Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Meyve suyu ölüm riskini arttırıyor!

Sağlıklı bir seçenek olarak görülen meyve suyu tüketiminin diğer ilave şekerli içeceklere kıyasla çok az faydası bulunuyor

Çok fazla meyve suyu tüketmenin erken ölüm riskini artırmada limonata ve kola kadar etkili olduğu ortaya çıktı.

Yaygın biçimde sağlıklı bir seçenek olarak görülse de, ABD’de yürütülen yeni bir çalışma yüzde 100 meyve suyunun, diğer yapay veya ilave şekerli içeceklere kıyasla çok az fayda sağladığını ve erken ölüm riskini artırdığını gösterdi.

Araştırmaya göre, günlük 350 mililitre meyve suyu tüketimi erken ölüm riskini yüzde 24 artırırken, günlük herhangi bir şekerli meşrubat tüketimiyse erken ölüm riskini yüzde 11 yükseltiyor.

Emory Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada araştırmacılar bulguların, meyve suyunun diğer şekerli içeceklerden daha sağlıklı olduğu varsayımını çürütebileceğini söyledi.

Araştırmacılar JAMA Open adlı bilimsel yayında yer alan makalede, “Yüzde 100 meyve suları, şekerle tatlandırılmış pek çok içecekte bulunmayan bazı vitamin ve bitkisel gıdaları barındırsa da, iki tür içecekte de baskın içerik şeker ve su” ifadelerini kullandı.

Meyve suyunda bulunan “doğal” şeker, vücuda girdiğinde ve sindirildiğinde diğer içeceklerde bulunan kimyasal şekerden farklı bir özellik taşımıyor.

Şeker tüketimi ve çocuklarda ortaya çıkan obeziteyi azaltmak için harcanan uluslararası çabalara dikkat çeken araştırmacılar, “Sağlıklı bir içecek seçeneği olarak görülen yüzde 100 meyve suyu tüketiminin rolü göz ardı ediliyor” dedi. Araştırmacılara göre, bulgular meyve suları da dahil şekerli içecek tüketiminin erken ölüm riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor.

Araştırma daha önce kalp rahatsızlığı geçirmemiş 45 yaş üstü 13 bin 440 yetişkinle gerçekleştirildi ve katılımcılar ortalama 6 yıl boyunca takip edildi.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 94’ü meyve suyu içtiğini belirtirken yüzde 80,9’u diğer şekerli içecekleri tükettiğini söyledi. Araştırma süresince 168’i koroner kalp hastalığından olmak üzere bin ölüm gerçekleşti.

Araştırma grubunda bulunanların ortalama olarak aldıkları kalorilerin yüzde 8,4’ü şekerli içeceklerden geliyor. Fakat, kalorilerinin yüzde 10’unu veya daha fazlasını şekerli içeceklerden alan en yoğun tüketicilerde, kalp rahatsızlığından ölme riski yaklaşık yüzde 44 daha yüksek, herhangi bir gerekçeden ölme riskiyse yüzde 14 daha fazla.

Araştırmacılar, şekerli içecek tüketiminin sağlıklı kiloda olan kişiler için bile kalp rahatsızlığı ve diyabet riskini artırdığını kaydetti.

Bu nedenle bu içeceklerin tüketiminin kan basıncını, iltihaplanmayi ya da obeziteden bağımsız olarak insülin direncini etkiliyor olabileceği düşünülüyor.

Reading Üniversitesi’nden gıda araştırmacısı Dr. Gunter Kuhnle, “Çalışmalar meyve sularının sağlığa sözüm ona faydalarının şekerin zararlarını etkisiz kılacak kadar yeterli olmadığını ortaya koymuş olabilir. Meyve suları vitamin ve hatta biraz lif bile sağlayabilir fakat bunların ötesinde sağlığa faydası çok az. Meyve sularında bulunan bitki kökenli kimyasalın miktarı çok fayda sağlamıyor ve sözüm ona antioksidanların sağlığa etkisi çok az” diye konuştu.

Uzmanlar şekerli içeceklerin yerine su, az yağlı süt ve daha az şekerli ya da diyet içeceklerin tüketilmesini öneriyor.

Haberin Devamı

Gündem

Ceviz kabuğu mucizesi: 6 günde etkisini gösteriyor

Haber Giriş:

on

Koronavirüs sonrasında diş hekimlerine gitmekten çekinen vatandaşlar, diş sağlığını korumak için evde yapabilecekleri alternatif yöntemleri denemeye başladı. Ağız sağlığını tehdit eden diş tartarları için Prof. Dr. Oğuz Özyaral, ceviz kabuğu ve bir bardak su ile 5 gün içerisinde etki gösterecek tarifi paylaştı.

