#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Mide küçültme ameliyatlarıyla ilgili Meclis’te alt komisyon kuruldu

TBMM Dilekçe Komisyonu, mide küçültme ameliyatında yaşamını yitirenlerin yakınlarının şikayet dilekçeleri üzerine harekete geçti. Komisyon Başkanı Belma Satır, ‘obezite ile mücadele yöntemleri ve cerrahi uygulamalardaki malpraktis iddialarının araştırılması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi’ için alt komisyonun kurulduğunu söyledi.

TBMM Dilekçe Komisyonu‘nun mide küçültme ameliyatlarıyla ilgili harekete geçmesiyle 6 ay önce ‘obezite ile mücadele yöntemleri ve cerrahi uygulamalardaki malpraktis iddialarının araştırılması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi’ için alt komisyon kuruldu. Komisyon Başkanı Belma Satır, çalışmalar hakkında bilgi verdi. Satır, kendilerine gelen şikayet dilekçeleri sonrası ‘Obezite nedir ve nasıl önlenebilir?’ diyerek, çalışma başlattıklarını kaydetti. Türkiye’de ve dünyada obezite gerçekliliği olduğunu belirten Satır, “Bunu hem verilerde hem de yaşadığımız çevreden görüyoruz. Bize müracaat eden, obeziteden dolayı yapılan mide ameliyatlarından mağdur olan ailelerin dilekçelerinden anlıyoruz. Obezite ile ilgili çalışmaya 6 ay önce kurduğumuz alt komisyonda başladık. Bu çalışmayı ilgili bakanlıklar ve kuruluşlarla yürütüyoruz” dedi.

‘OBEZİTEYLE BİRÇOK HASTALIK TETİKLENEBİLİR’

Obezitenin, önlenmemesi halinde pek çok hastalığın da tetikçisi olabileceğine dikkat çeken Satır, “Obezite sadece şişmanlık olarak, fiziksel bir durum olarak görülmemeli. Obezite ile birlikte birçok hastalık tetiklenebilir. Kalp, kanser, diyabet solunum yetmezliği gibi” diye konuştu.

Obezite konusunda Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığını belirten Satır, “Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre; yüzde 38’lik oranla Avrupa’da  Türkiye en yüksek oranda obezite vatandaşı olan ülke. Yüzde 38’lik oran çok yüksek bir oran. Türkiye’de tek bir istatistik oranı yok. Yetişkinlerde her 3 kişiden 1’i obez ya da çok kilolu. Her 4 çocuktan 1’i obez ya da çok kilolu. Bu rakamlar özellikle çocuklar için söylemek isterim önümüzdeki günlerde çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacak” dedi.

‘DİREKT AMELİYATA GİTTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ’

Komisyon Başkanı Satır, obezite hastalarının mide küçültme ameliyatından önce beslenmesine ve egzersizine dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Tedavi yöntemlerine gidilmeden yanlış teşviklerle kişilerin ameliyata yönlendirildiğini kaydeden Satır, şunları söyledi:

“Bazı vakalarda tedavi sürecinin takip edilmediği görülüyor. İlaç yöntemlerine gidilmeden medyadaki sanatçıların artistlerin, mankenlerin pohpohlamasıyla veya teşvikiyle insanların direkt ameliyata gittiğini görüyoruz. Bunların doğru olmadığını hem bilim insanları hem yaşanan kötü olaylarda gösteriyor.Komisyonumuz çalışmaya devam ediyor. Geleneksel yol ve yöntem var. Yemek yemeği seviyoruz. Bu konularda biraz daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çocuklara faydalı olmayacak reklamlara dikkat edilmesi gerekiyor. Yemek konusunda ısrardan vaz geçmeliyiz. Faydası olmayan reklamların yayınlanmasına izin verilmemeli. Okul kantinlerinde denetimlerin artırılması gerekiyor. Gazlı içecekler Türkiye’de üretilirken damak tadına uygun fazla şekerli üretiliyor. Bu konuda hassa olmamız gerekiyor.”

Yorum için tıkla

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın

Haberin Devamı

Bursa

Diz ameliyatlarında robotlar devrede

Haber Giriş:

on

Sağlıkta bilgi teknolojilerinin ilerlemesi ile ameliyatlarda robotlar kullanılmaya başlandı. Özel Medicabil Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen diz ve kalça ortopedisi ameliyatlarını robot MAKO yardımıyla yapıyor.

Bilgen, robotik cerrahi yardımıyla yaptığı ameliyatlarda hastaları 3-4 saat içinde yürütebiliyor ve aynı gün içinde taburcu ederek evlerine gönderebiliyor.

