#

Giriş:

Son Güncelleme:

Gündem

Kanuni sondaj gemisi Karadeniz’e uğurlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye’nin üçüncü sondaj gemisi Kanuni’nin bugün Karadeniz’e doğru yola çıktığını ve Filyos Limanı’ndaki bakım çalışmalarının ardından Sakarya Gaz Sahası’ndaki görevine başlayacağını bildirdi.

Dönmez, Haydarpaşa Limanı’nda gerçekleştirilen Kanuni sondaj gemisini Karadeniz’e uğurlama töreninde yaptığı konuşmada, bu limandan 29 Mayıs’ta Fatih sondaj gemisinin de Karadeniz’e uğurlandığını ve bir ay gibi kısa bir sürede 320 milyar metreküplük gaz rezervine ulaştığını ifade etti.

Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan Tuna-1 kuyusundaki rezervin daha sonra 405 milyar metreküpe yükseldiğini anımsatan Dönmez, “Böylece, Tuna-1 kuyusundaki ilk sondajımızı tamamladık. Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği toplam doğal gaz miktarı 16,8 milyar metreküp. Tuna-1 kuyusundaki keşfimizle bunun 24 katını tek bir sondajda yakaladık. Sadece hanelerin 20 yıldan fazla ihtiyacını tek başına karşılayabilecek devasa bir rezervden bahsediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Dönmez, Fatih sondaj gemisinin 31 Ekim itibarıyla Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan Türkali-1 kuyusunda yeni sondajına başladığını ve bu kuyuda şu an itibarıyla 2 bin 600 metreye kadar indiğini açıkladı.

Türkiye’nin üçüncü sondaj gemisi Kanuni’nin de aynı hedeflerle faaliyetlerini gerçekleştireceğini kaydeden Dönmez, şöyle devam etti:

“Kanuni sondaj gemimizi bu yılın başında envanterimize kattık. Mart ayının ortalarında gemimiz Taşucu Limanı’na ulaştı. Bakım, güncelleme ve reaktivasyon işlemlerinin ardından 13 Ekim’de Taşucu’ndan ayrıldı. 19 Ekim’de Haydarpaşa Limanı’na ulaştı. İstanbul Boğazı’nın köprülerinden geçmesi için burada kuleleri söküldü. Bugün Kanuni’yi Zonguldak Filyos Limanı’na yolcu edeceğiz. Kule montajı, deniz seyir testi, sondaj ekipmanlarının montajı ve kuyu dibi emniyet sistemi bakım işlerinin tamamlanmasının ardından operasyona hazır hale gelecek. Kanuni, Sakarya Gaz Sahası’ndaki ilk sondajına 2021’in ilk aylarında başlayacak. Böylece hem Fatih hem de Kanuni milletimizin geleceği için Karadeniz’de matkabı döndürecek. Sondaj gemilerimiz derinlere doğru indikçe, Türkiye daha da yükselecek inşallah.”

Doğu Akdeniz’de yeni sondajlar yolda

Dönmez, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çalışmalarını da aralıksız sürdürdüğüne dikkati çekerek, “Kimse Akdeniz’de durduğumuzu, duraksadığımızı sanmasın. Yavuz, Selçuklu-1 kuyusundaki sondajını 6 bin metrede tamamladı. Bölgede yaptığımız çalışmalardan ümit verici sonuçlar aldık. İnşallah bu bölgenin yakınlarında yeni sondajlarımız olacak. Yavuz’un şu anda, Taşucu Limanı’nda Akdeniz’deki bir sonraki sondajı için kuyu öncesi bakım çalışmaları devam ediyor.” bilgisini paylaştı.

Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemilerinin ise Akdeniz’de faaliyetlerine devam ettiğini vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu:

“Oruç Reis, Antalya Kaş açıklarında Demre-1 lokasyonunda 6 bin 822 kilometrelik iki boyutlu veri topladı. Barbaros da Kıbrıs açıklarında Batı Güzelyurt-1 lokasyonunda üç boyutlu sismik araştırmalarına devam ediyor. Bugüne kadar 195 bin 525 kilometrelik alan detaylı bir şekilde tarandı. Zihinlerde canlanması için şöyle bir örnek vermek istiyorum. Belçika’nın yüz ölçümü yaklaşık 30 bin kilometre. Barbaros son görev yerinde Belçika’nın toplam yüzölçümünün 6,5 katı büyüklüğünde bir alan taradı. Elde ettiğimiz verilerin analiz edilmesiyle gemilerimizin Akdeniz’deki bir sonraki görev yerini belirleyeceğiz. 100 yıl önce nasıl Sevr’i yırtıp attıysak, bugün de Mavi Vatan’da bize dayatılmak istenen Sevr’i de aynı şekilde yırtıp attık. Uluslararası hukuku görmezden gelen bir anlayışla, sipariş üzerine hazırlatılan haritalar Akdeniz’in sularına gömüldü. Bölge ülkelerinin haklarını gasp ederek Doğu Akdeniz’in neredeyse tamamı üzerinde hak iddia etmek nasıl bir akıl tutulmasıdır anlamak mümkün değil.”