Gıda kalıntılarının birikmesi, bakteriler, diş ipi ve diş fırçalama alışkanlığının olmaması ağız içinde zamanla tartar oluşumuna neden olabiliyor. Özellikle bu süreçte diş hekimlerine gitmekten çekinen vatandaşlar, ağız sağlığı için problem oluşturabilecek tartarlardan kurtulmak için pratik yöntemlere başvuruyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi’nden Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, evde basit malzemeler kullanarak ağız ve diş sağlığının korunabileceğini söyleyerek, “8 adet kırılmış ceviz kabuğunu 1 bardak su içerisinde koyu renk alana kadar yaklaşık 10 dakika kaynatıyoruz. 10 dakikadan fazla kaynaması suyun acılaşmasına neden olabilir. Çay demler gibi kabukları kaynattıktan sonra 5 dakika kadar dinlendiriyoruz. Sıfır atığa da destek veren ceviz kabuklarının kaynatılmasıyla oluşan bu sıvı tartar oluşumunu önlüyor.” dedi.

ANTİSEPTİK ÖZELLİĞİ VAR

Cevizin özellikle yaprak kısmında juglon denilen bir maddenin bulunduğunu ve bu maddenin antiseptik özellik taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Özyaral, “Ceviz kabuğunu kaynatarak elde ettiğimiz sıvıda antiseptik bir özellikle oluşacak ve biz diş etlerimizi de koruyacağız. Diş macunuyla ağzımızı fırçaladıktan sonra elde ettiğimiz sıvıyla tekrar ağzımızı fırçalayacağız. Sonra tekrar dişlerimizi fırçalayabilir ya da hafif bir gargara yapabiliriz. Bütün bunlar ağız ve diş sağlığı için çok önemli” diye konuştu.

GARGARA DA YAPILABİLİR

Kaynatılmış ceviz suyunu diş sağlığı için gargara olarak da kullanabileceğini belirten Prof. Dr. Özyaral, “Hazırladığımız bu sıvıyı karbonatla karıştırıp gargaranın gücünü artırabiliriz. Önemli olan anti bakteriyel bir özellik sağlanması. Antiviral bir özelliği yok ama ağız florasındaki dengeyi ve sağlığı koruyabilmek için gerekli. Elde ettiğimiz ve içinde juglon oluşan koyu renkli sıvı özellikle diş etleriyle diş arasında kalan bölgedeki tartarların da çözülmesi için destek verecektir.Bu sayede ceviz kabukları çöpe gitmeyerek sağlımız için geri gelir.Hem ağız ve diş sağlımızı koruruz hem de çevre kirliliğini de durdururuz” dedi.

BUZDOLABINDA 6 GÜN KORUNABİLİR

Hazırlanan sıvının buzdolabında 6 ila 7 gün süreyle muhafaza edilebileceğini söyleyen Prof. Dr.Özyaral, “Bu sıvıyı günde 2 sefer kullanabiliriz. Yaklaşık 1 dakika dişlerinizi fırçalayabilirsiniz” ifadelerini kullandı.

5 GÜN İÇERİSİNDE ETKİSİNİ GÖSTERECEK

Dişlerdeki tartarın çözülmesini sağlayacak sıvının 5 gün içerisinde etkisini gösterebileceğini belirten Prof. Dr. Özyaral sözlerini şöyle tamamladı:

“Önce diş macunu ya da diş antiseptiği bir gargara ile ağzınızı çalkalayıp temiz hale getiriyorsunuz. Orada bir yemek yükü olmamalı. Temiz dişleri koyu renkli sıvı ile fırçalamaya devam etmemiz gerekiyor. Bu sıvı, dişlerde oluşan tartarın çözülmesini sağlayacak. Ağzımızdan da o koyu rengin gitmesi için diş macununuzla tekrardan ağzınızı fırçalayıp bir rahatlık elde edebilirsiniz. Başladığınız günden itibaren 5-6 gün içerisinde etkisini görebilirsiniz. 1 haftalık kürlerle ayda 1 kez yapsanız, 2’nci ayda tekrar tartar oluşumunu önlemiş olursunuz.”

Devam Et

Gündem

Kovid-19’u üç boyutlu görüntüleyen Türk bilim insanlarının yeni hedefi

Haber Giriş:

on

Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) üç boyutlu görüntüleyen Türk bilim insanlarından Fırat Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ümit Çelik, “Bundan sonraki süreçte virüsü yüzeylere sabitleyerek biyolojik sıvı altında görüntülemeyi hedefliyoruz. Bunu da başaracağımıza inanıyoruz.” dedi.

