#

Giriş:

Son Güncelleme:

Kültür Sanat

Van Turi̇zm Sezonuna Hazır

VAN KÜLTÜR VE TURİZM İL MÜDÜRÜ MUZAFFER AKTUĞ, TÜRKİYE VE DÜNYADA ÖLÜMLERE NEDEN OLAN KORONA VİRÜS SALGINININ EN ÇOK TURİZM SEKTÖRÜNÜ ETKİLEDİĞİNİ İFADE EDEREK, YAPILAN YERİNDE ÇALIŞMALAR İLE KENTİN TURİZM SEZONUNA HAZIR OLDUĞUNU SÖYLEDİ.

Van Kültür ve Turizm İl Müdürü Muzaffer Aktuğ, Türkiye ve dünyada ölümlere neden olan korona virüs salgınının en çok turizm sektörünü etkilediğini ifade ederek, yapılan yerinde çalışmalarla kentin turizm sezonuna hazır olduğunu söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen korona virüs salgınından en çok etkilenen sektörün turizm olduğunu belirten Van Kültür ve Turizm İl Müdürü Muzaffer Aktuğ, pandemi süresince turizm aktivitelerinin durma aşamasına geldiğini söyledi. Bütün dünyada insan hareketlerinin kısıtlandığını dile getiren Aktuğ, “Ülkeler ve hatta şehirlerarası seyahatler kısıtlanmış, turizm aktiviteleri durma seviyesine gelmiştir. Bütün dünyaya yayılan bu salgınla birlikte yaşamayı öğrenmek ve korona virüsüne aşı bulunana kadar hayatımızı ona göre planlamak zorundayız” dedi.

“Hayatın normalleşmesi için bazı adımlar atılmaktadır”

Bütün dünya ile birlikte Van’ın da yavaş yavaş normalleşmeye başladığına dikkat çeken Aktuğ, “Turizm sektörü bu salgından aldığı büyük yaraları sarmaya ve turizm aktivitelerinin yeniden başlaması için gerekli her türlü tedbiri alarak turizm sezonunu başlatmaya çalışıyor. Alınacak tedbirlerle normal hayata geçilmenin planlandığı Van’da, yeni turizm sezonunu açmaya hazırlanıyor. Bütün Türkiye ile birlikte Van’da da turizm aktivitelerinin başlaması, hayatın normalleşmesi için bazı adımlar atılmaktadır. Devletimiz ve turizm sektörümüz hayatın normale dönmesi ve turizm aktivitelerinin başlaması için gerekli her türlü tedbiri aldı, almaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

“Akdamar Adası sezona hazır, misafirlerini bekliyor”

Sektörün bu alandaki çalışmalarına devam ettiğini ve Van’ın turizm sezonuna hazır olduğunu söyleyen Aktuğ, “Bizler turizm işletme belgeli otellerimizle ilgili çalışmamızı tamamlamak üzereyiz. Ayrıca ören yerlerimiz ve müzemizle ilgili gerekli çalışmalarımızı da yaptık. Müzeler Genel Müdürlüğünün katkılarıyla Akdamar Adası’nda yürüme yollarının onarımı, bakımı, temizliği, umumi kullanılan yerlerle ilgili her şeyi sıfırdan değişimi ve temizliği yapıldı. Akdamar Adası sezona hazır, misafirlerini bekliyor. Diğer yandan Van Kalesi’nin iki ayrı çevre duvarı tamamlanmak üzere olup, tel örgüler kaldırılarak yerine tarihi dokuya uygun duvarlar örüldü, tüf taşlar ile kaplama yapıldı. 310 metre uzunluğunda 1,5 metre yüksekliğinde olacak duvarların korkulukları üzerine Bakanlığımızın logolarını kullanmış olacağız. Ayrıca kalenin batı bölümünde 214 metre uzunluğunda 1,5 metre yüksekliğinde koruma duvarı yapılmıştır. Gelen ziyaretçilerin rahat yürüyebilmeleri için 40 metre uzunluğunda ahşap traverslerle yürüyüş yolu yapılmıştır” diye konuştu.

