#

Giriş:

Son Güncelleme:

Ekonomi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, “Merkez Bankası, salgının Türkiye ekonomisine etkilerini izleyerek elindeki araçları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir.” ifadesine yer verildi.

Kurulun 24 Eylül’deki toplantısına ilişkin yayımlanan özette, küresel ekonomide, ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyallerinin gözlenmekle beraber salgının yayılımını devam ettirmesi ve ikinci bir dalga yaşanma olasılığına bağlı olarak toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin yüksek seyrettiği bildirildi.

Salgının ve sağlık önlemlerinin tüketim alışkanlıkları ve genel harcama davranışına olası etkilerine yönelik belirsizliklerin devam ettiği aktarılan özette, normalleşmenin uzun sürmesi veya önümüzdeki dönemde salgında ikinci bir dalga görülmesi durumunda küresel ekonomide işaretleri görülmeye başlanan toparlanmanın sekteye uğrayabileceğinin, küresel risk iştahında dalgalanmalar gözlenebileceğinin altı çizildi.

Özette, ağustos PPK toplantısını takip eden dönemde ham petrol fiyatlarının bir miktar gerilediği ve fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü risklerin ağırlık kazandığı belirtildi.

Petrol fiyatlarının bulunduğu seviyenin küresel salgın öncesi dönemde görülen seviyelerin altında olduğu belirtilen özette, küresel iktisadi faaliyete dair belirsizlikler başta olmak üzere emtia fiyatlarına ilişkin aşağı yönlü risklerin canlılığını koruduğu, küresel enflasyon oranlarının 2020 yılında ılımlı bir görünüm sergilemesinin beklendiği kaydedildi.

“Salgın dönemine özgü destekleyici makro politika adımları kademeli olarak geri alınıyor”

Özette, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin genişleyici parasal ve mali duruşlarını sürdürdüğü aktarıldı. Gelişmiş ülkelerde uzun vadeli faiz oranlarının tarihsel düşük seviyelerde seyrini sürdürdüğü, gerek merkez bankalarının açıklamaları gerekse piyasa beklentilerinin, düşük faiz ortamının uzun bir süre devam edeceğine işaret ettiği bildirilen özette, uygulanan politikaların finansal piyasalar, büyüme ve istihdam üzerindeki etkinliğinin, ülkeler itibarıyla salgının seyriyle politika alanının büyüklüğüne göre farklılaşabileceği kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin, bir önceki PPK dönemine kıyasla iyileşen risk algısına bağlı olarak artarak devam ettiği belirtilen özette, şu ifadelere yer verildi:

“Haziran ayından itibaren borçlanma senedi piyasalarında gözlenen girişler eylül ayında önemli ölçüde artmıştır. Hisse senedi piyasalarına yönelik akımlar ise görece zayıf ve dalgalı seyrini korumuştur. ABD Merkez Bankası’nın yeni politika çerçevesi ve sözlü yönlendirmesi, politika faizinin düşük seviyesini koruyacağına dair algıyı pekiştirmekte ve gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarını olumlu etkileyecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Buna karşın küresel iktisadi faaliyet görünümüne ilişkin belirsizliklerin sürmesi, önümüzdeki dönemde küresel risk iştahı ve gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarının dalgalı seyretmesine neden olabilecektir. Nitekim Türkiye’nin risk primi salgın kaynaklı küresel belirsizliklerin ve ülkeye özgü faktörlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlemektedir. Belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu süreçte, salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkiler yakından takip edilmektedir. Bu kapsamda Merkez Bankası, salgının Türkiye ekonomisine etkilerini izleyerek elindeki araçları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir.”

Özette, parasal, finansal ve mali tedbirlerin yanı sıra kamu bankalarının öncülüğünde ivme kazanan kredi genişlemesinin, reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamına ve iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecine önemli katkı sağladığı vurgulandı.

