#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Norovirüs nedir? Norovirüs enfeksiyonu hakkında detaylar

Tüm yaş gruplarında görülebilen, şiddetli karın ağrısı, ishal ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkan Norovirüs enfeksiyonu nedir?

Şebeke suları, yiyecek ve içecekler aracılığıyla bulaşan Norovirüs nedir? İnsandan insana temasla da bulaşabilmektedir. Virüs bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal belirtileri ile seyretmekte ve hastalar yeterli sıvı alımı ve istirahat ile kendi kendine 3-4 gün içerisinde düzelebilmektedir. İşte, Norovirüs hakkında detaylar…

Tüm dünyada erişkin ve çocuklarda görülen ishallerin önemli bir kısmından norovirüs sorumludur. Hastalık bütün yıl boyunca görülebilir ve her yaştan kişiyi etkileyebilmektedir. İshal şikâyeti ile hekime başvuran erişkinlerin yaklaşık %20’sinden norovirusler sorumludur. Norovirusler aynı zamanda virüslerden kaynaklanan ishal salgınlarının %60-95’ini oluşturmaktadır.

Norovirüs Nedir? Nasıl Bulaşır?

Esas bulaş ağız-dışkı yoluyla olup kusmukla da olabilir. Bulaşma sıklıkla yuvalarda, göçmen kamplarında, tatil yapılan kamplarda, hastanelerde, okullarda, restoranlarda, gemilerde, askeri birliklerde ve aile içi bireylerde görülmekte ve bu gruplarda salgınlar yapabilmektedir. Norovirus salgınları genellikle, kişiden kişiye temas (%35), kontamine su (içme suyu, havuz suları, göl suları, buz küpleri) ve gıda (midye, istiridye gibi kabuklu deniz hayvanları, salatalar, dondurma, soğuk yiyecekler, sandviç, taze sebze ve meyveler) ile oluşmaktadır. Virüsün ısı ve klorlamaya nispeten dirençli olması su ve gıdayla bulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Virüsün dışkıyla atılımı uzun süre (>3 hafta) devam etmekte olup ilk 24- 48 saatte atılımı en üst düzeydedir.

Norovirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kuluçka süresi 18-72 saattir. Hastaların çoğunda ilk olarak bulantının eşlik ettiği ani başlaya karın ağrısı görülür. Genel olarak ishal ve kusma beraber bulunur. Hastada günde 4-8 kez, kansız, mukussuz orta miktarda dışkılama görülür. Hastaların yarısında hafif dereceli bir ateş (37.50C) olabilir. Sıklıkla karın ve kas ağrısı, baş ağrısı, keyifsizlik, halsizlik olabilir. Klinik belirtiler 24-72 saat devam eder. Küçük çocuklarda, yaşlılarda, bağışıklık yetmezliğinde daha çok semptomatik enfeksiyon ve kronik ishale neden olabilir.

Tanısı Nasıl Konur?

Hastalardan alınan dışkı ve kusmuk örneklerinin mikrobiyolojik olarak incelemesi yöntemi ile tanı konulur.

Tedavisi Nasıldır?

Genellikle kendiliğinden iyileşir. Ciddi kusma ve ishal gelişen olgularda parenteral (damar yolu) sıvı verilmesi gerekebilir.

Korunma Yolları Nelerdir?

Gıda, su, kişisel temaslar ve çevresel yüzeyler aracılıyla kolay bulaşma olduğundan norovirüs ile ilişkili salgınların kontrolü güç olur. Su ve gıda kaynaklarının kontamine olmasını önleyici önlemler alınmalı, su kaynağına yüksek klor konsantrasyonları uygulanmalıdır. Hasta eğer hastanede ise çıkartıları ile temas eden sağlık personeli eldiven kullanmalı, temas sonrası hijyenik el yıkama yapılmalıdır. Kontamine çevre %5-10 oranında sulandırılan çamaşır suyu ile temizlenmelidir.

Norovirüslerin değişik antijenik tipleri olması ve bağışıklık uzun sürmemesi nedeni ile henüz geliştirilmiş bir aşısı yoktur.

Kimler Riskli Gruptadır?

Hamile ve emziren kişilerin hasta olması durumunda derhal hekime başvurmaları, hekim onayı olmadıkça ilaç almamaları gerekmektedir.

