#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Pevrul Kavlak: “Yine tarih yazdık”

Türk Metal Sendikası ve MESS arasında yürütülen grup toplu iş sözleşmesinin ardından açıklamalarda bulunan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, “Kazanılmış haklarımızı geriye götürmeyi hedefleyen tüm maddeleri geri çektirdik. Size ne söz verdiysek hepsini yaptık. İşte bunun için onurluyuz, gururluyuz. Bu sözleşme, hepimizin ortak kazanımı ve başarısıdır” dedi.

Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesinin imzalandığı ilk olarak sosyal medya üzerinden yapan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, daha sonra yazılı bir açıklama yaptı. Genel Başkan Kavlak açıklamasında şu cümlelere yer verdi:

“11 Ocak 2022 günü akşam saat 19,30’da MESS yönetimiyle yeniden bir araya geldik ve müzakerelere kaldığımız yerden devam ettik. Yaklaşık 7 saat süren bu müzakere sonucunda, bugün, 12 Ocak 2022 günü sabaha karşı saat 02.30 itibariyle MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, anlaşmayla sonuçlandı. Yürüttüğümüz bu müzakerelere Yönetim kurulumuz ve başkanlar kurulu üyelerimiz de katıldı. Anlaşmanın sağlanmasıyla birlikte şube başkanlarımız, işyerlerinde üyelerimize bilgi vermek için bölgelerine hareket etti. Şube başkanlarımız ve temsilcilerimiz, sözleşme sonuçlarını her vardiyada sizlere ayrıntılarıyla açıklayacak. Süratle hazırlayacağımız vardiya gazetemizle de ayrıntılı bilgiler verilecek. Ayrıca, sosyal medya hesaplarımdan da anlaşmanın genel hatlarını sizlerle paylaştım. Anlaşmamızı sizlere bir an önce ve daha ayrıntılı duyurmak ve sizleri doğrudan bilgilendirmek için bu açıklamayı yapıyorum.”

“Hepimize, ülkemize, işçi sınıfına ve metal işçilerine hayırlı uğurlu olsun”

Hep birlikte zor ve yorucu bir süreç yaşadıklarını belirten Kavlak, “Taslağımızı, MESS’e teslim ettiğimiz günden bu yana, bir yandan ekonomik sıkıntılarla, diğer yandan da çip krizinin sebep olduğu çok önemli sorunlarla boğuştuk. İşyerlerimizde uzun süreli duruşlar yaşandı. Yaşanmaya da devam ediyor. Sözleşme sürecimiz işte bu koşullarda başladı. İlk oturumu 12 Ekim 2021 günü yaptık. O tarihten bu yana, 8 oturum gerçekleştirdik. Ancak bu oturumlarda, herhangi bir sonuç alamadık. Ancak yaptığımız 9. oturum sonucunda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte muhatabımız MESS ile anlaşmaya vardık. 8 Ocak 2022 Cumartesi günü Bursa 3 Nolu Şubemizin Olağan Genel Kurulunda, size bir söz vermiştim. 10 Ocak günü yapılacak oturuma katılacağımı ve üyelerimizin delikli kuruşunu dahi o masada bırakmayacağımı söylemiştim. Bugün bunu başarmanın, onurunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Hepimize, ülkemize, işçi sınıfına ve metal işçilerine hayırlı uğurlu olsun” dedi.

“Büyük bir başarı elde ettik”

