#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Aşı zorunlu olmalı mı? Bilim Kurulu üyesinden net yanıt

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, kendi merkezlerinde test pozitiflik oranının yüzde 10’a ulaştığını söyleyerek, böyle giderse sağlık sisteminin zorlanacağını söyledi. Aşıların ölüm ve ağır hastalıktan korumada son derece etkili olduğunu vurgulayan Yavuz, aşı zorunlu olmalı mı tartışmalarına net yanıt verdi:

“Öğretmenler, sağlık çalışanı gibi belli meslek gruplarında kesinlikle zorunlu olmalı. Sosyal ortamlara girmek isteyenlere de ya aşı kartı, ya da son 48 saatte yapılmış negatif sonuçlu PCR testini gösterme şartı getirilmeli. Zaten restoran sahipleri de bunu istiyor. Bu artık bireysel tercih olamaz, toplumun her şeyi buna bağlı. Kapanmalar, büyük ekonomik kayıplar yaşadık, okulları açamadık. Eylül’de aynı noktaya geri dönebiliriz.”

Günlük pozitif vaka sayısının 20 binlere dayandığı bu günlerde bayram sonrası etkinin henüz bu sayılara yansımadığı, çok hızlı yayılan Delta varyantı nedeniyle önümüzdeki günlerde bu sayının da katlanacağı konuşulurken, iki doz aşısını tamamlayanların oranı ise halen yüzde 50’ye dahi ulaşmadı. Böyle giderse Temmuz-Ağustos aylarının çok sıkıntılı geçebileceğini ve özellikle Delta varyantın hızının kesilebilmesi için iki doz aşılamanın ve kişisel korunmayı sürdürmenin daha da önem kazandığını söyleyen Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Demirören Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu. Hem İstanbul’da hem de ülke genelinde ciddi bir artış olduğunu belirten Prof. Dr. Yavuz, “Hem test pozitiflik oranında hem başvuru sayısında ciddi artış var. Bizim kendi merkezimizde test pozitiflik oranı yüzde 10’u buldu neredeyse. Çok yüksek bir oran bu. Herkesin, özellikle aşısız olanların, kalabalık ortamlara girmemesini, iki doz aşısı tamamlanana kadar özellikle kapalı ortamlarda bulunmamasını tavsiye ediyorum” dedi.

“İKİ DOZ AŞIDA YÜZDE 25’İ BULAN ÜLKELERDE BİLE ÖLÜMLER AZALDI”

En az yüzde 25 oranında iki doz aşılamayı tamamlamış olan ülkelerde ölüm oranlarının dramatik bir şekilde düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Mesela Delta pikini bizden önce yaşayan İngiltere’de vaka sayıları 50 binleri buldu. Ama ölüm oranları gerçekten çok çok düşük. Türkiye’de çift doz aşılanma oranı eğer yüzde 50 olsaydı, daha rahat olabilirdik. Ama şu anda yüzde 25’lerdeyiz. O kadar rahat olamıyorum, yani sistem zorlanmaz, hastanelerde sıkıntı yaşamayız diyemiyorum maalesef. O nedenle Temmuz-Ağustos boyunca aşılanmanın yanı sıra bireysel önlemlerin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Delta’ya etki edebilmesi için herkesin iki doz aşısını olması gerekiyor. Aşılar çok çok etkili. En en önemlisi de ağır hastalığı ve ölümleri engellemekti ve yüzde 90’lara varan etkinliği var bu konuda aşıların” şeklinde konuştu.

