sigarasız Sağlık Fonu Başkanı Michael Rutgers de sigara ve tütün ürünlerinin daha pahalı hale gelmesiyle, toplumda sigara içenlerin sayısının daha da azalacağını savundu.

Hollanda hükümeti tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında 1 Nisan’dan itibaren tüketim vergisini 1 euro artırdı.

Yiyecek içecek sektöründeki sigara içilebilen alanlar uygulamasına son verildi.

20 Mayıs’tan itibaren mentollü sigara satışları yasaklandı.

1 Temmuz’dan itibaren süpermarketlerde sigara satışına son verilecek.

1 Ağustos’tan itibaren üniversiteler de dahil tüm okul kampüslerinde sigara içilmesi yasaklanacak.

1 Ekim’den itibaren de sigara ve tütün ürünleri tek tip ambalajlarda satılacak.

Devam Et

Sağlık

DSÖ, Türkiye’yi riskli 5 ülke içinde gösterdi

Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, düzenlediği basın toplantısında, son 2 haftada Avrupa’da kümülatif olarak vaka sayısını en çok artıran 5 ülkeyi saydı. Ülkeler arasında Türkiye de var.

Haber Giriş:

on

Corona virüsü salgınında dünya çapında vaka sayısı 5.7 milyonu geçerken Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölgesi Direktörü Dr. Hans Kluge açıklamalarda bulundu.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen online basın toplantısında Kluge, güncel veriler ile ilgili detayları paylaştı.

DSÖ’nün Avrupa ofisine corona virüsü vakalarının gelmesinin üzerinden tam dört ay geçtiğini söyleyen Kluge, “Avrupa’da bugüne kadar 2 milyondan fazla doğrulanmış Covid-19 vakası tespit edildi. Trajik olan ise 175 binden fazla insanın ölmesi oldu. DSÖ’nün elindeki verilere göre Covid-19’dan ölenlerin yüzde 94’ü 60 yaşın üzerinde ve yüzde 59’u erkek. Yaşamını yitirenlerden yüzde 97’sinin en az bir rahatsızlığı vardı. Bu hastalıklar arasında başı çeken ise kardiovasküler rahatsızlıklardı” dedi.

TÜRKİYE DE LİSTEDE

Son 14 gün içerisinde Avrupa bölgesindeki vaka sayısının yüzde 15 arttığını açıklayan Dr. Kluge, “Avrupa’daki vaka sayısı küresel vakaların yüzde 38’ine denk geliyor ve Avrupa’daki ölümler dünya çapındaki ölümlerin yüzde 50’sine denk geliyor” ifadesini kullandı.

Kluge, son 14 gün içerisinde kümülatif olarak vaka sayısında artış yaşayan 5 ülke olduğuna dikkat çekerken, “Vaka sayısı en çok artan ülkeler Rusya, Birleşik Krallık, Türkiye, Belarus ve İtalya. İspanya, İtalya, Birleşik Krallık ve Fransa’daki ölümler, Avrupa’daki ölümlerin yüzde 72’sine denk geliyor” ifadesini kullandı.

Devam Et

Trend