Gündem

‘Bu yıl korkutuyor’ diyerek uyardı

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz birkaç yıldır görülmeyen ve nezleye neden olan virüs enfeksiyonlarının tekrar sahnede olduğunu vurgulayarak, “Bu yıl nezleye yol açan Rinovirüs gibi diğer solunum yolu virüslerini çok daha erken dönemde görmeye başladık. Grip geçen yıl dünyadan yok olmuştu. Ama önlemlerin gevşetilmesiyle beraber bu yıl veya önümüzdeki sezon grip salgınları da dönebilir. En büyük kaygımız bu. Çünkü yeni ortaya çıkacak grip virüsüne karşı çok daha zayıf olacak toplumun bağışıklığı. Özellikle risk grubundakilerin mutlaka grip aşılarını yaptırması gerekiyor. Grip ve Kovid aşısını aynı anda dahi olabilirler hiçbir olumsuz etkileşimi yok” dedi

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın önceki gün açıkladığı İstanbul’daki aşılanma oranları ve Türkiye’nin salgında geldiği son durum hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Yavuz, 65 yaş üstü grupta tam aşılanmışların oranının halen yüzde 74’lerde olduğuna işaret ederek “Özellikle bu yaş grubunda yüzde 98’leri bulmamız gerekiyor. Ölümlerin çoğu bu yaştaki riskli grupta oluyor. Gençlerde de aşısızlarda ölüm ve ağır hastalık yüksek. Türkiye genelinde çift doz aşılama oranı yüzde 50 civarında. Ölüm sayıları düşüş trendi göstermiyor bu yüzden. Ayrıca maske mesafe gibi korunma önlemlerini çok erken bıraktık. Bu da vaka sayılarındaki artış trendinin uzamasına neden oluyor” dedi.

“65 YAŞ ÜSTÜNDE TAM AŞILANMA HEDEFİ YÜZDE 100 OLMALI”

İstanbul’daki aşılanma oranlarına değinen Prof. Dr. Yavuz, “65 yaş üstünde ilk doz aşılanma yüzde 91 civarında. Bu çok kabul edilemez aslında. Bunu kapatmamız lazım. Bütün Türkiye’de ise yüzde 85 civarında. O grup halen ölmeye devam eden grup içinde yer alıyor. Aşılanmayan yüzde 15 bile olsa, ya da mesela o gruptan iki doz inaktif aşı olanlar var, etkili olamıyor, üçüncü dozlarını olmaları gerekiyor. Biz şu anda hastanelerde aşısını tamamlamamış ya da hala aşı olmamış hastaları görüyoruz. Halen hiç aşı olmamış 65 yaş üstü var. Bu nedenle ölüm sayıları hala yüksek devam ediyor. 65 yaş üstü için hedefimiz yüzde 100, hadi en kötü ihtimalle yüzde 98 olmalı. Bunu sağlamamız lazım ki ölüm sayılarını büyük oranda azaltabilelim” diye konuştu.

“YÜZDE 80’E ULAŞMADAN ÖNLEMLERİ BIRAKINCA BULAŞMAYI DURDURAMAZSINIZ”

Türkiye genelinde tam aşılı oranının hala yüzde 50’lerde olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, “Aşılamalarımız çok yavaşladı. Biz şu anda enfeksiyonu esas olarak aşı ile kontrol altına almaya çalışan bir ülke olarak, çok daha aktif bir aşı kampanyası yapmamız gerekiyor. Kovid’in genç yaş gurubunda ölüm riski düşük olsa bile 25-30 yaş altı hastalananların sayısı arttıkça ölen ve ağır seyreden hasta sayısı da artmış oluyor. Biz aşıyla bir enfeksiyonun toplumda bulaşmasını azaltmak istiyorsak, toplumdaki aşılı oranının, yani toplumdaki bağışık kişi oranının (geçirerek veya aşılanarak) yüzde 80 olması gerekiyor. Ancak o zaman bulaşma azalıyor. Ama bu orana ulaşmadan diğer önlemlerden vazgeçerseniz, bulaşmayı durduramıyorsunuz.” şeklinde konuştu.

