#

Giriş:

Son Güncelleme:

Sağlık

Koronavirüs aşısı bulundu mu?

Corona virüs (covid-19) aşısı için dünyanın beklediği haber geldi. Tüm dünyanın üzerinde çalıştığı aşı için heyecanlandıran açıklama geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, yeni tip corona virüse karşı (covid-19) “rekor sürede” bir aşı üretme yolunda olduklarını ve bunun çok yakın zamanda duyurulacağını açıkladı.

Trump ülkedeki Latin Amerikalıların refahının artırılmasına yönelik yeni bir girişim oluşturulmasını öngören kararnameyi, Beyaz Saray’da düzenlenen törende imzaladı.

Kovid-19 salgınının ardından okulların sonbaharda açılması yönündeki ısrarını sürdüren Trump, “Okullarımıza geri dönüp bu siyasi saçmalığı durdurmalıyız. Demokratlar okulların açılmasını istemiyor çünkü bunun kendilerine 3 Kasım’daki seçimlerde yardımcı olacağını düşünüyorlar. Ancak ben bunun onlara seçimlerde zarar vereceğini düşünüyorum. Okulları açın.” çağrısında bulundu.

Bilimsel alanda da ilerleme kaydettiklerinin altını çizen Trump, “Şu anda Kovid-19’a karşı kullanılan birçok etkili tedavi yolu var, birçoğu da geliştirme aşamasında. Rekor bir sürede aşı üretme yolundayız ve çok çok yakın zamanda bu aşının duyurulacağına inanıyorum.” ifadesini kullandı.

ABD’deki protestoların ardından polise sağlanan fonların kesilmesi taleplerine de tepki gösteren Trump, “Bu insanlar delirmiş. Polise sağlanan fonu kesmek Latin Amerikalılara da büyük zarar verir.” görüşünü paylaştı.

Trump, Kovid-19 salgını ortaya çıkmadan önce Amerikan ekonomisinin en iyi günlerini yaşadığını vurgulayarak, “Çin 67 yıldır en kötü günlerini yaşıyordu, mutsuzdu ve yanlış yöne ilerliyordu. Biz ise ekonomide bir numaraydık. Ardından salgın geldi. Ama biz yine kendimizi toparlayacağız.” mesajını verdi.

ABD’DE REKOR ARTIŞ

ABD’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında ölenlerin sayısı son 24 saatte 906 artarak 134 bin 924’e yükseldi.

ABD, Kovid-19 salgınının merkezi ve en çok can kaybının yaşandığı ülke olmaya devam ediyor.

Dünyadaki Kovid-19 verilerinin derlendiği “Worldometer” internet sitesine göre, ülkede virüs bulaşan kişi sayısı son 24 saatte 62 bin 10 artarak 3 milyon 160 bin 321’e ulaştı.

Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise son 24 saatte 906 artarak 134 bin 924’e çıktı.

Dünyada en fazla vaka görülen ülkeler sıralamasında ABD’yi 1 milyon 719 bin 660 vakayla Brezilya, 771 bin 866 vakayla Hindistan ve 707 bin 301 vakayla Rusya izliyor.

Günlük vaka ve ölü sayısındaki düşüşe rağmen New York, ABD’de “salgından en fazla etkilenen eyalet” konumunu sürdürüyor.

New York’ta şimdiye kadar 424 bin 263 kişiye virüs bulaştı, 32 bin 311 kişi hayatını kaybetti. New York’u 296 binden fazla vakayla California ve 229 bini geçen vakayla Teksas takip ediyor.

ABD’de Kovid-19 testi yapılan kişi sayısı 39 milyon 500 bini, iyileşenlerin sayısı 1 milyon 393 bini geçti.

Dünya

Türk profesörün geliştirdiği aşıda yeni gelişme

Haber Giriş:

on

Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirmekte olduğu potansiyel aşı için dün, Avrupa İlaç Ajansına (EMA) koşullu piyasa onayı verilmesi konusunda başvuru yaptığı bildirildi.

BioNTech’ten yapılan açıklamada, dünkü başvuruyla EMA tarafından 6 Ekim’de Kovid-19’a karşı “BNT162b2” adlı aşı adayına ruhsat verilmesi için başlatılan sürecin tamamlandığı belirtildi.