Yapılan zammın detaylarını paylaşan Kavlak, “Varılan anlaşma sonucunda, saatlik ücret ortalamamıza yıllık yüzde 65.67 zam alınmıştır. Bunun ifadesi şudur: ‘Yıllık ortalama saat ücretine gelen zam 13 lira 93 kuruştur’. Ortalama ücretimize yıllık brüt 4 bin 181 lira. Nette de, yaklaşık olarak söylüyorum. Çünkü üçüncü aydaki vergi matrahınızı bilemiyorum. 3 bin 554 lira artış sağlanmıştır. Bunun açılımı ise şöyledir: ‘Birinci 6 ay herkesin saat ücretine yüzde 10, bunun üzerine, 3 lira 70 kuruş seyyanen zam alınmıştır’. Bunun ortalamamızdaki karşılığı yüzde 27.44’tür. Hepinizin bildiği gibi, biz ilk 6 ay için yüzde 29.57 istemiştik. Bunun 27.44’ünü aldık. İkinci 6 ay herkesin saat ücretine yüzde 30 oranında zam alınmıştır. Enflasyon bu oranın üzerinde gerçekleşirse, yani 32, 34, 36, ne çıkarsa o enflasyon oranı alınacaktır. Yüzde 30’un altında çıkarsa, yüzde 30 alınacaktır. Sosyal hakların birinci yılı için taslağımızın tamamı olan yüzde 35 artış alınmıştır. İkinci yılına ise enflasyon oranında zam alınmıştır. Kurban bayramı yardımına, birinci yıl için bütün gruplara yüzde 75 oranında artış alınmıştır. Son olarak da, ilki bu Ocak ayı olmak üzere herkese net 400 liralık erzak çeki. 2023 Ocak ayında yine net 400 liralık erzak çeki verilecektir. Bu arada şunu da söylemek istiyorum. Sözleşme görüşmelerine, saat 22’den itibaren işkolumuzdaki diğer sendikalar Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş’in genel başkanları ve yöneticileri de katılmıştır. Onlar da bizimle birlikte bu anlaşmaya imza koymuşlardır. Gösterdikleri işbirliğinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Türk Metal Sendikası, üyeleri için en iyi sözleşmeleri imzalayan sendikadır. Bunu bir kez daha kanıtladık. Yine büyük bir başarı elde ettik. Bu yalnızca bizim değil, bize inanan, güvenen, her koşulda destek olan, güç veren siz değerli üyelerimizin başarısıdır” şeklinde konuştu.

“Kazanılmış haklarımızı geriye götürmeyi hedefleyen tüm maddeleri geri çektirdik”

Bu süreci yürütürken, çip krizinin arkasına sığınmadıklarını belirten Kavlak, “Ekonomide yaşanan belirsizlikleri, işyerlerimizin yaşadığı sorunları, ihracattaki daralmayı, hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi bahane etmedik. ‘Kimse bizim grevimizi erteleyemez, sözleşmemizi Yüksek Hakeme gönderemez’ dedik. Ne grev kararımız ertelendi ne de sözleşmemiz Yüksek Hakem Kuruluna gitti. Üç yıllık sözleşme talebini yine masadan çektirdik. İkramiyeler kıstalyevm esasına dayalı olacak dediler, onu da kabul etmedik. Denkleştirmeyi asla kabul etmedik. MESS’in masaya getirdiği, esnek, kuralsız, güvencesiz çalışma biçimlerini geri çevirdik. Kazanılmış haklarımızı geriye götürmeyi hedefleyen tüm maddeleri geri çektirdik. Size ne söz verdiysek hepsini yaptık. İşte bunun için onurluyuz, gururluyuz. Bu sözleşme, hepimizin ortak kazanımı ve başarısıdır. Ülkemiz gerçekleri göz önüne alındığında, bu sözleşme gerçekten başarılı bir sözleşme olmuştur. Yine hep birlikte tarih yazdık. Sizler bu süreçte işyerlerinde, sokaklarda, caddelerde, kent meydanlarında yağmur çamur demeden direndiniz. Sendikanızın arkasında durdunuz. 2 Ocak günü Kocaeli Milli İrade Meydanında yine tarih yazdınız. Hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Ayrıca, biraz önce söylediğim koşulların arkasına sığınmayan ve bize karşı duyarlı yaklaşım gösteren MESS yönetimine, özellikle de MESS Başkanı Özgür Burak Akkol’a da teşekkür ediyorum. Her zaman söylediğim gibi, fedakarca çalışan, üreten özellikle pandemi sürecinde canı pahasına, ölümüne çalışan siz değerli kardeşlerimiz için aldığınız bu paralar, ananızın ak sütü gibi helaldir. Çoluk çocuğunuzla, ailenizle huzur içinde harcamanızı diliyorum. Bundan sonra sizlerden daha verimli, kaliteli, üretken, çalışma barışı içinde bir çalışma bekliyorum” ifadelerini kullandı.

Gündem

Gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı

Haber Giriş:

on

Gazeteci Sedef Kabaş, bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle gözaltına alındı. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında polis nezaretinde evinden alınan Kabaş’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi. Söz konusu gelişmeyi Kabaş’ın avukatı Uğur Poyraz duyurdu. Öte yandan Kabaş’a tepkiler de peş peşe geliyor.

Katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma başlatılan gazeteci Sedef Kabaş, gözaltına alındı. Kabaş’ın saat 02.00 sıralarında Sarıyer’deki evinden gözaltına alındığını avukatı Uğur Poyraz duyurdu. Öte yandan Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, gazeteci Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine ilişkin inceleme başlatıldığını açıkladı.

 SEDEF KABAŞ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabaş’ın bir televizyon programında yaptığı konuşmalarla ilgili inceleme başlattı. Başsavcılık, inceleme sonucunda Kabaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma açtı.

