Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Zayıflamak isterken ölmeyin!

Türkiye Aktarlar ve Baharatçılar Federasyonu Genel Başkanı Halit Özdemir, vatandaşları kimyasal zayıflama hapları konusunda uyarıp, en sağlıklı zayıflamanın bitkisel ürünlerle olduğunu söyledi.

Son yıllarda zayıflamak isteyenlerin tercih ettiği zayıflama haplarında bulunan “sibutramin” maddesi bağışıklık sistemini çökertirken, ölüme bile sebep olabiliyor. Zayıflamak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Özdemir, içinde kimyevî madde bulunan zayıflama haplarının çok zararlı olduğunu ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini belirterek, en sağlıklı zayıflama yönteminin güvenilir aktarlardan alınan doğal bitkisel ürünler olduğunu savundu.

Zayıflamak isteyenleri uyaran Türkiye Aktarlar ve Baharatçılar Federasyonu Genel Başkanı Halit Özdemir, “Halkımız kilo vermek için zayıflama haplarına rağbet gösteriyor. Bilhassa kadınlar yaz geldi, hızlı kilo vereyim diye düşünüyor. Bu zayıflama haplarının içerisinde sibutramin maddesi var. Bu maddenin bulunduğu zayıflama hapını yutanlarda ağızda kuruluk oluşuyor. Bu madde vücuda inanılmaz zararlı. Piyasada bulunan bir hap var, bu hapı kullananlar haşimato hastalığına yakalanıyor. Bu hastalık vücudun bağışıklık sistemini çökertiyor ve vücut organlarını tanımaz hale getiriyor. Zayıflama hapını yutan kişiler bir bakıyorsunuz 1 ayda 8 kilo vermiş. Bu doğadan elde edilen bitkilerle kesinlikle olmaz. En güvenli zayıflama yöntemi, güvenilir aktardan alınan bitkilerle yapılandır. Bizim aktar arkadaşların tamamen doğal ve zararsız bitkisel zayıflama karışımları var. Vatandaşlar zayıflamak için kimyasal hapları değil bitkisel ilaçlarını kullansınlar” dedi.

Haberin Devamı

Gündem

“Maalesef Korona kalıcı hasara neden oldu!”

Koronavirüse yakalanıp daha sonra iyileşen bazı hastaların vücudunda hasarlar gördüklerini kaydeden Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, “Maalesef akciğerde kalıcı hasar olan vatandaşlarımız var” dedi.

Haber Giriş:

on

Bilim Kurulu Üyesi ve Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İlhami Çelik, koronavirüs salgınıyla ilgili son gelişmeleri anlattı.

Düğünlerin yapılması konusunda öneride bulunan Prof. Dr. Çelik, “Açık alan düğünleri daha çok tercih edilmesi gereken bir yöntemdir. Ama kapalı bir ortamsa buranın iyi havalandırılması gerekiyor. Kapalı çok mekan olmaması lazım. Klima sisteminin size üfleyecek tarzda olmaması gerekiyor. Sosyal mesafe kurallarına uymanız gerekiyor. Eğer kapalı ortamda iseniz mutlaka maskenizi takmanız ve ellerinizi yüzünüze dokunmamanız önemli. Bizim en güzel önereceğimiz şey düğünlerin açık havada yapılması. Mümkünse çok acele etmemek lazım. Ancak, insanların işleri tabii ki gecikebiliyor. Başka türlü planları var. Düğün de onların içerisinde yer alan bir merasim. Biran önce işlerini halledip normal hayatlarına devam etmeleri gerekiyor” diye konuştu.

”PİK DÖNEMİNİ ZAMANA YAYMAK ÖNEMLİ”

Prof. Dr. Çelik, corona virüsün bundan sonraki seyrine ilişkin, “Sonbahara doğru havaların soğuması ve insanların kapalı alana girmesi ile birlikte risk görüyoruz. Büyük piki yaşadık ve bundan sonra küçük pikler şeklinde devam edecek diye düşünüyoruz. Sonbaharda tabii pik olabilir. Yaz ayında bunun azalacağını ve en alt seviyede düzeyde seyredeceğini söylemiştik. Aynı fikrimiz devam ediyor. Ancak dediğim gibi tamamen bizim sosyal davranışımız neyi emrediyorsa onu yapmamız lazım. Kurallara uymamız lazım ki bu piki en az zararla atlatalım. Bizim bu pik dönemini zamana yaymak önemli. Yani olmamasını diliyoruz; ancak olursa da bu piki zamana yaymak sağlık iş gücünü azaltmak ve daha baş edilebilir bir hale getirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

”AKCİĞERDE KALICI HASAR OLAN VATANDAŞLARIMIZ VAR”

İyileşen bazı hastaların vücudunda hasarlar gördüklerini kaydeden Prof. Dr. Çelik, “Maalesef akciğerde kalıcı hasar olan vatandaşlarımız var. ‘Hipofiz’ dediğimiz kemikleşmeye doğru giden akciğer dokusunu kemikleşmiş şeklinde gösteren bir tablo ile karşı karşıya kalan vakalarımız var. Sayısı çok değil. Biz bunları gördük ve onları tedavi etmeye çalışıyoruz. Bunun için zaman gerekiyor, ancak sıkıntı yaşadığımız vakalarımız oldu” dedi.

