#

Teknoloji

Türki̇ye Bi̇li̇şi̇m Derneği̇ Bi̇li̇şi̇m Standartları Platformu Başkanı Karakayadan Di̇ji̇tal Dönüşüm Değerlendi̇rmesi̇

ZİYA KARAKAYA

Atılım Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Standartları Platformu Başkanı Ziya Karakaya, korona virüs (Covid-19) dönemi öncesi ve sonrasında dijital dönüşüm konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Dijital Dönüşüm sürecinin on yıllar önce başlamış ve gelişmiş ülkelerle eş zamanlı olarak Türkiye’de de çalışmalarına başlanmış bir süreç olduğunu aktaran Karakaya, “Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin pandemiden çok önce kurulmuş olması ve çalışmalarına hızla devam ediyor olması buna en güzel örnektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan ’Dijital Türkiye Yol Haritası’ kitapçığının Haziran 2018’de yayınlanmış olması bir diğer örnek. Bu örnekleri artırmak mümkün ancak yeterlidir diye düşünüyorum. Kısacası, dönüşüm zaten başlamış ve yansımaları devam etmekteydi. Ancak bu dönüşümün gerekliliği açısından yeterince farkındalık oluşamamıştı ya da oluşturamamıştık. Pandemi sürecinde ’değişen toplumsal ihtiyaçlar’, bu dönüşümün ne denli önemli olduğunu ve başlamış olan dönüşüm sürecinin ne denli desteklenmesi gerektiğini göstermiştir. On yıllardır her fırsatta ve her platformda anlatmaya ve farkındalık oluşturmaya çalıştığımız Dijital Dönüşüm’ün önemini küçücük bir virüs oluşturmuştur diye umuyorum” ifadelerini kullandı.

Pandemi ve dijital dönüşüm sürecinin birlikte yaşandığını ifade eden Karakaya, “Üçüncü bir sürecin daha içerisine girmiş bulunmaktayız ve bunun adı ’yeni normalleşme’ sürecidir. Tamamen normale dönünceye kadar da bu yeni süreci yaşıyor olacağız, ancak döneceğimiz o tamamen normal pandemi öncesi olan normal değil, bizler de bugünkü bizler olmayacağız. Kredi kartına direnenlerin bugün cebinde para taşımaması gibi hayatımızdaki bir çok şeyin değişimine kimse direnemeyecek. Ülke olarak değişimin dalgasına kapılan değil, dalgayı yaratan olmak zorundayız. Bu, ülkemiz için çok büyük bir fırsattır ve herkesle aynı anda yarışa başlıyoruz ve hatta çoğundan da önde başlıyoruz. Önde başlıyoruz dedim çünkü; bazı alanlarda dönüşüme hazırlık seviyemizin diğerlerine kıyasla daha yüksek olduğunu bu pandemi süreci çok açık bir şekilde ortaya koymuştur inancındayım. Dijital Dönüşüm deyimi ile birlikte genellikle ’süreç’ kelimesini de kullanmayı tercih ediyorum, çünkü bu bir süreçtir” şeklinde konuştu.

Dijital Dönüşüm teriminin Tübitak Dijital Akademi’nin yaptığı tanıma göre “hızla gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu imkanlar ve değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda, organizasyonların daha etkin, verimli hizmet vermek ve faydalanıcı memnuniyeti sağlamak üzere insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında gerçekleştirdiği bütüncül dönüşüm” olduğunu aktaran ve bu tanımı daha iyi anlamak için onu ögelerine ayırmanın ve birkaç ekleme yapmanın yardımcı olacağını bildiren Karakaya, dönüşümü tetikleyen şeyler, dönüşümün hedefi, dönüşümde kullanılan yöntem, dönüşümde kullanılacak araçlar başlığı altında şu maddelerden bahsetti:

