#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

‘Okul Gıdası’ logosunun kullanım detayları açıklandı

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda “Okul Gıdası” logosunun kullanımına ilişkin detaylar belli oldu.

Tarım ve Orman Bakanlığı‘nın ‘Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’i, 16 Eylül’de yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Okul Gıdası logosu kullanımının uygulanmasında Tarım ve OrmanSağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları iş birliği yapacak.

Milli Eğitim Bakanlığı‘na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantinkafeteryabüfeçay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda “Okul Gıdası” logosu yer alacak.

LogoTarım ve Orman Bakanlığı‘ndan işletme kayıt/onay belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, belirlenen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılabilecek. Buralarda satılacak hazır ambalajlı gıdalar, Türk Gıda Kodeksi‘ne de uygun olacak.

Eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içeceklerde Okul Gıdası logosu bulunamayacak. Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde de logo kullanılacak.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1.5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.

Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2’şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.

DENETİMLER

Okul Gıdası kriterleri, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla gıda işletmelerine bildirilecek. Okul/kurum müdürlükleri, bünyelerinde faaliyet gösteren gıda işletmelerinin belirtilen kriterlere uyum sağlayıp sağlamadıkları konusunda gerekli denetimleri yapacak.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan denetimlerde, Okul Gıdası logosu bulunmayan veya logo bulunduğu halde belirlenen koşullara uygun olmayan gıda satışı yapan işletmeler tespit edildiğinde gerekli tedbirlerin alınması için aylık olarak Milli Eğitim Bakanlığı il/ilçe müdürlüklerine iletilecek.

Bakanlıklar belirlenen usul ve esasların uygulanmasında Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ile iş birliği yapabilecek. Bu kapsamda TGDF, gıda işletmelerinin logo kullanımına uyum sağlamalarına ilişkin süreçte gıda işletmelerinin bilgilendirmesini sağlayabilecek.

İlgili bakanlıklar, gerekli görülen durumlarda diğer sivil toplum kuruluşlarıyla da iş birliğine gidebilecek.

Tebliğ, Bakanlığa bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren yemekhaneleri kapsamayacak.

Haberin Devamı

Gündem

Türkiye’de Covid-19 aşısının ikinci dozu gönüllülere yapıldı

Haber Giriş:

on

Hacettepe Üniversitesi’nde Çin’de üretilen koronavirüs aşısının ilk dozunun gönüllülere uygulanmasının üzerinden 14 gün geçti. Prof. Dr. Murat Akova, 30 gönüllünün aşılandığını, bunlardan 3’üne bugün ikinci aşının yapıldığını belirterek, aradan geçen sürede ciddi bir yan etkinin görülmediğini söyledi.

Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi’nde 16 Eylül’de ilk gönüllü Covid-19 aşılama uygulaması yapılan kişilere bugün ikinci doz uygulandı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Aşı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Serhat Ünal, Çin’de geliştirilen Covid-19 aşısının ilk gönüllü uygulamasında gelinen sürece ilişkin basın mensuplarına bilgi verdi. Prof.Dr. Ünal, Türkiye’de 25 merkezde bu gönüllü uygulamasının gerçekleştirileceğini belirterek, “Bundan 14 gün önce Hacettepe’de ilk gönüllüler alınmaya başladı. İstanbul’da, İzmir’de, Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Malatya’da bugüne kadar 14 merkez aktif olarak gönüllü almaya başladı. Bu hafta içerisinde 20 merkeze ulaşacak. Önümüzdeki hafta içerisinde de tüm merkezlerin açılmasını bekliyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE’DE DE ÖNEMLİ BİR YAN ETKİSİ YOK’

Bugüne kadar Türkiye çapında yapılan aşılamalarda önemli bir yan etki gelişen hastanın olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ünal, “Aşının güvenliği ön planda. Bunu yakından takip ediyoruz. Aşının etkili olup olmadığını önümüzdeki 2,5-3 aylık dönemde, toplumda bu kişilere hastalık bulaşıp bulaşmadığına bakacağız. Bir de kanlarında bu virüse karşı antikor oluşup oluşmadığını test edeceğiz. İkinci önemli iş yan etkilerini takip etmek. Aşının yapıldığı yerde şişlik, kızarıklık gibi hafif yan etkileri olabilir. Bunun dışında başka bir şey olup olmayacağını yakından takip ediyoruz. Ama bir iyi şey söyleyeyim; bu aşı 50 bin civarı Çin’de ve kalan 11-12 bini de başka ülkelerde olmak üzere 60 bini aşkın kişiye şu güne kadar yapıldı ve önemli bir yan etki bildirilmedi. Türkiye’de de önemli bir yan etki yok” diye konuştu.

