#

Giriş:

Son Güncelleme:

Ekonomi

Türk-İş açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı

Türk-İş, ocak ayında yoksulluk sınırının 6.543 TL, açlık sınırının ise 2 bin 9 TL olduğunu açıkladı. Türk-İş’in araştırmasına göre ocak ayında gıda harcamaları aylık yüzde 3, 8 arttı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), 2019 yılı Ocak ayı Açlık Yoksulluk Sınırı raporunu açıkladı.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.008,66 TL oldu.

Türk-İş’in araştırmasına göre, ocak ayında gıda harcamaları ise aylık yüzde 3,48, yıllık yüzde 24,34 arttı.

TÜRK-İŞ ARAŞTIRMASININ AYRINTILARI ŞU ŞEKİLDE:

“Gıda fiyatlarındaki artış devam ediyor. Yürütülen kampanyalar, piyasaya yapılan müdahaleler çarşı-pazar ve marketlerdeki fiyat artışını önlemedi. Piyasanın “görünmez eli” çalışanın cebindeki parayı kemirmeye devam etti. Özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin harcamalarında ağırlıklı yer kaplayan gıda ürünlerindeki fiyat artışı çalışanların geçim şartlarını olumsuz etkilemeye devam etti. Mutfak harcaması kapsamında günlük tüketimi fazla olan yaş sebze ve meyve fiyatları -ileri sürülen çeşitli nedenlere de bağlı olarak- bu ay tekrar yükseldi.

Oysa TÜRK-İŞ tarafından hesaplanan gıda fiyatları endeksi ile TÜİK tarafından hesaplanan gıda endeksindeki son oniki aylık gelişimin yer aldığı şekilden de görüleceği üzere, piyasaya yapılan müdahale sonucu geçtiğimiz yılın son aylarında gıda fiyatları artışında belirgin bir gerileme yaşanmıştı. Ancak Konfederasyon tespitlerine göre bu ay gıda fiyatlarında tekrar yükselme eğilimi ortaya çıktı.

DÖRT KİŞİNİN SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMEMESİNİ İÇİN AYLIK YAPILMASI GEREKEN GIDA HARCAMASI 2 BİN 8 LİRA 66 KURUŞ

TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu), çalışanların geçim şartlarını otuz iki yıldan bu yana aralıksız olarak her ay düzenli olarak yaptığı “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırması ile ortaya koymaktadır.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.008,66 TL. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6.542,88 TL,

Evli olmayan-çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 2.451,97 TL olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ hesaplamasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı bir ayda 67,50 TL artış gösterdi. Bunda özellikle yaş sebze ürünlerindeki artışın etkisi fazla oldu. Son bir yıl itibariyle -sadece mutfak harcaması için- 393,17 TL daha fazla harcama yapma gereği ortaya çıktı. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için dört kişilik bir ailenin yapması gereken toplam harcama tutarı ise geçen yılın aynı ayına göre 1.280,70 TL artış gösterdi. Böylece Ocak ayı itibariyle bir önceki aya göre hayat 220 TL daha pahalı duruma geldi.

2019 YILINDA GEÇERLİ OLMAK ÜZERE YÜZDE 26,04 ARTIŞLA AYLIK NET

2.020,90 TL olarak belirlenen bekar bir işçinin asgari ücretindeki artış 417,77 TL olmuştu. Böylece asgari ücret uzun bir aradan sonra dört kişilik bir ailenin açlık sınırı tutarının üstünde belirlenmiş oldu.

Ancak bekar bir işçinin yaşam maliyetini karşılamaktan uzak kaldı.

Milyonlarca işçinin asgari ücret düzeyinde gelir düzeyine sahip olduğu, milyonlarca emeklinin aylık maaşının asgari ücretin altında olduğu bir yapıda, dar ve sabit gelirli kesimlerin geçim ve yaşama şartlarının iyileştirilmesi gündemin öncelikli konusu olmaya devam etti.

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim 2019 Ocak ayında şu şekilde gerçekleşti.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 3,48 oranında arttı.

Yılın ilk ayında fiyatlardaki artış yüzde 3,48 oranında oldu.

Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 24,34 olarak hesaplandı.

Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 17,60 oldu.