Saç telinden 750 kat daha küçük yapıdaki yeni tip koronavirüsün yapısını, ODTÜ’lü bilim insanı tarafından geliştirilen atomik kuvvet mikroskobu ile görüntüleyen Fırat Üniversitesi araştırmacılarından Çelik, dünyada birçok araştırma grubunun atomik kuvvet mikroskobu kullanarak koronavirüsü 3 boyutlu görüntülemek için çalışma yürüttüğünü söyledi.

“Virüsün biyolojik sıvı altında görüntülenmesi çok çok daha önemli”

Bu kapsamda yerli ve milli imkanlarla geliştirdikleri atomik kuvvet mikroskobunu kullanarak dünyada ilk kez koronavirüsü yüksek çözünürlükte 3 boyutlu olarak görüntülemeyi başardıklarını hatırlatan Çelik, “Virüsü izole ettikten sonra kurutarak cam ve plastik yüzeyde görüntüledik. Ancak bilindiği üzere viral yapı biyolojik sıvı altında aktif olarak çalışmaktadır. Aslında virüsün biyolojik sıvı altında görüntülenmesi çok çok daha önemli. Bundan sonraki süreçte virüsü yüzeylere sabitleyerek biyolojik sıvı altında görüntülemeyi hedefliyoruz. Bunu da başaracağımıza inanıyoruz.” diye konuştu.

Kovid-19’u biyolojik sıvı altında görüntülemenin virüsü daha iyi tanımalarına imkan sağlayacağına işaret eden Çelik, “Koronavirüs özellikle sıvı ortamda aktif durumda. Yani hücreleri, yapıları enfekte edebilir. Dolayısıyla sıvı ortamda 3 boyutlu olarak görüntülenebilmesi aslında çok daha değerli. Doğrudan sıvı ortamda herhangi bir verilen antikorun sıvı ortamda etkisini görmek bilimsel araştırmalar ve aşı çalışmaları açısından çok çok daha değerli olacaktır.” ifadesini kullandı.

Fırat Üniversitesi araştırmacıları saç telinden 750 kat daha küçük yapıdaki yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yapısını, ODTÜ’lü bilim insanı tarafından geliştirilen atomik kuvvet mikroskobu ile üç boyutlu görüntülemeyi başarmıştı. Yurt dışındaki çalışmalarda, elektron mikroskobu kullanılarak elde edilen veriler doğrultusunda, dikenli top şeklinde modellenen koronavirüsün, Türk araştırmacıların atomik kuvvet mikroskobu kullanarak çıkardıkları yapısal görüntü analizlerinin, pek çok bilimsel araştırmaya ışık tutacağı belirtilmişti.

Devam Et

Dünya

Bilinmeyen zatürre tehlikesi: 451 ölü

Haber Giriş:

on

Corona virus salgınıyla mücadele Kazakistan’ın başı bu kez de ‘bilinmeyen zatürre’ ile dertte. Ülkede 29 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında 32 bin ‘bilinmeyen zatürre’ vakası açıklanırken, 451 kişi hayatını kaybetti.

Kazakistan’da corona virüs vaka sayısı 53 bin 21’e, ölü sayısı ise 296’ya yükselirken yeni bir salgın için alarm çanları çalıyor.

Sağlık Bakanlığı yetkilisi Azhar Giniyat, ülkede hastanelere başvuran 28 bin zatürre hastasının corona virus testinin negatif çıktığını duyururken, Almatı’daki morglarda olağandışı bir yoğunluk yaşanıyor.

Çin’in Kazakistan büyükelçiliği, 2020 yılında Kazakistan’da 1772 vatandaşlarının ‘bilinmeyen zatürre’ nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklarken, sadece Haziran ayındaki kayıp sayısının 628 olduğuna dikkat çekti.

Endişerini paylaşan Çinli yetkililer, ‘bilinmeyen zatürre’nin, corona virüsten çok daha fazla ölümcül olduğunu iddia etti.

Kazakistan Sağlık Bakanı Alexei Tsio, ülkede henüz kategorilendirilmemiş viral bir zatürre salgını olduğunu kabul ederken Çin’in paylaştığı rakamları yalanladı.

Kazakistan’da yayın yapan ‘Kazinform’ haber ajansı, geçtiğimiz Haziran ayı ile 2019 yılının aynı dönemi kıyaslandığında ölümlerin 2.2 kat arttığına dikkat çekti.

Ülkede her gün yaklaşık 300 kişi zatürre belirtileriyle sağlık kurumlarına başvuruyor.

Zatürre teşhisi konulan hastalara corona virüs tespiti için yapılan PCR testlerinin büyük bir çoğunluğu ise negatif sonuç çıkarıyor.

Kazak yetkililer bu durumun başka bir salgının kanıtı olmadığını ifade ediyor.

Devam Et

Trend