SEDEF KABAŞ GÖZALTINA ALINDI

Soruşturma kapsamında polis ekipleri saat 02.00 sıralarında Kabaş’ın Sarıyer’deki evine giderek gözaltına aldı. Televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle gözaltına alındığı belirtilen Kabaş, Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Ardından Kabaş’ın 2 avukatının da Emniyet Müdürlüğü’ne geldikleri öğrenildi.

Avukat Uğur Poyraz ise gözaltı olayı ile ilgili sosyal medya üzerinden, “Müvekkilim Sedef Kabaş Vatan caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünde. Ben de şimdi yanına geçiyorum” şeklinde paylaşım yaptı.

ADALET BAKANI GÜL: HAK ETTİĞİ KARŞILIĞI BULACAK

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, kullandığı ifadeler nedeniyle gazeteci Sedef Kabaş’a tepki gösterdi. Bakan Gül, yaptığı açıklamada “Milletimizin oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanımızı hedef alan edepten nasipsiz, çirkin sözleri lanetliyorum. Haset ve nefretten doğan bu hadsiz ve hukuksuz ifadeler, milletin vicdanında ve adalet önünde hak ettiği karşılığı bulacaktır.” ifadelerini kullandı.

AK PARTİ’DEN KABAŞ’A TEPKİ GÖSTERDİ

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sedef Kabaş’ın sözlerine tepki göstererek, “Gazeteci sıfatı taşıyan Sedef Kabaş’ın bir televizyon kanalında Cumhurbaşkanlığı makamını aşağılık sözlerle hedef alması muhalefet değil ahlaksızlık ve pespayeliktir. Bu ahlaksızlığı lanetliyoruz. Milletin oylarıyla seçilmiş seçilmiş Cumhurbaşkanımıza, Devletimizin başına bu çirkin üslupla hitap millete ve milli iradeye hakarettir. Bu ahlaksızlığı mahkum ediyoruz. Bu aşağılık davranışla hukuki ve siyasi olarak en güçlü şekilde mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

RTÜK’TEN KABAŞ’IN SÖZLERİNE İNCELEME

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “TELE 1 yayın kuruluşunda, Sedef Kabaş’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan kabul edilmesi asla mümkün olmayan sözlerine ilişkin inceleme kararı alınmıştır. Konu ilk Üst Kurul toplantısında Kurul gündemine getirilecektir. Kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadelerini kullandı.

RTÜK kaynaklarından edinilen bilgiye göre hazırlanacak raporun 6112 sayılı yasadaki lisans iptalinden önceki en ağır ceza olan ‘yayın durdurma’ müeyyidesi uygulanması teklifiyle kurula sunulacak.

ALTUN’DAN TEPKİ

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, gazetei Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’na yönelik sözlerine ilişkin açıklama yaptı. Altun, “Siyasetin de muhalefetin de gazeteciliğin de bir ahlakı vardır. Bu ahlakı bu ülkeye çok görenler, kendilerine saygıları olmayan zavallılardır. Bir sözde gazeteci, nefret saçmak dışında bir hedefi olmayan bir televizyon kanalında arsızca sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor. Bu arsızlığı, bu ahlaksızlığı en sert şekilde kınıyorum. Bu yapılan, sadece ahlaksızlık da değildir, siyaset, muhalefet ve gazetecilik adına aynı zamanda sorumsuzluktur. Zira Nurettin Topçu’nun dediği gibi ‘ahlak meselesinin merkezine sorumluluk kavramını’ koymak gerekir. Bu ahlaksızlık ve sorumsuzluk karşısında demokrasi ve hakkaniyet namına sesimizi yükseltmeliyiz” dedi.

“HAKARET HAK DEĞİL BİR SUÇTUR”

Altun, marjinal bir kesimin günden güne radikalleştiğini, radikalleştikçe kamusal alanda öfke nöbetleri geçirdiğine dikkat çekerek, “Bu unsurlar her platformda seri yalanlar söyleyip, gazetecilik adı altında ucuz dedikodular yapıyor, hakaretler ediyorlar. Hakaret bir hak, bir özgürlük değil, bir suçtur. İfade özgürlüğü adı altında bu ülkeye yıllardır büyük hizmetler yapan Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek kimsenin haddi değildir. Siyasi kabiliyetsizlik radikalizmle, çözümsüzlük hakaretle, bilgisizlik dedikoduyla aşılmaz. Siyaset millete dönerek, gazetecilik haber üreterek yapılır. Cumhurbaşkanlığı makamının onuru, milletimizin onurudur. Cumhurbaşkanlığı makamı, bu milletin iradesini temsil eder. Milli iradeye saldırmak ancak hadsizlerin yapacağı bir iştir. Cumhurbaşkanımıza ve makamına yapılan galiz hakaretleri bir kez daha şiddetle kınıyorum” ifadelerini kullandı.