Aşının daha önce SARS-Cov-2 enfeksiyonu görülmeyen hastalarda yüzde 95 etkili olduğunun belirtildiği açıklamada, aşının etkinliğinin tüm yaş ve cinsiyet gruplarında tutarlı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “EMA, aşı adayının Kovid-19’a karşı koruma için faydalarının, olası risklerden daha ağır bastığı sonucuna varırsa ajans şartlı piyasa onayının verilmesini önerecektir. Bu, BNT162b2’nin 2020’nin sonundan önce Avrupa’da kullanılmasını sağlayabilir.” ifadelerine yer verildi.

“Aşımızın hızlı küresel dağıtımını sağlamak için çalışacağız”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Biontech Üst Yöneticisi (CEO) ve Kurucu Ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, başvuruyu Kovid-19’a karşı aşı çalışmalarında önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Şahin, “Onaylanırsa aşımızın hızlı küresel dağıtımını sağlamak için dünya genelinde düzenleyici kurumlarla çalışmaya devam etmek istiyoruz. Normale dönebilmek için virüsle mücadeleye yönelik küresel çabalara katkıda bulunmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Pfizer Üst Yöneticisi Albert Bourla, söz konusu başvuruyla Kovid-19 kriziyle mücadelede çabalarında önemli bir kilometre taşına daha ulaştıklarını vurgulayarak “Bu yolculuğun başlangıcından beri insanların bir aşı beklediğini biliyorduk ve olası bir onay alır almaz, Kovid-19 aşı dozlarını dağıtmaya hazır olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu aşının onayı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) başta olmak üzere Avustralya, Kanada ve Japonya’da yetkili kurumlara başvuruda bulunulduğu hatırlatıldı.

Şirketler, 6 Ekim’de yaptıkları açıklamada, EMA’nın “BNT162b2” adlı aşı adayını, “Rolling Review” adı verilen bir süreçle inceleyeceğini açıklamıştı.

Devam Et

Gündem

Anne gebelikte Covid-19 geçirdiyse, bebek antikorla doğuyor

Haber Giriş:

on

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Anne gebelik sırasında Covid-19 geçirdiyse, bebek çok yüksek oranda koruyucu antikorla doğuyor” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, anne karnından bebeğe virüs geçtiğinin gösterilemediğini söyledi. Böyle bir durumun oluşmasında iki tip antikorun olduğunu belirten Prof. Dr. Ceyhan, “Antikorların bir tanesi küçük yapıda olduğu için bebekte onu pozitif bulmayı bekliyoruz. Bir tanesi ‘İmmünglobulin M’ dediğimiz büyük yapıda olduğu için normalde onun anneden bebeğe geçmesini beklemeyiz. Bebekte pozitif bulununca bir şüphe doğdu. Bunların çoğu bebeğin doğumdan hemen sonra virüsü aldığını ve erken antikor ürettiği şeklinde açıklandı. Dolayısıyla henüz daha antikor çok nadir bulunmasına rağmen elimizde virüsün anneden bebeğe geçtiğini gösteren bir delil yok. Burada bahsedilen antikorlar koruyucu antikor değildir. Koruyucu antikorlar normalde küçük yapıda olduğu için zaten anneden bebeğe geçiyor. Anne gebelik sırasında Covid-19 geçirdiyse, bebek zaten çok yüksek oranda koruyucu antikorlarla doğuyor. Bunlar ‘virüse yakalanmayı ne kadar azaltıyor’ bu konuda bir bilgi yok. Çünkü yenidoğan bebeklerde genellikle hastalığı çok hafif belirtilerle ya da belirtisiz geçiriyor” diye konuştu.

‘VAKALARIN HEPSİNDE ANTİKOR GELİŞMİYOR’

Prof. Dr. Ceyhan, koronavirüs hastalığına 2’nci defa yakalanan ve 2’nci sefer hastalığı daha ağır seyreden vakaların olduğunu kaydederek, “Bunların oranları yaklaşık 10 binde 1’ler civarında olduğu tahmin ediliyor. Tam gerçek anlamda hastalığı geçirdikten sonra oluşan antikorlar ne kadar koruyor bunu zaman gösterecek. Hastalıkta oluşan bağışıklığın buna sadece antikor diye bakmamak lazım. Çünkü bağışıklık sisteminin farklı bölgeleri de koruyuculuk sağlıyor. Zaten vakaların hepsinde antikor gelişmiyor. Antikor pozitifliği özellikle çocuklarda daha düşük; ama yetişkinlerde biraz daha yüksek. Ancak çok sayıda da antikoru pozitifleşmeyen insan sayısı var. Bu insanlar sadece antikorla değil, ciddi oranda korunuyor. Yine de çok kuvvetli bir bağışıklık bırakmadığı kabul edildiği için bu hastalık geçirenlerin de yine aşılanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘ANTİKOR SONUÇLARINDA ÇOCUKLAR İLE YETİŞKİNLER FARKLI’