‘ERKEN DE SONLANDIRABİLİRİZ’

Türkiye genelinde aşılanan kişi sayısının 70’i geçtiğini söyleyen Prof.Dr. Ünal, bu aşının önce sağlık personelinde kullanıldığını ifade etti. Prof.Dr. Ünal, bini aşkın sağlık personelinde ilk değerlendirmeler yapıldıktan sonra yan etkileri değerlendirilerek aşının 13 bin kişiye doğru yayılacağını belirerek, “Kaç kişiye aşı yaparsak bu aşının güvenli ve etkili olduğunu anlayabiliriz, bu bilimsel yollarla hesaplanan bir rakam. Haziran ayında bu hesaplamalar yapıldığında hastalık hızı Türkiye’de biraz daha düşüktü şimdi biraz arttı. Şimdilerde hastalık hızı daha yüksek olduğu için 13 bin rakamına ulaşmadan önce bile ‘bize güvenli ve etkilidir’ cevabını verecek sayıya ulaşabiliriz. Erken de sonlandırabiliriz” ifadelerini kullandı.

‘YERLİ AŞIDA HAYVAN DENEYİ ÇALIŞMASININ SONUNA GELİNİYOR’

Türkiye’de 12-13 tane Covid-19 yerli aşı çalışmasının yürütüldüğünü belirten Prof.Dr. Ünal, Türkiye’deki aşıların önemli bir kısmının laboratuvar çalışmalarının bittiğini kaydetti. Prof. Dr. Ünal, “Bir kısmı deney hayvanları kısmında, 2 ya da 3 aşı da deney hayvanları çalışmasının sonuna geliyor artık. Bundan sonraki basamak biraz daha kritik. Çünkü insana vereceğiniz aşının iyi üretim kuralları, adı altında belli kurallar ile denetimlerin yapıldığı yerlerde üretilmesi lazım. Çünkü bu artık hayvan deneyi falan değil, bunlar insana verilecek. Zaten o insana verilecek olan, az miktarda 20 bin, 30 bin kişi, kaç kişiye gidecek ise Faz-1, Faz-2, Faz-3’te kullanılacak olan miktar, başarılı olursa onun hiç formülasyonu değiştirilmeden binlerce,10 binlerce, 100 binlerce hatta milyonlarca doz üretilecek hale getirilecek. O nedenle ilk kullanılan formül önemli. Bunun da uluslararası sertifikasyonu olan kontrolden geçmiş tesislerde üretilmesi lazım” dedi.

‘UYGULANAN 30 GÖNÜLLÜDE CİDDİ YAN ETKİ YOK’

Prof.Dr. Akova ise Hacettepe Üniversitesi’nde şimdiye kadar 30 gönüllünün aşılandığını ve bunlardan 3 tanesine bugün ikinci aşının yapıldığını kaydetti. Akova, “30 gönüllü içerisinde aradan geçen 14 günlük süre içerisinde ciddi bir yan etki yok. Aşı yapılan yerde ağrı, yorgunluk, halsizlik, kırgınlık, hafif ateş gibi belirtiler var; ama bunların hepsi geçici olarak ortaya çıktı. Çok yüksek ateş, aşırı halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler aşı yapılanların hiçbirisinde gözükmedi. Ama tabii bunlar karar vermek için henüz daha erken. Biz bundan sonrasında da izlemeye devam edeceğiz. Ama dünyadan özellikle Çin’den gelen güvenlik verileri umut verici, orada çok büyük bir kesime yapılmış bu aşı. Onlarda da bizimkine benzer civarda bir yan etki profili saptanmış. Ama dediğim gibi bu tür çalışmalarda hemen 14 günde karar veremezsiniz, bizim bu gönüllüleri uzun süreli incelememiz lazım” ifadelerini kullandı.

Devam Et

Bursa

Bursa online organ nakli paneli

Haber Giriş:

on

Bursa’da, Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi öncülüğünde bazı illerden yaklaşık 200 kişinin katılımıyla online olarak organ nakli paneli düzenlendi.

İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, panelin moderatörlüğünü Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Yavuz Selim Çınar üstlendi.