KALIN’DAN TEPKİ

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da “Cumhurbaşkanımızın şahsına ve Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik hakaret dolu sözler, söyleyenin zavallı ve müptezel halini ortaya koymuştur. Bu aziz millet, hadsizlere inat Cumhurbaşkanımıza da onun makamına da sahip çıkmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

SEDEF KABAŞ KİMDİR?

1970 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da dünyaya gelen Sedef Kabaş haber programcısı, danışman ve eğitmenlik yapıyor. CNN International’da çalışan ilk Türk gazetecisi olan Sedef Kabaş, 1992 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olmuştur. 90’lı yıllarda yaptığı Portreler programında birçok ünlü ismi konuk eden Kabaş, o program sebebiyle tanındı. Power FM radyosunun kurucuları arasında yer aldı. Son olarak TRT 2’de Medya Medya programını yaptı.

Devam Et

Gündem

Balık tezgahlarını fırtına vurdu

Haber Giriş:

on

Karadeniz’de son haftalarda etkili olan kar yağışı ve fırtına, balık tezgahlarını da vurdu. Balıkçıların kuvvetli rüzgarda tekneleriyle denize açılıp, avlanamaması nedeniyle tezgahlar, neredeyse boş kaldı. Stoklardaki balıklar da tükenince bazı tezgahlarda balık çeşitleri azaldı, fiyatlar ise arttı. Son yılların en bereketli balık sezonlarından birinin yaşandığı Samsun’da da elverişsiz hava koşulları nedeniyle tezgahlarda kültür balıkları yer alırken, az da olsa istavrit, barbun, mezgit, lüfer ile mezgit de satılıyor.

‘BALIK AZ OLUNCA FİYAT YÜKSELİYOR’

Samsun’da uzun yıllardır balıkçılıkla uğraşan Ayhan Liman, “Hava şu anda soğuk. 4-5 gündür esiyor. Az da olsa balık geliyor ama biraz yüksek fiyatlı. Şu anda havada fırtına var ama yarın ne olur bilmiyoruz. Balık az olunca fiyatlar yükseliyor. Yine de satış var, insanlar vazgeçmiyor. Bu havalarda ne bulursa yesin millet. Şu anda balığın tam yenilme zamanı çünkü balık yağlandı, yağlı balık lezzetli olur. Fiyatlar yine de uygun sayılır. Mezgit ve istavrit kilosu 20, hamsi 25 lira şu anda. Deniz balığı olarak istavrit, barbun, mezgit, lüfer var. Fiyatlar değişebiliyor. Soğuk havada balığa çıkamadıkça fiyatlar aynı kalmıyor. Kültür balıkları ise fiyat olarak fazla değişmiyor” diye konuştu.

Balık almaya gelen Ahmet Durmuş, “Karadenizli olarak tabi ki balık seviyoruz. Lüfer, çinekop, hamsi, istavrit yemeyi tercih ediyoruz genel olarak. Hangisi uygun olursa alıyoruz ama benim tercihim lüferden yana. Hamsi Rusya tarafına doğru kaçmıştı, şimdi havalar soğuyunca bu tarafa geldi. Bu da bizim için iyi bir durum” dedi.

İrfan Salman da “Alabilirsek ancak mezgit, istavrit alıyoruz. Hamsi alıyoruz ama o da şu anda yok. Denizden gelmiyor. Buzhane malı. Fiyatlar düşerse daha rahat alabiliriz” diye konuştu.

Devam Et

Gündem

İkinci el satışlarda emsal karar!

Haber Giriş:

on

İkinci el otomobil satışlarıyla alakalı emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sahte vekaletname ile yapılan araç satışında, iyi niyetli üçüncü kişiye aracın mülkiyeti geçmeyeceğine hükmetti. Yüksek Mahkeme, mağdur tüketicinin parasının iade edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kiraladığı otomobili geri iade etmeyen M.Ö., kiralık aracı sahte vekaletname düzenleyerek Ö.İ.’ye sattı. Kiralama şirketi aracın peşine düşünce gerçek ortaya çıktı. Kiraladığı otomobilin sahte evrakla satıldığını tespit eden kiralama şirketi sahibi, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yolunu tuttu.