“SADECE İNGİLTERE’DE AŞILAR 30 BİN ÖLÜM, 8 MİLYON HASTANE YATIŞINI ÖNLEDİ”

Sadece İngiltere’de aşılanma sayesinde 30 bin kişinin hayatının kurtulduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aşılar 30 bin ölümü engellemiş durumda İngiltere’de. Bu inanılmaz bir rakam. Yine 8 milyon hastaneye yatışı engellemiş. Yani aşılar etkisiz diyebilmek için ya çok cahil olmak gerekiyor, ya da en iyi niyetle konuyu hiç bilmemek gerekiyor. Aşıların hepsi etkili. İngiltere’de mesela Şubat Mart’ta yaşanan pikte, günlük 1000’in üzerinde ölüm oluyordu, şu anda günde 50-60 ölüm oluyor en fazla, ki aynı vaka sayılarına rağmen. Bu tamamen aşılanmanın farkı. Yine İsrail’de, günlük vaka sayısı çok yükselmedi. İngiltere’den daha fazla aşılama yaptı İsrail. Günlük vaka sayıları 10 binlere çıkarken o kadar düşük nüfusuna rağmen; şu anda 2 bin civarı bu sayı ve hastalananlar da genellikle küçük yaş grubu. Yine ölüm oranları da çok düşük, 1 kişi falan ölüyor şu anda İsrail’de.”

“AŞI KARTI YA DA NEGATİF PCR ZORUNLULUĞU OLMALI”

Elimizde etkili aşılar olduğu halde iki doz aşılanma oranlarında istediğimiz noktaya ulaşamadığımızı söyleyen Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, aşı zorunlu olmalı mı tartışmalarına da kesin bir dille yanıt verdi. Prof. Dr. Yavuz şunları söyledi: “Herkesin aşılı olmasını istiyoruz, gerçekten bunu ikna ederek yapmak en güzeli. Ama şu anda acil bir durum var. Delta çok bulaşıcı ve elimizde aşı da var. Bu nedenle hızla bizim aslında aşılanmayı artırmamız gerekiyor. Belli meslek gruplarında aşının zorunlu olması gerektiğini düşünüyorum ben. Öğretmenler, sağlık çalışanları gibi… Bunlarda kesinlikle zorunlu olması lazım. Sosyal ortamlarda bulunmak isteyenler için ise diyelim ki toplantı yapacak, kongre yapacak, konser yapacak ya da restoranlara girecek, ki Türkiye’de zaten restoran sahipleri de bunu istiyor, ya aşı kartını ya da son 48 saatte yapılmış negatif sonuçlu PCR testini gösterme zorunluluğu olacak. Ancak bu şekilde toplu ortamlara girebilmeliler. Şu aşamada biz bu önlemleri almazsak yine Eylül geldiği zaman okulu nasıl açacağız diye kara kara düşünüyor olacağız. Bireysel özgürlük olarak düşünülemez artık bu. Çünkü toplumun her şeyi buna bağlı. Belli yerlerin kapatılması gerekiyor, çok büyük ekonomik kayıplar oldu, okulları açamıyoruz.”

“OKULLARDA HIZLI TESTLERLE SÜREKLİ TARAMA YAPILMALI”

Ne olursa olsun bu yıl artık eğitimin kesin olarak devam etmesi gerektiğini vurgulayan Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yavuz, bunun için gereken şartları da şöyle sıraladı: “Bir, hızla aşı olması lazım toplumun. Diğeri de okullarda hızlı testlerle sürekli olarak tarama yapmak gerekli. Ayrıca altyapı olanaklarının düzeltilmesi gerekiyor. Yani havalandırma olanakları kötü olan okullarda bunun düzeltilmesi gerekiyor. Bu üçünü aynı anda yapmazsak, eğitimi başlatalım diye tutturursak da devam ettirmemiz mümkün değil. Bunu da şu anda, tam yaz aylarındayken, şimdiden yapmamız gerekiyor bu hazırlıkları.”

