#

Giriş:

Son Güncelleme:

Eğitim

Üni̇versi̇teleri̇n tanıtım günleri̇ ‘online’ yapılacak

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na az bir zaman kala üniversiteler de aday öğrenciler için tanıtım günleri hazırlıklarına başladı. Korona virüs salgını nedeniyle tanıtımların üniversite ziyaretlerinin yanı sıra bu yıl online olarak da gerçekleştirileceğini söyleyen Rehberlik Uzmanı Elif Aluç Gülşen, “Üniversitelerin sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlanan tanıtım günlerinde, aday öğrenciler ilgilendikleri bölümlerin öğretim elemanları ile iletişime geçebilecek” dedi.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tarihinin 27 – 28 Haziran 2020 olarak güncellenmesinin ardından üniversiteler de aday öğrenciler için tanıtım günlerine başladı. Covid-19 salgını sebebiyle yapılacak olan tanıtımlar ise bu yıl online olarak da gerçekleştiriliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde yarın başlayacak ‘Online Tanıtım Günleri’ hakkında konuşan Rehberlik Uzmanı Elif Aluç Gülşen, ‘Tanıtım günleri ile üniversitelerin bölümleri, yabancı dil imkânları, barınma ve burs imkânları, sosyal, kültürel, sportif faaliyetler, kampüste yaşam ve akademisyenler hakkında bilgilendirmeler yapılacak. Tanıtımlar canlı olarak her gün 16:00’da başlayacak” diye konuştu.

“Öğretim elemanları ile iletişime geçilecek”

Her yıl öğrencilerin meslek ve üniversite tercihlerine yardımcı olmak amacıyla üniversite tanıtım günleri düzenlendiğini ancak korona virüs salgını nedeniyle bu etkinlikleri online olarak da düzenlediklerini söyleyen Rehberlik Uzmanı Elif Aluç Gülşen, “Üniversitelerin sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlanan tanıtım günlerinde, aday öğrenciler ilgilendikleri bölümlerin öğretim elemanları ile iletişime geçebilecek” diye konuştu.

“Daha fazla aday lisans programlarını tercih edebilecek”

Lisans programları için ilgili puan türünde 180 olan barajın 170’e çekilmesinin daha fazla adayın lisans programlarını tercih edebileceğini belirten Gülşen, “Bu 112 bin-195 bin civarında aday olarak tahmin ediliyor. Ancak baraj değişikliğinden etkilenecek kitle daha çok sınavın AYT (Alan Yeterlilik Testi) oturumunda baraj sıkıntısı olan öğrenciler olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Öğrenciler konuları yetiştirebilecek”

Sınav tarihinde yapılan değişikliklerin öğrencilerin konuları yetiştirememesi gibi bir durum ile karşı karşıya bırakmayacağını ifade eden Rehberlik Uzmanı Elif Aluç Gülşen, “Bu yıla özgü olarak sınav müfredatında da bir takım değişikliğe gidildi. 12’nci sınıfın ikinci döneminde işlenen konular sınav müfredatından çıkarıldı. Bu durum 12’nci sınıf öğrencilerinin mezuniyet işlemlerinde de bir takım farklılıklar oluşturdu. 2019 – 2020 eğitim öğretim döneminde, sınıf geçmeyle ilgili birinci dönem alınan notlar geçerli olacak. Yıl sonu puanı birinci dönem alınan notlar ile belirlenecek. Yıl sonu başarı puanı 50 olan öğrenciler sınıfını doğrudan geçebilecek. Sınıf geçme şartını taşıyan 12’nci sınıf öğrencileri diploma alıp mezun olabilecek. 12. sınıf öğrencilerinin başarısız veya sorumlu derslerinin olması YKS’ye girmeleri için engel oluşturmayacaktır. Bu durumda üniversiteye yerleşen öğrenciler, diplomalarını aralık ayı sonuna kadar öğrenim gördüğü yükseköğretim kurumuna ibraz etme hakkına sahip olacaklar. 12’nci sınıf öğrencilerinin orta öğretim başarı puanları; 9, 10, 11 ve 12’nci sınıfın birinci döneminin yıl sonu notları aritmetik ortalaması hesaplanarak oluşturulacak” ifadelerini kullandı.