Davacı, M. Ö. isimli kişiye kiraladığı aracın süresinde geri getirilmemesi üzerine yapılan araştırmada kendi kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle sahte vekâletname ile davalıya satıldığının öğrenildiğini ileri sürerek davaya konu aracın davalıya yapılan satış işleminin geçersiz olduğunun tespiti ile işlemin iptaline, aracın trafik kaydının müvekkili adına tesciline karar verilmesini istedi.

Tüm yaşananlardan habersiz olan aracı satın alan Ö.İ. ise iyi niyetli olduğunu, noterde gerçekleşen satış ve belgelerin sahteliğini bilme imkânının bulunmadığını öne sürdü. 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, görevli mahkemede yanlışlık yapıldığı gerekçesiyle kararı bozdu.

3. Asliye Hukuk Mahkemesi; davalının aracı sahte vekâletname ile devralan ilk malik olduğu, ancak sahte vekâletnameyi kullanarak satışı gerçekleştiren dava dışı M. Ö. ile herhangi bir yakınlığının ve arkadaşlığının bulunmadığı, bu sebeple vekâletnamenin sahteliğini bilebilecek durumda olmadığına dikkat çekti.

Davalının iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu ve aksinin davacı tarafından da kanıtlanamadığı ancak sahte vekâletname ile satışın mülkiyeti geçirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile aracın satışına ilişkin işlemin iptaline, aracın davacı adına kayıt ve tesciline, davalının iyiniyetli olması sebebiyle yargılama masraflarından sorumlu tutulmamasına karar verdi. Davalı Ö.İ.’nin temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, “Davacı kendisine ait aracı dava dışı kişiye kiralamış olduğundan araç malikinin rızası ile elinden çıkmıştır. Bu noktada davalının iyi niyetli olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Olayla ilgili ceza soruşturması ve dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının kendisini M. Ö. olarak tanıtan kişi ile birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratmak istediği yönünde bir delil bulunmadığından davalı iyi niyetli kabul edilmelidir. Kaldı ki mahkemece de davalının iyi niyetli olduğu kabul edilmiştir. O halde; davacının araç mülkiyetinin tespiti davasını kazanabilmesi için davalının satış bedeli olarak ödemiş olduğu bedeli kendisine iade etmesi gerekir. Mahkemece bedelin ödenmemesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken ödeme gerçekleşmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Asliye Hukuk Mahkemesi, ilk kararında direnince devreye bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Emsal nitelikteki kararda;

Sahibinin elinden rızası olmadan çıkan bir şeyi, iyi niyetli üçüncü şahıs bir açık artırmadan, pazardan veya bu gibi eşyayı satan bir kimseden iktisap ederse, asıl mal sahibinin gerek bu şahıs, gerekse daha sonraki müktesipler aleyhinde açacağı iade davasını kazanabilmesi şöyle bir şarta bağlanmıştır:

Böyle hâllerde, iyi niyetli üçüncü şahsın bu malı iktisap etmesi için verdiği bedel, iadeyi isteyen davacı, yani asıl mal sahibi tarafından ona iade edilmelidir. Eğer bu şart yerine getirilmezse hâkim, asıl mal sahibinin açacağı iade davasını kabul edemez. Bedel karşılığında iade koşulu, ancak sahibinin elinden iradesi dışında çıkan eşyalar hakkında bahse konu olur.

Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin noterler tarafından yapılacağı belirtilen maddeden de anlaşılacağı üzere trafik siciline tescil edilmiş motorlu aracın mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği için resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Davalı her ne kadar iyiniyetli ise de araçların mülkiyetinin devri için ortada geçerli bir sözleşmenin bulunması gerekir.

Oysa, eldeki davada taraflar arasındaki sözleşme sahte vekâletnameye dayandığından yetkisiz temsil söz konusu olup geçerli bir sözleşmeden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Sahte vekâletname ile temlik alan ilk el konumundaki davalı yönünden tescil yolsuz olduğundan, iyiniyetli olduğu düşüncesiyle, aracın mülkiyetinin davalıya geçtiği söylenemeyeceği gibi davacı tarafından açılan davanın kabulünün davalının ödemiş olduğu araç bedelinin kendisine iadesi koşuluna bağlı olduğu da kabul edilemez.

Bu durumda, davacı tarafından davaya konu araca ilişkin tescil kararı istenilmiş olmakla çoğun içinde azın da olduğu ilkesinden hareketle mahkemece, asıl dava ile ilgili olarak davaya konu aracın mülkiyetinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekmektedir. Mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”

Devam Et

Trend