#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Muayene tartışmasında savcıya takipsizlik, doktora dava

Osmaniye Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. Kemal Gökhan Günel ile Osmaniye Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül arasında yaşanan ‘muayene’ tartışması nedeniyle açılan soruşturmalar sonucunda savcı hakkında takipsizlik kararı verildi. Dr. Kemal Gökhan Günel hakkında ise ‘kamu görevlisine hakaret’ suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

​Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül, bir süre önce Osmaniye Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi’nde muayene oldu. 12 Nisan’da tekrar aynı servise gelen Bülbül, Dr. Kemal Gökhan Günel’in odasına girip, muayene olmak istedi. Bu yüzden ikili arasında yaşanan tartışmanın ardından Dr. Günel, gözaltına alınarak götürüldüğü Osmaniye Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınıp, serbest bırakıldı. Günel’e meslektaşları da emniyete gelerek destek verdi.

Günel, ifadesinde, nöbetçi doktor olarak görev yaptığı sırada içeri giren ve sonradan savcı olduğunu öğrendiği Mehmet Bülbül’ün bacağına atel takıldığını, Dr. Melihşah Bey ile randevusu olduğunu ve kontrol olacağını söylediğini belirterek, “Ben de randevusu olup olmadığını sordum. Randevusunun olmadığını söyledi. Melihşah Bey ile tedaviye devam etmesi gerektiğini, kendisini acil hastanın beklediğini belirterek çıkmak istedim. Savcı Bey, ‘Bana akıl verme bana bakacaksın’ dedi. Hastanın doktor seçme hakkı olduğu kadar doktorun da hasta seçme hakkı olduğunu, bu üslupla artık kendisine yardımcı olamayacağımı söyledim. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı olduğunu söyleyip, ‘Seninle uğraşacağım. Bak şimdi gerekli yerleri arıyorum bana nasıl bakacaksın’ dedi. İstediği yere şikayet edebileceğini belirterek odadan çıktım. Başhekime durumu anlatıp tekrar odaya döndüğümde Savcı Bey’in ‘Hakkında gerekeni yapacaklar, ilgili yerleri aradım’ dedi. Ben de güvenlik ve polisi çağırıp, Savcı Bey’in dışarı çıkartılmasını istedim. Tehdit ettiği için Savcı Bey’den şikayetçi oldum” dedi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül de ifadesinde, “Bacağımdaki alçıyı aldırmak için Dr. Melihşah Bey’den randevu alıp, hastaneye gittim. Melihşah Bey’in odasına geldim, kapı yarıya kadar açıktı, içeri girdiğimde başka bir doktor vardı. Yanındaki sekretere Melihşah Bey ile randevum olduğunu söyleyince sekreter izinli olduğunu belirtti. Melihşah Bey’in muayene edip, bacağımda alçıyı incelteceğini ya da çıkartacağını anlatırken araya giren Dr. Günel, ‘doktoru kimse o ilgilensin, dere geçilirken at değiştirilmez, hastanın doktor seçme hakkı varsa doktorun da hasta seçme hakkı olduğunu’ belirtip ‘Sana bakmıyorum’ dedi. Cumhuriyet Savcısı olduğumu söyledim. Biraz durakladıktan sonra ‘Kim olursan ol nereye şikayet edersen et’ diyerek odadan çıktı. Başhekimi arayarak durumu anlattım. Bir süre sonra doktor tekrar geldi, ‘Sen kim oluyorsun, beni sürdürecekmiş, terbiyesiz’ dedi. Ben de ‘haddini bil sınırlarını aşma’ diye cevap verdim. Sonra polis ve güvenlik görevlileri geldi. Dr. Günel hakkında bu davranışları nedeniyle şikayetçi olmaya karar verdim” diye konuştu.

