#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Bedelli askerlik kaldırılacak iddiasına MSB’den yanıt

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, “bedelli askerlik uygulamasının kaldırılması” veya “bedel ücretinin azaltılması” gibi popülist söylemlerle gençlerin duygularının istismar edilmemesi gerektiğini, bu tür tartışmaların kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelini olumsuz etkilediğini belirterek, bedelli askerlik uygulamasından yararlanmak isteyenlerin sayısında her sene artış yaşandığını bildirdi.

Bakanlık kaynakları, son dönemde özellikle ücreti üzerinden yapılan bedelli askerlik tartışmalarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Askerlik sisteminde reform niteliğinde yapılan düzenleme ile dövizle askerlik hizmetinde yaş sınırının kaldırıldığını, bedelli askerlik hizmetinin sürekli hale getirildiğini, dövizle askerlik ve bedelli askerlik bedel miktarının eşitlendiğini hatırlatan kaynaklar, yeni sistem ile yedek astsubaylık statüsünün oluşturulduğunu, askerlik süresinin 12 aydan 6 aya indirildiğini hatırlattı.

Meclis’te 2019’da kabul edilen Askeralma Kanunu ile hem vatandaşların ihtiyaç ve beklentilerinin hem de TSK’nın yükümlü personel ihtiyacının karşılandığını ifade eden kaynaklar, böylece modern, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir sistemin tesis edildiğini aktardı.

Gerekli ve doğru olarak nitelendirilen bedelli askerliğin sürekli hale getirildiğini belirten kaynaklar, yeni düzenleme ile iş sahibi gençlere ve öğrencilere, eğitim, öğretim ve mesleki gelişmelerinde geleceklerini planlama açısından kolaylık ve fayda sağlandığını, yurt içinde ve dışında çalışan, çevresine, topluma ve ekonomiye katkı sağlayan çalışmaların da vatan hizmeti olarak görülmesinin sağlandığını söyledi.

Daha önceki dönemlerde toplumsal beklentinin karşılanması amacıyla hayata geçirilen bedelli askerlik uygulamalarının askerlik kaynağını erteleme, yoklama kaçağı ve bakaya gibi nedenlerle meydana gelen birikmenin azaltılması amacıyla yapıldığına dikkati çeken kaynaklar, bu nedenle bedel miktarının düşük tutulduğunu ifade etti.

MÜRACAAT SAYILARINDA ARTIŞ

Yeni askerlik sistemi kapsamında bedelli uygulamasının sürekli hale getirildiğini yineleyen kaynaklar, yaş sınırının kaldırıldığı, gerek vatandaşların gerekse TSK’nın yükümlü ihtiyacı göz önünde bulundurularak önceki uygulamalardan farklı kriterler esas alınarak bedel miktarının belirlendiğini belirtti.

Yeni askerlik sisteminin öncelikli amacının yurdun ve dünyanın birçok bölgesindeki farklı coğrafyalarda görev yapan TSK’nın insan kaynağının desteklenmesi olduğunu vurgulayan kaynaklar, “Bedelli askerlik için her yıl Bakanlıkça kontenjan belirlenmekte, kontenjan sayısı aşılması halinde adaylar kura ile tespit edilmektedir. Bedelli askerlikten istifade edecek sayının belli bir kontenjan ile sınırlı tutulması nedeniyle bedel miktarının azaltılmasına bağlı olarak gelirde artış olacağı sonucuna ulaşmak doğru değildir” diye konuştu.

Bedelli askerlik uygulamasından yararlanmak isteyenlerin sayısında her sene artış yaşandığını dile getiren kaynaklar, uygulamanın ilk hayata geçtiği 2019 yılının ikinci yarısında 49 bin 107 kişinin bedelli askerlik için başvuru yaptığını belirtti.

1 Ocak 2020 – 30 Haziran 2020 tarihlerinde 25 bin 893, 1 Temmuz 2020 – 31 Aralık 2020 tarihlerinde ise 45 bin 740 kişinin başvuruda bulunduğunu ifade eden kaynaklar, 1 Ocak 2021- 30 Haziran 2021 tarihlerinde başvuru sayısının 34 bin 829’a ulaştığını bildirdi.