Gıda harcaması çalışmasına temel alınan beslenme kalıbında yer alan ürünlerin fiyatları marketten markete, pazarın bulunduğu semte göre değişiklik göstermektedir. Ancak vurgulanması gereken husus ülke genelinde yürütülen “enflasyonla topyekün mücadele” çerçevesinde kimi yerlerde uygulanan indirim artık yerini fiyat artışlarına bırakmaktadır. Bu durum dikkate alınarak bu ay gerçekleşen fiyat değişiklikleri değerlendirilmelidir.

OCAK İTİBARİYLE FİYATLARDA Kİ DEĞİŞİM ŞU ŞEKİLDE OLDU:

Süt, yoğurt, peynir grubunda süt fiyatı artarken, yoğurt ve peynir fiyatında önemli bir değişiklik olmadı. Ancak burada, hesaplamada temel alınan peynirin nispi fiyat düşüklüğü de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin fiyatı 50 TL olan tulum peyniri, 60 TL olan kaşar peyniri gibi peynir çeşitleri her zaman olduğu gibi hesaplama yapılırken kapsam dışında tutulmaktadır.

Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat ürünlerinin bulunduğu grupta geçen ay 1’er TL ucuzladığı belirtilen kıyma ve kuşbaşı etin kilogram fiyatı aynı seviyede kaldı. Tavuk fiyatında ise artış tespit edildi.

Sakatat fiyatı bu ay yine değişmedi. Balık fiyatında bu ay -hamsi ve istavrite bağlı olarak- biraz artış oldu. Yumurta fiyatı tanede 10 kuruş arttı. Bakliyat ürünlerinde (kuru fasulye, kırmızı-yeşil mercimek, nohut, barbunya vb.) bu ay bazı fiyat ayarlamaları yapıldı ve düşük tutarda da olsa ortalama kilogram fiyatı biraz arttı.

Ortalama yaş sebze-meyve fiyatı mutfak harcamasını bu ay artırdı.

FİYAT ARTIŞLARI SEMT PAZARLARINA OLUMSUZ YANSIDI

Mevsim şartlarının elverişsizliği ve üreticiden toptancı haline yapılan sevkiyatın azalmasıyla açıklanan fiyat artışları semt pazarlarına olumsuz yansıdı. Özellikle ortalama sebze kilogram fiyatının bir önceki aya göre yüzde 25,90 oranında artışla 7,00 TL’ye yükselmesi etkili oldu. Üstelik hesaplamada fasulye, patlıcan, sivri biber gibi kilogram fiyatı 10 TL’nin üstünde olan sebzeler de dikkate alınmadı. Meyve çeşidindeki (7 ürün) azalma fiyata olumlu yansıdı.

Buna rağmen geçen ay 5,22 TL olan ortalama yaş sebze-meyve fiyatı bu ay 6,22 TL olarak hesaplandı. Hesaplama yapılırken -her zaman olduğu gibi- pazarda yaygın bulunan mevsim ürünleri esas alındı. Araştırmada ürünlerin tek tek ağırlığı yerine harcama sepetindeki meyve-sebze tüketiminin toplam miktarından hareket edildi.

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta ekmek fiyatı maliyetlerdeki artışa ve zam kararı alınmış olmasına rağmen uygulamaya girmedi. Ekmek üreticileri zam için iki ay sonrasına gün verdi. Pirinç, bulgur, un fiyatı düşük oran da olsa artarken irmik fiyatı ortalamada biraz geriledi.

Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden tereyağı fiyatı aynı kaldı, margarin fiyatı ise kampanyayla biraz düşürüldü. Zeytinyağı ile ayçiçeği yağı fiyatı değişmedi. Zeytin fiyatı yeşil ve siyah zeytin ortalaması olarak aynı kaldı. Yağlı tohum (ceviz, fındık, fıstık, ayçekirdeği vb.) ürünleri de indirim kapsamında fiyatı değişmeyen ürünler oldu. Baharat (kimyon, nane, karabiber, vb.) ile şeker, bal, pekmez, salça fiyatı da aynı kaldı. Reçel fiyatı düştü, tuz fiyatı arttı. Çay ve ıhlamur fiyatı ise değişmedi.”

