#

Giriş:

Son Güncelleme:

Ekonomi

THY, Avrupa’ya en fazla uçuş yapan ikinci havayolu oldu

Koronavirüs nedeniyle yurt dışı seferlerini askıya alan ve 11 Haziran’dan itibaren yurt dışı uçuşlarına tekrardan başlayan Türk Hava Yolları (THY) dün gerçekleştirdiği 568 uçuşla Avrupa’nın en fazla uçuş yapan ikinci havayolu şirketi oldu. Konuyla ilgili olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) sosyal medya hesabından yapılan açıklamada,”15 Temmuz tarihinde İstanbul Havalimanı, 421 uçuşa ev sahipliği yaparak Avrupa’nın en yoğun havalimanları içerisinde dördüncü sırada yer aldı. Aynı gün 568 uçuş gerçekleştiren THY ise Avrupa’nın en fazla uçuş gerçekleştiren ikinci havayolu oldu” denildi.

Ekonomi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti

Haber Giriş:

on

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, “Merkez Bankası, salgının Türkiye ekonomisine etkilerini izleyerek elindeki araçları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir.” ifadesine yer verildi.

Kurulun 24 Eylül’deki toplantısına ilişkin yayımlanan özette, küresel ekonomide, ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyallerinin gözlenmekle beraber salgının yayılımını devam ettirmesi ve ikinci bir dalga yaşanma olasılığına bağlı olarak toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin yüksek seyrettiği bildirildi.

Salgının ve sağlık önlemlerinin tüketim alışkanlıkları ve genel harcama davranışına olası etkilerine yönelik belirsizliklerin devam ettiği aktarılan özette, normalleşmenin uzun sürmesi veya önümüzdeki dönemde salgında ikinci bir dalga görülmesi durumunda küresel ekonomide işaretleri görülmeye başlanan toparlanmanın sekteye uğrayabileceğinin, küresel risk iştahında dalgalanmalar gözlenebileceğinin altı çizildi.

Özette, ağustos PPK toplantısını takip eden dönemde ham petrol fiyatlarının bir miktar gerilediği ve fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü risklerin ağırlık kazandığı belirtildi.

Petrol fiyatlarının bulunduğu seviyenin küresel salgın öncesi dönemde görülen seviyelerin altında olduğu belirtilen özette, küresel iktisadi faaliyete dair belirsizlikler başta olmak üzere emtia fiyatlarına ilişkin aşağı yönlü risklerin canlılığını koruduğu, küresel enflasyon oranlarının 2020 yılında ılımlı bir görünüm sergilemesinin beklendiği kaydedildi.

“Salgın dönemine özgü destekleyici makro politika adımları kademeli olarak geri alınıyor”

Özette, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin genişleyici parasal ve mali duruşlarını sürdürdüğü aktarıldı. Gelişmiş ülkelerde uzun vadeli faiz oranlarının tarihsel düşük seviyelerde seyrini sürdürdüğü, gerek merkez bankalarının açıklamaları gerekse piyasa beklentilerinin, düşük faiz ortamının uzun bir süre devam edeceğine işaret ettiği bildirilen özette, uygulanan politikaların finansal piyasalar, büyüme ve istihdam üzerindeki etkinliğinin, ülkeler itibarıyla salgının seyriyle politika alanının büyüklüğüne göre farklılaşabileceği kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin, bir önceki PPK dönemine kıyasla iyileşen risk algısına bağlı olarak artarak devam ettiği belirtilen özette, şu ifadelere yer verildi:

“Haziran ayından itibaren borçlanma senedi piyasalarında gözlenen girişler eylül ayında önemli ölçüde artmıştır. Hisse senedi piyasalarına yönelik akımlar ise görece zayıf ve dalgalı seyrini korumuştur. ABD Merkez Bankası’nın yeni politika çerçevesi ve sözlü yönlendirmesi, politika faizinin düşük seviyesini koruyacağına dair algıyı pekiştirmekte ve gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarını olumlu etkileyecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Buna karşın küresel iktisadi faaliyet görünümüne ilişkin belirsizliklerin sürmesi, önümüzdeki dönemde küresel risk iştahı ve gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarının dalgalı seyretmesine neden olabilecektir. Nitekim Türkiye’nin risk primi salgın kaynaklı küresel belirsizliklerin ve ülkeye özgü faktörlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlemektedir. Belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu süreçte, salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkiler yakından takip edilmektedir. Bu kapsamda Merkez Bankası, salgının Türkiye ekonomisine etkilerini izleyerek elindeki araçları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir.”

Özette, parasal, finansal ve mali tedbirlerin yanı sıra kamu bankalarının öncülüğünde ivme kazanan kredi genişlemesinin, reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamına ve iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecine önemli katkı sağladığı vurgulandı.

Böylelikle ekonominin üretim potansiyelinin desteklendiği ve iktisadi faaliyetin mayıs ayından başlayarak belirgin bir toparlanma eğilimine girdiği ifade edilen özette, Kurul’un, ekonomideki toparlanma ve bunun makro dengelere yansımalarını da gözeterek salgın dönemine özgü destekleyici makro politika adımlarının ağustos ayından itibaren kademeli olarak geri alınmasına karar verdiği kaydedildi.