“Dönüşümü tetikleyen şeyler; teknolojinin sunduğu imkanlar, değişen toplumsal ihtiyaçlar, teknolojik gelişmelerin toplum ya da bireyler üzerindeki etkileri (yaptığı değişiklikler). Dönüşümün hedefi; organizasyonların daha etkin ve verimli hizmet vermesi, faydalanıcı memnuniyeti sağlamak, (bireylerin ve toplumların daha iyiye ulaşması), yenilikçi ve yaratıcı yeni servisler, ürünler ve modeller oluşturmak. Dönüşümde kullanılan yöntem; insanların ve yetkinliklerin dönüşümü, iş süreçlerinin dönüşümü, iş modellerinin dönüşümü, teknolojik unsurların dönüşümü, bunların topyekün olması. Dönüşümde kullanılacak araçlar; bilgi ve iletişim teknolojileri, yenilikçi, akıllı ve otonom ürünler, sistemler.”

Dijital Dönüşümün yalnızca teknolojik unsurların dönüşümünü değil, aynı zamanda kültürel, organizasyonel ve operasyonel dönüşümü de içerdiğini ve bu dönüşümde yenilikçi, yaratıcı, esnek, ve çevik yaklaşımların uygulanmasını gerektirdiğini aktaran Karakaya, “Dijital Dönüşüm denildiğinde tek bir alandaki dönüşümden bahsetmiyoruz. ’Sağlıkla Dijital Dönüşüm, Eğitimde Dijital Dönüşüm, Sanayide Dijital Dönüşüm, Devletin Dijital Dönüşümü’ ve benzeri bu listeyi uzatabiliriz. En yoğun şekilde bu dönüşüm sürecini hayata geçirme çabasında olan alanlara baktığımızda ilk sıralarda savunma, sağlık, finans, sanayi (Endüstri), eğitim ve kamunun (Devletin) geldiğini görüyoruz. Dönüşümün bireyler üzerine etkilerine bakacak olursak, faydalandığımız birçok servisin, hizmetin, ürünün ve iş yapma biçimimizin de değişiminden bahsediyoruz ve diyorum ki asıl dönüşüm ’zihniyet dönüşümü’ olacaktır. Pandemi öncesine kadar evden çalışmanın mümkün olmadığını zanneden bir çok sektör, yenilikçi teknolojilerin mini minnacık bir bölümü ile dahi bunun mümkün olabildiğini görmüş oldu. Örneğin, eğitimin gereksinim duyduğu yenilikçi teknoloji ve yöntemlerden bugüne kadar uzak durmuş ve direnen birçok akademisyen ve üniversiteler dahi bugün o teknolojileri kullanarak öğrencilerine eğitim hizmetini sundular. Atılım Üniversitesi gibi hazırlıklı olanlar ile hazırlıksız olanlar arasındaki hizmet kalitesi ve etkinliği farkı, dijital teknolojilerden on yıllardır faydalanıyor olmanın getirdiği önemli farkı da ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

Firmaların çoğunun, çalışanlarının fiziksel olarak firma ofislerinde olmasa dahi üretken olabildiğini ve hatta bazı alanlarda normalin üzerinde verim artışı sağladığını gördüklerine dikkat çeken Karakaya, şöyle konuştu:

