Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

“Teknoloji İncelirken İnsanlar Kalınlaştı”

Uzman Dr. Gülsüm Gönülalan, diyabetin Türkiye’de giderek arttığını belirterek, “Hareketsiziz ve obeziz maalesef. Teknoloji kendini inceltirken bizleri kalınlaştırdı, önünde geçirdiğimiz vakitler arttı” dedi.

Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Gülsüm Gönülalan, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin vücuttaki insülin eksikliğinden ya da insülinin yeterince işlev görmemesinden kaynaklı karbonhidrat, yağ, protein gibi besin maddelerinin yeterince faydalanamadığı bir metabolizma bozukluğu olduğunu söyledi.

“Hareketsiziz ve obeziz”

Diyabetin sıklığının Türkiye’de giderek arttığını ifade eden Uzman Dr. Gülsüm Gönülalan, “Diyabeti mutlaka tespit etmemiz ve önlemini almamız gerekmektedir. Halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ağız kuruması, çok su içme gibi şikayetler oluşturabilir. Özellikle bu şikayetleri olan hastaların diyabetleri basit bir kan tahlili ile tespit edebileceğimiz hastalıktır. Özellikle ailesinde diyabeti olan kişilerde risk daha fazladır. Bu kişilerin mutlaka takip edilmesi, kontrol yaptırılması, tetkik edilmesi gerekmektedir. Sıklığı çok artmıştır çünkü biz daha hareketsiziz ve obeziz maalesef. Teknoloji kendini inceltirken, maalesef bizleri kalınlaştırdı, önünde geçirdiğimiz vakitler arttı. Daha sağlıksız beslenmeye başladık. Bu yüzden diyabet ve obezite riskimiz arttı. O yüzden mutlaka hepimizin bu konuda bilinçli olması ve diyabetin tespit edilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“Diyabet sadece kanda bir şeker yüksekliği demek değildir”

Tedavi olunduğu takdirde önlenebilir organ kayıplarının olmayacağını anlatan Uzman Dr. Gönülalan, diyabetin sadece kandaki şeker yükselmesi olmadığını dile getirdi. Diyabetin uzun dönemdeki zararlarına değinen Uzman Dr. Gönülalan, “Yıllar içerisinde etkilediği göz, böbrek, kalp damarları gibi önemli organlarımızı da hasarlandırdığı için ilerleyen dönemde bu organların yetmezliklerine varıncaya kadar değişik şikayetlerimiz ortaya çıkabilir. Güzel bir tedaviyle kontrollü bir hastada önlenebilir durumlar olduğu için diyabetimizi mutlaka kontrol altında tutmamız gerekir” diye konuştu.

“Diyabet olduğunu kabul etmemiz gerekiyor”

Hastaların zor duruma düşmeden diyabeti kabul etmediğini belirten Uzman Dr. Gönülalan, “Hastalar şekeri 300-400’le gezebiliyor, dolaşabiliyor, rutin hayatına devam edebiliyorlar. Çok aktif şikayetleri olmuyor, böbreğime bir şey olmuyor ben iyiyim diye düşünebiliyorlar. Ama yıllar içerisinde yüksek giden bu şeker organların fonksiyonlarını azalttığı için, hastada şikayet olduğu ve anladığı zaman iş işten geçmiş oluyor. O yüzden önce diyabet olduğunu kabul etmemiz, tedavi olmamız ve kontrollere gelmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Haberin Devamı

Sağlık

Bakan Koca’dan, ‘Dilek hemşire’ paylaşımı 

Haber Giriş:

on

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, uzun süredir koronavirüs ile yaşam mücadelesi veren hemşire Dilek Akçabelen’in hayatını kaybettiğini açıkladı. Koca, “Uzun bir mücadele verdi. Maalesef, COVID-19’a yenildi. Keşke yeni doğan oğlunu daha çok zamanlar görebilseydi.” dedi.
Bakan Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, koronovirüse yakalanan ve 34 haftalık bebeği sezaryen ile alınan hemşire Dilek Akçabelen’in hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakan Koca, “Dilek hemşire aramızdan ayrıldı. Hastalığa, izinli olduğu günlerde yakalanmış, 11 Nisan’da hastaneye kaldırılmıştı. Uzun bir mücadele verdi. Maalesef, COVID-19’a yenildi. Keşke yeni doğan oğlunu daha çok zamanlar görebilseydi. Allah rahmet etsin. Sevenlerine başsağlığı diliyorum.” İfadelerini kullandı.

FOTOĞRAFLI

Devam Et

Sağlık

Kütahyada Bi̇r Köyde Karanti̇na Sona Erdi̇, Bi̇r Köyde Bi̇r Hafta Uzatıldı

VALİLİK

Haber Giriş:

on

Kütahya’nın Emet ilçesine bağlı Kabaklar köyünde karantina uygulaması kaldırılırken, Şaphane ilçesine bağlı İnceğiz köyünde başlatılan karantina uygulaması Şaphane İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla bir hafta daha uzatıldı.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, yeni tip Korona virüsün (Covid-19) yayılmasını engellemek, sosyal izolasyonu sağlayarak vatandaşların sağlığını korumak için Emet ilçesine bağlı Kabaklar Köyünde 17 Mayıs itibarıyla uygulanan karantinanın sona erdiği belirtildi.