Ekonomi

Temmuz ayı ihracat rakamları açıklandı

Haber Giriş:

on

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, “Temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla 16,4 milyar dolar oldu. Bu tutar, bugüne kadar gerçekleştirilen en yüksek temmuz ayı ihracatı. Son 12 aylık ihracatımız da 201,5 milyar dolara yükselerek yeni bir Cumhuriyet rekoruna imza atmıştır. İlk defa 200 milyar doları geçmiş bulunuyoruz” dedi.

Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nce (TİM) bakanlıkta düzenlenen toplantıda temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıkaldı. Toplantıya TİM Başkanı İsmail Gülle de katıldı. Bakan Muş, 2021 yılında ABD ve İngiltere’nin yüzde 7, Euro Bölgesi’nin ise yüzde 4,6 büyümesinin beklendiğini belirterek, “Bu durum, ülkemizin ihracat potansiyeli için olumlu bir göstergedir. Bununla birlikte, IMF’nin temmuz raporunda vurgulandığı üzere, ülkelerin ekonomik göstergeleri arasındaki uçurum, aşılama performanslarına bağlı olarak genişlemektedir” dedi.

‘AŞILAMA, EKONOMİNİN GÜÇLENMESİ İÇİN ÖNEMLİ’

Aşılamanın ekonomi için önemini vurgulayan Bakan Muş, “Hükümetimiz büyük bir kararlılıkla, bugüne kadar yaklaşık 74 milyon doz aşının yapılmasını sağlamıştır. Vatandaşlarımızın bir an önce randevularını alarak aşılarını olmaları hem toplum sağlığı, hem de ekonomimizin güçlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.

Küresel ekonomide diğer baskın gelişmenin artan enflasyon olduğunu dile getiren Bakan Muş, “Covid-19 ile mücadele kapsamında artan kamu harcamaları ve parasal genişleme, kuraklık, üretim kısıtları, tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar ve arz-talep dengesizlikleri, birçok ülkede hem talep hem de maliyet kaynaklı fiyat artışlarına neden olmaktadır. Nitekim, yılbaşından bu yana küresel piyasalarda petrol fiyatları yüzde 75, metal fiyatları yüzde 51 ve tarımsal emtia fiyatları yüzde 44 oranında artış göstermiştir. Bu durum, tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz üzerinde de bir enflasyon baskısı oluşturmaktadır. Hükümetimiz ve Merkez Bankamız, bu etkilerin en aza indirilmesi ve fiyat istikrarının sağlanması amacıyla gerekli tüm adımları atmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ, GİRİŞİM EKONOMİSİ OLMA YOLUNDA’

Ekonomide 2020’nin son çeyreğinde yakalanan ivmenin, 2021’in ilk çeyreğinde de devam ettiğini ve anılan çeyrekte yüzde 7’lik bir büyüme performansı yakalandığını hatırlatan Bakan Muş, şöyle konuştu:

“Öncü göstergeler, bu ivmenin güçlenerek devam ettiğini göstermektedir. Sanayi üretimimiz mayıs ayında yıllık olarak yüzde 40,7 artarken, kapasite kullanım oranları temmuzda bir önceki yılın aynı dönemine göre 6 puanlık bir artış kaydetmiştir. İSO İmalat PMI Endeksi haziranda 51,3 seviyesinde iken, temmuzda 54 seviyesine yükselmiştir. Benzer şekilde, normalleşme adımlarımıza paralel olarak reel kesim güven endeksi temmuzda haziran ayına göre 2,3 puan artışla 112,1’e yükselerek pandemi döneminin en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Yine, hizmet sektörü güven endeksi de, temmuzda bir önceki aya göre 6,3 puan artarak pandemi öncesi seviyelerine ulaşmıştır. Özellikle, başta istihdam potansiyeli olmak üzere, birçok açıdan ekonomimizin önemli bir parçası olan hizmet sektöründeki toparlanmayı bir hayli önemsiyoruz. Bu göstergeler ikinci çeyrekte, baz etkisinin de katkısıyla, yüzde 20 civarında ciddi bir büyümeye işaret etmektedir. Hep söylediğimiz gibi, büyümenin miktarı kadar sağlıklı ve dengeli olması da çok önemlidir. Ekonomimiz talep, üretim ve ihracat açısından dengeli bir büyüme ortaya koymaktadır. Bu durum, cari işlemler dengemizde yapısal bir iyileşmenin önünü açmakta; dış kaynak ihtiyacını azaltarak ekonomimizin sürdürülebilir temeller üzerinde yükselmesine imkân tanımaktadır. Türkiye ekonomisi, adeta girişim ekonomisi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Birçok Türk teknoloji girişimi 2021 yılında uluslararası arenada ciddi yatırımlar almaktadır. Tahmin edeceğiniz üzere, bu yatırımların ardında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi bazı anahtar kavramlar yer almaktadır. Bu kavramları vakitlice içselleştirenlerin hem kendilerinin kazandığını, hem de ülkemiz için yüksek katma değer yarattığını bizzat görmekteyiz.”