Prof. Dr. Ceyhan, antikor ile ilgili yaptıkları çalışmalar kapsamında çocuklarla yetişkinler arasında farklı sonuçlar elde ettiklerini söyleyerek, şunları kaydetti:

“Çocuklarda şunu gördük; hastalığı ağır seyredenlerde antikor cevabı daha düşük, hastalığı hafif seyredenlerde daha yüksek. Ancak yetişkinde ise, tam tersi bir durum var; hastalığı ağır seyredenlerde daha yüksek antikor, hastalığı hafif seyredenlerde daha düşük antikor olduğu söyleniyor. Bunlar neticede çok etkili faktörler değil. Antikor cevabı düşük olup, uzun süre korunan; ama yüksek antikor cevabı verip 2’nci defa hastalık geçirenler de var. Bu gibi durumlar ne aşı yapılanlarda ne hastalığı geçirenlerde sadece şuan dilek ve temenni olabilir. Bu hastalıkta koruyucu antikor düzeyini bilmiyoruz. Henüz koronavirüs ile ilgili ‘ne kadar antikorun varsa korunursun, ne kadar düzeyin altındaysa korunmazsın’ bir değer bilmiyoruz.”

‘DİŞ KAYBI COVİD-19 BELİRTİSİ OLABİLİR’

Koronavirüsün en çok yaptığı bozukluklardan bir tanesinin damar olduğunu anımsatan Prof Dr. Ceyhan, “Damar pıhtılaşmayı artırıyor ve damar tıkanıklıklarına yol açıyor. Dolayısıyla dişi besleyen damarların tıkanıp diş kaybına yol açması teorik anlamda mümkün. Herhangi bir belirtinin bir hastalığın belirtisi olduğuna karar vermek için bunun belli bir sıklıkta olması ve başka durumlarda görülmemesi lazım gibi birçok faktör var. Diş kaybının Covid-19 belirtisi olduğunu söyleyecek kadar vaka yok. İleride bu vakalar artarsa, diş kaybı Covid-19 belirtisi olabilir. Çünkü damar tıkanıklığına bağlı ekstemite (doku defektleri) kayıpları ile beyin ve kalple ilgili problemlerde rapor edildi” dedi.

Devam Et

Sağlık

Koronavirüs süreci sigarayı bırakmanın “tam zamanı”

Haber Giriş:

on

Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı ve Prof. Dr. Nihat Özyardımcı Sigara Bırakma Polikliniği sorumlusu Prof. Dr. Yeşim Uncu, açık alanlarda yürürken kullanımına getirilen yasak, sosyal ortamların kısıtlanması ve maskenin, sigarayı bırakmak için ideal bir süreç sunduğunu söyledi.

Dünya genelinde olduğu gibi Türk toplumunda da daha çok erkeklerin sigara içtiğini ve 35-44 yaş grubunda ağırlık görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Uncu, amaçlarının zararları görmeden önce mümkün olan en kısa zamanda sigarayı bıraktırmak olduğunu kaydetti.

Çocuk, genç ve kadınlarda sigara içme oranlarının arttığını vurgulayan Uncu, bunun son 10 yıldır süregelen bir durum olduğuna işaret etti.

Tütün endüstrisinin kendilerine pazar oluşturmaya çalıştığına değinen Uncu, “Bütün stratejilerini daha az sigara içenlere yani gençlere ve kadınlara yönelttiler. Bunun da etkilerini görmeye başladık. Türkiye’de erkeklerin yaklaşık yüzde 42’si, kadınların ise yüzde 28’i sigara içiyor. Çocuklarda da 250 bin civarında sigara içen popülasyon var ve sigaraya erken dönemde, 16 yaş civarında başlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Uncu, buna karşı tütünle mücadelede Türkiye’nin ilk sırada yer aldığına dikkati çekti.

Gerek kanun, resmi altyapı, kararları alma ve uygulama gerek eğitim gerekse sigara bırakma polikliniklerinin büyük etkilerinin olduğunu belirten Uncu, “Dünya Sağlık Örgütünün de önerdiği, vergilerin yüksekliği, paketlerin tek tip yapılması gibi sigarayla mücadeledeki birçok politikada çok ön plandayız.” dedi.