“Gördüğünüz gibi değişen toplumsal ihtiyaçların tetiklediği, bilgi ve iletişim teknolojilerinin olanaklı kıldığı çok küçük bir değişim dahi hayatımızı büyük oranda etkilemiştir. Bu süreçte gördükleriniz, Dijital Dönüşüm’ün sadece mini minnacık bir etkisidir. Yaşadığımız bir örnekten daha bahsedelim; pandemi sürecinde en çok ihtiyaç duyulan unsurlardan bir tanesi de hasta takibi olmuştur. Her yerden (evden dahi) mobil teknolojiler ve taşınabilir algılayıcı cihazlar sayesinde bunun mümkün olabildiğini biliyorduk. Ama genellikle buna ihtiyaç duyulmamıştı. Oysa çok çok gerekliydi. Pandemi süreci bunu zorunlu kılmaya başladığında kısmen de olsa uygulanmaya başladık. Fena mı oldu? Düşünsenize bileğinizde taşıdığınız bir saat; sürekli olarak kalp atışınızı, kanınızdaki oksijen oranını, nabzınızı, ateşinizi ölçüp sizin izin verdiğiniz sağlık kuruluşu ile paylaşılabilir ve durumunuz sürekli olarak kontrol edilebilir. Sizde oluşan herhangi bir anormallik üzerine alarm üretebilir ve ambulansın yola çıkması sağlanırken, siz de aranıp yönlendirilebilirsiniz. O anda yakınınızda bulunan herkes hemen uyarılır ve tedbirli olmaları sağlanabilir. Bu söylediklerimi hayata geçirmek için gerekli olan her şeye sahibiz ve en kolay olan kısımlarını anlattım. Bu senaryoya birde Yapay Zekanın sağladığı olanakların eklenmesini sizlerin hayal gücüne bırakayım.”

Yenilikçi bilgi ve iletişim teknolojilerinin dijital dönüşümü tetikleyen, hayata geçirilmesini sağlayan ve değer üretilmesini sağlayan şey olduğunu kaydeden Karakaya, “İnternet, web ve mobil teknolojilerin hayatımızdaki ne çok şeyi değiştirdiğini düşününüz ve onlardan çok daha fazlasını üretecek olan yenilikçi teknolojilerin ve yenilikçi yöntemlerin mevcut olduğunu söyleyebilirim. Bu teknolojilerden en önemlilerini saymak gerekirse birinci sırada elbette ’Bulut Bilişim’ ve sonra ’Büyük Veri’ teknolojileri gelmektedir. Aslında en önemlisi olduğunu düşündüğüm Bulut Bilişim, sayacağım diğer teknolojilerin göbeğinde yer alan ve onların etkinliğini sağlayan bir teknolojidir” aktarımında bulunarak, “Bulut Bilişim, Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, Yapay Zeka, (Makine Öğrenmesi, Derin Öğrenme, Doğal Dil İşleme), Siber-Fiziksel Sistemler, (Dijital İkiz), 3 Boyutlu Yazıcılar (Eklemeli İmalat), Artırılmış Gerçeklik-Sanal Gerçeklik, 5G teknolojisi, Simülasyon, Siber güvenlik, Blok Zinciri” listesini paylaştı.

Dijital Dönüşümün öncelikle teknolojik yetkinlikleri değil, buna karar verecek olan akılcı, vizyoner ve açık görüşlü yöneticileri gerekli kıldığını anımsatan Karakaya, şu ifadeleri kullandı:

“Bu öncelikli gereksinime ek olarak elbette hazırlık seviyesine bağlıdır. Sonra bunu hayata geçirmek için gerekli teknik yetkinliklere sahip yeterli sayıda insan kaynağına ihtiyaç duyar. Hatırlatmak isterim ki; Dijital Dönüşüm, her kademedeki tüm unsurların birlikte ve planlı, stratejik kararlar ve öncelikler doğrultusunda, adım-adım ve dinamik bir şekilde sürdürülen bir süreçtir. Zihniyet hazırsa, devamını hayata geçirmek hiç zor değil ve ülkemiz bu açıdan bence şanslı konumda bulunuyor. Elbette tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi; bizde de Bilgisayar ve Yazılım alanında yetişmiş insan kaynaklarımız açısından eksikler olduğu bir gerçek. Ancak bu eksikliğe rağmen, yetişmiş insan kaynaklarımızın yetkinliği inanın bana hiçbir ülkeden daha az değil. Bu yetkin insanlarımızın bir bölümünü de göç vermiş durumdayız ve bu değerlerin ülkeye dönüşünü sağlamamız çok önemli. Çok iyi biliyoruz ki; bir kişi bir ülkeyi değiştirebilir. Ülkemiz böyle örnekleri çok iyi bilir.”

Yorum için tıkla

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir Giriş

Yorum yazın