‘YENİ BİR CUMHURİYET TARİHİ REKORU’

Ekonomide yılın ilk yarısını rekorlarla kapattıklarını anımsatan Bakan Muş, haziran ayında aylık, 6 aylık ve 12 aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına ulaştıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Temmuz ayı ihracatımız da, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla 16,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu tutar, bugüne kadar gerçekleştirilen en yüksek temmuz ayı ihracatıdır. 9 günlük Kurban Bayramı tatilini dikkate aldığımızda, iş günü bazında ihracat tutarımızın da oldukça yüksek olduğunu görmekteyiz. Bu sayede ocak-temmuz dönemi ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artışla 121,4 milyar dolara yükselmiştir. Yine pandemi öncesine göre kıyaslarsak 2019 yılı ocak-temmuz dönemine göre de ihracatımız yüzde 16,4 artış sağlamıştır. Son 12 aylık ihracatımız da 201,5 milyar dolara yükselerek yeni bir Cumhuriyet tarihi rekoruna imza atmıştır. İthalatımız ise, temmuz ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 17 artış ile 20,7 milyar dolar olmuştur. Ocak-temmuz döneminde ithalatımız, 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 26 artışla 146,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret hacmimiz ise 268,2 milyar dolara yükselmiştir. Bir diğer önemli gösterge olarak ihracatın ithalatı karşılama oranı, ocak-temmuz döneminde, geçtiğimiz yıla göre 5,6 puan artışla yüzde 82,7’ya yükselmiştir. Benzer şekilde, dış ticaret açığımız ocak-temmuz döneminde geçtiğimiz yıla göre yüzde 5 azalarak 25,5 milyar dolara gerilemiştir. İhracat tutarımız kadar, ihracata yönelen firma sayımızdaki artış da, ihracatın tabana yayılması açısından bizleri sevindirmektedir. Ocak-temmuz döneminde ihracat yapan firma sayısı yüzde 10 artışla 80 bine yaklaşmıştır.”

AFET BÖLGESİ İLAN EDİLEN YERLER

Bakan Muş, konuşmasında ayrıca Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan sel ve orman yangınlarına değinerek, “Bugüne kadar yaşanan felaketlerde nasıl ki vatandaşımızın yanında olduysak, yine bu yangın felaketinde de güçlü bir şekilde vatandaşımızın yanında olacağız. Bildiğiniz üzere bu kapsamda 5 ilimize bağlı bazı mahalleler afet bölgesi ilan edilmiştir. Bu bölgelerde esnaf kredi ödemeleri, vergiler, SGK primleri, Tarım Kredi, Tarım Ziraat borçları ertelenecek ve yangında evi hasar gören vatandaşlarımıza kira yardımı yapılacaktır” dedi.