Böylelikle ekonominin üretim potansiyelinin desteklendiği ve iktisadi faaliyetin mayıs ayından başlayarak belirgin bir toparlanma eğilimine girdiği ifade edilen özette, Kurul’un, ekonomideki toparlanma ve bunun makro dengelere yansımalarını da gözeterek salgın dönemine özgü destekleyici makro politika adımlarının ağustos ayından itibaren kademeli olarak geri alınmasına karar verdiği kaydedildi.

“Kredi büyümesi ve kompozisyonunun, iç ve dış dengeye yansımaları izlenmeye devam edilmekte”

Para Politikası Kurulu toplantı özetinde, salgının olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla alınan tedbirlerin normalleştirilmesi ve likidite politikalarında atılan sıkılaşma adımlarının etkisiyle kredi ve mevduat faizlerinde artış görüldüğü ve kredi büyümesinin yavaşlamaya başladığı belirtildi.

Tedbirlerdeki normalleşmeyle birlikte ilk olarak ticari kredilerde başlayan yavaşlama eğiliminin geçen ay içinde bireysel kredilerde de gözlenmeye başlandığı aktarılan özette, “Kredi büyümesi ve kompozisyonunun, iç ve dış dengeye yansımaları izlenmeye devam edilmektedir.” denildi.

Özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Kurul, enflasyon eğiliminde bir süredir devam eden yüksek seyre vurgu yapmış ve dezenflasyon sürecini sekteye uğratan unsurları değerlendirmiştir. Enflasyon üzerinde etkili olan salgına bağlı arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinde kademeli olarak ortadan kalkacağı ve talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörülmüştü. Normalleşmenin kademeli gerçekleşmesi nedeniyle salgına bağlı arz yönlü enflasyonist etkiler sürmektedir. Bazı sektörlerde toplam talep koşulları enflasyonu sınırlamaya devam ederken, finansman koşullarına duyarlı mal gruplarında fiyat artışları yüksek seyretmektedir. Dolayısıyla güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir. Enflasyon beklentilerindeki yükselişin sürmesi, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümüne yönelik risk oluşturmaktadır. Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla ağustos ayından itibaren atılan sıkılaştırma adımlarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda Kurul, dezenflasyon sürecini yeniden tesis etmek ve fiyat istikrarını desteklemek amacıyla politika faizinin 200 baz puan yükseltilmesine karar vermiştir.
Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının; ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası, fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.”

Özette, salgın sonrası dönemde uygulanan maliye politikası tedbirlerinin, parasal ve finansal diğer tedbirlerle birlikte salgına bağlı iktisadi risklerin sınırlanarak ekonominin üretim potansiyelinin desteklenmesine ve toparlanmanın başlamasına önemli katkı sağladığı aktarıldı.

Ekonominin toparlanma sürecinde para ve maliye politikaları arasındaki eş güdümün sürdürülerek makro politika bileşiminin enflasyondaki düşüşün devamını sağlayacak ve cari dengeyi destekleyecek şekilde belirlenmesinin, büyümenin sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde sürdürülebilmesi açısından büyük önem arz ettiği belirtilen özette, önümüzdeki dönemde, salgına bağlı etkiler nedeniyle toparlanması daha uzun sürebilecek sektörlerin desteklenmesi için geçici ve hedefe yönelik maliye ve benzeri politika uygulamalarının kritik önemde olduğu kaydedildi.

Özette, açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin kurulun geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulandı.

Haberin Devamı

Ekonomi

OİB, Almanya’ya Dijital Sektörel Ticaret Heyeti programı düzenledi

Haber Giriş:

on

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ticaret Bakanlığı desteğiyle, Meksika ve İngiltere’nin ardından en büyük ihracat pazarı olan Almanya’ya Dijital Sektörel Ticaret Heyeti programı düzenlendi.