”AŞIRI VİTAMİN ALMANIZIN FAYDASI YOK”

Bilinçsiz bir şekilde vitamin alınmaması gerektiğini kaydeden Bilim Kurulu Üyesi Çelik, “Hayatın en önemli noktası dengede olmasıdır. Aşırı vitamin almanızın bir faydası yok. Bazen aşırı A vitamini alanları görüyorsunuz. Örnek olarak sapsarı bir vücutla gelirsiniz. İdrarı sapsarı çıkar. Aşırı vitamin alımının bir faydası yok. Sizlere zararı olacak. Vücutta biriken ve birikmeyen vitaminler var. O yüzden lütfen, bizim insanlardan tavsiyemiz dengede olması ve bunu abartmamak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Devam Et

Gündem

Türkiye’nin kullandığı ilaçla ilgili DSÖ’den yeni karar

Haber Giriş:

on

Dünyanın en saygın tıp dergilerinden Lancet’te 22 Mayıs’ta yayınlanan ve üç gün sonra DSÖ’nün Covid tedavisinde sıtma ilacı olarak bilinen hidroksiklorokin denemesini durdurma kararını dayandırdığı dünyanın en geniş ölçekli Covid çalışmasının, sahte verilerle dolu olduğu belirtildi.

DSÖ, çalışmayı askıya almasının üzerinden 10 gün geçmeden dün ani bir şekilde bu kararı da geri aldı.

Koronavirüs salgınının başladığı tarihten itibaren pek çok tartışmalı karara imza atan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 22 Mayıs’ta Lancet’te yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına dayanarak Covid tedavisinde hidroksiklorokin denemesinin askıya alındığını açıklamıştı.

KALP KRİZİNDEN ÖLÜM İDDİASI

Dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri olarak bilinen ve 200 yıllık geçmişi olan Lancet’te yayınlanan araştırmada, Covid hastalarında hidroksiklorokin kullanımının kalp krizine yol açarak ölümlere neden olduğu iddia edilmişti.

ÇALIŞMAYA İTİRAZ

Çalışmaya ilk itiraz eden ülkelerden biri Türkiye oldu. Çalışmadaki hasta verilerinin çelişkili olduğunun dikkatlerini çekmesi üzerine itirazda bulunduklarını anlatan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek yaptığı açıklamada, “Makalede, 15 Mart’ta Türkiye’den 349 hastanın dahil edildiği yazıyordu. Oysa o tarihte Türkiye’deki Kovid-19 vaka sayısı sadece 18’di. Lancet’in de yayını geri çekmesi gerekir” dedi.

HER KITADAN İTİRAZ GELDİ

Makalede sadece Türkiye ve Avustralya değil, Meksika, Afrika, İngiltere, Kanada, hatta ABD’nin hasta verilerinin de hatalı olduğu dikkat çekiyor. Örneğin Avustralya için Lancet çalışmasına dahil edilen 73 Kovid-19 ölüm sayısının, ulusal olarak kaydedilen toplam ölüm sayısını da aştığı belirtiliyor. Kayıtların, Avustralya’da 21 Nisan’a kadar toplam 67 Kovid-19 ölümü gösterdiği belirtiliyor. 6 kıtadan 671 hastane tarafından izlenen 96 bin 32 hastanın verilerine dayandırılan makaleye, bilim dünyasından itiraz mektupları yağdı. Çünkü kullanılan hasta verilerinin doğru olmadığı ortaya çıktı. 28 Mayıs’ta, dünyanın dört bir yanındaki araştırma kurumlarından 180’den fazla imzacı, dergiye açık bir mektup göndererek çalışmada kullanılan veriler ve analizleriyle ilgili birçok soru işaretini dile getirdi. Türkiye’den ise İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, Dr. Alpay Medetalioğlu ve Dr. Kasımcan Meral imzası ile kaleme alınan açık mektup ile verilerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Demirören Haber Ajansı’na konuşan İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tükek, “15 Mart’ta 349 hasta dahil edildiğini yazmışlar, o tarihte Kovid-19 hasta sayısı sadece 18’di. Aynı şekilde pek çok kıtadaki ülke verilerinin de gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı dedi.