‘YANGINLARDA SABOTAJ İHTİMALİ GÜÇLÜ’

Bu yangınların ortaya çıkış nedenlerini emniyet güçleri ve yargı makamları tarafından araştırıldığını ifade eden Bakan Muş, şöyle dedi:

“Fakat Türkiye’nin değişik illerinde eş zamanlı olarak böyle büyük çapta yangınların çıkması sabotaj ihtimalini oldukça güçlendirmektedir. PKK gibi terör örgütlerinin geçmişte bu tip sabotajlara giriştiği de herkesçe bilinen bir gerçektir. Türkiye’ye zarar vermek, istikrar ortamını bozmak isteyenler ve onların maşası terör örgütleri, elbette bu yollara tevessül etmektedir. Burada ilginç olan husus; bazı muhalif siyasi çevrelerin bölücü terör örgütü PKK’yı savunma refleksi göstermeleridir. Sanki PKK, bu sabotaj işini geçmişte hiç yapmamış gibi, sanki çocuk katili terör örgütünün bu işlerde parmağı olmasına olanak yokmuş gibi refleks göstermişlerdir. Terör örgütünün avukatlığına yönelenlerin bu tutumları, elbette milletimizin gözünden kaçmamıştır.”

‘OTEL YAPACAKLAR YALANI DOLAŞIMA SOKULMUŞTUR’

Muş, bu yangın felaketi sonrası bazı muhalif çevreler tarafından başlatılan siyasi linç kampanyasının Türkiye’nin kronik bir sorununu bir kez daha ortaya koyduğuna vurgu yaparak, “Önce bir yalanı ortaya atıp, sonra bunu sosyal medyada yayıp, daha sonra da bunun üzerinden kara propaganda yürütmek ve devletimizin çabalarını sekteye uğratmaya çalışmak; bazı siyasi çevrelerin her zaman uyguladığı bir yöntemdir. Türkiye yangını söndürmek için ateşe su dökerken; birileri de yalan kampanyası ateşine benzin dökme çabasına girmiştir. Anayasamızın 169’uncu maddesindeki ‘Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir’ hükmü orada dururken; Fondaş medyada ‘Yanan ormanların yerine otel yapacaklar’ yalanı dolaşıma sokulmuştur. Üstelik ana muhalefet partisinin genel başkanı 1982 yılında çıkarılan bir yasanın bugün sınırlandırılmasını ‘Ormanları betonlaştıracaklar’ iftirasıyla çarpıtmıştır. Bu tam bir yalan terörüdür” ifadelerini kullandı.

‘AMAÇLARI, TÜRKİYE’NİN BİRLİĞİNİN ALTINA DİNAMİT KOYMAK’

Sel, yangın gibi doğal afetleri siyasi çıkar malzemesi yapmanın, bunun üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışmanın insanlık adına utanç verici olduğunu belirten Muş, şunları kaydetti:

“Çünkü burada söz konusu olan insan hayatıdır, milli servetimiz olan ormanlarımız ve içinde yaşayan tüm canlılardır. Bu meseleler siyaset üstü meselelerdir. Birlik ve dayanışma içerisinde, sağduyuyla ele alınması gereken konulardır. Buraları siyasi hesaplaşma alanı olarak görmek, gayriahlaki bir yaklaşımdır. Türkiye’nin istikrarını, birliğini, dirliğini ve kardeşliğini hedef alanlar boş durmamaktadır. Konya’da yaşanan ve 7 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği menfur saldırı olayında bile, meseleyi istismar edip buradan bölücü propaganda yapmaya çalışanlar olmuştur. Terör örgütünün siyasi temsilcileri, Konya’da yaşanan üzücü hadiseyi ‘etnik çatışma’ şeklinde lanse etmeye çalışmış, bu hadiseyi bölücü ve bozguncu siyasetlerine araç olarak kullanmışlardır. Amaçları kaos çıkarmak ve Türkiye’nin birliğinin altına dinamit koymaktır. Gayeleri, bu hain terör örgütünün eylemlerini siyasi zeminde meşrulaştırmaya çalışmaktır. Binlerce yıllık köklü geleneği olan güçlü bir devlete; kardeşliğini ve birliğini hiçbir zaman kaybetmemiş aziz bir millete sahibiz. Kim, hangi kapalı kapılar ardında, hangi sinsi planları yaparsa yapsın, başarılı olamayacaktır. Hiç kimse, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin önünü kesemeyecektir.”

Devam Et

Ekonomi

Merkez Bankası’ndan dijital para açıklaması

Haber Giriş:

on

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu dijital para birimi için eylül ayında çalışma yapacaklarını bildirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, yılın üçüncü enflasyon raporunun tanıtımı dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulundu. Kavcıoğlu, dijital para birimi için eylül ayında çalışma yapacaklarını bildirdi.