“Ekstra paniğe gerek yok”

Bir yıldır sürdürülen maratonun son 100 metresine gelindiğini ifade eden İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli, “Havalar sıcak, virüs var diye çalışmalarımızı gevşetemeyiz aksine en hızlanmamız gereken dönemdeyiz. Bu nedenle aday öğrencilerin konu bazlı veya genel denemeleri sık çözmesi gerekiyor. Eksiklikler tespit edilip, kısa sürede giderilebilir. Öğrenciler artık uyku ve yeme düzenine dikkat etmeli. Biyolojik saatimizin sınav gününe rahatça uyum sağlaması için bu rutini oluşturmak gerekiyor. Gerçek sınav koşulları nasılsa ona uygun ortamda ve koşullarda deneme çözmeliyiz. Bu süreçte en çok dikkat etmemiz gereken bir diğer faktör de “pozitif olmak”. Olumsuz konuşmaların olduğu ortamlardan sessizce uzaklaşmak bize fayda sağlayacaktır. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın “Avantajlı bir sınav formüle edilmiştir” sözüne dayanarak, öğrencilerin içinde bulunduğumuz süreç dolayısıyla ekstra bir panik yaşamasına gerek yok” diye konuştu.

Eğitim

YDS sınav giriş belgeleri erişime açıldı

Haber Giriş:

on

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2020-YDS) giriş belgelerini eşirime açtı.

ÖSYM’den yapılan açıklamada, 27 Eylül’de yapılacak 2020-YDS adaylarının, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemlerinin tamamlandığı bildirildi.

Açıklamada, “Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesini, ÖSYM’nin ‘https://ais.osym.gov.tr’ internet adresinden 17 Eylül 2020 tarihinde saat 14.00’ten itibaren T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleri ile edinebileceklerdir.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca 2020-YDS için adayların saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacağı hatırlatıldı.

Devam Et

Eğitim

YKS ek tercih işlemleri bugün başladı

Haber Giriş:

on

YKS ek yerleştirme kılavuzu Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin internet sitesinde yayımlandı.

Adayların tercihlerini 17-23 Eylül tarihlerinde “http://ais.osym.gov.tr” adresi ve “ÖSYM AİS Mobil” uygulamasından yapabilecek.

24 TERCİH HAKKI VAR 

Ek Yerleştirmede adayların 24 tercih hakkı bulunuyor.  Ek yerleştirme ücreti 20,00 TL.

Ek yerleştirme ücreti, 24 Eylül 2020 tarihi saat 23.59’a kadar yatırılabilecektir. Ek yerleştirme ücretiniyatırmayan adayların ek yerleştirme için yapmış oldukları yükseköğretim programları tercihleri geçersiz sayılacak.

KAYITLAR 5-7 EKİM’DE

Bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri üniversiteler tarafından 5-9 Ekim 2020 tarihleri arasında yapılacak.

Elektronik kayıtlar ise 5-7 Ekim 2020 tarihleri arasında yapılacak.

Devam Et

Eğitim

Acı gerçek: 1 milyon çocuk tarikatların elinde

Haber Giriş:

on

Tarikat araştırması nedeniyle hakkında inceleme başlatılan Prof. Balcı, Cumhuriyet’ten İpek Özbey’e konuştu.