“Kredi büyümesi ve kompozisyonunun, iç ve dış dengeye yansımaları izlenmeye devam edilmekte”

Para Politikası Kurulu toplantı özetinde, salgının olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla alınan tedbirlerin normalleştirilmesi ve likidite politikalarında atılan sıkılaşma adımlarının etkisiyle kredi ve mevduat faizlerinde artış görüldüğü ve kredi büyümesinin yavaşlamaya başladığı belirtildi.

Tedbirlerdeki normalleşmeyle birlikte ilk olarak ticari kredilerde başlayan yavaşlama eğiliminin geçen ay içinde bireysel kredilerde de gözlenmeye başlandığı aktarılan özette, “Kredi büyümesi ve kompozisyonunun, iç ve dış dengeye yansımaları izlenmeye devam edilmektedir.” denildi.

Özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Kurul, enflasyon eğiliminde bir süredir devam eden yüksek seyre vurgu yapmış ve dezenflasyon sürecini sekteye uğratan unsurları değerlendirmiştir. Enflasyon üzerinde etkili olan salgına bağlı arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinde kademeli olarak ortadan kalkacağı ve talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörülmüştü. Normalleşmenin kademeli gerçekleşmesi nedeniyle salgına bağlı arz yönlü enflasyonist etkiler sürmektedir. Bazı sektörlerde toplam talep koşulları enflasyonu sınırlamaya devam ederken, finansman koşullarına duyarlı mal gruplarında fiyat artışları yüksek seyretmektedir. Dolayısıyla güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir. Enflasyon beklentilerindeki yükselişin sürmesi, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümüne yönelik risk oluşturmaktadır. Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla ağustos ayından itibaren atılan sıkılaştırma adımlarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda Kurul, dezenflasyon sürecini yeniden tesis etmek ve fiyat istikrarını desteklemek amacıyla politika faizinin 200 baz puan yükseltilmesine karar vermiştir.
Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının; ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası, fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.”

Özette, salgın sonrası dönemde uygulanan maliye politikası tedbirlerinin, parasal ve finansal diğer tedbirlerle birlikte salgına bağlı iktisadi risklerin sınırlanarak ekonominin üretim potansiyelinin desteklenmesine ve toparlanmanın başlamasına önemli katkı sağladığı aktarıldı.

Ekonominin toparlanma sürecinde para ve maliye politikaları arasındaki eş güdümün sürdürülerek makro politika bileşiminin enflasyondaki düşüşün devamını sağlayacak ve cari dengeyi destekleyecek şekilde belirlenmesinin, büyümenin sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde sürdürülebilmesi açısından büyük önem arz ettiği belirtilen özette, önümüzdeki dönemde, salgına bağlı etkiler nedeniyle toparlanması daha uzun sürebilecek sektörlerin desteklenmesi için geçici ve hedefe yönelik maliye ve benzeri politika uygulamalarının kritik önemde olduğu kaydedildi.

Özette, açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin kurulun geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulandı.

Devam Et

Ekonomi

Merkez Bankası toplam rezervleri 2 milyar 803 milyon dolar azaldı

Haber Giriş:

on

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri geçen hafta 2 milyar 803 milyon dolar azalarak 83 milyar 517 milyon dolara geriledi.

TCMB tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı.

Buna göre, 25 Eylül’de Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 739 milyon dolar azalışla 42 milyar 420 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 18 Eylül’de 43 milyar 159 milyon dolar seviyesindeydi.

Söz konusu dönemde altın rezervleri, 2 milyar 64 milyon dolar düşüşle 43 milyar 161 milyon dolardan 41 milyar 97 milyon dolara geriledi.

Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, geçen hafta bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 803 milyon dolar azalarak 86 milyar 320 milyon dolardan 83 milyar 517 milyon dolara düştü.

Devam Et

Ekonomi

Bakan Albayrak’tan Borsa İstanbul paylaşımı

Haber Giriş:

on

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Borsa İstanbul’un yeni pazar yapısı yatırımcılarımıza hayırlı olsun. Türkiye sermaye piyasalarını büyütmek, daha fazla yatırımcının bu kaynaklardan faydalanması, Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) önceliklerimiz arasındaydı” dedi.

Bakan Albayrak, Twitter hesabından Borsa İstanbul’un, “Borsa İstanbul Pay Piyasası yapısını sadeleştirerek yeniden gruplandırıyor. Düzenleme, ilişkili tüm işlem esasları ile 1 Ekim tarihinde devreye alınıyor” açıklamasını paylaştı.

Bakan Aybayrak, kendi paylaşımında ise, “Borsa İstanbul’un yeni pazar yapısı yatırımcılarımıza hayırlı olsun. Türkiye sermaye piyasalarını büyütmek, daha fazla yatırımcının bu kaynaklardan faydalanması YEP’te önceliklerimiz arasındaydı. Yeni hisse gruplandırması daha sade ve yatırımcılar açısından öngörülebilir” ifadesini kullandı.

Devam Et

Trend