TCMB EYLÜL AYINDA KRİPTO PARA KONUSUNDA PİLOT UYGULAMAYA BAŞLIYOR

Kavcıoğlu kripto paralarla ilgili sorulan soruya şöyle yanıt verdi;

“Dijital paralarla ilgili çalışmalarımız aynı yoğunlukta devam ediyor, eylül ayından sonra pilot uygulamaya başlayacağız, açıklama yapacağız, yoğun ve ciddi bir şekilde çalışma devam ediyor”

Devam Et

Ekonomi

Altın fiyatları güne yükselişle başladı

Haber Giriş:

on

29 Temmuz Perşembe günü altın fiyatlarında genel olarak bir yükseliş hakim. Altının Gram fiyatı güne hafif bir düşüşle başlamasının ardından şu an itibariyle 499 liradan işlem görüyor. Çeyrek altın ise dün günü 809 ile kapatırken, bu sabah itibariyle kapanış seviyesinin yüzde 0,45 üzerinde 815 TL ile güne başladı. Dün sınırlı da olsa Ons altın ve dolar kurundaki yükselişe paralel olarak, Gram altın da değer kazandı. İşte 29 Temmuz anlık altın fiyatları…


29 Temmuz altın fiyatları, birçok kişi tarafından düzenli olarak merak ediliyor. Gram altın fiyatı bugün güne hafif bir düşüşle başlamasının ardından ilerleyen saatlerde değer kazandı. Aynı dakikalarda çeyrek altın 819 TL’den, Cumhuriyet Altını ise 3 bin 335 TL’den alıcı buluyor. Altının ons fiyatı ise bir önceki kapanış seviyesinin yüzde 0,44 üzerinde 1.814 dolardan işlem görüyor. Peki, 29 Temmuz altın fiyatları ne kadar oldu?

Analistler, dün açıklanan ABD Merkez Bankası (FED) faiz kararı öncesinde altının ons fiyatında alış ağırlıklı bir seyrin hakim olduğunu, Fed’den varlık alımının azaltılmasına ilişkin yapılacak sözle yönlendirmelerin oynaklığı artırabileceğini bildirmişti.

Teknik açıdan altının ons fiyatında 1.810 ve 1.830 doların direnç konumunda olduğunu kaydeden analistler, olası düşüşlerde 1.780 dolar desteğinin takip edileceğini ifade etti.

Altın Fiyatları

Gram Altın ne kadar?

Güne 496,90 ile başlayan Gram Altın, bugün itibarıyla %0,56 artışla 499,44’dan işlem görüyor. Dün Gram Altın, günü 497,26 seviyesinde kapattı.

Çeyrek Altın ne kadar?

Güne 815,23 ile başlayan Çeyrek Altın, bugün itibarıyla %0,57 artışla 819,41’dan işlem görüyor. Dün Çeyrek Altın, günü 809,50 seviyesinde kapattı.

Yarım Altın ne kadar?

Güne 1.630,45 ile başlayan Yarım Altın, bugün itibarıyla %0,51 artışla 1.637,83’dan işlem görüyor. Dün Yarım Altın, günü 1.618,81 seviyesinde kapattı.

Tam Altın ne kadar?

Güne 3.228,02 ile başlayan Tam Altın, bugün itibarıyla %0,56 artışla 3.244,44’dan işlem görüyor. Dün Tam Altın, günü 3.228,84 seviyesinde kapattı.

Cumhuriyet Altını ne kadar?

Güne 3.320,02 ile başlayan Cumhuriyet Altını, bugün itibarıyla %0,55 artışla 3.336,59’dan işlem görüyor. Dün Cumhuriyet Altını, günü 3.331,00 seviyesinde kapattı.

Ata Altın ne kadar?

Güne 3.320,02 ile başlayan Ata Altın, bugün itibarıyla %0,53 artışla 3.335,70’dan işlem görüyor. Dün Ata Altın, günü 3.348,28 seviyesinde kapattı.

Ziynet Altın ne kadar?

Ziynet Altın bugün itibariyle alış fiyatı 3.166,46 TL, satış fiyatı 3.228,84 TL.

Devam Et

Trend