Toplantıda, Uzm. Dr. Eralp Çevikkalp ”Kovid-19 Pandemi Sürecinde Beyin Ölümü Tespiti ve Donör Organizasyonu”, Prof. Dr. Bülent Oktay “Pandemi Sürecinde Böbrek Nakli ve Hasta Seçim Kriterleri”, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi karaciğer nakli sorumlusu Doç. Dr. Ziya Dündar ise “Kovid-19 Pandemisi Sürecinde Karaciğer Nakli” konularında sunumlarını gerçekleştirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Yavuz Selim Çınar, “Kovid-19 pandemisinin tüm alanlarda yeni algoritmalar oluşturulması gerekliliğini ortaya koyarken, organ naklinde de güncel yaklaşımları paylaşmak ve süreci dinamik tutmak adına böyle bir panel düzenledik. Katılım çok yoğun oldu. Bu anlamda emeği geçen tüm eğitimcilere ve katılımcılara organ bekleyen hastalar adına çok teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

Devam Et

Sağlık

Çocuklarda en sık görülen 9 kanser türü ve belirtileri neler?

Haber Giriş:

on

Çocukluk çağı kanserlerini yetişkin kanserlerinden ayıran en önemli özelliğinin görülme sıklığı olduğuna dikkat çeken Çocuk Onkolojisi Uzmanı Dr. Asım Yörük, çocuklarda akut lösemi, lenfoma beyin tümörlerinin en sık görülen kanserler olduğunu belirterek yetişkinlerde bu kanser tiplerinin sıklığının daha az görüldüğünü söyledi.

Uzmanlara göre çocuklar yetişkinlere göre hastalıkları da farkı yaşıyor ve görülme sıklığından belirtilerine kadar kanserler farklı şekillerde seyredebiliyor.Uzmanlar çocukluk çağı kanserleri olarak kabul edilen nöroblastom 10 yaşından sonra, retinoblastom 20 yaşından sonra çok nadir görüldüğüne, erişkin kanserlerinin ise yüzde 75’ini oluşturan karsinomların ise çocuklarda çok nadir ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Çocukluk Çağı Kanserleri Ayı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Çocuk Onkolojisi Uzmanı Dr. Asım Yörük, çocuklarda en sık görülen kanser türleri ve belirtilerini anlattı.

EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜ LÖSEMİLER

Çocuklarda yüzde 31’lik görülme oranıyla lösemilerin en sık görülen kanserlerin başında geldiğine dikkat çeken Uzman Dr. Asım Yörük, kemik iliği ve kandan kaynaklanan bu kanser türünün nedenleri olarak radyasyon, benzen gibi kimyasallar, bazı virüsler ve bazı genetik hastalıklar gösterildiğinin altını çizdi. Löseminin belirtilerini, yorgunluk, baş dönmesi, nefes darlığı, renk solukluğu, geçmeyen veya tekrarlayan enfeksiyonlar, ciltte morluklar, burun kanaması, diş eti kanaması olarak sıralayan Uzm. Dr. Asım Yörük, ayrıca iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri, ateş gibi genel belirtilerin de gözlenebileceğini hatırlattı. Dr.Yörük, “Çocuklarda lösemi tedavisinde ilk sırada kemoterapi yer alıyor, bazı durumlarda kemoterapiye ilave olarak radyoterapi yapılabiliyor. Ayrıca yüksek riskli, tedaviye dirençli veya nüks eden lösemilere kök hücre nakli de tedavide yer alabiliyor.” dedi.

“BEYİN TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ TÜRÜNE GÖRE DEĞİŞİYOR”

Beyin ve santral sinir sistemi tümörlerinin çocuklarda en sık görülen ikinci kanser türünü oluşturduğunu ve yüzde 26 sıklıkla görülen beyin tümörlerinin çok çeşitli türleri olduğu için her birinin tedavisinin de farklı olduğunu belirten Uzm. Dr. Asım Yörük beyin tümörlerinin belirtilerini şöyle sıraladı: “Beyin öğrenme, duyu (işitme, görme, koku, tat, dokunma), duygulanım, hareket, organ ve damarları kontrol ettiği için beyin tümörlerinde çok farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, bulanık veya çift görme, sabit bakış, tekrarlayan otomatik hareketler, nöbet geçirme, baş dönmesi, denge bozukluğu, yürümede zorluk ve cisimleri tutmada zorluk gibi belirtiler vardır.”

LENFOMADA TANI KONAR KONMAZ TEDAVİ İÇİN VAKİT KAYBETMEMEK GEREKİYOR

Lenfomada belirtilerin hastalığın başlangıç yerine göre değişebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Asım Yörük, kilo kaybı, ateş, terleme, yorgunluk, halsizlik, boyun, koltuk altı ve kasıktaki lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilere dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. Dr.Yörük, “Hodgkin lenfoma çocuklarda görülen kanserlerin yüzde 3’ünü, Non-Hodgkin lenfoma ise yüzde 5’ünü oluşturuyor ve süratle ilerleyeceğinden tanı konur konmaz tedavi başlanması önem taşıyor.” diye konuştu.