“ÜÇÜNCÜ DOZ İHTİYACI ANTİKORLARIN DÜŞÜŞ SÜRESİYLE İLGİLİ”

Kovid aşılarında şu an için nötralizan antikor titresi yani virüsle savaşan antikor miktarının koruyuculuğu belirlediğinin bilindiğini anlatan Prof. Dr. Yavuz, bu antikor düzeyinin zamanla düşmesi ya da bazı kişilerde baştan düşük olması nedeniyle aşıda ek dozların konuşulduğunu anlatarak “Ne kadar iyi bir nötralizan antikor titreniz varsa o kadar güzel korunuyorsunuz. Yüzde yüz doğru olmamakla birlikte, şu andaki verilerle bunu görüyoruz. Fakat antikor titreleri, belli kişilerde düşük olabiliyor, örneğin çok ileri yaş olanlarda. Zaman geçtikçe de düşüyor, bunu da biliyoruz. mRNA aşılarında başta çok yüksek olduğu için, biraz daha uzun sürüyor bu düşüş. (CoronaVac gibi inaktif aşılarda ise titreler baştan biraz daha az olduğu için, daha kısa sürede düşüş yaşanabiliyor.) Bu nedenlerle ek dozların gerekebileceği ortaya çıktı aslında. Ama ne zaman yapmamız gerekiyor, bu sıkıntılı şu an. mRNA aşılarının koruyuculuğunun 9-12 ay gibi sürdüğü düşünülüyor. İsrail’deki veriler de bunu gösteriyor. Zira iki doz aşısının üzerinden 6 ay geçmemişlerde ya da gençlerde çok daha iyi bir yanıt gözlenirken, yaşlılarda ve aşının üstünden 6 ay geçmiş kişilerde antikorlarda düşme görüyorsunuz. Bağışıklık sisteminde sıkıntı olanlarda biraz daha erken, belki 9 ay gibi gerekebilir. Çalışmalar yapılıyor şu anda üçüncü dozlarla ilgili sonuçları da göreceğiz. Ama tahminim mRNA aşılarında, normal insanlarda 9-12 ay gibi olacak üçüncü doz. Yaşlılarda vb ise daha erken gerekebilir.” dedi.

“SİNOVAC’TA İSTEYEN ÜÇÜNCÜ DOZUNU DA SİNOVAC İLE YAPTIRABİLİR”

Türkiye’de ilk uygulanan aşı olan Sinovac ile ilgili Çin’de yaklaşık 500 kişi ile yapılan üçüncü doz çalışmalarının sonuçlarına da değinen Prof. Dr. Serap şimşek Yavuz, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim ilk uygulamaya başladığımız Sinovac’ın Coronavac aşısı, inaktif virüs aşısı biliyorsunuz. Bu aşı da hastaneye yatış ve ölümleri azaltmada çok etkili oldu. Mesela sağlık çalışanlarında her ay onlarca kayıp yaşıyorduk. Gerçekten dramatik bir düşüş yaşandı, birkaç kişi kaybettik aşıdan sonra, tam aşılı olmayan kişilerdi onlar da. CoronaVac’taki sıkıntı şuydu, daha kısa dönemde ek dozlara ihtiyaç duyulacağını düşünüyorduk. Çünkü başlangıçtaki antikor seviyesi çok yüksek olmayınca, daha kısa sürede ek dozlara ihtiyacı oluyor. Bu konuda yapılan bir çalışmada da 6 aydan sonra yine inaktif aşı ile yapılan ek dozların, antikor seviyesini oldukça yükselttiği, ilk iki doz aşılamadan sonra çıkan antikor seviyesinden daha yüksek düzeye çıktığı gösterildi. Dolayısıyla üçüncü doz olarak CoronaVac tercih edenler olabilir, bunun da antikor seviyesini artıracağını görmüş olduk bu çalışmayla.”

Gündem

Bozdağ’dan Kılıçdaroğlu’na YKS tepkisi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “YSK’da olmayan bilgiler bizde var” sözleri üzerine “Ben Adalet Bakanı olarak soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu’na. Sizin elinizde YSK’nın elinde olmayan hangi bilgi var? Size bu bilgileri kim servis etti, nereden aldınız. Kişisel verilerin korunması anayasal bir haktır” dedi.

Haber Giriş:

on

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde KYK Erkek Öğrenci Yurdu, Akdağmadeni İlçe Jandarma Binası, Akdağmadeni Kazım Karabekir Fen Lisesi, Akdağmadeni İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Akdağmadeni Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürlüğü’nün toplu açılış törenine katıldı. Bakan Bozdağ, burada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na YSK’da olmayan ancak kendilerinde bulunduğunu iddia ettiği bilgileri nasıl temin ettiğini sordu.