TÜRKİYE TEDAVİ PROTOKOLÜNDEN ÇIKARMADI

Prof. Dr. Tükek, “Bizim açık uyarımızdan sonra Avustralya ve İngiltere’den de benzer itirazlar olduğunu gördük. Oralardan kullanılan bazı hasta verilerinin de gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Tüm bunlar makaleyi geri çektirecek güçte itirazlar” diye konuştu. Öte yandan Sağlık Bakanı Dr. Fahretttin Koca da ilaçla ilgili tartışmalar üzerine, Çarşamba günkü basın toplantısında, Türkiye’deki uygulamalarda ilacın Covid hastalarında çok olumlu etkilerinin gözlendiğini, tedavi protokolünden çıkarılmayacağını açıkladı.

“VERİLER DOĞRU DEĞİL”

İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tükek, Lancet’teki makalenin sıtma ilacı ile özellikle bazı antibiyotik ilaçlar kombine verildiğinde ölümcül olabileceği iddiasını değerlendirerek “DSÖ bu makaleden sonra çalışmaları durdurma kararı aldı. Ona istinaden de birçok ülkede bu ilacı bırakan ve tedaviden uzaklaştıran görüşler ortaya çıktı. İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden bir grup, geçtiğimiz hafta bir hidroksiklorokin’le ilgili bir çalışma için bizimle irtibata geçti. Biz de onlara bu makalenin sorunlu olduğunu, özellikle Türkiye’ye dair verilerin doğru olmadığını ilettik. Gerçekten baktığınız zaman alt analizlere, Türkiye’den Mart’ın 15’ine kadar 349 hastanın bu çalışmada yer aldığı belirtiliyor. o tarihte 18 hastamız var, bu sayıyı nereden uydurdular Bunun üzerine biz de bir itiraz metni kaleme alarak durumu sorguladık. Oxford grubu da bununla çok yakınen ilgilendi. Dergi ve makale yazarlarına yönelik yayınladıkları açık mektupta bizim itirazımızı da dile getirdiler dedi.

“TANSİYON İLACI-COVİD İLİŞKİSİ’ ÇALIŞMASI DA HATALI

Lancet’te yayınlanan makalenin verilerinin güvenilirliğinin kesinlikle sorgulanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Tükek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada da büyük ses getirdi. Çünkü gerçekten hidroksiklorokin’in, bizim gibi erken dönemde kullanıldığında fayda sağlayacağını düşünen birçok hekim grubu vardı. Yine aynı yazar grubu, bir ay kadar önce de yüksek tansiyon hastalarının kullandığı ilaçların Kovid-19’daki potansiyel zararlı etkileri konusunda da bir makale yayınlamıştı. Bu da yine dünyanın en saygın tıp dergilerinden New England Journal of Medicine (NEJM) yayınlanmıştı. Oradaki verileri de bizim çalışmalarımızla çelişiyordu ve ona da bir mektup yazarak itirazda bulunmuştuk. Sonuçta, elde edilen verilerin de güvenliği tartışmalı oluyor. Bunlar çok ciddi itirazlar ve kesinlikle makale geri çekilecek diye düşünüyorum. Ne kadar güzel yazılmış bir çalıma olursa olsun, sahte verilerle yapıldığı için bir anlamı kalmıyor. Biz bu ilacın çok faydasını gördük klinikte. Bakanlığın da ilacı tedavi protokolünden çıkaracağını sanmıyorum. Belki doz ayarlaması yeniden yapılabilir.”

ÇALIŞMA DA DAYANDIĞI VERİLER DE YAZARI DA ŞAİBELİ

Öte yandan makaleye konu edilen hasta verilerinin sadece ‘Surgisphere’ adlı bir şirketin veri tabanına dayandığı, bu şirketin de dünyanın en büyük ve en hızlı hastane veri tabanlarından birini işlettiği iddia edilse de Surgisphare hakkındaki bilgiler de şaibeli bulunuyor. Surgisphere çalışanlarının birçoğunun bilimsel geçmişe sahip olmadığı, şirketin sahibi olarak görünen ve Lancet makalesinin yazarlarından biri olan Dr. Sapan Desai’nin ise 2019’da Illinois’de üç kez malpraktis suçlamasıyla ile dava edildiği ve davanın halen sürdüğü belirtiliyor. Ayrıca Dr. Desai’inin son 5 yıldır yayınlanan 39 tıbbi makalesinden son iki Kovid-19 makalesi hariç hiçbirisinde, Surgisphere veritabanını kullanmadığı dikkat çekiyor. Bu da makalenin yazarı hakkında “Surgisphere’in kurucusu neden gerçek zamanlı en büyük hasta verilerine erişebilirken bunu Kovid haricindeki hiçbir yayınında kullanmadı sorularını akla getiriyor.