Van Kalesi’nin güvence altına alınması çalışmalarının Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez’in talimatları doğrultusunda yapıldığını belirten Aktuğ, “Valimizin konuya olan ilgileri ve talimatları sayesinde artık Van Kalesi’ne kaçak girişler yapılamayacak ve Van Kalemize kolay kolay zarar verilemeyecektir. Van Kalesi içerisinde bulunan ve misafirlerimizin sıkça ziyaret ettiği Van evi, tandır evi, umumi kullanım alanlarının komple bakımı, temizliği onarımları yapıldı. Umumi WC’lere bir de engelli WC eklendi. Müzemizin gelen insanlara sağlıklı bir ortamda hizmet vermesi anlamındaki hazırlıkları tamamlandı. Şu an itibariyle müzemiz ziyarete hazır” ifadelerine yer verdi.

“Temennimiz ayinin zamanında yapılması ve misafirlerimizin gelmeleri yönündedir”

Mevcut durumun çok hassas ve önemli olduğunu ve şehir olarak bu olumsuz ortamın bir an önce normale dönmesi konusunda herkesin çok dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Aktuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her türlü önlemin alınması için herkesin üzerine düşen insani vazifeleri yerine getirmesi, bundan böyle bu şehrin her türlü olumsuzluklardan arınarak gelecek misafirlerimizi beklemeye ve ağırlamaya hazırlanması gerekir. Ayrıca her yıl eylül ayının ikinci pazarı yapılan Akdamar ayini ile ilgili olarak da yetkililerle yaptığımız görüşmede haziran ayının ilk haftası yapılacak toplantıda karar alacaklarını ve bu kararı bize bildireceklerini söylediler. Temennimiz ayinin zamanında yapılması ve misafirlerimizin gelmeleri yönündedir. Bu şehrin her yönüyle normale dönmesi konusunda bu tür etkinliklerin olumlu etkisi çoktur. İlimizin en kısa zamanda pandemi öncesi duruma döneceğini, Van turizminin eskisinden daha canlı olacağına inanıyorum.”

Haberin Devamı

Kültür Sanat

Sinema salonlarına 15 milyonluk destek

Haber Giriş:

on

Kültür ve Turizm Bakanlığının, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle ayakta durmakta zorlanan sinema salonlarına vereceği 15 milyonluk destek paketi, memnuniyetle karşılandı.

Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) Genel Sekreteri Fevzi Genç, sinema salonlarına verilecek desteğe ve sektörün sorunlarına ilişkin, açıklamada bulundu.

Genç, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, özel sektör geçmişi olması dolayısıyla sektörün sorunlarını hızlı anlayarak pratik çözümler sağladığını dile getirdi ve Ersoy’a destekleri için teşekkür etti.

Sinema salonlarının, sektörün talebiyle kapandığını belirten Genç, “Kasım ayındaki bu son kapanma bizim isteğimiz üzerine oldu. Sinema salonlarının yüzde 95’ini temsil ediyoruz. Bir taraftan yapımcılar riske girmeyerek film yayınlamadı, diğer taraftan da AVM ve mülk sahipleri kira talep etti. Sinema salonlarının derdi büyüdü. Büyük zincir sinema salonlarının derdi daha da büyük, küçük salon işletmecilerin de derdi farklı. Herkes sinema yapmak ve evine ekmek götürme derdinde.” dedi.

Bakan Ersoy ile yaptıkları toplantıda, sinemanın kültürel öneminin büyük olduğunu ancak yakında sinemasız şehirlerin daha da artacağını ve sinemaların kapanması durumunda tekrar salon açmanın maliyetinin fazla olacağını aktardıklarını belirten Genç, “Sinema salonlarına aktarılacak destek, küçük sinema salonlarına verilecek. Bu sadece hibe olarak değil, Bakanlığın ‘Yerli Film Gösterim Desteği’ halihazırda vardı. Bu mekanizma kullanılacak ve oradaki fonu ciddi miktarda artırdılar. Sinemalarımıza bu destek, can suyu olacak.” ifadelerini kullandı.

Genç, büyük zincir sinema salonlarının, küçük esnaf sinema salonlarının korunması için öncelik ve hoşgörü gösterdiklerini ancak tüm sinema salonu işletmecilerinin durumunun şu an üzüntü verici olduğunu kaydetti.