Dönmez, bazı ülkelerin Doğu Akdeniz meselesini hukuk bağlamından çıkararak tarihi ve sosyolojik bir zemine çekmeye çalıştığını belirterek, “Bizim sahadaki bütün faaliyetlerimiz Birleşmiş Milletler nezdinde de kayıtlı uluslararası hak ve hukuka dayanıyor. Biz muhataplarımızı her zaman masaya davet ettik. Gerilimden yana olmadık. Diyalog yanlısı tavrımızı sürdürdük. Yapıcı tavrımızı her daim korduk. Bütün tarafların yer aldığı bir düzende sorunun tam anlamıyla çözülebileceğini ifade ettik. Sorunları oturup, konuşup çözmek varken sonu belirsiz maceralara atılmak kimseye fayda sağlamaz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürü Melih Han Bilgin ise 227 metre uzunluk ve 42 metre genişliğe sahip Kanuni sondaj gemisinin en üst teknolojilerle donatıldığını söyledi.

Kanuni sondaj gemisinin birçok ilke imza atacağını dile getiren Bilgin, “Kanuni şu an ülkemizde kazılan ilk değerleme kuyusu olan Türkali-1’de tamamlama çalışmalarını gerçekleştirecek. Bu da ülkemizin denizlerde yapılan ilk tamamlama çalışması olacak.” diye konuştu.

Bakan Dönmez, Kıyı Emniyetine ait gemiyle Kanuni’nin Boğaz geçişine eşlik etti

Çevre

“Marmara Denizi’nde tsunami, insanları denize sürükleyebilir “

Haber Giriş:

on

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Oruç, Marmara Denizi’nde yıkıcı depremde oluşabilecek tsunaminin kıyıya yakın kişileri, araçları ve canlıları denize sürükleyebileceğini belirtti. Oruç, “Marmara Denizi’nde 1200 metrelik çukurluklar var. Yıkıcı depremde Marmara denizinde ortalama 1 metrelik dalga yüksekliği 50 ile 100 metre arasında kıyıya su kütlesinin gelmesine neden olabilir” dedi.

Prof. Dr. Bülent Oruç, olası İstanbul depreminde deniz içinde kütle düşmeleri nedeniyle tsunami oluşabileceğini söyledi. Oruç, Marmara Denizi’nde Pasifik Okyanusu’ndaki gibi yıkıcı tsunami olmayacağını kaydederek, “Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu fay hattının alt kolları devam ediyor. Birincisi Adalar kolu diğeri Orta Marmara kolu ve Tekirdağ kolu olmak üzere kollar var. Aslında bu kolların geçtiği bölgeler, çukurlukları denetleyen kollar. Yaklaşık olarak 1200 metrelik bir çukurluktan bahsetmek gerekir Marmara Denizi içerisinde. Biz deprem sınıflandırması yaparken 6.9’dan büyük depremlere yıkıcı deprem adını veriyoruz. Burada yaşanacak bir yıkıcı depremde, derin denizlerdeki dik yamaçlara bağlı olarak bir heyelan söz konusu olabilir. Bu büyük kütle düşmeleri de tsunami dediğimiz olaylara neden olabilir fakat Pasifik Okyanusu’ndaki o büyük dalma-batma alanlarında ortaya çıkan çok yıkıcı depremlerin meydana getirdiği tsunami türünden tsunamiler Marmara Denizi’nde asla olmayacak” diye konuştu.

‘KIYIYA YAKIN İNSANLARI, ARAÇLARI, CANLILARI SÜRÜKLER’

Tsunamiyle ilgili birçok adım atılması gereken konu olduğunu belirten Oruç, şöyle konuştu:

“Marmara Denizi’nde olursa ortalama 1 metrelik bir dalga yüksekliği, kıyıya doğru 50 metre ile 100 metre arasında bir mesafede su kütlesinin gelmesine neden olabilir. Bu ölçekte bir tsunami bile kıyıya yakın olan araçları, insanları, canlıları çekip, açık denizlere doğru sürükleyebilir. Bundan kurtulmak mümkün değildir. Bunu açıkça söylemek lazım. Bununla ilgili birçok adım atılması lazım. Bu adımlardan biri Büyükçekmece’de bulunan istasyonun kurulmasıydı fakat sadece istasyon kurulumu yetmiyor. İnsanların tsunamiye karşı davranış ve tepkilerinin doğru kurgulanması lazım. Bu kurgular içerisindeki en önemli şey, kaçış güzergahlarını belirlemek ve bununla ilgili uyarı levhaları asmaktır. Bu yapıldı.”