Son yılların ileri teknolojisi olan robotik cerrahi artropolasti konusunda dünyanın ileri gelen ülkelerinde oldukça sık uygulanan ve kullanılan bir yöntem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bilgen; “Hastanemizde diz ve kalça ameliyatlarında artık bundan sonra robotik cerrahi uygulamalarımız olacak. Bizde ülkemizde hastalarımızı bu ileri teknolojiden faydalanmaları için hastane bünyemizde bu cihazı aldık ve bunların ameliyatlarına başladık. Bu tür ameliyatlar konvansiyonel yani normal şartlarda elimizle yaptığımız ameliyatlara göre biraz farklılık gösteriyor” dedi.

İNSANA BAĞLI HATAYI SIFIRA İNDİRME ÖZELLİĞİNE SAHİP

İnsana bağlı oluşabilecek herhangi bir hatayı sıfıra indirme özelliğine sahip olan bu teknoloji sayesinde ister diz ister kalça ameliyatlarında kemiğe ait verilen zararlar  ve kesme miktarı en az düzeyde oluyor. Bilgen, ameliyat sırasında hastaya çok az zarar verildiği için hastaların biran evvel kalkıp yürüyebildiğini ve rehabilitasyonlarının çok daha kolay olduğunu söyledi.

KULLANIM SÜRESİ UZAYACAK

Bu teknoloji yardımıyla yapılan ameliyatların hastalardaki kullanım süresi oldukça uzun olacağını hatırlatan Bilgen, “Robotik cihazlarla yapılan ameliyatların kullanım ömrü eskiye göre kıyasladığımızda 35-40 yıla kadar uzayacak. Bu amaçla Bursa’mızda Türkiye’mizde teknolojiyi takip edelim yenilikleri uygulayalım. Hastalarımız bu imkanlardan faydalanması için bizde bu cihazları aldık ve kullanıyoruz” dedi.

Devam Et

Diyarbakır

Dikkat edilmezse ölüm riski yüzde 30 artıyor

Haber Giriş:

on

Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kovid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Recep Tekin, son günlerde artış yaşanan vaka sayısı ve mevsimsel geçişle birlikte artması beklenen gribe birlikte yakalanan hastaların ölüm riskinin yüzde 30 artacağını söyledi. Riskli grupların grip aşısı yapmasını öneren Prof. Dr. Tekin, “Bakanlık da bunun için sıkıntı yaşanmaması açısından gerekli tedbirleri ve çalışmaları yapıyor. Aşıyı, özellikle riskli gruplar dediğimiz 65 yaş üstü olanlara, şeker hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalığı olanlara öncelikle tavsiye ediyoruz” dedi.

Türkiye’de eylül ayında artış göstermeye başlayan koronavirüs vakaları ile birlikte mevsimsel geçiş nedeniyle grip vakalarında artış bekleniyor. Tek başına öldürücülük oranlarının düşük seviyelerde seyrettiği bu hastalıkları aynı anda geçiren hastaların ölüm riskinin arttığını belirten Dicle Üniversitesi Enfeksiyon hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kovid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Recep Tekin, grip aşısının bu dönem daha çok önem kazandığını söyledi. Prof. Dr. Tekin, hastalarına özellikle bu mevsimde grip aşılarını olmalarını tavsiye ettiklerini belirterek, “Covid-19 ve grip birlikte olduğu zaman ölüm riski daha fazla oluyor. Bunun önüne geçebilmek için grip aşısı bizim için önemli bir fayda sağlıyor. Sezon açıldı. Grip aşısı bu ay itibariyle ülkemize gelmeye başlayacak. Biz daha çok ekim sonu kasım başı grip aşısını öneriyoruz. O yüzden özellikle risk faktörü olanlara, yaşlı hastalara, şeker hastalığı olanlara, tansiyonu olanlara, böbrek hastalığı olanlara özellikle grip aşısı olmalarını tavsiye ediyoruz. Bunun yanında bir de zatürre aşımız var. Zatürre aşısını aynı bu şekilde riskli hastalara, özellikle 65 yaş üstü, kalp, böbrek, şeker hastalığı olanlara yapmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

‘COVİD-19 OLAN GRİP KAPMIYORSA HASTALIĞI DAHA RAHAT ATLATACAKTIR’

Covid-19 hastasının grip aşısıyla, gripten korunduğunu ve bu şekilde hastalığı daha rahat atlatacağını vurgulayan Prof. Dr. Tekin, “Ama olur da hasta hem Covid-19 hem grip geçirirse maalesef ki bu hastanın ölüm riski çok daha artıyor. Ölüm riskini tahmini en az yüzde 20- 30 artırıyor. O yüzden özellikle Covid-19 geçiren ve riskli olan kişilerde grip aşısı olunmasını tavsiye ediyoruz. Çünkü Covid-19 ve grip birlikte olduğu zaman maalesef ki hastanın tedavisi ve kurtulma şansı daha da zor olabiliyor. Bu mevsimde özellikle eylül ayından sonra grip aşılarını olmalarını tavsiye ediyoruz. Özellikle ekim sonu kasım başı riskli grupların grip aşılarını yapmalarını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ALINAN TEDBİRLERLE GRİP VAKALARINDA CİDDİ DÜŞÜŞ YAŞANDI’