Prof. Dr. Esergül Balcı’nın dikkat çektiği noktalar ve çarpıcı analizlerinden öne çıkanlar şöyle;

  • Taşrada devlet eğitimden kademe kademe çekilmiş. Bazı bölgelerde okullar kapatılmış. Yoksulluk ve sahipsizlik nedeniyle aileler çocuklarını tarikatlara teslim etmiş. Yarın bu çocukların hangi amaç için nasıl kullanılacağı meçhul.
  • Bu durum terör kadar ciddi bir ulusal güvenlik sorunudur. IŞİD’e katılanların çoğunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden olduğunu mahkeme kayıtlarından biliyoruz. Biz bunun için AB’nin programından esinlenerek “Tarikat Erasmus”u ifadesini kullandık.
  • Afrin’de, İdlib’de evlatlarımız terör örgütü PYD/YPG ile yani PKK’nin Suriye koluyla savaşıyor. Bunların lideri Salih Müslim’in kardeşi de Gaziantep’te Zehra adında bir medrese açtı. Mehmetçik, Suriyeli teröristlerin aileleri Türkiye’de medrese açsın diye mi şehit oluyor?
  • Yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye’de bir milyon civarında çocuk tarikatların elinde. Çoğunluğu yoksul ailelerden geliyor. Çaresizler. Kalabalık ailesinin karnını zar zor doyuran ebeveynler çocuklarını tarikata verince, bir boğaz eksiltmiş oluyor.
  • Siz bakmayın tarikatların İstanbul Sözleşmesi konusunda yaygara kopardıklarına. Karşı cinsle neredeyse hiçbir temasları yok. Battaniyeden tahrik olan ve bu konuda fetva veren şeyhler var.
  • İstanbul’da bir Kuran kursunda çocuklara, ardından Sakarya’da 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz edildi gibi pek çok haber ve bunlara ilişkin tutuklamalar oluyor. Bunlar buzdağının görünen yüzü. Tarikat yurtları, okulları, kursları ve evleri her türlü istismara açık.

Türkiye’deki tarikatlar aslında Soğuk Savaş artığı yapılar. Komünizmle mücadele için desteklenmiş, daha sonra para ve menfaat ilişkileriyle palazlanmış karanlık organizasyonlar.

– Onca paranın kaynağı?

Önceleri hac, umre, bağış, fitre, zekât ve kurban derisi gibi gelirleri varken, artık kamudan beslenen devasa holdinglere dönüştüler. Özellikle herkesin bildiği gibi eğitim ve sağlık alanını tercih etmiş durumdalar.

– Ya kamuya nasıl sızdılar?

Yoksul öğrencileri ve gençleri ağlarına düşürdüler. Özellikle büyük şehirlerde okumak zorunda olan ancak parası olmayan gençleri topladılar. Yurt ve burs olanakları sağladılar. Mezun olanları da siyasi ilişkilerini kullanarak kamuya monte ettiler.

TARİKATLARIN ELİNDE 1 MİLYON ÇOCUK VAR!

– Türkiye’de aşağı yukarı kaç çocuk tarikatların elinde?

Yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye’de bir milyon civarında çocuğun tarikatların elinde olduğu sonucuna ulaştık. Çoğunluğu yoksul ailelerden geliyor. Çaresizler. Özellikle büyük şehirlerin varoşlarında yaşayan, kırsaldan gelen, dinsel ve geleneksel değerlerle çocuklarını koruyabileceğini zanneden ailelerin çocukları.

– Hangi nedenlerle tarikatlara veriliyorlar?

Öncelik ekonomi. Kalabalık ailesinin karnını zar zor doyuran ebeveynler çocuklarını tarikata verince, bir boğaz eksiltmiş oluyor. Sonra “Oğlum-kızım büyükşehirde kapılıp gider, kötü yola düşer, dininde imanında büyüsün” diye düşünenler var. Bir de geldikleri çevredeki hemşerilerinin yönlendirmesi söz konusu. Bu insanlar kentte tutunamamanın ezikliğini ve ekonomik yetersizliklerinin sıkıntısını “hiç değilse çocuğumuz parasız eğitiliyor” düşüncesiyle azaltmaktadırlar. Bu durum bir yerde “çaresizliğin çaresi” halini almıştır.