Devam Et

Sağlık

Yeni normale geçiş döneminde virüsün bulaş riski taşıdığı en riskli alanlar neler?

Ankara İl Pandemi Kurulu üyesi Prof. Dr. Nur Aksakal, ‘yeni normal’de asansör ve apartman kapılarının yaratacağı riske dikkat çekti. ‘Temas izalasyonu’ uyarısında bulunan Aksakal, dezenfektan kullanımına önem verilmesi gerektiğini söyledi

Haber Giriş:

on

Gazi Üniversitesi Halk Sağlığı Uzmanı ve Ankara İl Pandemi Kurulu üyesi Prof. Dr. Nur Aksakal, yeni normale geçişte virüsün bulaşması açısından en riskli alanların asansörler ve apartman kapıları olduğunu söyledi. Aksakal, asansör düğmelerine parmak yerine dirsekle basılmasını önerdi.

Prof. Dr. Nur Aksakal, Covid-19 döneminde kişisel olarak korunmak için maske, sosyal mesafe ve hijyeni sağlamak gibi 3 temel şarta dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Aksakal, “El yıkamayı çok önerdik. Ama onun dışında da şişeye koyduğumuz alkol bazlı dezenfektanlarımız yanımızda bulunursa çok faydalı olacak. Çünkü özellikle son dönemdeki araştırmalarda da biz virüsün damlacık yoluyla bulaştığını, el temasının çok önemli olduğunu biliyoruz ve toplum içinde ‘acaba bu temasta en riskli alanlar nereler’ diye bir yandan da düşünüyoruz. Kapı kolları, apartman giriş çıkışları, ortak kullanılan bölgeler ve asansörler riskli görünüyor” diye konuştu.

‘TEMAS İZALOSYONU’ UYARISI

Damlacık yoluyla bulaşan enfeksiyonlarda ‘temas izolasyonu’ önlemlerine dikkat çeken Prof. Dr. Aksakal, “Öksürdüğümüzde, hapşırdığımızda ya da konuştuğumuzda çevreye yaydığımız damlacıkları özellikle elimize, ağzımıza, burnumuza götürdüğümüz zaman ya da elimiz bu damlacıklara maruz kaldığı zaman virüs elimize bulaşıyor. O zaman içinde dokunduğumuz her alana virüsü bırakma ihtimalimiz var. Özellikle işten geldiğimizde ya da bir yere gideceğimizde tutacağımız ilk dıştaki kapı kollarından ve herkesin temas ettiği alanlardan virüs geçme riskini hatırlamamız lazım. O nedenle mutlaka yanımızda el dezenfektanı ya da küçük bir kolonya şişesi bulundurmak, tutacağımız yere ya da açtıktan sonra hemen elimize dezenfektan uygularsak bu riski minimale indiriyoruz. Asansör düğmeleri, herkesin ortak kullandığı katlara ait düğmeler ya da tutunmak durumunda kaldığımız tutacaklar herhangi bir şekilde el teması olması durumunda bir risk var. O nedenle mutlaka dezenfektan ya da yanımızdaki kolonya yardımıyla, dezenfektan yoksa elimizi ağzımıza, burnumuza, gözümüze değdirmeden eve girip, ellerimizi yıkamamız lazım” ifadelerini kullandı.

‘ASANSÖR YERİNE MERDİVEN TERCİH EDİLMELİ’

Bu süreçte asansör kullanmak yerine merdiveni tercih etmenin daha doğru olacağını söyleyen Prof. Dr. Aksakal, asansör kullanmak durumunda kalındığında ise maskeyle asansöre binilmesi gerektiğini, asansörün kalabalık olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Asansör düğmelerine parmak yerine dirsekle ya da başka bir cisimle de basılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Aksakal, “Yeni normale geçişte nereden risk alabileceğimizi gerçek yaşamın içinde fark ediyor olmamız lazım. Asansörler, apartman kapıları veya herkes tarafından ellenme ihtimali olan mekanlar riskli alanlardır. Elimizden geldiğince hijyeni koruyarak mesafe ve maskeyle birlikte genel itibarıyla risk olacak alanlardan en azından günlük yaşamımız içinde korunmuş olacağız” ifadelerini kullandı.

Devam Et

Trend