“POPÜLİST SÖYLEMLER”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Cumhuriyet tarihinin en yoğun döneminden geçtiğini vurgulayan kaynaklar, “TSK, karada, denizde ve havada ülkemizin hak, alaka ve menfaatlerini korumak, 84 milyon vatandaşımızın güvenliğini sağlamak için azim ve kararlılıkla mücadele etmektedir. Böylesine hassas ve kritik bir dönemde bedelli askerlik konularının istismar edilmesi ve böylesi konuların konuşulması dahi kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle bedelli askerlik uygulamasının kaldırılması veya ücretinin azaltılması gibi popülist söylemlerle gençlerin duygularını istismar edilmemesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

BEDELLİ ASKERLİK ÜCRETİNDE ARTIŞ

Bedelli askerliği kalıcı hale getiren kanunun yürürlüğe girdiği 2019 yılından bu yana ücret yüzde 38 zamlandı.

Buna göre, 2021 Temmuz ve Aralık aylarını kapsayan dönemde bedelli askerlik ücreti 43 bin 150 TL olarak belirlendi.

BEDELLİ ASKERLİK ÜCRETİ HANGİ YIL NE KADARDI?

2011’de 30 bin TL olan bedelli askerlik; 2014’te 18 bin TL, 2018’de 15 bin TL, 2019 Haziran’da ise 31 bin 343 TL olarak gerçekleşti.

2019 Temmuz-Aralık’ta 33 bin 230 TL, 2020 Ocak-Haziran’da 35 bin 54 TL, 2020 Temmuz-Aralık’ta 37 bin 70 TL ve 2021 Ocak-Haziran’da 39 bin 788 TL şeklinde belirlendi.

Gündem

Motorine bir zam daha yolda! Pompa fiyatına yansıyacak

Haber Giriş:

on

Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası’nın (PÜİS) açıklamasına göre 19 Ekim Salı gününden itibaren geçerli olmak üzere motorine 23 kuruş zam gelmesi bekleniyor. Benzin grubunda ise fiyat değişikliği beklenmiyor.

Bugün litre fiyatı 41 kuruş daha zamlanan motorine, 18 Ekim Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece 23 kuruş daha zam kararı alındı. Zam pompa fiyatına yansıyacak. Zaten motorin, benzin ve LPG’de ÖTV sıfırlanmıştı.

Bugün 14 kuruşu pompa fiyatına yansıyacak şekilde toplamda 37 kuruş zamlanan benzine de zam olasılığı olduğu ancak net rakamın 18 Ekim Pazartesi günü belli olacağı öğrenildi.

Devam Et

Gündem

CHP’li Sarıbal’dan “Dünya Gıda Günü” mesajı

Haber Giriş:

on

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayınladığı yazılı mesajda, uygulanan tarım politikalarını eleştirerek, “Devlet kamucu bir yaklaşımla, üretimin her alanında çiftçinin yanında olmalı. Çiftçimizi koruyamazsa gıda egemenliğimizi ve gıda güvenliğimizi korumalıyız. Çiftçimizi köyünde mutlu üreticiler halin getirmezsek yarın bugünleri de ararız” görüşünü dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Tarım Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı Orhan Sarıbal’ın Dünya Gıda Günü mesajı şöyle:

“Bugün Dünya Gıda Günü. Hava ve su ile birlikte canlı yaşamının üçüncü önemli kaynağı olan gıdaya erişimin önemi her zaman bilinmekle birlikte pandemi sürecinde daha da ön plana çıktı. Bugün 800 milyon insanın açlık çektiği dünyada ülkemizde de milyonlarca insanın dengeli ve sağlıklı beslenemediği bilinmektedir. Son yıllarda alım gücünün düşmesi ve artan gıda enflasyonu ile birlikte sağlıklı ve dengeli beslenemeyenlerin sayısında artış gözlenmektedir. Ülkemizde çalışan kesimin %45’ten fazlasının asgari ücretle çalıştığını ve Türk – İş’in verilerine göre açlık sınırının 3 bin lirayı aştığını dikkate aldığımızda, yaşanan tablo olumsuzluğu çok daha net ortaya çıkmaktadır.

Çiftçi kaderine terk edildi

Ancak bir kader değil. Bunu değiştirmek mümkün. Bunun yolu da tarım politikalarının değiştirilmesinden geçiyor. Çiftçimizi koruyup üretimi arttırarak, gıda egemenliğimizi ve gıda güvenliğimizi sağlayabiliriz. Bunun yolu da AKP’nin uyguladığı ithalata dayalı politikaları terk etmekle mümkündür. Bilindiği gibi Cumhuriyetin kuruluşunda ekonominin temelini oluşturan tarım, AKP döneminde kaderine terk edildi. Mevcut siyasal iktidar üretmek yerine ithalatı seçtiği için tarım alanında dışa bağımlı bir ülke durumuna geldik. Bugün tarımsal girdilerin hepsi, stratejik ürün dediklerimiz de dahil olmak üzere tarım ürünlerinin büyük bölümü ithal.