‘TATBİKAT YAPMAK GEREK’

Kaçış güzergahları ile insanların yükseklere doğru kaçışlarının planlanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Oruç, “Ama insanlarımızda tsunami tehlikesine karşı nasıl davranacakları hususu şu anda eksik. Dolayısıyla burada risk planlandı, ama insanların davranış ve tepkileri planlanmadı. Bunun için de bolca tatbikat yapmak gerekiyor. Özellikle kıyılarda yaşayan insanların bu tatbikatlardan yararlanması lazım. Belirli zaman aralıklarında, bunlar canlı tutularak birbirini ezmeden, birbirine zarar vermeden, olabildiğince geniş kaçış güzergahları ile insanların yükseklere doğru kaçışlarının planlanması lazım. Bu önemli. Sadece tek bir istasyon tabi ki yetmeyecektir. Sayılarının artırılması gerekecek. Ege bölgesindeki körfez bölgelerinde bu istasyon kurulumlarının çok parametreli ölçümlerle yapılması lazım” dedi.

Devam Et

Gündem

Bulgaristan’da verici takılan kartal, Konya’da ölü bulundu

Haber Giriş:

on

Bulgaristan Birdlife (BSPB) tarafından verici takılan küçük orman kartalı, Konya’da ölü bulundu. Kartalın, yalıtım yapılmamış elektrik teline çarparak öldüğü tespit edildi.

Kuşları, yaşam alanlarını ve küresel biyolojik çeşitliliği korumaya çalışan küresel koruma organizasyonları ortaklığı Birdlife’in Bulgaristan’daki ortağı BSPB’nin bu yıl verici takarak takip ettiği küçük orman kartalı Konya’nın Erdoğdu Mahallesi’nde ölü bulundu. Kartalın, yalıtımı yapılmamış elektrik teline çarparak öldüğü belirlendi. Bulgaristan’da göç rotası ile türü tehdit eden faktörlerin araştırılması için vericiyle izlenen kartalın, iki ay önce yuvasından ayrıldığı açıklandı.

TÜRK EKİP KARTALI BULDU

Kartala takılan vericinin sürekli sabit bir noktadan sinyal vermesiyle öldüğünü düşünen Bulgar kuş bilimcileri, Türkiye’de kartallar üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan uzman biyolog Cansu Özcan’a ulaştı. Cansu Özcan ise yerel kuş meraklısı İbrahim Soner Güzel ve yerel avcı gruplarla iletişime geçti. Kuşun sinyalinin geldiği alana giderek araştırma yapan ekip, elektrik direğinin altında kartalın ölüsünü buldu. Aynı iletim hattı nedeniyle birçok küçük kuşun da bölgede öldüğü tespit edildi.

YALITIMSIZ ELEKTRİK TELLERİ EN BÜYÜK TEHDİT

Bulgar yetkililerin, ilgili Türk yetkililere elektrik yalıtımı konularında önerilerde bulunduğunu belirten Cansu Özcan, dünya popülasyonunun yüzde 73’ünün Avrupa’da olduğu bilinen küçük orman kartalının Türkiye’de de ürediğini söyledi. Toplam sayısının 40-60 bin arasında olduğu bilinse de son çalışmaların türün sayısının stabil olduğunu gösterdiğini aktaran Özcan, “Türü tehdit eden faktörlerin başında yalıtımı yapılmamış elektrik telleri geliyor. Her yıl yırtıcı kuşlar, başta olmak üzere binlerce büyük kanatlı kuşun elektrik çarpmasından dolayı öldüğü bilinmektedir” dedi.

Devam Et

Gündem

Küçük kıza zorla ateş ettirdi “Az daha bizi vuruyordu”

Haber Giriş:

on

Rize’de Mustafa A., 8 yaşlarındaki Şevval isimli yeğenine verdiği tabancayla zorla ateş ettirdi. Vurulma tehlikesi de yaşayan Mustafa A., yaşananları cep telefonu ile kayda alıp, sosyal medya hesabında paylaştı.

Görüntüler, geçtiğimiz günlerde Rize’de kaydedildi. Mustafa A., evin bahçesinde Şevval isimli yeğeninin eline silah verdi ve çocuğu ateş etmesi için zorladı. Küçük kız, Mustafa A.’ya doğru ateş etti.

Tabancadan çıkan mermi şans eseri kimseyi yaralamadı. Kızın tabancayı kendisine doğru tutmasına kızan amca, kızın “Korkuyorum” sözlerine rağmen yeniden ateş etmesini istedi.

Çocuktan sonra kendisi de ateş eden adam, o anları telefon kamerası ile kaydedip, sosyal medya hesabında yayınladı.

Devam Et

Trend