Uludağ İhracatçı Birliklerinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programın açılış oturumuna video konferans yöntemiyle katılan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, otomotiv ihracatında toparlanmayı eylül ayı ile birlikte gördüklerini ifade etti. Bu durumun kendilerine pozitif sinyaller verdiğini belirten Pekcan, “Önümüzdeki aylarda ciddi artışlar bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Otomotiv sektörünün en önemli ihracat ürünlerinin başında geldiğini, Almanya’nın da yine önemli ihracat pazarlarımızdan birisi olduğunu vurgulayan Pekcan, “Küresel tedarik zincirleri desteklerinde otomotiv sektörü de yer alıyor. Küresel tedarik zincirleri desteklerinden faydalanan 84 firmadan 40’ı otomotiv sektöründe faaliyet gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Pekcan, pandemi sürecini en az hasarla atlatmak için yoğun çaba içinde olduklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Dış ticaretimizde güçlü toparlanmalar görüyoruz. Türkiye her şeye rağmen belli bir direnç ve hedefleri doğrultusunda yoluna devam etmektedir ve bu yolda ihracatçılara önemli sorumluluklar düşmektedir. İhracatçılarımızın gayretleri son derece önemlidir.”

“Programa, 25’i Türk, 50’si Alman olmak üzere toplam 75 firma katılıyor”

Almanya’ya Dijital Sektörel Ticaret Heyeti programının açılış konuşmasını yapan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik de Türk otomotiv sektörünün ihracattaki tek koordinatör kuruluşu olan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinin (OİB), pandemi sürecinde yavaşlayan ihracatı canlandırmak amacıyla mevcut ve alternatif pazarlara yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
OİB’in haziran ayından itibaren başlattığı Dijital Sektörel Ticaret Heyeti etkinlikleriyle Türk firmalarını hedef pazarlardaki firmalarla buluşturmaya devam ettiğini aktaran Çelik, “Meksika ve İngiltere’nin ardından son olarak en büyük ihracat pazarı olan Almanya’ya yönelik Dijital Sektörel Ticaret Heyeti programına imza attı. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi desteği ile 19-23 Ekim tarihlerinde düzenlenecek programa, 25’i Türk, 50’si Alman olmak üzere toplam 75 firma katılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, sektör olarak 2019 yılında 30,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“32 milyar dolar hedefiyle 2020 yılına çok iyi başlamıştık. Ancak pandemi hedefleri değiştirdi. Haziran ayı ile başlayan normalleşme dönemiyle birlikte Eylül ayında ihracatta geçen senenin düzeyine ulaşıldı. Almanya Otomotiv Sektörümüz için önemli bir pazar. Otomotiv sektöründe her 100 dolarlık ihracatın 15 dolarlık kısmı Almanya’ya yapılıyor.”

“Otomotiv sektörü eylül ayında ihracatını artırdı”

Online ortamda gerçekleşen toplantıda konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle ise pandemiyle birlikte mart ayında daralma yaşandığını anımsattı.

Ancak Türk ihracatçısının olağanüstü koşullarda da neler yapabileceğini bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Gülle, “Ülke sanayinin dinamosu olan Otomotiv sektörü eylül ayı ile birlikte ihracatını pandemi öncesi rakamlara ulaştırdı ve yüzde 5 de arttırdı. Ülkemiz bu alandaki yeni yatırımlarla otomotiv sektöründeki yapısını güçlendirecek, dış pazar payını daha da arttıracaktır.” ifadelerini kullandı.
Toplantıya konuk olarak katılan Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın da Almanya’da pandeminin ikinci dalga korkusunun yaşandığını aktardı.
Almanya’da sanayi cirosunun yüzde 24’ünün otomotiv endüstrisinden kaynaklandığını, dünyada satılan her 5 araçtan birisinin Almanya’da üretildiğini belirten Aydın, dünyada otomobil üretiminde dördüncü sırada bulunan Almanya’nın yılda 16 milyondan fazla araç ürettiğini ve yüzde 75’ini ihraç ettiğini ancak pandemi yüzünden bu senenin ilk sekiz ayında Almanya’nın otomobil üretiminde yüzde 36 azalma olduğunu ifade etti.
Yapılan konuşmaların ardından bilgilendirme sunumları ile devam eden program, 23 Ekim tarihine kadar firmalar arası görüşmelerle sürecek.