– Aldıkları eğitim ne?

Eğitimlerin çoğu Arapça ve Kürtçe. Tavizsiz bir itaat ve metafizik bir hayal âlemiyle soslanmış eğitim veriliyor. Hiçbir bilimsel ve rasyonel öğenin bu eğitimde yeri yok. Hiçbir şey sorgulanamaz. Peygamberlere özgü mucizeleri olduğunu iddia ediyorlar. Sohbetlerde çocuklara anlatılan ya da izlettirilen propagandalarla bu durum perçinleniyor. Dinimiz gerçekleri ile ilgisiz bir eğitim.

Son yıllarda taciz ve tecavüz olaylarıyla sıkça gündeme geliyor tarikatlar. Daha geçenlerde Uşşaki tarikatının lideri Fatih Nurullah, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı. Nasıl bir sosyoloji ve psikoloji yatıyor bu taciz olaylarının altında?

Medrese öğrencileri yatılı olarak kalıyor. Kapalı ortam, beyin yıkama, korku ve güvensizlik nedeniyle her türlü istismara açık durumdalar. Siz bakmayın tarikatların İstanbul Sözleşmesi konusunda yaygara kopardıklarına. Karşı cinsle neredeyse hiçbir temasları yok. Battaniyeden tahrik olan ve bu konuda fetva veren şeyhler var. Küçük yaştan itibaren kendilerinden büyüklerle birlikte yaşamak ve onlara tam anlamıyla itaat etmek üzerine kurulu kapalı bir yapının içinde yetişiyorlar. Biz, tarikat yurtlarında ve okullarında yaşanan tecavüzleri ve istismarları iletişimin olanaklarının artmasıyla öğrenebildik. Oysa bu geçmişten beri olagelen bir durumdu. İstanbul’da bir Kuran kursunda çocuklara, ardından Sakarya’da 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz edildi gibi pek çok haber ve bunlara ilişkin tutuklamalar oluyor. Bunlar buzdağının görünen yüzü. Tarikat yurtları, okulları, kursları ve evleri her türlü istismara açık. Buralarda kalan çocuklar evlerine döndüklerinde kendi psikolojik durumlarını ailelerine, varsa kardeşlerine de yansıtabiliyorlar.

– Kadınlara ne öğretiliyor?

Kadının görevi olarak erkeğe itaat en önemli öğreti ne yazık ki! Bir kadın olarak bunu içim acıyarak söylüyorum. Onların düşüncesine göre kadın, zaten erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış ikinci sınıf bir varlık ve erkeğin kölesi durumunda.

– Tarikat ve cemaatler kapatılmalı

Tarikat ve cemaatler, kapatılsın demek en kolayı ancak “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması” yasası halen yürürlükte, yani zaten kapalı olmaları gerekiyor. Sorun Türkiye’deki pek çok konuda olduğu gibi uygulamada. Devlet görüp de görmezden geliyor, çoğu dernek ve vakıf çatısı altında olduğu için. Üstelik şeyhlerin çoğu röportaj veriyor, devlet adamları ile görüşüyor. Öncelikle yasaların uygulama sorunu giderilmelidir. Tarikat ve cemaatler, özellikle devletin yetersiz kaldığı alanlarda ortaya çıkıyorlar. Doğa boşluk kaldırmaz, hemen başkaları tarafından doldurulur. Ortaya çıkan boşluğu devlet, doldurmalıdır. Eğitim politikaları savrulmalardan kurtarılarak herkese eğitim hakkı, yurt, burs olanağı sağlamalı; laik, çağdaş, bilimsel, sorgulayıcı, özgür düşünceye sahip insan yetiştirilmelidir. Kısaca, anayasamızın 42. maddesi ile 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu gerçek anlamda uygulanmalıdır. Tabii her şeyden önemlisi, din-siyaset-eğitim ilişkisine son verilmelidir.

 

Devam Et

Trend