“ŞU AN GENİŞLEMİŞ BİR DALGA YAŞIYORUZ”

Prof. Dr. Yavuz şöyle devam etti:

“Diğer önlemlere halen ihtiyacımız var. Maske ve mesafe gibi önlemlere dikkat etmek zorundayız. Bu nedenle de aylardır bir yükseliş trendindeyiz. Eskiden ne olurdu, sayılar yükseliş trendine girince bu önlemler sıkılaştırılırdı, kısa süre içinde sayılar düşerdi. Bunu 3-4 pikte de gördük. Şu anda genişlemiş bir dalgadan söz ediyoruz. Diğer önlemler alınmadığı için oluyor bu. Tabii ki gevşemelerin, okulların açılmasının etkisi oluyor bunda. Ama eğer ki sadece aşıya güveneceksek aşılama hızımızı çok artırmamız gerekiyor, toplumun yüzde 80’i bağışık olmak zorunda. Danimarka yüzde 80’e ulaştığı anda bıraktı önlemlerini. Çünkü artık orada ölümleri azaltmış oluyorsunuz. Virüs yayılmaya devam etse bile endemik bir form dediğimiz, klasik grip formatına girmiş oluyor. İnsanlar kısıtlama istemiyorlarsa, aşılarını hemen hemen yaptırmaları gerekiyor” dedi.

“GRİP TÜRLERİNDEN BİRİ TAMAMEN YOK OLDU OLDU”

Maske mesafe önlemlerine dikkat edilmemesinin sadece Kovid açısından değil diğer solunum yolu virüslerine bağlı enfeksiyonları da mevsiminden önce artırdığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, “Yakın temasla bulaşan diğer solunum yolu virüsleri tekrar ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan özellikle Rinovirüs, yine eski nezle yapan koronavirüsler, parainfluenza virüs diye bildiğimiz eskinin ‘ünlü solunum yolu virüsleri’ tekrar sahneye çıktılar. Şu anda hem İstanbul’da hem Türkiye’de Rinovirüs olgularında ciddi bir gün artış var. Nezle etkeni bu virüs. Biliyorduk ki kororonavirüs önlemleri bizim solunum yolu virüslerini neredeyse yok etmişti. Yani mesela bir grip türü hiç görülmüyor şu anda o önlemler nedeniyle. Solunum yolu virüsleri bu yıl mevsiminden önce bile ortaya çıkmış oldu. Bizim kaygımız tabii ki griple ilişkili olanı. Sonuçta grip de aslında belli gruplarda ölümcül olabiliyor. Nezlede böyle bir risk çok nadir. Ama gribin belli gruplarda çok ağır seyredebildiğini biliyoruz. Geçen yıl tamamen yok oldu, dünyadan yok oldu. Çok düşük aktivasyon gösterdi 3 tanesi. Ama dördüncüsü tamamen yok oldu, şu anda bile yok. Toplumda da 1 yıl önceden bir bağışıklık olmadığı için, aşı veya hastalığı geçirerek, artması bekleniyor. Kovid’le birlikte ikisi bir arada biraz sıkıntı yaratabilir. O nedenle risk grubu dediğimiz 65 yaş üstü, ek hastalığı olanlar vs, şu an grip aşılarını olabilirler. Tam mevsimi. Kovid aşısı ile grip aşısı arasında bir geçimsizlik de yoktur, aynı gün bile olabilirler.” dedi.

Devam Et

Gündem

39 ilaç piyasadan toplatılacak

Haber Giriş:

on

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), 39 ürün için piyasadan toplatılma kararı aldı.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), kas ve eklem ağrıları için kullanılan sprey ve kremlerin yer aldığı aralarında Majezik’in de bulunduğu 39 topikal ürünün piyasadan toplatılmasına karar verdi.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Ekte yer alan listede isimleri belirtilen, tiyokolşikosid içeren topikal ürünler hakkında Kurumumuz ilgili bilimsel komisyonunca alınan kararlar doğrultusunda ilgili ürünlerin ruhsatları askıya alınmış olup, piyasada bulunan tüm partilerine 19 Kasım 2015 tarihli ve 29537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Geri Çekme Yönetmeliği’ ne göre 3. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmıştır. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