Devam Et

Bursa

Türkiye’den 110 ülkeye binek otomobil ihracatı

Haber Giriş:

on

Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv firmaları, yılın ilk 3 çeyreğinde 6 milyar 408 milyon 545 bin dolarlık binek otomobil ihraç etti.

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) kayıtlarından derlenen bilgilere göre, özellikle Bursa, Sakarya ve Kocaeli bölgelerinde faaliyet gösteren sektör temsilcileri ocak-eylül döneminde 110 ülkeye binek otomobil sattı.

Ana ihracat pazarlarının başında Avrupa ülkelerinin geldiği sektör, en fazla binek otomobil ihracatını Fransa’ya gerçekleştirdi. Otomobil üreticilerinin yılın 9 ayında bu ülkeye dış satımı 1 milyar 13 milyon 794 bin dolar oldu.

Listenin ikinci sırasındaki İngiltere’ye 594 milyon 579 bin, üçüncü basamağında bulunan Almanya’ya da 592 milyon 487 bin dolarlık satışlar kaydedildi.

Binek otomobil üreticileri İtalya’ya 527 milyon 115 bin, İspanya’ya 456 milyon 295 bin, İsrail’e 365 milyon 23 bin, Polonya’ya 303 milyon 632 bin, Slovenya’ya 299 milyon 608 bin, Belçika’ya ise 284 milyon 874 bin dolarlık dış satıma imza attı.

Sektörün ihracat sıralamasında en fazla dış satım yapılan 9 ülkenin 8’ini Avrupa ülkeleri oluşturdu.

Mısır’a ihracat artışı sürüyor

Son dönemde ihracatın ciddi oranda arttığı pazarlardan Mısır’a dış satım, geçen yılın ilk 3 çeyreğine göre yüzde 73,34 artış gösterdi. Bu ülkeye ocak-eylül ihracatı 134 milyon 303 bin dolardan, 232 milyon 806 bin dolara yükseldi.

ABD’ye 162 milyon 69 bin, İsveç’e 157 milyon 154 bin, Hollanda’ya 116 milyon 757 bin, Macaristan’a da 107 milyon 622 bin dolarlık binek otomobil satan üreticiler, Suudi Arabistan, Çekya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ihracatlarını katladı.

Geçen yılın ocak-eylül aylarında 20 milyon 827 bin dolarlık binek otomobil gönderilen Suudi Arabistan’a ihracat, 2020’nin aynı döneminde yüzde 129,95 artışla 47 milyon 894 bin dolar oldu.

Çekya’ya ihracat ise yüzde 105,8 artışla 16 milyon 457 bin dolardan, 33 milyon 751 bin dolara çıktı.

Sektör temsilcilerinin BAE’ye ihracatı da yüzde 275,23 yükselişle 7 milyon 912 bin dolardan, 29 milyon 689 bin dolara ulaştı.

Devam Et

Ekonomi

BDDK’dan altın düzenlemesi

Haber Giriş:

on

Görüşe açılan yönetmelik taslağına göre, bankalar topladıkları fiziki altınların karşılığını, altın saflığının 1.000 üzerinden değerlendirilmesi olarak açıklanan “milyem değerler” üzerinden belirleyecek.

BDDK’nın resmi internet sitesinde yayımlanan yönetmelik taslağında, bankaların alım ve satımını yapabilecekleri kıymetli madenlere ilişkin bölüme yeni bir madde eklendi.

Eklenen maddeye göre, bankalar, müşterilerinden aldıkları ya da müşterilerin altın cinsinden mevduat hesaplarına alacak kaydetmek üzere topladıkları fiziki altınları, asgari olarak belirlenen milyem değerleri üzerinden değerleyecek.

Milyem değeri, altın saflığının 1.000 üzerinden değerlendirmesi olarak açıklanıyor. Bu değerin hesaplanabilmesi için altından yapılan maddenin içerisinde bulunan saf altın kütlesi, toplam kütleye bölünerek 1.000 ile çarpılıyor.

Yönetmelik taslağı ile bankaların topladığı fiziki altınlar için ürün ve ayar bazında belirlenen milyem değerleri şöyle:

Devam Et

Trend