“KOL VEYA BACAKTA AĞRI VEYA ŞİŞLİK YUMUŞAK DOKU SARKOMLARININ İLK BELİRTİSİ”

Uzm. Dr. Asım Yörük şöyle devam etti;

“Vücudun herhangi bir yerinde görülebilen yumuşak doku sarkomları çocuklardaki kanserlerin yüzde 7’sini oluşturuyor. Baş, boyun, karın bölgesi, pelvis, kol veya bacakta başlayabiliyor ve ağrı, şişlik veya her iki belirti bir arada olabiliyor.

NÖROBLASTOM EMBRİYO VE FETÜSÜN ÖNCÜ HÜCRELERİNDEN GELİŞİYOR

Çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 6’sını oluşturan Nöroblastomun genellikle bebek veya küçük çocuklarda görülüyor. Hastalığın gelişmekte olan embriyo veya fetüsün öncü sinir hücrelerinden gelişiyor.”

Uzm. Dr. Asım Yörük, “10 yaş üzerindeki çocuklarda nadir görülür. Vücudun herhangi bir yerinde başlayabilse de en sık karında böbrek üstü bezinde başlar. Bu nedenle çocukta karında şişlik ve kitle, kemik ağrısı ve ateş şikâyetleri olabilir. Tedavisinde hastalığın evre ve risk grubuna göre kemoterapi, cerrahi, radyoterapi, kemik iliği nakli gibi çeşitli yöntemler kullanılır.

“ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNİN YÜZDE 5’İNİN NEDENİ WİLMS TÜMÖRÜ”

Bir veya her 2 böbrekten köken alabilen Wills tümörü en sık 3 – 4 yaşlarında görülüyor. 6 yaş üstü çocuklarda nadir ortaya çıkan bu kanserin belirtileri arasında karında şişlik, ateş, ağrı, bulantı, kabızlık, idrarda kanama veya iştah azalması ilk sırada yer alıyor.” şeklinde konuştu.

KEMİK KANSERLERİ DE ERGENLERDE DAHA SIK

Osteosarkom ve Ewing sarkom olarak 2 ana gruba ayrılan kemik kanserlerinin çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 3’nü oluşturduğunu belirten Dr. Asım Yörük, genellikle de büyük çocuklar ve ergenlerde görüldüğünü söyledi. En önemli belirtisinin kemik ağrısı olan kanserde, ağrının geceleri veya hareketle arttığını anlatan Dr. Yörük, tedavi yaklaşımıyla ilgili şunları söyledi: “Ayrıca kemikte şişlik, eklemde hareket kısıtlılığı ve kırık olabilir. Osteosarkom tedavisi cerrahi ve kemoterapidir. Ewing sarkom daha nadirdir. Kemik ağrısı ve kemikte şişlik vardır. En sık kalça kemiği, göğüs duvarı veya uzun kemiklerin orta kısımlarında görülür. Ewing sarkom tedavisi cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir.”

GÖZBEBEĞİNDE BEYAZ VEYA PEMBE GÖRÜNÜM RETİNOBLASTOMU İŞARET EDEBİLİR

Çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 2’sini oluşturan bu göz kanseri tanısının genellikle 2 yaş civarında konduğunu anlatan Dr. Asım Yörük, şu bilgileri verdi: “6 yaş üzerinde nadirdir. Genellikle anne-baba veya doktor çocuğun gözünde farklılık fark eder. Retinoblastomlu gözde gözbebeği beyaz veya pembe görünür. Tedavisi cerrahi ve kemoterapiyle gerçekleştirilir.”

“HEPATOBLASTOM TANISI ÇOĞUNLUKLA 3 YAŞINDA KONUYOR”

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Onkolojisi Uzmanı Dr. Asım Yörük,

“Karaciğerin bir çeşit kanseri olan Hepatoblastom, çocuklardaki tüm karaciğer tümörlerinin hemen hemen yarısını oluşturuyor.” dedi ve ekledi; “Nedeni bilinmeyen bu kanser türünün en sık okul öncesi çocuklarda görülüyor.Hastaların yarısı hayatın ilk birinci yılında çoğunluğu 3. yaş günlerinde tanı alır. Batında kitle, iştahsızlık, bulantı, anormal kilo kaybı, ishal, sarılık, kaşıntı, ateş ve karın ağrısı gibi belirtiler olabilir. Tedavisinde cerrahi ve kemoterapi vardır.”

Devam Et

Trend