“Yerli yapımcılar sinema salonlarını hayal kırıklığına uğrattı”

Bu süreçte en büyük sıkıntılarının gösterecek film bulamamak olduğunu dile getiren Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yerli yapımlar’ ve ‘global filmler’ olarak iki kaynağımız var. Yerli yapımda Türkiye, Avrupa lideri. Biletlerin yüzde 65’i yerli film gösteriminden karşılanıyor. Avrupa’da lideriz bu konuda. Türk yerli yapımcılar, bu yüzde 65’lik pazar payına sahip olmakla hareket etmediler, çok cesaretsiz davrandılar. Biraz daha risk alıp, zararları göze alıp sektörü dinamik tutabilirlerdi. Biz her şeyi göze alıp açtık salonları ağustosta. Yerli yapımcılar bu basireti göstermediği gibi ellerindeki filmleri dijital ortamlara sattı. Bu tutum, sinema salonlarını hayal kırıklığına uğrattı. Amerika da filmlerin vizyon tarihini öteledi ve hepten filmsiz kaldık.”

Fevzi Genç, 31 Aralık’a kadar sinema salonlarının kapalı olacağını, 2021 yılının başında Bakan Ersoy ile değerlendirme toplantısı yapacaklarını, salgının gidişatı, Avrupa ülkelerinin tavrı ve yapımcıların tutumunu masaya yatıracaklarını söyledi.

“Yapımcılar dijital platforma film yaparak geçineceklerini çok düşünmesinler”

Mart ayına kadar kapalı kalmak gibi bir “B planı” yaptıklarını dile getiren Genç, yapımcıların, elini taşın altına koyması ve destek paketinin getireceği olumlu katkı ile ocakta salonları tekrar sinemaseverlere açmayı umut ettiklerini belirtti.

Genç, “Gönlümüz sinema salonları hep açık olsun. Tedbirlerle beraber sinema hayatımızdan çıkmasın. Üyelerimiz bu işin sevdalıları. Keşke biraz daha beraber hareket edebilseydik yapımcılarla. Sinema salonları hepten kapandığında yapımcılar dijital platforma film yaparak geçineceklerini de çok düşünmesinler. Sinemaların herkes için yaşaması lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Anadolu’daki küçük sinemalara destek olunacak

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un geçen hafta açıkladığı, “Yerli Film Gösterim Desteği” adı altında sinema salonlarına sunulacak 15 milyonluk destek paketiyle, Anadolu’da bir veya 2 salonu olan işletmelere kaynak aktarımı sağlanacak.

Salgından en çok etkilenen sektörlerden olan sinema salonları, Kovid-19’un patlak vermesiyle martta kapanmış ve haziran-ağustos arasında kademeli açılmıştı. Ancak kasım itibarıyla sinema salonlarının tamamı ortak kapanma kararı almıştı. Özellikle Anadolu’da sinemayı yaşatmak isteyenler, yerli yapımcıların filmleri vizyona koymak istememeleri sonrasında tamamen seyircisiz kalmıştı.

Devam Et

Kültür Sanat

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binası, açılışa hazır

Haber Giriş:

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3 Aralık’ta açılacak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) yeni binasında son hazırlıklar yapılıyor. CSO Şefi Cemi’i Can Deliorman, “Bu konser salonu Ankara ile bütünleşecek bir ikonik yapı” derken, açılış konseri için Türkiye’ye gelen dünyaca ünlü soprano Angela Gheorghiu da orkestra ile ilk provasını yaptı.

Dünyanın en büyük konser salonlarından birisi olacak yeni CSO binasında, toplam 2023 koltuk kapasiteli Büyük Salon ve 500 koltuk kapasiteli Mavi Salon, kültür ve sanat tutkunlarının yeni adresi olacak. 23 yıl önce temeli atılan ve senelerdir inşaatı tamamlanamayan CSO binasının yapımı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un çalışmalarıyla hız kazandı ve 194 senelik geçmişi bulunan orkestra yeni binasına kavuştu. 83 milyon avroya mal olan yeni müzik kampüsünün içinde CSO’nun tarihi binası da bulunuyor. Başkent’in merkezinde Ankara Kalesi ve Anıtkabir’in görüş ekseninde yer alan kampüs, dünyanın dört bir yanından en saygın orkestraları ve solistleri ağırlayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılacak açılışa saatler kala binada son hazırlıklar sürüyor. Covid-19 salgını nedeniyle yoğun önlemlerin alınacağı açılış programına sınırlı sayıda dinleyici HES koduyla kabul edilecek.