Savcı Mehmet Bülbül’e refakat eden arkadaşı İ.S. ise ifadesinde, kapı önünde beklerken tartışma sesi duyduğunu, doktorun ‘Kim olursan ol nereye şikayet edersen et, muayeneni yapmıyorum,’ ‘Çıkartın bunu dışarı’ şeklinde bir şeyler söylediğini, Savcı Bey’in de doktorun sakin olmasını istediğini, doktorun da sesini daha fazla yükselterek ‘terbiyesiz’ dediğini, Savcı Bey’in de doktora ‘kapa çeneni’ şeklinde uyarıda bulunduğunu ileri sürdü.

Güvenlik görevlisi A.A., sekreter D.Ö.’nin yardım istemesi üzerine odaya gittiklerini, bu sırada Savcı Bey’in parmak sallayarak Dr. Günel’e hitaben ‘otur yerine çok konuşma. Sen savcıya böyle davranıyorsan, normal vatandaşa kim bilir nasıl davranıyorsun’ dediğini Günel’in de ‘Gelip gördün mü gözünle nasıl davrandığımı, bu şekilde beni suçlayamazsın’ dediğini anlattı.

Diğer güvenlik görevlisi H.Ç. de ifadesinde şunları söyledi:

“Odaya girdiğimde Dr. Günel, ‘Size bakan doktor ben değilim. Bana muayene olmak istiyorsanız randevu almanız gerekiyor, ben bugün sağlık kuruluna bakıyorum’ dedi. Bunun üzerine Savcı Bey, işaret parmağını sallayarak ‘otur yerine işini yap’ dedi.”

SEKRETER: ‘KES SESİNİ GEL İŞİNİ YAP’ DEDİ

Polis memuru A.C. ise doktor ile savcının tartıştığını, kimsenin fiziki temasta bulunmadığını, kimsenin hakaret etmediğini söyledi. Sekreter D.Ö. de verdiği ifadesinde, şunları anlattı:

“Savcı Bey, içeri girerek Melihşah Bey ile kontrolü olduğunu söyledi, ben de izinli olduğunu nöbetçi doktorun Kemal Bey olduğunu söyledim. Bu sırada Kemal Bey telefonla konuşuyordu, ben durumu anlatırken Savcı Bey araya girip, ‘Bana ne zaman bakacaksın’ dedi. Kemal Bey de asıl doktorun izinli olduğunu ve kendisine muayene olması gerektiğini söyledi. Savcı Bey de ‘Bana işini öğretme kes sesini gel işini yap’ dedi. Doktor Bey de hasta haklarını hatırlatarak ‘Hastanın doktor seçme hakkı varsa doktorun da hasta seçme hakkı var. Sizi bu üslupla muayene etmeyeceğim’ dedi. Ardından da acil bir vakaya gitti. Bir süre sonra doktor tekrar döndü. Sinirli olan Savcı Bey, ‘Sürdüreceğim seni bu yaptıklarının bedeli ödeyeceksin’ dedi. Doktor Bey de ‘Ödetmenizi bekleyeceğim. Lütfen ödetin’ dedi. Savcı Bey odaya girişi esnasında kapıyı tutarken kapıyı ittirmesi sonucu beni de itekledi. Ben de şikayetçiyim”

TAKİPSİLİK KARARI

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül hakkında olay yeri Osmaniye’de görev yapması nedeniyle soruşturma dosyası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Başsavcılık Soruşturma Bürosu tarafından alınan ifadelerin ardından Savcı Mehmet Bülbül hakkında ‘Basit yaralama suçundan delil yetersizliğinden, tehdit suçundan delil yetersizliği ve unsur yokluğu nedenleriyle ‘kovuşturma yapılmasına yer olmadığı’ yönünde karar verildi.