Devam Et

Gündem

Turkovac gönüllüleri 6 ay takip edilecek

Haber Giriş:

on

Turkovac’ın Faz-3 çalışması kapsamında gönüllülere uygulanmasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Tuna Demirdal, “Aşı olan gönüllülerin 6 ay boyunca antikor düzeyi kontrol edilecek. Koruyucu antikorlarına düzenli aralıklarla bakılması gönüllümüzün lehinedir” dedi.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Turkovac Faz-3 Çalışması Araştırmacısı, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Tuna Demirdal, Faz-3 çalışması kapsamında seri üretime geçilmeden önce 3 bin gönüllü üzerinde ‘hatırlatma dozu’ olarak uygulanan, yerli ve inaktif aşı Turkovachakkında bilgi verdi. Aşı olan gönüllülerin 6 ay boyunca takip edileceğini kaydeden Prof. Dr. Demirdal, bu takip sürecinde gönüllülerin antikor düzeyinin belirli aralıklarla ölçüleceğini dile getirdi. Takip sürecini anlatan Demirdal, “Gönüllü olması için gereken kriterlere uyan kişilerin önce fizik muayenesi yapılıyor. Daha sonra gönüllü onay formu imzalanıyor. Gebelik testi yapılıyor. Aşının yapıldığı ilk gün ‘sıfırıncı gün’ olarak adlandırdığımız günde antikor düzeyini ölçüyoruz. Daha sonra belli periyotlarda 4 kez daha antikor düzeyi kontrol ediliyor. Bu durum gönüllümüzün de lehine bir durum. Koruyucu antikorlarına düzenli aralıklarla baktırmış olacak” diye konuştu.

‘BAZI KISITLAMALAR VAR’

Yerli aşının Faz aşamalarını anlatan Prof. Dr. Demirdal, “Hem ilaçların hem de aşıların raflarda yerini alıncaya kadar belli bir sürenin geçmesi ve güvenlik ile etkinliğinin hesaplanması gerekiyor. Faz-0 klinik öncesi çalışmalar, Faz-1 güvenilirlik çalışmaları, Faz-2 doz aralığının tespit edilmesini ifade ediyor. Faz-3 ise güvenlik ve etkinlik çalışmalarının yapıldığı aşamadır. Faz-3 çalışmasında gönüllülerimizle ilgili bazı kısıtlamalarımız var. 18-59 yaş arası, 2 doz Sinovac aşısını 3-9 ay arasında olmuş kişileri gönüllü olarak kabul ediyoruz. Kontrol altına alınmış bir kronik hastalığının bulunmaması gerekiyor. Covid-19 hastalığını daha önce geçirmemiş olması gerekiyor. Gönüllü kadının ise gebe olmaması gerekiyor. Başka aşılar araya girmişse o gönüllümüzü kabul edemiyoruz” dedi.

‘TURKOVAC KORUYUCULUĞU ARTIRACAK’

Turkovac aşısının ‘hatırlatma dozu’ olarak yapılacağını dile getiren Demirdal, “Sağlık Bakanlığı Türkiye’de çok uzun süredir bu aşılamaları başlattı. Çok iyi bir noktaya da geldik. 2 doz aşılama yapıldıktan sonra koruyuculuğun azaldığını biliyoruz. 3’üncü hatırlatma dozu olarak uygulanacak Turkovac, antikor düzeyini belli bir noktaya ulaştıracak ve koruyuculuğu artıracaktır” diye konuştu.

Yerli aşının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Demirdal, “Tüm dünyada aşılama sıkıntıları oldu. Dünya Sağlık Örgütü, aşının ulaşımı konusunda tam bir adaletin sağlanamadığını sık sık vurguladı. Aşı yapılan ülkeler hep zengin ülkeler oldu. Türkiye de aşılama konusunda önemli bir aşama katetti. Aşı olmak isteyip de olamayan hiçbir vatandaşımız olmadı. Bu anlamda şanslıyız ancak birçok Afrika ülkesi istenilen düzeye ulaşamadı. Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; her ülkede aşılama yapıldığında hastalığın kontrol altına alınması sağlanmış olacak. Hastalık her tarafta bitmeden son bulmuyor. Bu nedenle kendi aşımızın olması çok güzel” dedi.

Devam Et

Trend