ŞEF DELİORMAN: SALONUN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ AKUSTİĞİ

Yuvarlak yapıdaki büyük salonun doğal akustiğine dikkat çeken CSO Şefi Cemi’i Can Deliorman, “Bu salonun en büyük özelliği akustik olarak bir senfoni orkestrasına ev sahipliği yapabilecek olması. Yani bir solist, bir grup, bir oda müziği topluluğu, bir koro bu salona geldiğinde hiç mikrofon kullanmadan, 2 bin kişinin üzerinde dinleyiciye, bu kadar büyük bir hacimde, büyük bir müzik şöleni yaşatacak. Yani salonun en büyük özelliği akustiği. Bu konser salonu aslına bakarsanız Ankara ile bütünleşecek bir ikonik yapı. Bu ne demek? Konser salonları büyük metropollerde şehirlerle özdeşleşirler. Berlin’de gördüğümüz gibi Berlin Filarmoni Salonu, Sidney’de gördüğümüz gibi Opera Salonu, Hamburg’da gördüğümüz gibi Elbphilharmonie Salonu, bunlar o şehirlerle özdeşen ikonik binalar. Dolayısıyla bu binanın da iç ve dış olarak çok özel bir mimari yapısı var. Ankara’yı, Türkiye’yi temsil edecek bir yapı olduğunu düşünüyorum. Hem iç mekanlarıyla hem dış mekanlarıyla bir kültür sanat adası olarak, bir müzik adası olarak dizayn edildi. 3 salonumuzda da, dış mekanlarda da Ankaralı dinleyiciye çok çeşitli güzel içerikler sunacağımızı düşünüyorum. Bizim için korkunç bir mutluluk burada olmak. Böyle uluslararası çapta bir eve sahip olmak, burada dünya yıldızlarını ağırlayacak olmak, burada müzik üretecek olmak bizim en büyük motivasyonumuz şu anda” diye konuştu.

SOPRANO GHEORGHIU PROVA YAPTI

Yeni CSO binası, dünyaca ünlü soprano Angela Gheorghiu ve dünyanın en iyi piyano ikilileri arasında gösterilen Güher ve Süher Pekinel kardeşleri 3 ve 4 Aralık’ta Şef Deliorman yönetimindeki konserde ağırlayacak. Ünlü soprano Angela Gheorghiu, açılış programı öncesi CSO ile birlikte ilk provasını yaptı. Gheorghiu’nun provası görüntülendi.

Devam Et

Eğitim

Yılın en iyi makale ödülü Türkiye’ye geldi

Haber Giriş:

on

Akademik alanda dünyanın en prestijli kuruluşlarından biri olan OR Society tarafından yılın en önemli araştırmalarına verilen ödülün sahibi, bu kez Türk akademisyenler oldu. Tarihte ilk kez Türkiye’ye ödülü getiren araştırmanın konusu ise karbon salınımı.

İngiltere merkezli, 70 yıldır yayın hayatında olan Journal of the OR Society dergisi tarafından alanındaki en iyi çalışmalara verilen ödülün sahibi, Türk araştırma grubu oldu. Bahçeşehir Üniversitesi’nin yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK destekli ‘Karbon Kısıtlı Ortamda Elektrik Üreten Bir Firma İçin Riskten Kaçınan Yatırım Stratejileri’ isimli araştırma, yılın en iyi makalesi seçilerek ödüle layık görüldü. Türkiye’ye akademik alanda başarıyı getiren ödülün sahipleri ise Prof. Dr. Semra Ağralı ile Bahçeşehir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyelerinden Dr. Ethem Çanakoğlu ve Dr. Esra Adıyeke oldu. Araştırmada, küresel ısınmaya karşı alınabilecek önlemlerden biri olan karbon piyasasına dair araştırmalar ve değerlendirmeler yer aldı.

“KARBON SALINIMI İÇİN ALTERNATİFLER SUNMAK ÖDÜLÜ GETİRDİ”

Çalışmada küresel ısınma merkezli araştırmalar yaptıklarını belirten Dr. Ethem Çanakoğlu, karbon piyasasında yatırım yapmakta olan bir elektrik firmasının alacağı kararların sonuçlarını değerlendirdiklerini söyledi.