DAVA AÇILDI

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül’ün şikayeti üzerine Osmaniye Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda iddianame hazırlandı. İddianamede, ‘Müştekinin tedavi amaçlı hastaneye gittiği, şüpheli olan doktora muayene talebini ilettiği, şüphelinin nöbetçi doktor olmasına rağmen tedaviden kaçındığı, müştekinin kamu görevlisi ve mesleğini bildirmesine rağmen müşteki hakkında beyaz kod ihbarı verildiği, polis memurları, özel güvenlik görevlileri olay yerindeki tanıklar huzurunda kolluk görevlilerine hitaben, ‘çıkartın bunu dışarı, kim olursan ol, nereye şikayet ediyorsan et, beni sürdürecekmiş terbiyesiz’ şeklinde yüksek sesle aşağılayıcı ve müştekinin saygınlığını rencide edecek seviyede onur kırıcı hal ve tavınlar sergilediği, bu durumun hastanenin güvenlik kamera kayıtlarına da yansıdığı, müştekinin iddialarını destekler mahiyette tanık beyanlarının bulunduğu, şüphelinin eyleminin kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçunu oluşturur” denildi. Dr. Günel hakkında ‘Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’ suçlamasıyla hazırlanan iddianame Osmaniye 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

KARARI İTİRAZ EDİLDİ

Dr. Mehmet Gökhan Günel’in avukatı Cengiz Bayram, Cumhuriyet Savcısı hakkında verilen ‘takipsizlik’ kararına Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunduklarını söyledi. Tartışmanın ardından hastane idaresi tarafından Dr. Günel’i ‘kınama’ cezası verildiğini, Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edip, bu kararı durdurduklarını ancak idarenin bu kez ‘uyarı’ cezası verdiğini ona da itiraz ettiklerini belirten Avukat Bayram, uygulanın mobbing nedeniyle Dr. Günel’in kamu görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Gündem

Yılın erkeği listesinde ikinci sırada

Haber Giriş:

on

Almanya’da erkek dergisi Playboy, Yılın erkeği listesinde ikinci sırayı Prof. Dr. Uğur Şahin’e verdi. Derginin okuyucuları arasında yapılan ankette BioNTech’in kurucusu, yüzde 23.3 oy aldı. Yine bilim insanı olan Virolog Christian Drosten ise yüzde 23.6 ile zirvede.

Bir zamanlar şov dünyasından isimlerin en başta geldiği Playboy Dergisi’nin Yılın Erkeği seçimlerine yine koronavirüs salgını damgasını vurdu.

GEÇEN YIL DA ZİRVEDEYDİ

Kamu araştırma kurumu Norstat tarafından derginin okuyucuları arasında yapılan ankete göre geçen yıl olduğu gibi yine Berlinli ünlü virolog Christian Drosten (49) birinci geldi.

Yüzde 23.6 oranında katılımcıdan onay alan Berlin Charite Kliniği Profesörü Drosten’in ardından, ikinci sırada ise Prof. Dr. Uğur Şahin (56) yer aldı.

BioNTech kurucusu Şahin yüzde 23.3 oy aldı.

BAŞBAKAN DA LİSTEDE

Playboy dergisinin ikinci kategoride sorduğu En etkili erkek kim? sorusuna ise katılımcıların büyük çoğunluğu aynı cevabı verdi.

Gelecekteki Almanya Başbakanı Sosyal Demokrat Partili (SPD) Olaf Scholz (63) bu alanda zirvede yer aldı.

Devam Et

Gündem

Tunceli’de 1 asker şehit oldu

Haber Giriş:

on

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli’nin Ovacık ilçesinde 3 teröristin etkisiz hale getirildiğini, çatışmada 1 askerin şehit olduğunu açıkladı.

Bakan Soylu, Twitter’daki hesabından yaptığı açıklamada, “Eren Kış-6 Mercan Dağları Operasyonları’nda, Tunceli Ovacık kırsalında, bir mağaraya gerçekleştirilen operasyonda 1’i teslim, toplam 3 terörist etkisiz hale getirildi. Mağarada sıkıştırılan teröristlere operasyon devam ediyor. Operasyonun ilk aşamasında teröristlerle çıkan çatışmada ağır yaralanan 1 kahraman jandarmamız yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları ve jandarma teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Başımız sağ olsun” dedi.