“Süreci birlikte planlıyoruz”

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinin sigarayı bırakma konusunda belli bir bilinç meydana getirdiğine işaret eden Uncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kovid korkusu, ‘Hastalanırsam ölürüm ya da daha yoğun geçiririm.’ korkusu bizim işimize yaradı. Polikliniğimize bu amaçla başvuranlar var. Buraya neden geldiklerini de soruyoruz, ‘Kovid’den korktum, o yüzden geldim.’ cevabını alıyoruz. Özellikle açık havada da sigara içmenin yasaklanması, sigarayı bırakmak için çok ideal bir süreç esasında çünkü insanlarla iletişim kurarken maskeniz var, dışarı çıkıyorsunuz sigara içemiyorsunuz. Sosyal ortamlar kısıtlandı. Kahveye gidilmiyor, restorana gidilmiyor. O zaman niye sigara içeceksiniz? ‘Tam da bırakma zamanı’ diyoruz biz hastalarımıza. ‘Şimdi hazır evdeyken bunu güzel planlayalım, sigarayı bırakalım, sonra sigarasız bir şekilde tekrar sosyal hayata geri dönelim’ diye konuşuyoruz hastalarımızla. Kovid’in böyle bir etkisi oldu.”

Prof. Dr. Yeşim Uncu, bu süreçte polikliniğe en çok orta erişkin yaş grubunun başvurduğunu belirtti.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin Alo 171’den ya da BUÜ Tıp Fakültesi santralinden aldıkları randevular doğrultusunda hizmet verdiklerini bildiren Uncu, “Yüz yüze yaptığımız ilk görüşmede tipik bir hekim muayenesi sürecini uyguluyoruz. ‘Motivasyonel görüşme’ dediğimiz hastanın sigarayı konusundaki kararı, bu kararın desteklenmesi, engelleri ya da onun işine yaracak stratejiler nelerdir, onlara yönelik de uzun bir görüşme yapıyoruz.” diye konuştu.

Uncu, başvuru sahibiyle süreçteki bütün aşamalara beraber karar verdiklerini ve ilaç tedavisine başladıktan 8-10 gün sonra sigarayı bırakmaları için gün belirlediklerini ve bundan sonra yüz yüze ve telefonla görüşmeler yaptıklarını anlattı.

Söz konusu tarihten sonraki birinci haftada görüşmenin yüz yüze olduğunu dile getiren Uncu, “Sonra 15’inci gün, birinci ay, üçüncü ay ve biraz da hastaya göre planlıyoruz ama ortalama minimum 5-6 görüşme yapıyoruz. Süreç bazı hastalarda 1 yıla kadar uzayabiliyor. Özellikle daha önce bırakma denemesi olmuş hastalar varsa takip süresini uzatıyoruz. Kendimiz erken tebrik etmiyoruz açıkçası. 1 yıl sigarasız geçtiyse ‘Tamam, bu defteri kapatabiliriz artık.’ diyoruz.” bilgisini paylaştı.

“Günde 2 paket sigara içiyordum”

Poliklinikten yardım alarak sigarayı bırakan Mehmet Pekçabuk, 30 yıl boyunca sigara içtiğini anlattı.

Üniversitede güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ve poliklinikten haberdar olduktan sonra buraya geldiğini aktaran Pekçabuk, şunları kaydetti:

“Günde 2 paket sigara içiyordum. Ben de bıkmıştım artık. Boğazım ağrıyordu, bunun için hastaneye dahi gittim. ‘İltihap’ dediler ama ben fazla sigara içtiğimden olduğunu biliyordum. Kurtulmak için ben de böyle bir mücadeleye başvurdum. Tedavi aşamasında sağ olsunlar hocalarımız çok yardımcı oldular ve ellerinden gelen desteği verdiler. Onların mücadelesi, benim de irademle 3 ay önce sigarayı bıraktık. Bu süreçte olumlu değişimler yaşadım. Daha önce sigara içmeyen arkadaşlarımın yanına gittiğim zaman, ‘Sigara içme, kötü kokuyorsun.’ dediklerinde inanmıyordum. Şimdi bırakınca gerçekten hak veriyorum içmeyen arkadaşlarıma. Nefes alıp verme konusunda da çok rahatladım. Daha önce yürürken nefes darlığı çekiyordum, şu an o şikayetim yok.”

Devam Et

Trend