Çanakoğlu, “Bu çalışmada amacımız, karbon salınımını azaltma yöntemlerini sunmak. Çalışmada Türkiye elektrik piyasası verileri kullanılarak karbon kısıtlamaları getirilmesi durumunda yeni yatırım yapacak firmaların temiz enerji alternatiflerine yönelimlerinin ne boyutta olacağını araştırdık. Sonuç olarak karbon kısıtlama uygulamalarının ve firmaların risk algısının yenilenebilir enerjiye yatırım kararlarında etkili olduğu ve sıkı karbon politikaları ile firmaların risklerini artırmadan yenilenebilir enerjiye geçiş alternatiflerinin mümkün olduğunu gösterdik. Küresel ısınmanın geleceğin en önemli sorunu olacağı göz önüne alınacak olursa, akademinin bu sorunun olası etkileri ve çözümleri üzerine pratik yaklaşımlara da araştırmalarında yer vermesine gerek duyulmaktadır. Bu çalışmaya verilen ödül de özellikle böyle önemli bir soruna yöneylem yaklaşımları ile çözüm arandığı için verildi” dedi.

“ÖDÜLÜ ONLİNE OLARAK ALDIK”

Verilen ödülün önemi hakkında konuşan Dr. Ethem Çanakoğlu şunları söyledi:

“Bazen bir çalışma yıllarca sürebilmektedir. Çalışmanın sonuçlarının yüksek prestijli dergilerde yayınlanması ve akademik dünya tarafından takdir görmesi başlı başına mutluluk verici olsa da sonunda böyle bir ödül ile çalışmanın değer bulması ayrıca tarifsiz bir kıvanç kaynağı. Ödülün Sir Charles Goodeve adını taşıyor olması gurur verici. Alanın kurucularının izinde gidiyor olmak ve köklerini onların attığı yöntemleri günümüz problemlerinin çözümleri için uygulamak ve sonucunda da onların adına verilmiş bir madalya ile ödüllendirilmiş olmaktan çok mutluyum. Karbon salınımı ile ilgili bir çalışmanın sonucunda bu ödülü kazanmış olmak, küresel ısınmanın günümüzün en önemli sorunu olduğu bir dünyada çok anlamlıdır. Bu ödül normalde her yıl düzenlenen OR konferansında anons edilirken, bu sene ise online olarak duyurulmak zorunda kalındı. Ödülü aldığımız yıl konferansta bulunamamak da pandeminin getirdiği bir diğer şanssızlık oldu.”

“KARBON EMİSYONUNUN SINIRLANDIRILMASI BEKLENMEKTE”

Ödülün bir diğer sahibi olan BAU Endüstri Mühendisliği Bölümü Dr. Esra Adıyeke ise, “Biz bu araştırmada küresel bir sorun olan iklim değişikliğine yol açan sebepler arasında önemli paya sahip olduğu bilinen karbon salınımını azaltmaya yönelik üretim ve yatırım planlaması modelleri geliştirdik. Ele aldığımız problemde elektrik üretimi faaliyetleri sonucu açığa çıkan karbon gazını azaltacak teknoloji, yakıt ve üretim kapasitesi seçimlerini muhtelif fiyat belirsizlikleri altında modelledik. Bu belirsizlikler arasında yalnızca ürün ve yakıt fiyatlarını değil, aynı zamanda karbon fiyatlarını da göz önünde bulundurduk. Model böylelikle ilgili taraflara çeşitli piyasa risklerine karşı dayanıklı faaliyet planları oluşturmada yardımcı olabilecek bir karar desteği verebilmekte. Şuan Türkiye’de sosyal sorumluluk esasına dayalı bir Gönüllü Karbon Piyasası işler halde ve önümüzdeki yıllarda ülkemizin emisyon ticareti piyasalarına dahil olması yönünde hazırlıklar yapılmakta. Bu da gelecek yıllarda yasal zorunluluk olarak karbon emisyonunun sınırlandırılması anlamına geliyor. Dolayısıyla modellerin karbon kısıtlı çerçevede geliştirilmiş olması paydaşlara gelecek yıllardaki süreçlerle ilgili şimdiden bilgi sağlaması açısından önem arz etmektedir” diye konuştu.

Devam Et

Trend