Devam Et

Gündem

Destici: Asgari ücret 4 bin 500 lira seviyesinde olmalı

Haber Giriş:

on

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Asgari ücretin en az 4 bin lira olması gerektiği konusunda fikrimizi beyan etmiştik. Daha sonra dövizdeki dalgalanmayla birlikte bunun 4 bin 500 lira seviyesinde olması gerektiğini çok açık bir yüreklilikle ifade ediyorum” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) Genel Başkanı Mahmut Arslan’ı ziyaret etti. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından Destici ile Arslan, ortak açıklamada bulundu. Destici, asgari ücretteki artışın en az yüzde 40’ların üzerinde olması gerektiğini söyleyerek, “Asgari ücretin en az 4 bin lira olması gerektiği konusunda fikrimizi beyan etmiştik. Daha sonra dövizdeki dalgalanmayla birlikte bunun 4 bin 500 lira seviyesinde olması gerektiğini çok açık bir yüreklilikle ifade ediyorum. Bu benim ve BBP’nin görüşü. Hem işçiyi memnun edecek hem de işvereni memnun edecek şekilde asgari ücret çalışmalarının sonuçlanacağına inanıyorum. Birinci olarak düşünmemiz ve ele almamız gereken işçi kardeşlerimizdir” dedi.

‘HÜKÜMETİMİZLE HER ALANDA GÖRÜŞECEĞİZ’

Hak-İş Genel Başkanı Arslan ise, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yaptığı çalışmaları dikkatle takip ettiklerini belirterek, “İnşallah bu ayın yarısını bulmadan asgari ücretin ilan edileceğini bekliyoruz. Umarım işçi, işveren, hükümet üçlüsünün uzlaştığı bir asgari ücreti belirlemiş oluruz. Öncelikle, asgari ücretin bir ülkedeki en az ücret olmadığını ifade etmek istiyorum. Türkiye’deki asgari ücret bir asgari ücret değil, geçim ücretidir. İstisnai bir ücret olması gerekirken maalesef çalışanlarımızın yüzde 42’si asgari ücretle çalışıyor. Büyük bir kesimi ilgilendiriyor. Türkiye’nin en büyük toplu sözleşmesini yapıyoruz. Burada kriter olarak işçinin tek başına değil, ailesiyle beraber asgari ücretin belirlenmesini istiyoruz. Yaşadığımız ekonomik kriz, döviz ve enflasyondaki yükseliş hepimizi etkiliyor ve endişelendiriyor. Bu endişe ve etkilerin azaltılması konusunda asgari ücret çok önemli bir enstrüman olarak görüyoruz. Taleplerimizin bu konuda değerlendirilmesini bekliyoruz. Hükümetimizle her alanda görüşeceğiz. Ancak felaket tellallığı yapmayacağız. Bu ülkenin yaşadığı zorluları bu ülkenin dinamikleri ile aşacağız. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin IMF’ye karşı tavrını destekliyoruz” diye konuştu.

‘BEN GELİYORUM’ TAVRI BASKIN TAVRIDIR’

Destici, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, randevu talebinin kabul edilmemesi üzerine gittiği Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) içeriye alınmaması ile ilgili soruya, “Randevu ne zaman istenmiş, ne zaman verilmemiş bunu bilmiyorum. Daha önceden randevu istendi de randevu verilmediyse bu farklı bir şey. Ama sabah arayıp ‘ben 11.00’da geleceğim’ dediyse bu farklı bir durumdur. Daha önce aranıp randevu verilmemişse, ‘keşke verilseydi’ derim. Ama Sayın Kılıçdaroğlu sabah arayıp ‘ben 11.00’de gelmek istiyorum’ diyorsa, bence bu doğru olmamıştır. Çünkü o zaman bu baskın gibi anlaşılır. ‘Ben geliyorum’ tavrı hakikaten bir baskın tavrıdır. Bunu hiçbir siyasetçiye yakıştırmam” cevabını verdi.

Devam Et

Trend