Açıklamada, 17 Mayıs’ta Şaphane ilçesine bağlı İnceğiz köyünde başlatılan karantina uygulamasının ise İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla bir hafta uzatıldığı, İnceğiz köyünde tedbir amaçlı uzatılan karantinanın 7 Haziran 2020 tarihinde saat 24.00’te sona ereceği duyuruldu.

Devam Et

Sağlık

Prof. Dr. Şahi̇n: “Ekonomi̇k Destek Sağlanırsa Aşıyı 6 Aydan Daha Kısa Bi̇r Zamanda Üretebi̇li̇ri̇z”

ALMANYA’DA KORONA VİRÜS AŞI ÇALIŞMALARI YAPAN BİONTECH ARAŞTIRMA ŞİRKETİ SAHİBİ PROF. DR. UĞUR ŞAHİN, “EKONOMİK DESTEK SAĞLANIRSA AŞIYI 6 AYDAN DAHA KISA BİR ZAMANDA ÜRETEBİLİRİZ” DEDİ.

Haber Giriş:

on

Almanya’da korona virüs aşı çalışmaları yapan BioNTech araştırma şirketi sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin, “Ekonomik destek sağlanırsa aşıyı 6 aydan daha kısa bir zamanda üretebiliriz” dedi.

Korona virüs salgınına karşı aşı ve ilaç çalışmaları tüm dünyada hız kesmeden devam ediyor. Almanya’nın Mainz kentinde bulunan BioNTech araştırma şirketi sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin korona aşısının klinik çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Şahin, geliştirdikleri aşının laboratuvar testleri tamamladığını, klinik testler için onay aldığını açıkladı. Prof. Şahin, 23 Nisan’da klinik çalışmalar için aşıyı ABD ve Avrupa’da gönüllü insanlara uyguladıklarını belirterek, ilk klinik sonuçlarının temmuz ayı başında almayı beklediklerini ifade etti. Şahin, hedeflerinin hem etkili bir aşı geliştirmek hem de yeterince aşı üreterek, dünya çapındaki ihtiyacı karşılamak olduğunu açıkladı.

Prof. Şahin, aşı geliştirme maliyetinin 1,2 ile 1,5 milyar Euro’ya mal olduğunu dile getirdi. Şahin, Alman devletinin projeye finansal destek olmasını beklediğini açıklarken, “Almanya, tarafından ekonomik destek sağlanırsa aşıyı 6 aydan daha kısa bir zamanda üretebiliriz” ifadelerini kullandı. Şahin, aşının seri üretime geçmesi durumunda birlikte çalıştıkları şirketlerin üretim kapasitesine değinerek, 100 milyonlarca kutu aşı üretebileceklerini aktardı.

Şahin, geliştirdikleri aşının hastanın bağışıklık sistemini korona virüse karşı güçlendirmek üzere çalıştıklarını aktarırken, bağışıklık sistemine zarar vermeyecek şekilde aşıyı geliştirmeye çalıştıklarını açıkladı. Prof. Şahin, “Her ilacın mutlaka bir yan etkisi vardır. Biz de en az yan etkiyle aşıyı geliştirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Şahin, aşının geliştirilmesi için gerekli yasal süreç konusunda devletin destek verdiğini belirterek, ABD ve Avrupa’da aşıların imalat süresine gelmesi için en az 18 ay gerektiğini aktardı. Prof. Şahin, şu anda acil durumda olduğumuz için bu süreyi 6 ay gibi kısa bir sürece çekebildiklerini aktardı. Şahin, “Dünya genelinde korona virüse karşı alınan önlemler konusunda devletler ve insanlar üzerine düşen görevi yerine getirdi. Şimdi Covid-19’a karşı bilim insanlarının aşıyı geliştirmesi gerekiyor bizde bunun için çalışıyoruz” dedi.

Prof. Şahin, aşı geliştirme sürecine dair “Gönüllüleri işe alıyoruz ve önce farklı dozlardaki aşıların tolere edilebilirliğini belirliyoruz. İyi tolere edilen bir doz belirledikten sonra, yeterli aşı aktivitesi olup olmadığını kontrol ederiz. Bunlar, esas olarak tolere edilebilirlik ile ilgili bir faz aşı denemesinin yerleşik düzenlemeleridir. Güvenlik ağları var. Deneklere daha yüksek bir doz verilirse, 24 ile 48 saat boyunca tıbbi olarak izlenirler. Yeterli bir gözlem süresinden sonra, test denekleri için dozajın korunmasına, artırılmasına veya belki de azaltılmasına karar verilir” dedi.

Devam Et

Trend