“Seçim güvenliği diye tartışma başlatıyorlar”

2023 seçimleri öncesi muhalefetin seçim güvenliği konusunda bir zaaf oluşacağını öne sürerek algı oluşturmaya çalıştıklarını söyleyen Bakan Bozdağ, “Seçim güvenliği diye tartışma başlatıyorlar. Ben hep söylerim eğer bir parti seçim güvenliği tartışmasını başlatıyorsa bilin ki seçimi kaybedeceğine dair emareler çoğalmış, tabanına mazeret uydurmak için bir çaba içerisindedir. Kaybedince sandıklar şöyle oldu, falan böyle oldu diye şimdiden mazeret hazırlıyorlar. Bunu görüyorum. Halbuki bizim sistemimizde seçimlerin organizasyonunu, seçimlerin dürüstlük içinde yapılmasını genel denetimini, seçimlere ilişkin yolsuzluk iddialarını, itiraz ve şikayetleri YSK karara bağlar. Ancak seçimleri partiler yapar partiler. Sandık başında her partinin birer temsilcisi var 5 kişi, birer de devlet memuru var. Partilerin hepsi bir araya gelip, anlaşıp parti temsilcileri hile yapabilir mi? Türkiye’nin bu kadar ilçesinde 10 binlerce mahallesinde, 10 binlerce köyünde bunun fiilen yapılabilmesinin imkanı var mı? Yok. Ama buna rağmen milletin zihnini bulandırmak için yalan üstüne yalan söylüyorlar. Bu millet seçimi sizden daha iyi biliyor. Belli ki bunlar seçim yapmayı da bilmiyor” dedi.

“Birileri Kemal Bey’i fena aldatıyor, fena faka bastırıyor”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “YSK’da olmayan bilgiler bizde var” sözleri üzerine açıklamalarda bulunan Bozdağ, “Sayın Kılıçdaroğlu geçen gün diyor ki. Benim elimde YSK’nın elinde olmayan bilgiler var. Adamın seçimden haberi yok çünkü haberi olsa böyle bir açıklama yapmaz. Çünkü hatırlarsanız daha önce kendi seçimde gidip oy kullanamadı. Bu kadar seçim nasıl yapılır, seçim sandıkları nasıl olur, seçmen kütükleri nasıl olur, seçmen listeleri nasıl olur buna dair bir bilgisi yok. Yani birileri Kemal Bey’i fena aldatıyorlar fena faka bastırıyorlar. Seçmen listeleri YSK’da var güncellemesi şu an yapılmamış ama partiler isterse onlara verebiliyor YSK. Kanun buna amir. Belli ki YSK’daki bilgiler yetmemiş bunların elinde başka bilgiler var.

Ben şimdi buradan Adalet Bakanı olarak soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu’na. Sizin elinizde YSK’nın elinde olmayan hangi bilgi var? Size bu bilgileri kim servis etti, nereden aldınız. Çünkü kişisel verilerin korunması anayasal bir haktır. Kişisel verileri korumak için bir kurumumuz, bir kurulumuz var ve bütün kamu kurum ve kuruluşları vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumakla sorumlu ve yükümlüdür. Nereden aldınız bunu? Meşru bir yoldan almadığınız açık. Eğer meşru yoldan aldıysa Sayın Kılıçdaroğlu, açıklasın YSK’dan aldım, nüfustan aldım desin. Nerden aldı açıklamıyor. Bir gizem veriyor yaptığı açıklamaya. Sonra da yanındakiler bu gizemi düzeltmeye gayret ediyorlar, çaba sarf ediyorlar, beyhude. Çünkü bunlar seçmenlerin zihninde, oy kullanacak kişilerin doğum yerlerine göre onları tasnif edip vatandaşlarımızın arasına fitne ve fesat sokmak istiyorlar. Şunun doğum yeri buraymış o zaman bu şu millettenmiş, şunun doğum yeri şura o zaman şu inançtan bunun doğum yeri burası zaman bu. Siz fişlememi yapıyorsunuz bu milleti. Doğum yerlerine, analarının babalarının adlarına göre ilçelerine illerine göre bu insanların seçmen tercihleri hakkında değerlendirmemi yapıyorsunuz. Bu da suç, kabul edilemez bir durum. Bunu buradan ifa eder ve derim ki korkunun ecele faydası yoktur. Bunlar gördüler sonucu şimdiden oraya buraya saldırıyorlar” şeklinde konuştu.