Çiftçi kaderine terk edilmiş durumda. Ürettiği ürünler yüksek girdi maliyetlerini bile karşılayamayan çiftçi her yıl biraz daha yoksullaşıyor. Para kazanamadığı için borçlarını yeni borçla kapatıp her yıl biraz daha borçlanıyor. Bugün çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcu 200 milyar lirayı geçmiş durumda. Bu zengin topraklarda fakirleşen, borcunu ödeyemez durumda kalan çiftçi tarlasını satıp köyünü terk ediyor.

Çiftçinin yanında durması gereken iki kurum Tarım Kredi Kooperatifi ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), çiftçiyi batırmak için el ele vermiş görünüyor. Tarım Kredi Kooperatifi kendi üyesi olan çiftçilerin borçlarına karşılık traktörüne, tarlasına, evine, ineğine haciz gönderirken, TMO yurt içinden aldığının çok daha fazlasını dışarıdan üstelik daha pahalıya alıp içerde ucuza satarak çiftçiyle rekabet ediyor, ürünü para etmesin diye elinden geleni ardına koymuyor.

Devlet çiftçinin yanında yer almalı

Bu tabloyu hızla tersine çevirmezsek gıda egemenliğimizi ve gıda güvenliğimizi kaybederiz. Tarım politikalarını kamucu bir yaklaşımla yürütmeliyiz. Tarım politikalarını belli bir siyasi partinin görüşüne göre değişen politikalar olmaktan çıkarmalı, devlet politikası haline getirmeliyiz. Devlet her aşamasında çiftçisinin yanında olmalı. Çiftçimiz tarlasında, köyünde mutlu üretici haline getirecek politikaları hayata geçirmezsek, yarın bugünleri de arar hale geliriz.”

Devam Et

Gündem

Doğum bildirimi e-Devlet’ten yapılabilecek

Haber Giriş:

on

İçişleri  Bakanlığı, çeşitli nedenlerle sağlık kuruluşunda doğum bildirimi yapamayanların doğum bildirimlerini e-Devlet üzerinden yapabileceğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, 2018 yılında hayata geçirilen e-Doğum uygulaması ile kamu sağlık kuruluşlarında dünyaya gelen ve anne- babaları tarafından isimleri belirlenen çocukların doğum bildirimlerinin nüfus müdürlüklerine gitmeden, doğumun gerçekleştiği sağlık kuruluşunda yapılabilmesine olanak sağlandığı hatırlatıldı. Açıklamada, “Uygulama kapsamında bugüne kadar 81 ilde 235 kamu sağlık kuruluşunda 75 bin 546 adet doğum tescili yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları da ailelerin adreslerine ücretsiz olarak gönderildi. Uygulamaya ek olarak e-Devlet sistemi üzerinden ‘Doğum bildirimi başvurusu’ hizmeti sayesinde, çeşitli sebeplerle sağlık kuruluşunda doğum bildirimi yapamayan vatandaşlar artık yurt içinde ve sağlık kuruluşunda dünyaya gelen çocuklarının doğum bildirimlerini e-Devlet kapısı üzerinden yapabilecek. Milyonlarca vatandaşın hayatını kolaylaştıran, kamu hizmetlerinin vatandaşa en kolay ve etkin yoldan, kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde sunulmasını sağlayan e-Devlet uygulamasına İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ‘Doğum bildirimi başvurusu’ hizmeti eklendi” denildi.

Bu hizmet ile Türk vatandaşlarının yurt içinde, sağlık kuruluşunda dünyaya gelen ve Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi’ne (MERNİS) gönderilmiş doğum raporu bulunan çocuklarının doğum bildirimlerine ilişkin başvuruların e­-Devlet üzerinden elektronik imzalı olarak MERNİS’e gönderilmesine ve başvurulara istinaden ilçe nüfus müdürlüklerince doğum olaylarının aile kütüklerine tescil edilmesine imkan sağlandığı kaydedildi.

 

Devam Et

Trend