Prof. Dr. Tekin, geçen yıl Covid-19 pandemisi sonrası alınan tedbirlerle birlikte görünen grip vakalarında ciddi bir düşüş olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Çünkü kişiler maske taktı, mesafeye, izolasyona dikkat etti ve bu da doğal olarak grip sayısında da azalmaya neden oldu. Umarım bu yıl da beklentimiz bu yönde gerçekleşecektir. Özellikle riskli hastaların hem grip açısından hem de Covid-19 açısından kendilerini korumalarını tavsiye ediyoruz. Özellikle kalabalık ortamlara girmesinler. Mesafeye, maskeye ve hijyene dikkat etsinler. Grip aşısına öyle tahmin ediyorum ki talep çok daha fazla olacak. Hem pandemiden dolayı üretimde hem de talepteki artıştan dolayı grip aşısında bir sorun olabilir mi? Bilmiyoruz ama bakanlık bunun için sıkıntı yaşanmaması açısından gerekli tedbirleri ve çalışmaları yapıyor.”

Devam Et

Gündem

Bütün hayatları 30 santimlik o hortumun ucunda

Haber Giriş:

on

Koronavirüs nedeniyle akciğeri tahrip olan ve nefes almakta güçlük çeken hastaların imdadına 30 santimetre uzunluğunda ve serçe parmak kalınlığındaki solunum hortumu yetişiyor. Uyutulan hastanın ağzından akciğerlerine kadar itilen bu hortumla oksijen ve hava veriliyor. Bu işleme normal bir insanın dayanmasının mümkün olmayacağını anlatan Prof. Dr. Murat Yılmaz, ”Dünyaları versen kimse kabul etmez. O kadar acı ve ağrılı bir işlem” dedi.

Koronavirüs hastaları, belirtilerinin ardından yaptırdıkları testin sonucu pozitif çıkınca tedavi süreci başlıyor. Yaşı genç ve evde karantinadayken iyileşebilecek hastalar evlerine gönderilirken, durumu biraz daha ciddi olan hastalar ise hastane bünyesinde özel olarak ayrılan birimlerde tedaviye alınıyor. Tedavide hekimlerin dikkat ettiği en büyük faktör ise hastanın rahat bir şekilde nefes alabilmesi ve kronik hastalığının olup olmadığı. Virüsün akciğerleri ve bağışıklık sistemini büyük ölçüde etkilemesi nedeniyle hastalık ileri evrelerde solunum güçlüğü yaşatabiliyor. Bu durumda tedavinin şekli değişiyor.

HORTUM AKCİĞERLERE İTİLİYOR

Nefes almakta güçlük çeken hastalar için ilk aşama maskeyle makineye bağlamak suretiyle solunum desteği vermek oluyor. Hastalık ilerler ve akciğerlerde daralma meydana gelirse tedavinin boyutu ve yöntemi de değişiyor. 30 santimetre uzunluğunda ve bir serçe parmak kalınlığındaki hortum hastanın ağzından ciğerlerine kadar itiliyor. Bu işlemi yapabilmek için koronavirüs hastası tamamen uyutulup, kasları geçici süreyle felç ediliyor. Geçici felç işleminin nedeni ise itme sırasında normal bir insanın bilincinin dayanamayacağı kadar acı verici olması. Akciğerlere kadar itilen bu hortum sonrasında yeniden makineye bağlanarak hastanın ciğerlerine oksijen ve kuru hava veriliyor. Bu işlemler sırasında hastanın nefes alma işlemi tamamen makineye bağlanmış oluyor.

DÜNYALARI VERSENİZ KİMSE KABUL ETMEZ

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Covid-19 yoğun bakım servisi sorumlusu Prof. Dr. Murat Yılmaz, bu hortumun çok ciddi operasyon olduğunu ve normal bir insanın bünyesinin kaldıramayacağı acılar verdiğini kaydederek şöyle konuştu:

”Bunu bir insanın tolere etmesi çok zor. Bu hortumu gönüllü bir insana sorsak, ‘Bundan nefes almak ister misin?’ diye, dünyaları versen kimse kabul etmez. Ben istemem bunun içinden nefes alabilmeyi. Kurallar belli. Maske, fiziki mesafe, el yıkama. Kalabalık ortamlarda bulunmayın. İşiniz yoksa dışarı çıkmayın. İşiniz varsa da en kısa sürede eve dönün. ‘Bu hastalık bana gelmez, gençlik hastalığı değil’ demeyin.”

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi anestezi ve reanimasyon asistanı Keyvan Hanifi de çok sayıda hastaya bu yöntemi uygulamak zorunda kaldıklarını ve ağızdan akciğere kadar uzun bir hortumun salınmasının oldukça zor olduğunu kaydetti.

Devam Et

Trend