Devam Et

Diyarbakır

Diyarbakır’da Eren Abluka-34 Operasyonu başlatıldı

İçişleri Bakanlığınca Diyarbakır’da bin 200 personelin katılımıyla Eren Abluka-34 Şehit Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Sarı Narko Terör Operasyonu başlatıldı.

Haber Giriş:

on

İçişleri Bakanlığı tarafından bölücü terör örgütünü ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barındığı değerlendirilen teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla Diyarbakır’da “Eren Abluka-34 Şehit Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Sarı Narko Terör Operasyonu” başlatıldı.

Operasyonda Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığınca; Jandarma Komando Özel Operasyon (JOPER) ve Jandarma Komando ve Güvenlik Korucu timlerinden oluşan bin 200 personel 75 operasyonel tim görev alıyor.

224 ayrı noktada 8 milyon 849 bin kök keneviri ve çok sayıda skunk bitkisi ele geçirildi

Operasyonun ilk gününde, Diyarbakır Lice ilçesi Güldiken ve Yorulmaz mahalleleri kırsalında önceden tespit edilen 224 ayrı noktada gerçekleştirilen arazi arama tarama faaliyetlerinde, 8 milyon 849 bin 330 kök kenevir bitkisi, 648 bin 200 kök skunk bitkisi, 775 kg esrar (kubar ve toz) maddesi ele geçirildi.

İçişleri Bakanlığından operasyon ile ilgili yapılan açıklamada, “Yurt içinde terörün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen Eren Abluka operasyonları, halkımızın desteği ile inançlı ve kararlı bir şekilde başarıyla devam ediyor” denildi.

Devam Et

Ankara

Pençe-Kilit’te teröristlere ait silah ve mühimmat ele geçirildi

Mehmetçiğin Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde gerçekleştirdiği arama-tarama faaliyetlerinde teröristlere ait silah ve mühimmat ele geçirildi.

Haber Giriş:

on

Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetleriyle teröristlere ait 9 adet AK-47 piyade tüfeği, 3 adet PKMS hafif makinalı tüfek, 1 adet Zagros keskin nişancı tüfeği, 5 adet Dragunov keskin nişancı tüfeği, 1 adet Strela-2 IR güdümlü silah, 3 adet AK-47 piyade tüfeği gövde komplesi, 1 adet bombaatar, 6 adet roketatar sevk fişeği, 15 adet taarruz tipi el bombası, 32 adet savunma tipi el bombası, 48 adet bombaatar mühimmatı, 250 adet 5.56mm mühimmat, 350 adet 7.62mm mühimmat, 1 adet güdümlü tanksavar silah sehpası, 1 adet Doçka uçaksavar silahı namlusu, 6 adet Dragunov dürbün, 3 adet RPG-7 dürbün, 3 adet çeşitli silahlar için dürbün komplesi, 60 adet AK-47 piyade tüfeği şarjörü, 1 adet termal dürbün, 1 adet el telsizi, 7 adet sabit telsiz, 2 adet kayıt cihazı, 3 adet fotoğraf makinesi, 3 adet joystick yönlendirici kumanda, 1 adet PTZ Kamera, 2 adet dron yönlendirici kumanda, 1 adet dron, 1 adet dron kamerası, 22 adet dron bataryası, 1 adet sinyal güçlendirici, 1 adet motorlu testere, 1 adet jeneratör, 2 adet hilti, 7 adet akü, 1 adet havalandırma ünitesi, muhtelif sağlık ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.

Devam Et

Trend